Connect with us

Genel

Çalışan bağlılığı şirket yönetiminin karnesidir

Yayın Tarihi:

on

Gallup’un Amerika’da 1 milyon çalışan üzerinde yaptığı araştırmaya göre, çalışanların %75’inin işten ayrılış sebebi şirketlerindeki yöneticilerdir. Bu nedenle çalışan bağlılığı için temel stratejiler, şirket yönetiminin kalitesini gösterir. Eğer şirket yönetimi ve yönetim kadroları çalışan bağlılığı için gerekli metot, proses ve ölçümleri kullanmayı içselleştirmiyorsa; ayrıca uygulanacak prosedürlere liderlik etmiyorsa, personel memnuniyetine yönelik kaynaklarını ayırmıyorsa ve yöneticilerinin personel memnuniyetini ölçerek sonuçlarını yöneticilerin performans değerlendirmelerinin bir parçası yapmaz ise bir şirkette çalışan bağlılığının gelişmesi çok zordur. Çalışan bağlılığı stratejisi şirket yönetiminden başlayarak alt kadrolara kadar adım adım gitmelidir. Bu şekilde, çalışanların şirketten ayrılmalarındaki yönetici payını da azaltmış olursunuz. Bu yüzden çalışan bağlılığı direkt olarak şirket yönetiminin karnesidir…

Aynı araştırmada, işverenlerin 10’da 3’ünden daha azı çalışan bağlılığı stratejisine sahip olduğu çıkıyor ki bu oranın bizim ülkemizde çok daha düşük olduğunu öngörmekteyim. Bu nedenle bizim ülkemizde şirketlerin büyük çoğunluğu günlük veya aylık stratejilerin peşinde sürüklenip giderken, çalışanlara kaynak ayırmak onların en son düşündüğü konuların başında geliyor. Bu nedenle çoğu şirkette, gerçekten çalışanların gelişim, kariyer imkanları, eğitim, memnuniyet, performans değerlendirmesi, sadakat programları ve içeriden yönetici yaratma gibi çalışan bağlılığına direkt olumlu etki eden faaliyetleri yürüten bir İnsan Kaynakları (İK) bölümü yoktur. Var olan İK bölümünün çoğu, şirket yönetiminin ya göstermelik olarak oluşturduğu ya da şirket yönetiminin direktiflerini yerine getiren vasıfsız bir bölümdür. Bu nedenle bordro işleri, basit ve metotsuz işe alımlar, doğum günü kutlamaları, birkaç genel eğitim organizasyonu, personel toplantıları ve yemekleri gibi sıradan işlerin dışında başka faaliyetleri olmaz. Sonuç olarak da şirketlerin çoğunun çalışan bağlılığı konusunda önlem almadığını ve çözüm üretmediğini görmekteyiz.

Günümüzde çalışanların en önemli beklentilerinden birisi de kariyer gelişimidir. Birçok insanın yeni iş fırsatları aramasının ana nedenleri arasında yöneticilerinin tutum ve davranışından sonra çalıştıkları yerde kariyer fırsatı görememeleri yer alır.

Gallup’un çalışan bağlılığı üzerine yaptırmış olduğu araştırmada, işten ayrılan çalışanların ülkeye maliyetinin her yıl 450 ila 550 milyar dolar arasında olduğu tespit ediliyor. Amerika’da yapılan araştırma, memnuniyetsiz ve mutsuz çalışanların şirketlere nasıl büyük bir maddi zarar verebildiğini gözler önüne seriyor. İşten ayrılma oranının yüksekliği aynı zamanda şirket içerisinde düşük verimliliğe, düşük çalışma kalitesine ve devamsızlığa yol açtığından, bunun önüne geçmek için mutlaka çalışan sadakati programı kullanılmalı ve çalışanların gelişimine destek verilmelidir.

