Connect with us

Genel

Dev makinelere hayat veren Tüfekçioğlu, patentli ürünüyle dünya markası olma yolunda

Yayın Tarihi:

on

68 yıllık tecrübesiyle madencilik, cevher zenginleştirme ve seramik sanayi başta olmak üzere birçok sektöre eşsiz çözümler sunan Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi; flotasyon makinelerinden çamur pompalarına, hidrosiklonlardan kondisyoner tanklara, vanalardan yedek parçalara kadar geniş bir yelpazede üretim yapıyor. Türkiye’deki ilk kauçuk değirmen astarını üreterek ilke imza atan Tüfekçioğlu, ürettiği patentli tank tipi flotasyon hücresi ile küresel ölçekte de adından söz ettiriyor. Başta Arnavutluk, Kazakistan, Avustralya ve İtalya gibi ülkeler olmak üzere yurt dışına ciddi miktarlarda yedek parça ve makine ihraç eden firma, Rusya ve Kanada gibi yeni pazarlardaki temaslarını da sürdürüyor. 

Yıllık ortalama 150’nin üzerinde hidrosiklon, 300‘ün üzerinde çamur pompası, 100’e yakın flotasyon makinesi üretimi ve makine iç aksamlarının kauçuk kaplamasında kullanılan 250 tonun üzerinde kauçuk ürün imal eden Tüfekçioğlu, TÜBİTAK ve üniversiteler ile yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarıyla da sektöre yön veriyor. Firmanın üretim, Ar-Ge, satış ve ürünleri üzerine röportaj gerçekleştirdiğimiz Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi’nin Fabrika Müdürü Aylin Karabulut, ayrıntıları dergimizle paylaşıyor.

68 yıllık köklü bir firma olan Tüfekçioğlu’nu tanıyabilir miyiz?

Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi, 1954 yılında Kadir Tüfekçioğlu tarafından kauçuk ayakkabı, yedek parçalar vb. üretimler gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş bir imalathane olarak ticaret hayatına girmiştir. Endüstriyel anlamda ilk olarak maden öğütme değirmenlerinin iç kısımlarında kullanılan kauçuk astarların üretimine başlamıştır. 1978 yılında Tüfekçioğlu tarafından üretilmeye başlanan değirmen astarları o yıla kadar Türkiye’de üretilen ilk kauçuk değirmen astarı olmuş ve sektöre bu alanda öncülük etmiştir.  Bunu takip eden yıllarda özellikle madencilik, cevher hazırlama, seramik sanayi ve bazı endüstriyel ham madde üretimi yapan tesislere kauçuk ağırlıklı yedek parçalar, çamur karıştırıcılar, açıcılar, pompalar, vanalar gibi makinelerin iç kaplamaları üretilmeye başlanmıştır. Daha sonra yedek parça temin edilen firmalara makine üretimi de yapılmaya başlanmış, bu alandaki başarımızla kauçuk yedek parça yanında makine üretimi de gelişmiştir. Önce büyük sanayide bulunan firmamız daha sonra şimdiki yeri olan Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınmış ve birisi kauçuk diğer ikisi makine üretimi olmak üzere 3 ana binada faaliyetlerini sürdürmektedir. 

Geniş bir yelpazede üretim gücünüz var. Ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?

Firmamız ana faaliyet alanlarından birisi kuruluşundan beri devam etmekte olan kauçuk yedek parça ve aşınma direnci gerektiren yerler için iç kaplamalardır. Buna yönelik olarak maden ve cevher öğütmek amacıyla kullanılan öğütme değirmenlerinin kauçuk iç astarları, bu tür değirmenlerin kauçuktan imal kaldırıcı ve taşıyıcı barları, yine aşınma direnci gerektiren yüksek yoğunluklu çamur pompaları için iç kaplamalar, hidrosiklonların iç kaplamaları ağırlıklı olarak üretimini gerçekleştirdiğimiz ürünler arasındadır. Diğer taraftan cevher zenginleştirme, seramik ve endüstriyel ham madde üretimi yapan fabrikalarda kullanılmakta olan flotasyon hücreleri, flotasyon devreleri için kondüsyoner tankları, hidrosiklonlar, çamur pompaları ve kil açma tankları üretimini yapmakta olduğumuz ana makinelerdir. Farklı özelliklerde çamur akış kontrolü sağlayan vana (pinch, dart, bıçaklı vb.) üretimlerimiz de bulunmaktadır. Ayrıca üretilen bu makinelerin aşınmaya dayanıklı olması gerektiği için iç kaplamalarını da kendi imkanlarımızla kauçuk birimimizde yapabilmemiz ürünlerimizin satış ve pazarlamasında önemli avantajlar sağlamaktadır.  

