Connect with us

Etkinlikler

“Projeler doğru yerlere planlandığı takdirde çevreye duyarlı santraller yapılabilir”

Yayın Tarihi:

on

 

 

Sevgili okurlarımız, Siemens Türkiye HES ve Okyanus Teknolojileri Satış ve Proje Yöneticisi Emine Uzun ile yaptığımız güzel sohbeti sizlerle paylaşmak isteriz.

Yenilenebilir enerjiler bağlamında Türkiye hidroelektrik sektörünü değerlendirir misiniz? Sektörün işleyişini; yasal düzenlemeler, pazar dinamikleri, mevcut ve uygulamaya geçirilmekte olan projeler bakımından nasıl buluyorsunuz? 

Bildiğiniz gibi Türkiye’de hidroelektrik enerji santrali sektörü DSI ve EPDK tarafından mevcut su rezervleri göz önüne alınarak belirlenmekte. HES’lerle ilgili yasal düzenlemeler tamamen devlet kontrolünde gerçekleştiriliyor. 2000’li yılların başında Türkiye’de hidroelektrik enerjisi çok aktif bir pazar haline geldi. Bu nedenle, pazara hızlı giriş yapan ama  doğru fizibilitesi yapılmamış pek çok proje ile karşılaşıldı.

Dolayısıyla hesapladıkları üretim değerlerine ulaşamayan yatırımcılar oldu. Bazı projelerin lisansları ikinci, hatta üçüncü kişilere satıldı ve bazı yatırım-cılar ise finansal kaynak bulamadıkları için projelerini tamamlayamadılar.  Bu sebeplerden dolayı yarıda bırakılan ve tamamlanamayan çok sayıda HES projesi bulunuyor. Bununla birlikte bilinçli olan enerji firmaları, projelerinin fizibilitesini çok iyi yaparak doğru mühendislik firmalarıyla çalıştılar ve doğaya hiç zarar vermeden çok güzel projelerin ortaya çıkmasını sağladılar.

 

Sektörün zorlukları var mı? Değişmesini ya da olmasını istediğiniz şeyler var mı? 

Az önce de değindiğim gibi sektördeki  enerji yatırımcılarının  doğru projeleri hayata geçirmesi çok önemli. Bunun yanı sıra HES sektöründe karşılaşılan en büyük problemlerden biri de finansal sorunlar. Projeler yapım aşamasında 1-2 yılda bitecek gibi tasarlanıyor ama inşaat işleri başladıktan sonra çok farklı ve beklenmeyen engeller çıkıyor. Örneğin iletim tünelleri yapımında karşılaşılan zeminin yapısı çok farklı olabiliyor ve bu nedenle  proje zamanında tamamlanamıyor ya da hesaplanan rakamın çok üzerinde bir maliyetle karşı karşıya kalınıyor.

Siemens Türkiye olarak, biz bu projelerin sadece elektrik ve mekanik sistem ve çözümlerini tasarlayıp temin ediyoruz. Elektrik ve otomasyon sistemlerinin yanı sıra tesise en çok verimi sağlayabilecek türbin ve jeneratör tipini de belirliyoruz. Yüksek gerilim konusundaki küresel Siemens tecrübemizi de tesislere sunuyoruz.

Bizim sorumlu olduğumuz alanlarda çok zorluk çıkmıyor; projeler doğru tasarlanıyor, ürünler zamanında teslim ediliyor ancak inşaatta yaşanan zorluklardan dolayı projelerde zaman zaman gecikmeler olduğu görülüyor. HES yapımlarında en zor aşama inşaat, çünkü su ile mücadele etmek, mevcut durumdaki  yatağını değiştirmek gerekebilyor, ayrıca suyu belirli bir yerde toplamak, taşımak, iletmek için zorlu aşamalar gerekiyor, bu konuda inşaatçı firmalar çok büyük zorluklarla karşılaşabiliyor.

 

HES karşıtlarına neler söylemek istersiniz?

Her projeyi eşit değerlendirmemek gerekiyor, ülkemizde ve dünyada enerji ihtiyacı var ve bu doğrultuda temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları çok önemli. Projeler doğru değerlendirilip doğru tasarlanırsa doğaya zarardan çok fayda getirecektir. Projeler bilinçli ve doğaya saygılı yatırımcılar ile yapılmalı. İnşaat ve mimari projelerde cihaz yerleşimlerinin en minimize edilmiş ölçülerde ve doğru alanlara yapılmasını öneriyor ve bu konuda katkıda bulunuyoruz. Ayrıca sularda yasayan balık ve diğer canlıların yaşamını devam ettirmesi için gereken şartların sağlanması yönünde fikir ve önerilerimizi mutlaka belirtiyoruz.