Çalışanlar düzenli performans değerlendirme görüşmelerini yöneticileriyle yapıp; eksik ve gelişime açık yönlerini öğrenmek, yöneticilerinin beklentilerini anlamak, kendilerine hedefler koyarak aldıkları geri bildirimlere göre kişisel gelişimlerine ait yöntemleri belirlemek isterler. Ayrıca şeffaf, ölçülebilir ve adil bir performans ölçüm sistemiyle çalışmak isterler. Bu tür sistemler çalışanda güven duygusu yaratır. Düzenli olarak geri bildirim almalarını ve kendilerini geliştirecek konuları belirlemelerini sağlar. Bu da tatlı ve özendirici bir rekabet yaratır. Çalışan bu tür ortamlarda verimli ve kariyer hedefi koyarak çalışır. Başarılarının takdir edilmesi, gelişimlerinin görülmesi, ölçülebilir hedeflerle başarılarının herkes tarafından fark edilmesi çalışanı motive eder. Şirketlerde bağlı çalışan oranı ne kadar yüksek ise, çalışanların kararlara, çözümlere ve uygulamalara katılım oranı da o kadar yüksektir. Daha fazla sorumluluk alırlar ve daha yüksek performans ile çalışırlar. Böylece bağlı çalışanların olduğu şirketlerde, bağlı olmayan çalışanların olduğu şirketlere göre %60 daha az hata yapıldığı tespit edilmiştir.

Çalışan bağlılığının önemiyle ilgili bir veriyi daha paylaşmak isterim: Bağlı olmayan çalışanlar, bağlı çalışanlara göre %60 daha sık hata yapar. Gallup’un anketine göre diğer bir sonuç da çalışanların sadece beşte biri şirket için içtenlikle bağlı olarak çalışmak istemektedir. Pandemiden önce, işletmelerin sadece %24’ü çalışan bağlılığının bir öncelik olduğunu düşünüyordu. Salgının ardından, bu oran %36’ya ulaştı.  Bağlı çalışanın önemi halen ülkemizde tam olarak anlaşılmış değil.  

Çalışan bağlılığı şirketin karlılığına direkt etki eden bir unsurdur. Çalışanlarınız şirketin kaynağıdır. Bir şirket insan dahil kaynaklarını ne kadar doğru ve değişen müşteri isteklerine göre harcarsa, o kadar karlı ve rekabetçi olur. Çalışanlarımızı şirketimizin önemli bir kaynağı olarak görürsek, çalışan bağlılığını artırmak için adımlar atabiliriz. 

Çalışan bağlılığı için birçok yöntem ve uygulama vardır. Bir genelleme yapmak ne kadar doğru olmasa da bazı adımlar çalışan bağlılığı için çok etkilidir: 