Hangi sektörlere çözüm sunduğunuz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu açıdan bakıldığında Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi’nin temel hedef alanlarının madencilik, cevher hazırlama ve seramik sanayi olduğunu söyleyebiliriz. Ürünlerimiz; metalik madenler, endüstriyel ham maddeler, çimento, seramik, kum ve inşaat alanına hitap etmektedir. Bununla birlikte ağırlıklı olarak da madencilik sektörlerine hem makine hem de yedek parça temini yapmaktayız. Firmamızın kuruluşundan bu yana faaliyet alanı olan kauçuk yedek parça üretimi, özellikle de değirmen astarları üretimi yalnızca ülkemizde değil, yurt dışında da satış imkanı bulduğumuz alanlardan bir tanesidir. Kaliteli ve uzun dayanma ömrüne sahip bu ürün, ülkemizdeki önemli maden öğütme değirmeni üreten firmaların tercih ettiği bir ürün niteliği kazanmıştır. Bu firmaların üretim detaylarına bağlı olarak her tip ve ebatta değirmen astarı ve gerekli tüm iç kaplamalarının üretimini gerçekleştirebilecek kapasitede olduğumuzu belirtmek isterim. Sadece yerli üreticilere değil, yabancı markaların ürettiği ekipmanlara da kauçuk astar teminini başarılı bir şekilde sürdürmekteyiz. Bunun yanında hem kendi üretimimiz olan çamur pompaları hem de diğer yerli ve yabancı markaların üretmekte olduğu çamur pompaları için kauçuk iç astarların da üretimini yapmaktayız. Mekanik aşınmaya karşı dayanım gerektiren makine iç aksamlarının kauçuk kaplamasında sahip olduğumuz geniş deneyimle, bu alandaki birçok makine üreticisine yedek parça temini önemli faaliyet alanlarımızdan birisini oluşturmaktadır. Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi olarak yıllık ortalama 250 tonun üzerinde bu tür kauçuk ürünlerin üretimi gerçekleştirmekteyiz.

Diğer önemli bir faaliyet alanımız olan cevher zenginleştirme makineleri üretiminde ise başta patentli üretimimiz olan flotasyon hücreleri öne çıkmaktadır. Bununla birlikte hidrosiklonlar, çamur ve flotasyon köpük pompaları, kil açma makineleri önemli makine üretimlerimiz arasında yer alıyor. Özellikle Tüfekçioğlu Tank Tipi Flotasyon Hücresi ve diğer flotasyon hücreleri ana makine üretim grubumuzu oluşturmaktadır. Bu ekipmanların sadece üretimi değil, talebe bağlı olarak malzeme akış şemalarının hazırlanması ve ekipmanların bu akış şemasına göre boyutlandırılması, yerleşimleri, gerekli projelendirme çalışmaları da yine firmamız bünyesinde yapılabilmektedir. Üretilen flotasyon makineleri birim bazında 50 metreküp gibi yüksek kapasitelere ulaşmış olup, 100 ve 300 metreküp kapasiteli makinelerin tasarımı da tamamlanmış ve üretime hazır hale gelmiştir. Fabrikamızda yıllık 100’e yakın flotasyon makinesi üretimi yapılmaktadır. Üretim kapasitemiz bunun çok üzerinde olmakla birlikte, talebe bağlı üretim yapıldığından üretimimiz şu anda bu seviyede bulunmaktadır.  Üretmekte olduğumuz patentli tank tipi flotasyon hücremiz yurt dışında da tanınmaya başlanmış ve artık bir dünya markası olma eğilimindedir. Bu nedenle bu makinenin geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir.

Firmanızın üretim kapasitesi ve miktarı, istihdam kapasitesi gibi bilgilerden söz ederek; Tüfekçioğlu’nu farklı kılan özelliklerden bahsedebilir misiniz?

Çok geniş kapasite ve işlem aralığına sahip yine kendi tasarımımız olan hidrosiklon ve farklı ebatlardaki çamur pompası makine üretimi alanında öne çıkan önemli üretim faaliyetlerimiz arasında yer alıyor. Yıllık ortalama 150’nin üzerinde hidrosiklon, 300‘ün üzerinde çamur pompası üretimi yapıyoruz. Bunlara yönelik yedek parçalar talep dışında da üretilerek depolanmakta ve bu sayede müşterinin acil talepleri de hızla karşılanabilmektedir. Yine çok farklı özellik ve ebatlardaki vanaların üretimi ile çamur akış kontrolü gerektiren tüm faaliyet alanlarına destek vermeye devam etmekteyiz. 

