Connect with us

Nedir?

Aktüatör nedir?

Yayın Tarihi:

on

Bir mekanizmayı ya da sistemi kontrol eden veya hareket ettiren, elektriksel, termal ya da hidrolik-pnömatik gibi mekanik büyüklükleri harekete dönüştüren elemanlara aktüatör denmektedir. Aktüatörler genel olarak şu şekilde sınıflandırılırlar:

  • Elektromekanik aktüatörler
  • Hidromekanik aktüatörler
  • Pnömatik aktüatörler

Aktüatörler, bir enerji kaynağına ihtiyaç duyarlar. Bu enerji kaynağı genellikle elektrik akımı, hidrolik akışkan basıncı veya pnömatik basınç olmaktadır. Aktüatörler, enerji kaynağından aldıkları sinyali, mekanik harekete dönüştürürler.

Aktüatörler son kontrol elemanlarıdırlar ve kontrol ünitesi ile hareket arasındaki ara yüzü oluştururlar. Pozisyon bilgisini taşıyan düşük güçlü sinyalleri, proses kontrolü için uygun enerji seviyesine dönüştürürler.

Aktüatör, ortama bağlı olarak kontrol sistemini hareket ettiren bir mekanizmadır. Bu kontrol sistemi, basit (mekanik veya elektronik bir sabit sistem; yazıcı sürücüsü ya da robot kontrol sistemi gibi) yazılım tabanlı bir sistem veya insan gücü olabilir.

Mühendislikte genellikle hareketi artırmak veya bir cismi sıkıştırmak suretiyle hareketini kısıtlamak için sık sık kullanılan mekanizmalardır aktüatörler.

Aktüatörlerin performansı; hız, ivme ve kuvvet ile ölçülebildiği gibi, enerji verimi ve kütle, hacim, çalışma şartları ve mukavemet gibi etmenler göz önünde tutularak da değerlendirilebilir.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Nedir?

PLC nedir?

Yayın Tarihi:

on

PLC (Programmable Logic Controller), üretim hattındaki otomasyon kontrolü için kullanılan ve bir mikroişlemciden teşkil edilen özel bir cihaza verilen genel addır. Bu kontrol cihazları, zorlu koşullarda çalışabilmekte; ısı, toz ve nem gibi dış etkilerden korunaklı bir şekilde imal edilmektedir. Bu özellikleriyle mikroişlemciler karşısında tercih edilmektedirler.

Üretim hatlarında süreç kontrolü röleler aracılığıyla yapılırken, enerji verimliliği gibi kaygılar farklı arayışları beraberinde getirmiştir. Bu arayışların sonucu olarak, yaklaşık 50 yıl evvel ortaya çıkan PLC’ler (Programmable Logic Controller) ilk zamanlarda karmaşık röle sistemlerinin yükünü hafifletmek gibi bir işlev edinmişti. İmalat hatlarının kontrolünde aktif rol oynayan özel bir tür bilgisayar olan PLC’ler, genel kullanımlı bilgisayarların aksine birçok girişi ve çıkışı olacak şekilde düzenlenir. PLC’lere denetleyeceği sistemin işleyişine uygun programlar yüklenir. PLC’lerin temel işlevi, sahadan gelen bilgiyi değerlendirip sisteme gerekli çıktıyı bildirmek olarak özetlenebilir. PLC programları, giriş bilgilerini milisaniyeler içerisinde tarayarak çıkış bilgilerini son derece hızlı bir şekilde sisteme iletir. Günümüzde farklı kullanım alanı ve ihtiyaçlar için farklı boyut ve özelliklerde PLC’ler imal edilmektedir.

PLC’ler dört temel birimden teşkil edilmektedirler:

  • Merkezi işlem birimi (CPU)
  • Bellek birimi
  • Giriş birimi
  • Çıkış birimi

PLC’lerin programlanması ise markaya göre farklılıklar gösterebilmektedir.

Devamını Oku

Nedir?

Santrifüj pompa nedir?

Yayın Tarihi:

on

Santrifüj pompa basit bir çalışma prensibine dayanan bir pompa çeşididir. Basit bir tasarıma sahip, ekonomik bir tercih olan bu pompalar çok geniş bir alanda, sıklıkla kullanılırlar.

Santrifüj pompalar genel olarak, çark adı verilen bir dizi döner kanattan teşkil edilmektedir. Döner kanatlar tipik olarak bir mahfaza içerisinde bulunur ve santrifüj kuvvetiyle sıvıyı hareket ettirmek için kullanılır. Pompanın iki ana parçası vardır:

  • Bir pervane ve şaft içeren döner eleman
  • Salmastra kutusu ve yataklardan oluşan sabit bir eleman.