 

 

HES’ler yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Projeler doğru yerlere planlandığı takdirde çevreye duyarlı santraller yapılabilir. Özellikle Dere tipi Projeler doğru planlandığı ve santraller birbirlerinin bıraktıkları kuyruk sularını kullandıkları takdirde çevreye verdikleri zarar en düşük seviyeye indirgenmiş oluyor.

Burada planlama yapılırken özellikle can suyu denilen suyun bırakılması gerekiyor. Suda yaşayan canlılar için balık geçitlerinin projelendirilmesi, ona göre balıkların gecisini saglayan türbinlerin ve kuyruk su cıkışlarının  tasarlanması gerekiyor.

HES’lerde kullanılan türbin ve jeneratörler çalıştığında karbon salımı diğer teknolojilere kıyasla oldukça düşük, minimum seviyede kalıyor. Gürültü seviyeleri de düşük. Sadece projeler yanlış planlama ile doğru olmayan yere yapılırsa veya su kaynakları yanlış kullanılırsa o zaman doğaya zarar verebilir. Suyun taşındığı iletim hatları, tüneller ile doğru şekilde yapıldığında yine doğaya bir zararı yok.

Bazı projelerde açık su kanalları yapılıyor ve üzeri kapatılmıyor. Örneğin, onlar doğaya ve canlılara zarar verebilir. Bu su kanalları köylülerin arazisinden geçebiliyor ya da geçtikleri yerlerde ağaçlar kesilebiliyor, açık kanallara hayvanlar düşebiliyor bu durumda çevreciler doğal olarak tepki gösteriyor.

Bizim yaptığımız birçok projede su, tünellerden ve kapalı cebri boru dediğimiz borularla taşınıyor ve çevreye duyarlı oldukları için etkinleri en aza indirgenmiş oluyor. Bununla birlikte HES’lerde kullanılan teknolojide sularda kesinlikle ekstra bir kirlenme olmuyor.

Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz? 

Sektörde büyük projelerin bir kısmı tamamlandı. DSİ’nin belirttiğine göre 2020 yılına kadar 30 GW’lık bir pazar payı planlanmış. Türkiye’deki su kaynakları bu doğrultuda belli, şu an devam eden ve lisansı verilmiş projeler tamamlandığında pazar belli bir doyuma ulaşacaktır. Ancak çok küçük mikro HES projeleri geliştirilebilir. 2020 yılına kadar sektörde projeler devam edecek ve tamamlanmış işletmeye alınmış projelerin servis, bakım, yenileme projeleri gündeme gelecek ve sektörde servis ihtiyacı artacak.

Bunun dışında dalga enerjisiyle ilgili çalışmalar yapılabilir ve Türkiye denizlerindeki dalga enerjisine yönelik ürünler geliştirilebilir. 2023’ten sonra dalga teknolojisine doğru bir gidişat olabileceğini düşünüyorum. Çünkü çevreye duyarlı ve yenilenebilir bir kaynak. Siemens’in de portföyünde bulunan okyanus teknolojisi ve denizler için yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla denizlerdeki potansiyel enerjinin kullanımı ön plana çıkabilir.

Burada Siemens’in yürüttüğü farklı bir çalışma da var. Örneğin Tuzla ve Ataköy’de biyolojik arıtma yapan tesisler var ve burada nerdeyse safa yakın su çıkarılıyor. Biz, buralara uygun çözümlerle HES projeleri önerdik, şu anda altyapı çalışmalarını yapıyoruz. Bundan sonra arıtma tesislerine, çok küçük su birikintilerine, derelere mikro HES’ler yapılabilir.

 

Önümüzdeki yaz kuraklık nedeniyle üretimin düşeceği ve elektrik fiyatlarının artacağı konuşuluyor. Siz ne düşünüyorsunuz? 