Üretimimizle ilgili en önemli konulardan birisi ürünümüzü talep eden müşterilerimizin kendi işlerine uygun olan makinenin hangisi olacağı konusunda yeterli teknik bilgiye sahip olmamalarıdır. Faaliyet göstermekte olduğumuz alanda gerekli makinelerin seçimi ve boyutlandırılması detaylı laboratuvar çalışması gerektirmektedir. Çoğunlukla müşterilerimiz bu aşamayı atlayarak makine temin etmeye çalışmaktalar. Bu durumda onlara uygun olan makinenin seçimi ve boyutlandırmalarını da yapmak durumunda kalmaktayız. Firmamız bunu yapabilecek kabiliyete sahip olmakla birlikte, müşterimizin talep ettiği ürünle ilgili olarak gerekli parametreleri tarafımıza sağlaması gerekmektedir. Aksi takdirde müşterinin talebine uygun makine temini mümkün olmamaktadır. Bu bağlamda hedefimizin makine satmak değil, müşterimize uygun olan makineyi satmak olduğunu belirtmek isterim. Bu durumda da müşterimize uygun ekipmanı sağlayabilmek amacıyla gerekli test çalışmalarını laboratuvar imkanlarımız dahilinde yapabilmekte ve böylece müşterimize teknik destek de sağlamaktayız. 

Bu üretim kapasitesine ulaşmakta en büyük desteği çalışanlarımızdan alıyoruz. Fabrikamızda şu anda beyaz ve mavi yaka olarak toplam 80’in üzerinde kişiyi istihdam ediyoruz. Ayrıca 20 civarında da akademisyen ve tecrübeli endüstriyel uzmandan danışmanlık alıyoruz. 

Tüfekçioğlu olarak, Tübitak-üniversite iş birliği ile Türkiye’de ilk defa hayata geçirilen projeleriniz bulunuyor. Bu iş birliklerinden ve Tüfekçioğlu’nun Ar-Ge faaliyetlerinden söz edebilir misiniz?

Özellikle ekipman üretiminde üniversitelerden ciddi destekler alınmış ve alınmaya devam etmektedir. Patentli flotasyon makinesi tasarımı, pompa tasarımı gibi konularda hem üniversitelerden hem de tecrübeli teknik uzmanlardan destekler alınmıştır. Flatasyon makinemizin geliştirilmesinde üniversitelerce desteklenen bir ekip kurulmuş, bu alanda rekabet edebilecek özelliklere sahip bir makine üretilmiş, patenti firmamıza kazandırılmıştır. Pompa ve hidrosiklon üretimlerinde de tasarım aşamalarında yine akademisyenlerden destek alınmıştır.  Bazı projelerimiz TÜBİTAK tarafından da desteklenmiştir.  

Çamur pompaları için test ünitemiz sayesinde hem kendi pompalarımızı hem de diğer firmaların ürettiği pompaların testleri yapılabilmekteyiz. Bununla birlikte kauçuk kalite kontrol laboratuvarımızda üretime geçen tüm kauçuk ham maddeleri kalite kontrolden geçirebilmekteyiz. 

Cevher zenginleştirme laboratuvarımızda müşterilerimizin ekipman seçimlerine yardımcı olabilecek düzeyde mineral zenginleştirme flotasyon testleri yapabilmekteyiz.  

Ar-Ge çalışmaları, akademik destekler, uzman destekleri yalnızca ürün kalitesindeki artışa değil; aynı zamanda faaliyet alanında yurt içi ve yurt dışı rekabette de önemli avantajlar sağlamaktadır. Bunun firmamıza katkısı çok iyi idrak edilmiş olup, bu alandaki araştırma projelerimiz her yıl çeşitlenerek artmaktadır. Buna yönelik olarak da önemli harcamalar yapılmaktadır. 

Küresel ölçekte tanınan bir marka olarak ihracat faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?

Bugün yurt dışına ciddi miktarlarda yedek parça ve makine temini yapabiliyoruz. Arnavutluk, Kazakistan, Avustralya, İtalya makine ve yedek parça temini yaptığımız önemli ülkeler arasında yer alıyor. Rusya, Kanada gibi ülkelerle de temaslarımız devam etmektedir.

2021 yılını nasıl geçirdiğinizi aktarır mısınız?

Sadece makine üretimi olmayıp aynı zamanda yedek parça üretimi yapabilme kapasitemiz sayesinde zaman zaman karşılaşılan kriz durumlarından daha az etkilendiğimizi söyleyebilirim. Her ne kadar pandemi döneminde bizim alanımızda da bazı sıkıntılar oluşmuş olsa da özellikle yurt dışı ekipman talepleri sayesinde geçtiğimiz dönemi önemli sorunlar yaşamadan atlatmayı başarmış durumdayız.  Günümüzü değerlendirdiğimizde metal fiyatlarındaki ciddi artışlar nedeniyle madencilik sektöründe yatırımlarda önemli bir artış olduğunu söyleyebilirim.  Buna bağlı olarak da madencilik firmalarına makine temin eden Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi için önümüzdeki dönemde yukarı yönde bir ivmelenme olacağı görüşündeyim. Zira madencilik yatırımları yapma eğiliminde olan çok sayıda firma ile proje bazlı görüşmelerimiz başlamış durumda.

Tüfekçioğlu’nun gelecek dönem hedef ve beklentilerini iletir misiniz?