  • Şirkette verimsizliğe neden olan, ölçülemeyen, süreçleri net olmayan, şirket içi prosedür ve bürokrasi nedeniyle bir türlü imzalanamayan, karar süreçlerini çok geciktiren, çalışanı bıktıran, çalışanı işten soğutan ve müşterilerde şikayete neden olan tüm iş akışlarını yenilememiz gerekir. İlk soru bu iş akışının müşteriye ne faydası var olmalıdır? Müşteri hizmeti veya yanıtı geç alıyorsa, iş akışı zaten sıkıntılıdır. Esnek ve hızlı olmak günümüzün vazgeçilmezidir. Kimse sizin şirket içi bürokrasinizden dolayı beklemez. Müşterileriniz ve çalışanlarınız için bıkkınlık yaratan iş akışı zaten yanlıştır. 
  • Şirket içerisinde bilgi akışını, iletişimi hızlı ve şeffaf yapacak metotlarla sağlamalıyız. Böylece ilgili her kişinin iş süreci boyunca eş değer bilgi ile en az hata veya ihmalle iş yapması sağlanmalıdır. İletişimsizlikten veya bilgi vermeyi sakınmadan doğan hataları onarmaya çalışmak çok fazla yorucu ve yıpratıcıdır. Aynı zamanda bıkkınlık ve gerginlik yaratır. Uzun ve sık toplantılar yaparak çalışanlarınızı boğmayınız. Toplantıların kısa ve hedefe yönelik olmasını sağlayınız. 
  • Dijital dönüşümün şirketlerde içselleşmesi gereken günümüzde; uzaktan çalışma, online eğitim ve online toplantıların yaygın kullanılmasını, bununla birlikte raporların bir ERP ve CRM sistemi üzerinden alınmasını; günlük iş sonuçlarının anında herkesin kendi sorumluluk alanını kontrol ve analiz etmesini sağlayacak altyapıyı şirketinizde oluşturunuz. Tek bir iş ve rapor dili, şeffaflık, verilere anında ulaşım ve hızlı iletişim, çalışanın iş yükünü azaltır ve motivasyonunu artırır. 
  • Çalışanlarımızın kişisel gelişimlerini destekleyecek eğitimler, koçluk, geri bildirimler ve ikili performans görüşmeleri ile onların gelişimine destek olacak uygulamaları içselleştirmeliyiz. Adil, şeffaf ve ölçülebilir bir performans sistemi, çalışanı mutlu eder ve gelişimi için dinamik tutar. Bu yöntemler çalışanlarla düzenli bir araya gelmemizi, somut konular üzerinde konuşmamızı sağlar ve onları önemsediğimizi gösterir.  
  • Çalışanlarımıza karşı takdir etmeyi, teşekkür etmeyi ve başarıyı ödüllendirmeyi sıkça yapmalıyız. Takdir etmek ve ödüllendirmek, motivasyon sağlamanın bel kemiği sayılabilir. Çalışanlar verilen bir işi başardıysa ya da verilenin de ötesinde bir başarı yakaladıysa, takdir edilmek onların en doğal hakkıdır.
  • Takım çalışmasına özendirmek, çalışanlardan fikir almak, çalışanları dinlemek ve onlara saygılı davranmak gibi kendilerini değerli hissettirecek tutum ve davranışları onlardan esirgemeyiniz. 
  • Çalışan bağlılığı oranını yükseltmek, işten ayrılma oranını düşürmek ve verimlilik oranını artırmak istiyorsak mutlaka iyi bir çalışan geliştirme programı kullanmalıyız. Bu program çalışanlar tarafından ne kadar şeffaf, tarafsız ve adil olarak algılanırsa, sonuç o kadar etkili olacaktır.

Endüstri yüksek mühendisi ve makine mühendisi olarak 30 yıla yakın uluslararası şirketlerde Türkiye, Ortadoğu, Avrupa ve Afrika’da üst düzey yöneticilik deneyimleriyle hem endüstriyel hem de bireysel uygulamalarda enerji verimliliği, ısıtma, soğutma ve otomasyon konularındaki uzmanlığını; satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetler tecrübesini; şirketlerdeki değişim yönetimi ve liderlik konularındaki yönetselliğini yurt içinde ve yurt dışında şirketlere ‘’yönetim danışmanı’’ olarak kendi şirketi ile aktarmaya devam etmektedir.

Genel

Çevre ve Bütçe Dostu Isı Pompasına Talep Artıyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Baymak Isı Pompası

İklim krizinin etkileri ve pahalı enerji tüketimine alternatif çözüm sunan Isı Pompası, Türkiye pazarında yoğun ilgi görüyor. İklimlendirme sektörünün öncü markası Baymak, tek ürünle ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacına cevap veren ısı pompası pazarında yüzde 50 büyümeyle, sektöre yön vermeye devam ediyor.

Dünyanın sürdürülebilirliğini tehdit eden tehlikeler arasında ilk sıraya yükselen çevre kirliliği ve iklim krizi ile pahalı enerji tüketimine alternatif çözüm sunan Baymak Isı Pompası, hem teknolojisi ve konforu hem de çevre dostu özellikleriyle tüketicide tam karşılık buldu. Enerjinin 80’ini doğadan yüzde 20’sini ise elektrikten sağlayan Baymak Isı Pompası, düşük enerji tüketimi ile dikkat çekiyor.