2013 yılı da aslında önceki yıllara göre kurak geçti, DSI verilerine göre belli yıllar kurak geçeceğine dair öngörüler bildiriliyor, birkaç yıldır da zaten kurak tabir edilen dönemdeyiz. Bu durumda elektrik fiyatlarına yansıma olabilir. Firma olarak hidroelektrik sektöründeki faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz? (Elektrik üretim portföyünüz, yatırımlarınız, ekipman üretimleriniz vb.)

 

 

Siemens olarak ünite başı 30 MW’a kadar inşaat işleri hariç Elektro-Mekanik bölümleri için (türbin-jeneratör, elektrik, otomasyon) anahtar teslimi EPC mantığıyla çözümler sunuyoruz. Orta gerilim sistemlerinde az bakım gerektiren vakumlu ürünler sunuyoruz. Yakında gaz izoleli ürünlerle komple bakımsız çözümler de sunmaya başlayacağız. Siemens HES projelerinde ‘Small Hydro’ çözümleriyle öne çıkıyor. Büyük çaplı hidroelektrik santraller için VOITH’le kurduğumuz iş birliği çer çevesinde çalışıyoruz.

 

Bu tür projelerde VOITH türbin ve jeneratörü temin ediyor. Küçük HES’lerde ise Siemens Avusturya ekibiyle birlikte hareket ediyoruz. Small Hydro sistemlere yönelik Uzmanlık Merkezi’miz Avusturya’da bulunuyor. Avrupa ve Avusturya’da kullanılmış çok uygun çözümleri Türkiye’ye adapte ettik. Bu konuda yüksek teknolojili otomasyon, koruma ve senkronizasyon sistemlerimizi çok daha uygun maliyetle pazara sunuyoruz. Bu üstün teknolojili ürünleri çok uygun maliyetlerle sunduğumuz içinde müşterilerimize rekabet avantajı sağlıyoruz. Siemens Ar-Ge ekipleri daha yüksek teknolojiyle daha uygun fiyata çözümler üretmek için çalışıyor.

 

30 MW’a kadar olan sistemlerde ise Siemens elektrik ve mekanik tüm ürünlerin sorumluluğunu alarak EPC mantığıyla çözüm getiriyor. Yani bir HES’in türbini ve jeneratörü dahil olmak üzere içerisinde bulunan tüm mekanik ekipmanların ve elektrik ekipmanlarının projelendirilmesi, temini, yerinde montajının yapılması, devreye alınması hatta işletmede çalışacak personelin eğitilmesi ve komple santral devreye alınıp işletmeye başladıktan sonra da servis hizmetlerini kapsıyor. Komple santralin elektrik üretim aşamasında kullanılan elektrik ekipmanları, enerjinin iletiminde kullanılan yüksek veya orta gerilim seviyesindeki elektrik ekipmanlarıyla sistemlere komple çözüm sunuyoruz.

 

Burada Siemens’in güçlü olduğu ürünler; özellikle iletim, dağıtımda kullandığımız orta ve yüksek gerilim ekipmanlarımız, koruma, senkronlama ve otomasyon sistemlerinde kullanılan tüm cihaz ve komple çözümler. Şu an özellikle orta gerilim sistemlerinde sunduğumuz vakum kesicili pano çözümü çok az bakım gerektirmesiyle oldukça avantajlı bir çözüm. Ar-Ge çalışması devam eden ve Almanya’da üretilen gaz izoleli orta gerilim hücrelerimiz var, onları piyasaya sunduğumuz zaman; onlar da minimum bakım gerektiren ürünler olarak piyasada yerini alacak.

 

Varsa, rakiplerinizden üstün olduğunuz teknolojiler veya müşteriye sunduğunuz farklı hizmetler/ürünler nelerdir?

Anahtar teslimi çözümler sunabildiğimiz gibi tek tek ürün ve/veya montaj, devreye alma, servis gibi hizmetler de sunabiliyoruz. Özelikle komple elektrik ve otomasyon sistem çözümlerinde çok üst teknoloji kullanıyoruz. Bu yüsek teknolojinin özelliklerine değinmek gerekirse; orta gerilim sistemlerinde vakum kesicilerle az bakım ve yakında gaz izoleli ürünlerle bakım gerektirmeyen ürünler sunuyoruz. Ayrıca otomasyon, koruma ve senkron sistemlerimiz ile üstün teknolojik çözümler ile farklı ve üstünüz. Türk mühendis ve servis elemanlarımızla 7/24 servis hizmeti verebiliyoruz.