Hem yeni projeler hem de mevcut üretimlerimizle birlikte Ar-Ge faliyetlerimizi de artırarak devam ettirmeyi hedefliyoruz. Üretime yönelik olarak alanımızda yeni bir makine üretiminden ve yeni bir alana yönelmekten çok, üretmekte olduğumuz makinelerin geliştirilmesi ve modernizasyonu üzerinde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu bize oldukça sıkı rekabetçi bir ortamda yerini koruma ve geliştirme şansı vermektedir. Ayrıca yurt dışı satışlarımızda ülkeler bazındaki yeni standartlar ve sınırlara bağlı olarak makinelerimizin ve imalatlarımızın revizyonu üzerinde de yenilikçi çalışmalarımız devam etmektedir. 

Üretimde çevre bilinci ile kalitemizi artırma ve güvenilir bir marka olmamızı koruma yolundaki çalışmalarımıza ara vermeden devam etmekteyiz. Bu sayede daha çok ülkeye açılabilmek ve ürünlerimizi zor bir rekabet ortamında daha kolay pazarlayabilmek amacıyla tüm gücümüzle araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerine devam etmekteyiz.

 

Aylin Karabulut kimdir?
1966 yılında memur bir ailenin en küçük çocuğu olarak Bursa’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi İstanbul’da tamamladım. 1988 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. İş hayatıma; SEL hortumlarında laboratuvarda görev alarak başladım ve ardındanTüfekçioğlu Kauçuk ve Makina Sanayi DERİMOD firmasında imalat sorumlusu olarak 5 yıl çalıştım. Daha sonra İstanbul dışına çıkarak 1995 yılında Tüfekçioğlu firmasında işe başladım. İlk yıllardan itibaren pek çok sorumluluğu üstlenerek bugünkü konumuma çok sıkı bir şekilde çalışarak geldim. Edindiğim tecrübe ve bilgi birikime bağlı olarak şu anda Tüfekçioğlu Fabrika Müdürü olarak görev yapmaktayım. Çalışmamın ilk yılllarında erkek işçilerin çalıştığı bir fabrika olması nedeniyle kendimi kabul ettirmekte zaman zaman zorluklar yaşadığımı da vurgulamak isterim. Bu konuda patronlarımın çok desteğini gördüm. Aynı şekilde hizmet verdiğimiz sektör de erkek egemen bir sektör ve ben bu sektörde olmayı çok seviyorum. 27 yıl gibi uzun bir süre için de hem fabrikadaki iş arkadaşlarım hem de müşterilerimizle oldukça iyi ilişkiler geliştirerek, tüm olumsuzlukların üstesinden gelmeye çalıştım. Bugün görevim gereği; yeni bir iş için sipariş alınmasından, alınan siparişin üretimi ve müşteriye hazır hale getirilmesinden, sonunda da işin teslimine kadar her aşamada yer almak bana ayrı bir keyif veriyor. Bu arada bu kadar yoğun ve stresli bir yük altında çalışmamın yanı sıra 2 çocuk annesi olduğumu da belirtmek isterim. Onların gözünde tam anlamıyla bir işkoliğim.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Genel

İ-MAK’ın doğudaki partneri Çayırağası Redüktör, kaliteyi sektörel uzmanlığıyla güçlendiriyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Endüstrideki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektörlerine hizmet veren Çayırağası Redüktör, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla sunduğu satış öncesi ve sonrası hizmetlerini, stoklu ürün gamıyla destekliyor. Ürünlerinin esnekliğiyle dünyanın birçok noktasında endüstrinin hemen hemen her alanına çözümler sunan İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu’daki 20 yıllık iş ortağı olan Çayırağası Redüktör; uzman kadrosu, bölgesel etkinliği, satış öncesi ve sonrası hizmetleriyle İ-Mak kalitesine güç katıyor.

Sektöründe lider birçok markanın bayiliğini üstlenen Çayırağası Redüktör’ün Genel Müdürü Nuri Çayırağası, İ-MAK Redüktör’le olan iş ortaklıklarına odaklandığımız röportajda firmanın faaliyetlerini Güç Aktarım’a değerlendiriyor.

Çayırağası Redüktör’ü tanıyabilir miyiz?

İhsan Çayırağası önderliğinde sanayi sektörüne makine, kalıp imalatı ve demir-çelik faaliyetleri ile yıllarca katkıda bulunmuş olan firmamız, 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektöründe hizmet vermektedir. 

Çayırağası Redüktör Ailesi olarak; redüktör, elektrik motoru, elektromanyetik fren ve kavrama grupları, vibrasyon motoru, endüstriyel tip santrifüj ve kızgın yağ pompaları ile vakum ve dişli pompa satışlarını yapıyoruz.

Endüstriye sunduğunuz hizmetler ve sektörde sizi farklı kılan özelliklerinizden söz edebilir misiniz?

Başta makine imalatı ve tüm sanayi endüstrisi olmak üzere, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadromuz, satış öncesi ve sonrası ikili müşteri ilişkilerimiz ve stoklu ürün gamı, bizi farklı kılan hizmetlerimizdendir.