Yüksek Verimle Enerji Tasarrufu Sağlıyor

2030 dünya vizyonunda diğer elektrikli ısıtma sistemleri ile fosil yakıtlı kazanları geride bırakacağı öngörülen ısı pompalarında Baymak, Türkiye’de öncü rol üstleniyor. Enerji dönüşümünü temel alan vizyonuyla, hava kaynaklı ısı pompası ürünleriyle yüzde 80’e varan enerji tasarrufuna katkı sağlıyor. Doğa dostu, “Yenilenebilir Enerji Grubu”nun bir üyesi olan ısı pompası ailesi, evlerdeki iklim konforunu sağlamak için kullanılan “Split ve Monoblok Inverter” ayrıca yüksek kapasite Monoblok plus, havuz suyunu ısıtmak için kullanılan “Monoblok Havuz, evsel ve ticari işletmelerde sıcak su ihtiyacını gidermek için kullanılan “Monoblok Sıcak Su” ürünlerinden oluşuyor.

Isı pompası ile ısıtma-soğutma yapılabilirken, aynı zamanda bir boyler veya termoboyler ilavesiyle kullanılabilir sıcak su da elde edilebiliyor. Geleneksel ısıtma cihazlarından farklı olarak dış ortamın havasından aldığı enerji ile yüksek verim sağlayan ısı pompalarının bir PV sistemi ve güneş kolektörüyle birlikte kullanılmasıyla çok daha verimli bir sistem kurmak da mümkün. Isı pompası ürünleri uluslararası standartlarda da en yüksek puanla derecelendirildi. Gelecekte en etkin iklimlendirme teknolojilerinden biri olacağı öngörülen ısı pompasında Baymak, Avrupa ve uluslararası standartlara göre performans derecelendirmelerini onaylayan Eurovent tarafından, en yüksek verimlilik derecesi olan A+++ sertifikasyonuna sahip.

5 Kata Ulaşan Enerji Üretimi Sağlıyor

Baymak ısı pompaları, ısı enerjisini bir ortamdan diğer bir ortama taşıma prensibi ve elektrikle beslenen sistemiyle, 1 kW enerji harcayıp 5 kata ulaşan enerji üretimi sağlıyor. Ayrıca inverter olması sayesinde, üzerindeki sıcaklık sensörlerinden aldığı bilgiyle mekânın anlık ihtiyaç duyduğu ısıtmayı veya soğutmayı da sağlayarak, sadece ihtiyaç kadar elektrik tüketiyor. Elektrikle çalışması nedeniyle gazlı cihazlardaki riskleri de önlerken, kış aylarında split ve monoblok modellerde 65°C çıkış suyu sıcaklığı ve yaz aylarında soğutma özelliğiyle dört mevsim konfor sağlıyor. Fosil yakıt tüketimi olmadığı için gaz, duman, koku salınımı yapmayan ısı pompalarında baca gereksinimi de yok.

Bakteri Oluşumunu Engelliyor

Baymak IOTherm yeni nesil ısı pompaları, lejyonella fonksiyonu sayesinde, durgun suda oluşabilecek bakterilerin oluşmasını suyun sıcaklığını çok kısa süre içinde 60°C seviyelerine çıkararak engelliyor. Sıcak suyun uzun süre temiz ve sağlıklı bir şekilde muhafaza edilebilmesine katkı sunuyor. Sessiz çalışma seçeneğine sahip IOTherm ısı pompaları, haftalık ve günlük olarak da programlanabiliyor.

Kurulum ve Kullanım Kolaylığı

Baymak yeni nesil ısı pompaları, kurulum ve kullanım kolaylığı da sağlıyor. LCD ekranlı kontrol paneline sahip yeni nesil IOTherm ısı pompaları, tercihe göre bulunduğu odanın ortam sıcaklığına göre ‘oda termostatı’ olarak da çalışabiliyor. Özel tesisat ekipmanlarıyla kullanıldığında daha verimli bir şekilde çalışıyor. Buffer Tank anlık sıcaklık taleplerini içerisinde depoladığı sıcak sudan karşılayarak sistemin rahatlamasını sağlıyor. Aynı zamanda ısı pompasının devreye girme sürelerini
azaltıp, elektrik tüketimini de düşürüyor.

