Connect with us

Akışkan Transferi

Patlama tehlikesi altındaki bölgeler için FLOWave Tip 8098 akış ölçer

Yayın Tarihi:

on

FLOWave akış ölçerimiz artık ATEX onaylı olarak da mevcut. 

FLOWave Tip 8098, temassız bir SAW akış ölçerdir. Bu akış ölçer artık ATEX Bölge 2 ortamlarda kullanılmak üzere onaylanmıştır ve size azami işletim emniyeti sağlar.

ATEX onaylı FLOWave

FLOWave’in standart versiyonuyla karşılaştırıldığında, yeni varyant ATEX uyumlu kablo rakorları, M12 fiş ve bir basınç dengeleme ünitesi ile farklılık gösterir. Bu sayede cihaz, patlama riski bulunan ATEX Bölge 2 ortamlarda sorunsuz bir şekilde kullanılabilir. Bu nedenle FLOWave sadece azami saflığa sahip ortamlarda akış ölçümü için tasarlanmış olmayıp, aynı zamanda alkoller, çözücü maddeler, boyalar ve vernikler gibi sıvılar için de uygundur.

Bir bakışta sunulan avantajlar

  • ATEX ortamında bile hassas akış ölçümü
  • Alkollerin ve çözücü maddelerin akış ölçümü için uygundur
  • Temassız çoklu parametre ölçümü:
  • Akış
  • Sıcaklık
  • Yoğunluk katsayısı
  • Akustik aktarma faktör

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Akışkan Transferi

Masdaf’ın yenilenen logosuyla mesajı: Daha ileri

Yayın Tarihi:

on

Pompa sektörünün öncü markalarından Masdaf’ın yeni logosu, 3 Ekim’de ISK Sodex-İstanbul Fuarı’ndaki standında düzenlediği lansman kokteyli ile tanıtıldı.

Akışkan sistemleri konusunda geliştirdiği inovatif ürünler ve sunduğu mühendislik hizmetleriyle 42 yıldır yurt içinde ve yurt dışında önemli referans projelerin çözüm ortağı olan “Masdaf” logosunu ve sloganını yeniledi.

Marka kimliğinde büyük bir değişim gerçekleştiren Masdaf’ın yeni logosu, daha dinamik ve modernize edilmiş bir yapıya sahip olacak şekilde tasarlandı. Buna göre Masdaf, değişen dünya dinamikleri, teknolojik gelişmeler ve müşteri beklentileri doğrultusunda ürün ve hizmet kalitesini “daha ileri” taşıyarak, iş ortaklarına “yenilikçi çözümler” sunmayı ve global ölçekte sürdürülebilir bir marka olmayı hedefliyor.

Tüm süreçlerinde yenilikçi ve müşteri odaklı bir yaklaşım benimseyen Masdaf, yenilenen logosunu ve kurumsal kimliğini ilk kez 3 Ekim’de ISK-Sodex Fuarı’ndaki standında düzenlediği lansman kokteyli ile tanıttı.

Lansman kokteylinde yaptığı konuşmada Masdaf’ın yenilenen yüzüyle ilgili bilgiler veren Masdaf Yönetim Kurulu Üyesi Denizhan Polatoğlu şunları söyledi: “Masdaf olarak akışkan sistemleri konusunda bir dünya markası olma arzusuyla çıktığımız yolda 42 yılı geride bıraktık. Bu süreçte hedeflerimize ulaşmak adına, Ar-Ge ve markalaşma çalışmalarının önemine inandık. Değişen dünya dinamikleri ve müşteri beklentileri; üretim teknolojilerimizde, Ar-Ge’mizde ve görsel dünyamızda en belirleyici unsurların başında geldi. Daima müşterilerimizin beklentilerinin de ötesinde ürün ve hizmetler sunmayı hedefledik. Müşterilerimizle sürdürülebilir bir iş birliği sağlamanın temelinde; geliştirdiğimiz inovatif ürünler ve müşteri odaklı hizmet anlayışımız kadar markalaşma adına yaptığımız çalışmalar da büyük önem arz ediyor. Bu anlayışla logomuzu da değişen müşteri gereksinimlerine uygun olarak ve markamızın ruhunu yansıtacak şekilde yeniledik.

Çünkü Masdaf olarak en büyük hedefimiz ‘her koşulda %100 müşteri memnuniyeti sağlamak’.

Yeni logomuzla da “müşteri odaklı” bir yaklaşım benimsiyoruz. Logomuzda kullanılan küçük harfler ile müşterilerimizin sesini yani beklentilerini ön planda tutuyoruz; logo etrafında kullanılan çerçevelerin kaldırılmasıyla da Masdaf’ın ürün ve hizmette sınır tanımadığı; müşterilerinin ihtiyaçlarına göre esnek ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsendiğini vurguluyoruz. Masdaf logosuyla birlikte kullanılan amblem ise ana hatlarıyla ileriyi gösteren ve modernize edilmiş bir üçgenden oluşuyor. Üçgeni oluşturan öğeler ise pompa eğrileri ve pompa çarklarından esinlenerek tasarlandı. Ok şeklinde bir görünüme de sahip olan amblem aynı zamanda firmamızın hedefini yani ‘daha ileri’ sloganını da destekliyor. Yeni sloganımızla da hiç durmadan çalışıp; yenilikçi akışkan teknolojileri geliştirerek yüksek katma değer sağlayacağımızı ve hem çözüm ortağı olduğumuz projeleri hem de Türk pompa sektörünü ‘daha ileri’ taşıyacağımızı vurguluyoruz” dedi.