Ürün yelpazeniz ve çözümleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Portföyünüzde hangi markalar yer alıyor?

Firmamız uzun yıllardır sektöründe lider konumdaki firmaların bayiliklerini yapmaktadır. Bayiliğini üstlendiğimiz markalar arasında; İ-MAK Redüktör, VOLT Elektrik Motorları, EMF Elektromanyetik, ABB, KEM-P, POM-VAK Pompa Makine, Miksan Motor, Yıldız Pompa ve Sempa Pompa yer alıyor.

İ-Mak Redüktör’le olan partnerliğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

İ-MAK Redüktör ile olan iş ortaklığımız yaklaşık olarak 20 yıla dayanıyor. Bu uzun süreli beraberliğimizin altında; bayisine olan desteği, yeni yatırımlar, geniş ürün yelpazesi ve en önemli yatırımı olan Ar-Ge ile sürekli yeniliklere açık bir firma olması yer alıyor. Ürünlerimizi İ-Mak Redüktör kalitesi adı altında, gönül rahatlığıyla pazara sunabiliyoruz.

Firmamız, İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu bayiliklerini yürütmektedir.

Genel olarak stoklu çalıştığımız ürün grupları arasında helis dişlili, sonsuz vidalı, konik dişlili, paralel milli ve vinç serisi ürünler yer alıyor.

İ-Mak Redüktör markası sahada hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor?

Zamanında tedarik, geniş ürün yelpazesi, yeterli Ar-Ge yatırımı ve müşteri odaklı kalite anlayışı İ-Mak Redüktör’ün sahadaki en büyük artıları olarak sıralanabilir.

2022 yılının son çeyreğine girmiş durumdayız. Yılı nasıl geçirdiğinizi aktarır mısınız? Satış, satış sonrası hizmet ve diğer çözümlerinizde rakamlar ne gösteriyor? 

2021 yılında yaşanılan global kriz ve olumsuz dalgalanmalar, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bizleri olumsuz etkilemiştir. Gerek iş ortaklarımız ile yapmış olduğumuz istişareler ile gerekse doğru stok yapma konusundaki tecrübemizle zor günleri beraber aşmayı başarmış durumdayız.

Çayırağası Redüktör’ün kısa ve uzun vadeli hedef ve beklentilerini iletir misiniz?

Ülkemiz ekonomisinde umarım, bugün olduğu gibi gelecek yıllarda da sanayi çarkları son hız dönmeye devam eder. Çayırağası Redüktör ailesi olarak biz üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız. Her zaman dediğimiz gibi; bizimle çalışmak, işinize gelecek…

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

İş yerindeki stresin nedenleri ve başa çıkma yolları

Yayın Tarihi:

on

Günümüzün rekabetçi ortamında gerek şirket yönetimlerinin uyguladığı personel yönetim sistemlerinin yetersizliğinden gerek iş yükü yoğunluğundan gerek yeterliliği ve yetkinliği zayıf yöneticilerin altında çalışmaktan gerekse de çalışma ortamının huzursuzluğundan kaynaklanan stres, çalışanların performansını ve motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. 

İş yerinde stres kaynakları çok çeşitlidir. Bunlardan en önemli olan stres kaynaklarını aşağıda sıralamak istiyorum:

  • Çalışanlara güvenilmemesi, fikirlerin alınmaması, sorumluluk verilmekten çekinilmesi.
  • Yöneticilerin baskın, denetçi, yüksek egolu mikro yönetimi.
  • Çatışma yönetiminin yapılamaması.
  • Çalışanların ve yöneticilerin performans değerlendirmesinin düzenli, sistemli ve şeffaf olarak bir IK dijital platformunda yapılmaması.
  • Çalışanlara kariyer ve eğitim fırsatlarının yeterince sunulmaması.
  • Adil, güvenilir ve sistematik bir geri bildirim sisteminin olmaması.
  • İş güvenliği ve ofis çalışma koşullarının yeterli olmaması.
  • Yöneticilerin eksik ve yetersiz iletişim becerileri; kötü zaman yönetimleri.
  • Yöneticilerin kötü, saygısız tutum ve davranışları.
  • Şirket içindeki mobbing, dedikodu, kötü yönetim.
  • İş yükü ve çalışma saatlerinin çalışanlar arasında dengeli ve eşit ayarlanmaması; organizasyon eksikliğinden dolayı uzun çalışma saatleri.
  • Çalışanlar ve yönetim arasında yeterli bilgi akışı ve düzenli bilgi akışının sağlanmaması, çalışanın geleceği için endişe ve dedikodu ile bilgi eksikliklerini doldurmaya çalışması.