Santrifuj pompaların temel çalışma prensibi, bir pervane ve dairesel bir gövde vasıtasıyla, akışkanı kinetik enerji kullanarak transfer etmek şeklinde özetlenebilir. Pervane bir tahrik miliyle güç kaynağına (elektrik motoru, dizel motor vb.) bağlıdır ve motor güç aktarmaya başladığında çarklar yüksek hızlarda dönmeye başlar. Bu sayede akışkana momentum kazandırılır ve kinetik enerji üretilir.

Bu pompalar, yatay ve dikey olarak iki gruba ayrılmaktadır.

Santrifüj pompaların kullanım alanı oldukça geniştir ve hemen hemen bütün akışkan transferlerinde kullanılabilmektedir. Bununla birlikte yüksek verimli ve uzun ömürlü pompa türleridirler.

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nün (YEGM) aktardığına göre, Avrupa Komisyonu’nca yapılan araştırmalarda, dünyadaki elektrikli motor enerji talebinin yaklaşık yüzde 22’sinin pompalama sistemlerinden kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Pompalama için kullanılan büyük miktardaki enerji, pompalama sistemlerini enerji tasarrufu için başlıca aday haline getirir. Pompalamada harcanan enerjinin yaklaşık yüzde 75’i santrifüj pompalar, kalan yüzde 25’i ise pozitif deplasmanlı pompalar için kullanılır.

Yine YEGM’in aktardığına göre optimize edilmiş tasarımlar ve iyileştirilmiş imalat teknikleriyle, santrifüj pompaların performansı zamanla iyileştirilmiştir ancak pompanın verimi, pompa eğrisi üzerinde hangi noktada işletildiğine çok duyarlıdır. Pompa, sistem ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmemişse, pompalama sistemi optimize edilerek önemli tasarruflar elde edilebilir. 

Devamını Oku

Nedir?

Kavitasyon nedir?

Yayın Tarihi:

on

Kavitasyon terimi temel olarak, pompa içerisindeki sıvının bulunduğu koşullardaki mutlak basıncın, ortamın buharlaşma basıncının altına düşmesi durumunu karşılamak üzere kullanılmaktadır.

Sıvılar her zaman aynı sıcaklık değerinde buharlaşmazlar. Basınç değeri sıvıların kaynama değerine ve dolayısıyla da buharlaşmaya etki etmektedir.

Bernoulli denklemine göre, bir akışkanın hızı arttığında, basınç düşecektir ve buna bağlı olarak da buharlaşma sıcaklığı azalacaktır.

Kavitasyon ile ortam sıcaklığı doğru orantılıdır. Buharlaşma sıcaklığının azalması ile sistem içerisinde su buharı ve hava kabarcıklarının bulunduğu soğuk bir kaynama meydana gelecektir. Bu olaya kavitasyon ismi verilir. Yoğunlaşan buhar tanecikleri pompa, türbin gibi sistemlerin üzerinde kaldığında, bu kabarcıklara hızla dolan su, sistemin bu kesitlerinde aşınmalar meydana getirir ve bu aşınmalara kavitasyon aşınması adı verilir.

Kavitasyon, içerisinde basınç ve hız değişiminin bulunduğu bütün sistemlerde gözlenebilir. Pompalarda en düşük basıncın çark girişinde oluşmasından ötürü, kavitasyon hasarı bu bölgede sıklıkla görülmektedir. 

Aşındırıcı etkileri bulunan kavitasyonu, basınç düşüşünü kontrol altına alarak önlemek mümkündür.

Kavitosyon oluşumuna zemin hazırlayan bazı yanlış uygulamalar mevcuttur:

– Pompa veya türbinin atmosfer basıncının düşük olduğu bir ortamda çalışması

– Hava ve benzeri gazların akışkan içerisinde erimiş halde bulunması

– Debinin çok yüksek olması,

– Emme hattının direncinin yüksek olması

Kavitasyon, sistemde performans kaybına neden olabileceği gibi fazladan bir gürültü ve titreşim de yaratabilecektir. Kavitasyonun yaratacağı en büyük olumsuzluk ise aşınmadır hiç kuşkusuz. Kavitasyona maruz kalan akışkanların da bir süre sonra akışkanlık özelliklerini yitirdikleri gözlenmiştir.

Kavitasyonu engellemek için düzenli basınç testleri yapmak etkili bir yoldur. Kavitasyon olup olmadığını anlamanın en kolay yolu basınç karşılaştırması yapmaktır. Sistemin ve çalışma koşullarının dikkatli bir analizini yapmak ve gerekli tedbirleri almak kavitasyon riskini azaltıp, sağlıklı çalışmayı mümkün kılacaktır.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com