Devamını Oku

Akışkan Transferi

Katı partikül içerikli akışkanlara yönelik eşsiz dispersiyon çözümler

Yayın Tarihi:

on

Dispersiyon birbiriyle karışmayan/neredeyse hiç karışmayan ve kimyasal bağ oluşturmayan en az iki maddenin karıştırılmasıdır. Dağınık faz olarak da adlandırılan dispersiyon aşaması esnasında madde, maksimum incelikte başka bir maddeyle dispers edilir. Bu sayede heterojen bir karışım meydana getirilir. Farklı katı cisimler içeren akışkan türleri oldukça çeşitlidir: kremler, losyonlar, çamur, boya, portakal suyu vb. LEWA, özel tasarım valflere sahip diyaframlı dozaj pompaları ile katı partikül içeren akışkanlara optimal çözümler sunmaktadır.

 Dispersiyon esnasında katı cisim birikmesi, valfin tamamiyle kapanmasına engel oluşturabilmektedir. Bu durumda akışkan aralıktan geri akış sağlayabilir. Valfin çok az aralanması durumunda ise aralıktan daha büyük boyuta sahip katı partiküller geçiş sağlayamaz.  

Katı partikül, düşük velositelerde valflerin ölü alanlarında tortulaşabilir. Bunun sonucunda düzensiz debi, aşınmada artış, basınç kaybı, düşük debi ve pompa arızası meydana gelir.

LEWA diyaframlı dozaj pompalarının, dispersiyon işlemine yönelik sunduğu bazı çözümler:
  • Pompa kafasındaki farklı malzeme birleşimler sayesinde farklı dispersiyonların sorunsuz transferi sağlanır
  • Hermetik sızdırmazlık: Yabancı cisim giremez
  • Abrasif dispersiyonlara uygun
  • Aerodinamik
  • Yüksek viskoziteli akışkanlarda basınç kaybına karşıt hareket oluşturulur, yeterli sıvı dozajlanması ve hacimsel debi sağlanır
  • LEWA intellidrive, emme strokunun uzatılmasına olanak tanır, böylece pompa farklı viskozitelere uyum sağlar
  • Pompa hızı kullanıcı gereksinimine göre ayarlanabilir
  • Soğuk ve sıcak akışkanlara uygunluk
  • Sıcak sıvı ile ısıtılmış pompa kafaları
  • Ürün, dozajlama işleminde gerilmez: Akışkanda segregasyon meydana gelmez.  
Devamını Oku

Akışkan Transferi

Akışkan gücünü kontrol etmenin tarihi

Yayın Tarihi:

on

Hidrolik ve pnömatik sistemler bir bütün olarak akışkan gücü sistemlerini oluştururlar.

Hidrolik, akışkan gücü mekanik özelliklerini inceleyen bilim dalına verilen isimdir. Kelime, Fransızca, “su basıncı ile çalışan mekanizma, fizikte sıvılar mekaniği” anlamına gelen “hydraulique” sözcüğünden dilimize yerleşmiştir. Sözcüğün Fransızcaya ise Eski Yunancadan; “su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası” anlamındaki “ʰydraulikón órganon (ὑδραυλικόν όργανον) sözcüklerinden girdiği kabul edilmektedir. Bu sözcük Eski Yunanca “su” anlamındaki “ʰýdōr ὕδωρ” ile “boru” anlamındaki “aulós αυλός” sözcüklerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. (1)

Pnömatik kelimesi ise havanın özelliklerini, hareketlerini ve davranışını inceleyen bir bilim dalı olmanın yanında; sıkıştırılmış hava ve gaz gücü ile çalışan iş elemanlarının (silindirler ve motorlar) ve kumanda elemanlarının (valfler) çalıştırılmalarında gerekli olan endüstriyel uygulamaları kapsayan bir tabirdir. Pnömatik terimini kökeni Yunancadaki “nefes almak” anlamındaki “pneuma” sözcüğüdür. (2)

Hidrolikte sıkıştırılması mümkün olmayan akışkan gücü ile yani yağ ve su gibi akışkanlarla enerji iletimi sağlanırken; pnömatikte sıkıştırılabilir akışkan gücü yani hava ve gaz gibi akışkanlarla iletim sağlanmaktadır. Hidrolik sistemlerin kullanılmasıyla çok büyük enerji sağlanabilirken; pnömatik sistemler, sıkıştırılmış akışkanlardan istifade ettiklerinden, nispeten daha düşük kuvvetler elde edilmek için kullanılırlar.