Çalışma hayatında stres yaratan faktörlerden bir tanesi de çalışmayı kolaylaştırmak adına kullanılan teknolojidir; çünkü bilgisayarların iş hayatına getirdiği hız, çalışanların çalışma hızına ve beklenen verime de etki eder. Pek çok çalışan bu hıza ayak uydurabilmek için uğraşırken stres yaşar.

Çalışma hayatında hepimiz stres altında çalışmışızdır. Stressiz bir iş hayatı olamaz; ancak stres sizin kendi yetkinliğinizin eksikliğinden kaynaklanıyorsa veya mükemmeliyetçi yapınızdan dolayı aşırı stres yaşıyorsanız, o zaman kendinize yapacağınız öz eleştiri ve yöneticileriniz ile paydaşlarınızdan kendi talebinizle düzenli almanız gereken geri bildirimler, sizin kendinizi geliştirmeniz için odaklanmanız gereken öncelikleri belirlemenize yardımcı olacaktır. Önceliklerinize uygun bir şekilde kendinizi geliştirecek hedeflerinizi belirlediğinizde, strese neden olan gelişmesi gereken yönleriniz iyileşecek ve stresinizi kontrol altına alabileceksiniz. 

Mükemmeliyetçi yapıdan dolayı stres yaşıyorsunuz, işinizde çok fazla mükemmeliyetçi olmaktan kaçınarak, memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığından kaçınmış olursunuz. Huzur, enerji ve verimlilik kazanmak için temel şeylere odaklanın, sıkıntıyı kabul edin ve hepsinden önemlisi, esnek olun. Her şeyi kontrol etmek istemekten vazgeçin. Öncelik sırasına göre gün içindeki düzeninizde değişiklikler yapmanız gerekebilir.

İşinizden memnun değilseniz bu da ek bir stres kaynağıdır. Mevcut işinden memnun olmayan ve işini değiştirmek isteyen kişiler, bu süreçte buna cesaret edemedikleri için kendilerini çok daha fazla stres altında hissederler. Özgüven ve bilgili olmak, stresli işyerinden kurtulmak için sizi cesaretlendirecek faktörlerdir.

Eğer stres çalıştığınız işyerindeki ortamdan veya iş yerindeki yönetim veya yöneticiden kaynaklanıyorsa o zaman ruhsal ve fiziksel sağlığınız olumsuz etkilenir ve bu olumsuzluk sizin hem çalışma performansınızı hem huzurunuzu hem de yaşam kalitenizi düşürür. 

Kontrol edemediğiniz ve etkisi altında kaldığınız stresin etkilerini kısaca sıralamak isterim:

  • Karar vermede güçlük, kafa karışıklığı, konsantrasyonda azalma, hafıza problemleri, dikkatsizlik.
  • Endişe, depresyon, gerginlik, sinirlilik, olumsuz vücut dili, umutsuzluk ve bıkkınlık hissi.
  • Özgüven kaybı, takım çalışmasından uzaklaşma, kendini soyutlama, içine kapanma, dağınıklık, hata yapmakorkusu.
  • Sabırsızlık, alınganlık, ani sinirlenme, karar verememe.
  • Yorgunluk, baş ağrısı, vücut eklem ağrıları, sigara ve alkol tüketiminde artış, mide bulantısı, uyku bozuklukları.

Stresle başa çıkmanın yolları nelerdir?

Stres ile baş etmeyi; fiziksel olarak baş etme, psikolojik olarak baş etme ve becerileri geliştirerek baş etme olarak farklı başlıklarda ele almak isterim. Stresle fiziksel olarak başa çıkmak için uygulayabileceğiniz bazı adımlar vardır. Bu adımları uygulamak stres yükünüzü azaltarak hayat kalitenizi ve iş performansınızı artırabilir.

  • Bilmediğimiz bir konuya başlamadan önce gerekli ön bilgilendirmeyi almak, bilgi istemek ve soru sormak.
  • Kendinizi tanımak, üzerinizde stres oluşturan olayları ve stres yaratan kişileri tanımak ve etkilerini minimuma indirecek önlemler almak.
  • Pozitif olmak, sorunlarda boğulmaktansa çözüm odaklı yaklaşım sergilemek.
  • Sağlıklı beslenmek ve düzenli uyumak; gerektiğinde sağlık açısından gerekli tıbbi desteği almak.
  • Düzenli egzersiz yapılması, yürüyüş yapmak, spor yapmak, doğayla baş başa kalmak, stresinizi bastıracak sizi motive eden yerleri gezmek.
  • Düşüncelerin, endişelerin, duyguların paylaşılması, arkadaşlarla ve aileyle sohbetler etmek, güvendiğiniz ve örnek aldığınız kişilerden fikir almak.
  • Stres yaratan ortamdan kısa süreliğine uzaklaşmak, derin nefes almak ve kendinizi telkin edip sakinleşip tekrar işinize yönelmek.