Devamını Oku

Genel

Güngör Terzi Çok Amaçlı Kültür Merkezi açıldı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Eğitim, sağlık ve sosyal yardımlaşma konularında faaliyet göstermek üzere Standart Pompa tarafından 2019 yılında kurulan El Ele Yarınlar Vakfı, sürdürülebilir yarınlar için çalışmalarına devam ediyor.

Bunlardan bir yenisi ise vakfın destekleriyle ve Şile Kaymakamı Mehmet Nebi Kaya, Şile Belediye Başkanı İlhan Ocaklı, değerli kamu kurum yöneticileri, STK başkanları ve bölge halkının katılımıyla açılışı gerçekleşen, Şile Belediyesi Güngör Terzi Çok Amaçlı Kültür Merkezi.

Bölge için çok önemli katma değer sağlayacak olan kültür merkezi, sağlık taramaları ile eğitim ve öğretim konularında Şile ve çevresine hizmetlerine başlayacak.

Yardımlaşma ve dayanışma kültürünün bir aynası olarak görülen El Ele Yarınlar Vakfı, açılışı gerçekleşen kültür merkezinin, Standart Pompa ikinci jenerasyon ortaklarından Güngör Terzi’nin adı ile anılmasından duydukları mutluluğu ifade ederek buna vesile olan Şile Belediyesi’ne ve katkı sağlayan tüm kamu kuruluşlarına teşekkürlerini sundu.

Devamını Oku

Genel

Bulanık ve berrak doğal elma suyu üretimi

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

doğal elma suyu üretimi

Yaklaşık %11 şeker içeriğine sahip olan elmalar işlendiğinde şunlar elde edilir:

– Askı halinde çökelmeyen parçacıklar içeren bulanık elma suyu.

– Konsantre meyve suyu.

– Kalıntılar.

Elma İşleme

Elmaların meyve suyu üretimi için işlenmesi tipik olarak aşağıdaki üç teknolojik süreci içerir:

1. Kütle transferi

Süreç, bütün elmaların yumuşatılması anlamına gelen maserasyon ile başlar. Depektinizasyon ve hidrolizasyon ile devam eder. Ürün daha sonra aseptik olarak paketlenmeden önce konsantre edilir.

2. Isı transferi

Kullanılan ısıl işlem, ürünün bulanık meyve suyu mu yoksa berrak meyve suyu mu olduğuna bağlıdır:

Bulanık meyve suyu: 10°C’den başlayarak ürünü özütlemek için sıcaklık 25°C’ye yükseltilir. Bu daha sonra enzimatik işlemin gerçekleştirilmesi için 55°C’ye kadar çıkarılır. Ardından meyve suyunu sterilize etmek için 105°C’ye yükseltilir ve son olarak depolama için 3°C’ye kadar indirilir.

Berraklaştırılmış (berrak) meyve suyu: Enzimatik işlem için sıcaklık önce 55°C’ye yükseltilir. Ardından sıcaklık 120°C’ye çıkarılarak ön konsantrasyon işlemi başlatılır. Son olarak konsantrasyon işlemi gerçekleştirilir ve aseptik paketleme için 20°C sıcaklığa ulaşılır.

3. Elma kalıntılarının ayrıştırılması

Elmaların çeşitli kısımlarının ayrıştırılması, sürecin çeşitli aşamalarında kullanılan süzgeçler ve berraklaştırıcılar ile gerçekleştirilir.

Kalite

Yüksek kaliteli bir ürün üretmek için yukarıda açıklanan arıtma işlemlerinin agresif olmaması ve ürünü olumsuz yönde etkilememesi gerekir. Bu tür işlemler aynı zamanda dış kaynaklardan kontaminasyon olmamasını da garanti eder.

Dikkate alınması gereken bir diğer faktör de elmaların ısıl işlem sırasında yüzeyleri kirletecek nişastalar içermesidir. Bu durum, oluklu borulu ısı eşanjörlerini daha az temizlik gerektirmeleri ve daha verimli olmaları nedeniyle bu uygulama için plakalı ısı eşanjörlerinden daha uygun hale getirir.

Devamını Oku

Trendler

Pompa Vana ve Sistemleri Dergisi - Pump Valve and Systems Magazine sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et