Tarih boyunca insanlar hidrolik enerjiden çok çeşitli şekillerde istifade etmişlerdir. Antik çağlardan bu yana insanlar akarsuların enerjisinden, değirmeni döndürmek ya da ağır yükleri bir yerden bir yere taşımak için istifade etmişlerdir. İnsanlık tarihinin ve medeniyetin gelişimi içerisinde bilim insanlarının ortaya koyduğu yeni prensiplerle bu alanda pek çok ilerleme kaydedilmiştir. Dairesel ve doğrusal hareketlerin üretilmesi için ortaya çıkan yeni fikirler ve yapılan bilimsel çalışmalar günümüzün modern sistemlerine varan yolu açmıştır.

Teknolojinin ilerlemesi ve gelişmesine paralel olarak hidroliğin ifade ettiği anlam da değişime uğramıştır. Hidrolik sistemlerin temel prensipleri artık istenilen debi ve basınçta enerjinin elde edilmesi, bu enerjinin kontrol edilmesi ve iletilmesini ifade eder hale gelmiştir.

Teorik ve tarihi açıdan modern hidroliğin temelleri 17. yüzyılın ortalarında Fransız Fizikçi Blaise Pascal tarafından, kendi adı ile anılan Pascal Yasası ile atılmıştır. Pascal Yasası; bir kaptaki sıvının serbest yüzeyine uygulanan basıncın, sıvının temas ettiği tüm yüzeylerde, eşit oranda bir basınç yaratacağı esasını ortaya koymuştur.

Pascal Yasası’ndan yaklaşık bir asır sonra Matematikçi Daniel Bernoulli, yine kendi adıyla anılan yeni bir prensip ortaya koymuştur: Bernoulli İlkesi. Bernoulli İlkesi’ne göre; sürtünme olmaksızın süren bir akış boyunca, hızda gerçekleşen bir artış, aynı anda ya basınçta ya da akışkanın potansiyel enerjisinde azalmaya neden olacaktır.

Bütün bunlar yine yaklaşık bir yüzyıl daha sonra (1850) İngiliz Sanayi Devrimi ile uygulama alanı bulmuş ve birçok sanayi uygulamasında kullanılmaya başlanmıştır.

Bugün anladığımız anlamda modern ilk hidrolik uygulamasının, 1906 yılında Amerikan savaş gemisi USS Virginia’nın top namlusu yönlendirmesinde basınçlı yağ kullanılması ile başladığını söylemek doğru olacaktır. Daha sonra sızdırmazlık elemanları konusunda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler ile hidrolik hızla gelişmeye başlamış; 1926 yılında ABD’de ilk hidrolik güç ünitesi imal edilmiştir. 1926 yılında Harry Vickers’in pilot kumandalı emniyet valfini icadı ile devam eden gelişmeler İkinci Dünya Savaşı ile çok önemli gelişmeler kaydetmiş; 1950 yılında Mercier Hidrolik aküyü, Moog MIT de 1958 yılında elektrohidrolik servovalfi icat ederek bugün bildiğimiz tüm hidrolik devre elemanları kullanılmaya başlanmıştır.

Hidrolik sistemler esas olarak; yüksek güç yoğunluğu, nispeten düşük enerji sarfiyatı, enerji depolama kabiliyeti, hassas hareket, yumuşak ve kademesiz hareket kabiliyeti; aşırı yüklere karşı güvenli, darbesiz, kuvvet ve torku sabit tutma kabiliyeti ile; genelde kapalı ve korunmuş bir sistem olmaları dolayısıyla makine imalat sanayiinde halen çok önemli görevler üstlenmeye devam etmektedirler.

Pnömatik sistemlerin geçmişi ise biraz daha eskilere uzanmakta, MÖ 2500 yıllarında madencilik ve metalurji sektöründe kullanılan hava körüğünü ilk pnömatik uygulama olarak ifade edebiliriz. Pnömatik, eski Yunancada rüzgâr veya nefes alma anlamlarına gelen Pnuema kelimesinden türetilmiştir.

Pnömatiği, endüstriyel tanım olarak gaz basıncı ile çalışan sistemlerin hareket ve kontrolünü sağlayan sanayi dalı olarak ifade edebiliriz. İlk pnömatik uygulamalar 19. yüzyılın ortalarında başlamış olmakla beraber; bugün anladığımız anlamda geniş çaplı uygulamalar 20. yüzyılın ortalarında itibaren başlamıştır.

Türkiye’de ise 1960’lı yıllara kadar yedek parça temini ve tamiratı olarak yürüyen bu sektör; 1970’li yıllardan sonra hidrolik ve pnömatik elemanların üretilmesi olarak da gelişmeye başlamış ve bugün üretimle birlikte büyük ölçüde proje hizmeti veren bir yapıya bürünmüştür.

  1. Etimolojikturkce.com, https://www.etimolojiturkce.com/kelime/hidrolik
  2. Akder.org, http://www.akder.org/tr/makale/250-pnoematik-nedir
Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com