Stresle psikolojik olarak başa çıkmak için yapılması gerekenlerin başında ‘duygularımızı yönetmek’ gelir. Duygularımızı yönetmek için yapılması gerekenler:

  • Öz farkındalık sahibi olmaktır. Ben neden stresliyim? Neler olduğunda strese giriyorum? Neler olduğunda rahatlıyorum? Soruları ile strese girdiğiniz ve stresten çıkmak için nasıl rahatlayacağınız anların farkında olarak çözüm üretmek, yeni yöntemler denemek.
  • Beynimizin arka planını netleştirmek önemlidir. Kısacası önceden bir derdim veya sorunum vardı da üzerine bu olay mı geldi ve bu bende stres için bir zemin oluşturdu mu diye sormalıyız. Önceki sorunumu yaşamaya devam edeceğim için şu anki olayı mevcut sorunumdan ayrıştırıp, strese girmeden mevcut soruna nasıl odaklanmalıyım diye düşünmeliyiz. 
  • Çözüm odaklı olmak ve sadece mevcut soruna odaklanıp, sorunun çözümüne yönelik beyin fırtınası yaparak çözüm önerileri üretmeye yoğunlaşmalıyız. Unutmayalım ki sorun biz çözüm düşünmedikçe devam edecek ve bizden sorunun çözümü istenecektir. Çözüm ürettikçe stresi kontrol altına alır, özgüvenimizi kazanır ve çözüm ürettikçe gelişiriz.
  • Sosyalleşmek veya bulunduğumuz ortamdan o an için geçici olarak uzaklaşmak bizi anlık stresten uzak tutar. Ortamı değiştirip öz eleştiri yapmak, konuyu tekrar sakince değerlendirmek, kendimizi telkin etmek iyi gelecektir. Mümkünse sosyalleşerek iş ortamının dışında başka bir konuya odaklanmak ya da fikir ve önerilerle başka bakış açılarından yararlanmak da stresin derecesini azaltacaktır. Önemli olan o anki gergin ve kötü modumuzdan kendimizi kurtarmayı başarmaktır. 

Stresle becerileri geliştirerek başa çıkmak için yapılması gereken kendimizi geliştirmek için gelişmeye açık yönlerimizin farkında olmaktır. Kendimizi geliştirmeyi hedeflediğimiz konuları belirledikten sonra bunları alışkanlık haline getirmek için mutlaka kendimizle uğraşmalıyız. 

  • İletişim becerimizi yükseltmeliyiz. Kendimizi iyi ifade etmeyi, iyi bir vücut diline sahip olmayı, etkili konuşmayı, soru sorma becerimizi, dinleme becerimizi, geri bildirim alma ve verme becerimizi, empati kurma becerimizi geliştirecek eğitimler veya koçluk almalıyız.
  • Çatışma çözme becerimizi geliştirmeliyiz. Uzlaşma becerimizi artırmalıyız.
  • Problem çözme ve yaratıcı fikir üretme becerimizi artırmalıyız. Sorun konuşmak yerine çözüme odaklanacak yetkinliğimizi geliştirmeliyiz.
  • Atılganlık becerimizi, doğru kişilerle doğru şekilde konuşmayı veya karşılık vermeyi bilecek kadar iyileştirmeliyiz.
  • Alınganlığı bırakmalıyız, iletişimi veya sorunu kişiselleştirmemeyi öğrenmeliyiz. Neleri değiştirebilirim, neleri daha iyi yaparsam konu benden uzaklaşır diyecek kadar kendimizi konulardan soyutlamayı bilecek kadar kendimizi kontrol mekanizmasını geliştirmeliyiz.
  • Taşıyabileceğimiz ve kapasitemiz kadar iş yükü almalıyız. Becerilerimizi geliştirmeden her işi üzerimize almayacak kadar kişisel gelişim alanlarımıza odaklanmayı bilmeliyiz.
  • Zaman ve iş planı yaparak öncelikleri belirleyecek kendimizi organize etme becerimizi geliştirmeliyiz.
  • Yöneticilerle ve iş arkadaşlarıyla açık, net ve anlaşılır bir iletişim kurma becerisine sahip olmalıyız. Talepleri ve sorunları açıkça dile getirmek; zarar yerine fayda sağlar. Soru sormak, ikili görüşmelerle dinlemek, anlamak ve beklentileri öğrenmek sorunları azaltacaktır.
  • İş yapış yöntemlerinizi beklentileri dikkate alarak değiştirin ve sürekli kendi tarzınızı değiştirin. Bazen karmaşık ve büyük projeler, stresin en önemli kaynaklarındandır. Eğer böyle bir projeyle karşılaşıldıysa yapılacak en önemli hamle; proje ve zaman yönetimi konusunda eğitim almak veya destek istemektir.
  • İşlerle ilgili sık sık not alınız, süreli işlerde ara kademeleri tespit edip o kademelere ait hedef ve zaman belirleyip bilgisayarınıza hatırlatmalar koyunuz. Planlı ve programlı çalışma becerinizi geliştiriniz.

Stres günümüz rekabetçi ve dinamik pazar koşullarında kaçınılmazdır. Bizim yapmamız gereken stresi kontrol altına almak, doğru tutum ve davranışla stresin iletişimimize ve performansımıza olumsuz etkide bulunmasına olanak vermemizdir. Aksi takdirde işte ve iletişimde sorun yaşadığımızda, bu bizim özel hayatımızda da mutsuz ve gergin olmamıza neden olacaktır. Özel hayatımız stresle başa çıkmada önemli bir destektir. Bu nedenle iş hayatına fazla odaklanıp, özel yaşamımızı ihmal ettiğimizde stres seviyemiz daha da artacaktır. 

Özetle stresi kontrol edip, daha dengeli ve huzurlu bir iş yaşamı ile özel yaşam yaşayabilmek tamamen kendimizin elindedir. İş hayatında hiçbir şeyin kolay olmadığı gibi, kendimizle uğraşmak ve kendimizi geliştirmek için sürekli çabalamak da zor ve yorucudur. Her zorluğun karşısında da başarı ve farklı olmak gibi sizi özel yapan bir ödül vardır. Zorluklar kişileri geliştirir. Stresin bizi olumsuz etkilememesi de kendimizi geliştirme yolundaki zorlukları göze almakla mümkündür.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

Masdaf’ın ileri teknoloji pompa çözümleriyle tarımsal sulamada yüksek verim

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Türkiye pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor. Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve %20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini dile getiriyor.

Yıllık su tüketimi 54 milyar metreküp olan Türkiye’de, bu suyun 40 milyar metreküpü yani yüzde 74’ü tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Peki tarımsal sulamada; enerji ve kaynaklarını verimli kullanmak için neler yapmak gerekiyor? Pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarımsal sulamada hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf sağlayacak mühendislik hesaplamalarını ve ileri pompa çözümlerini paylaştı. 

769,6 milyon dekarlık karasal büyüklüğünün yüzde 30,8’i tarım alanlarından oluşan Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 10’uncu sırada yer alıyor. Bu potansiyelin daha ileri taşınması ve hızla artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması için tarımsal üretimi ve verimliliği artıracak akıllı teknolojilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Modern tarımda yaygın olarak kullanılan damla sulama sistemleri ve akıllı pompa teknolojileri, tarımsal üretim ve verimliliği artıran teknolojilerin başında geliyor. Türkiye pompa sektörünün öncülerinden Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor.

Tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve yüzde 20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirten Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, “Tarım alanlarında verimli sulama için yüksek miktarda suya ve yüksek debiye ihtiyaç duyuluyor. Pompa sistemleri ile suyun doğru bir şekilde basınçlandırılması için sistem seçimi yapılırken; pompalanacak suyun sıcaklığına, özgül ağırlığına, temizliğine, pompaj debisine, sistemin geometrisine dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca; su kaynağına erişilebilirlik durumu, emme koşulları ve tesisin kurulacağı yer de sistem seçimi yapılırken göz önünde bulundurulması gereken hususlar arasında yer alıyor. Bu noktada öncelikli kriterimiz, tarım alanlarının su kaynağına olan mesafesi oluyor. Örneğin arazinin yakınlarında gölet, baraj, ırmak, göl ve dere gibi sabit su kaynakları bulunuyorsa; arazinin ve tesisatın durumuna göre uygun debi ve basınç değerlerinde ‘uçtan emişli veya splt çift emişli yatay santrifüj pompalar, yüksek basınç üreten yatay veya dikey kademeli tip santrifüj pompalar veya kendinden emişli pompalar’ ile su temini sağlıyoruz. Elektriğin temin edilemediği küçük arazilerin sulanmasında ise ağırlıklı olarak dizel veya benzinli motor ile çalışan kendinden emişli mobil üniteleri öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

Tüm mühendislik hesaplamaları dikkate alınarak yapılan pompa sistem seçiminin çiftçinin hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf etmesini sağladığını vurgulayan Hanedanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de tüketilebilir yer altı su potansiyelinin yaklaşık %75’i tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Sulama amacıyla kullanılan 450’ye yakın derin kuyu kaynaklarıyla da 1.316.794 hektar alan yani toplam sulanan alanın yaklaşık yüzde 26’sı sulanıyor. Tarımsal sulamanın ‘yer altı suları’ ile yapılabilmesi için de derin kuyu pompaları kullanılıyor. Masdaf olarak, yer altı sularının zeminden veya su hattından çekilebilmesi için çiftçilerimize, ‘BRX Serisi Derinkuyu Pompaları’ öneriyoruz. İşletmede de büyük kolaylık ve konfor sağlayan derinkuyu pompaları, bakım gerektirmiyor, su altında çalıştığı için gürültü ve titreşime neden olmuyor ve böylece rahat bir çalışma ortamı sunuyor. Pompa ve motor müdahale edilemeyen koşullarda olduğu için sistem, insan kaynaklı hatalara maruz kalmıyor.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com