Elektrik ve otomasyondaki lider konumumuzla rakiplerimizden farklılaşıyoruz. Siemens, Türkiye’ye ilk giren elektrik ve otomasyon sistemleri sunan firma ve Türkiye’deki elektrik ve elektronik pazar payı çok yüksek. Ayrıca oldukça yüksek teknoloji ve sorunsuz ve kolay çözümler sunuyoruz. Projeler bittikten sonra müşterilerimize hızlı ve kolay servis hizmeti sağlayabiliyoruz. Siemens olarak Türkiye ve Avrupa menşeli ürünler kullanıyor ve Türkiye’de hemen hemen her yerde 7/24 servis hizmeti sunuyoruz. Bu yüzden pazardaki payımızın büyüklüğünü koruyacağını düşünüyorum.

 

Siemens elektrik ve otomasyona yönelik tüm ürünlerini Türkiye’de dizayn ediyor. Mühendisliği ve proje yönetimi Türkiye’de yapılıyor. Pazara yönelik ürünlerimiz bir kısmı Gebze, bir kısmı Kartal fabrikalarımızda üretiliyor. Mühendislik, devreye alma ve montaj ekibimiz, servisimiz ve proje yönetimimiz Türk yerli elemanlardan oluşuyor. Ürünlerde ise, yüzde 80-90 oranlarında yerli üretim yapıyoruz. Küçük HES’ler için Avusturya merkezinin sadece uzmanlığından ve Ar-Ge çalışmalarından destek alıyoruz.

Elektrik ve Otomasyon Sistemleri Siemens tarafından tamamlanan bazı  projelerimiz şöyle:

BERKE HES ADANA   510 MW TAHTA HES ADANA  15 MW BAĞIŞLI HES (Hakkari Yüksekova Zap Suyu) 3X10 MW

UZUNDERE HES RİZE: 2X35 MW UZUNÇAYIR HES TUNCE-Lİ:3X35MW

KAYABÜKÜ HES BOLU :3X4,5MW BAĞIŞTAŞ II HES ERZİNCAN: 3X16 MW

YEDİGÖZE HES ADANA: 3X105 MW

ARAKLI 1-2-3-4 HES TRABZON: 20 MW

KARGI HES  ÇORUM: 102 MW ÇAMBAŞI HES RİZE 45 MW

 

SIEMENS

 

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Etkinlikler

Yalıtım sektörü Başarı Ödülleri Ve Çatı Cephe Malzemeleri Ödülleri sahiplerini buldu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Yalıtım dergisi tarafından 19.su düzenlenen “Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri” ile Çatı ve Cephe dergisi tarafından 11.cisi düzenlenen “Çatı Cephe Malzemeleri Ödülleri” bu yıl BAU Teknolojileri dergimizin organizasyonu altında sahiplerini buldu.

21 Mart tarihinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilen Seçici Kurul toplantısı ödül kazananları belirledi. Toplantıya İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, İZODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen, CEPHEDER Yönetim Kurulu Başkanı Cengizhan Okur, EPSDER Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Ateş, Sürdürülebilirlik Danışmanı Ömer Moltay ve aday firmaların yetkilileri katıldı.

Bu yıl, Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri “Yılın Isı Yalıtımı Ürünü” kategorisinde iki aday, Çatı Cephe Malzemeleri Ödülleri “Yılın Cephe Malzemesi” kategorisinde iki aday okurlarımız ve Seçici Kurul tarafından oylandı. Oylama sonucunda ödülleri kazananlar belli oldu.

Yılın Isı Yalıtımı Ürünü Ödülü’nü B-s1-d0 R-Flex Elastomerik Kauçuk Köpüğü ürünü ile ODE Yalıtım A.Ş. kazandı. Yılın Cephe Malzemesi Ürünü Ödülü’nü Şişecam Temperlenebilir Solar Low-E Cam Nötral 50/25 ürünü ile Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. kazandı.

Yılın Su Yalıtımı Ürünü, Yılın Ses Yalıtımı Ürünü, Yılın Yangın Yalıtımı Ürünü, Yılın Profesyoneli, Yalıtım Sektörüne Katkı Özel Ödülü okur oylamasına sunulmadan sahiplerini buldu. Aynı yöntemle, Çatı ve Cephe Malzemeleri Ödülleri’nde, Yılın Çatı Sistem Bileşeni Ödülü ile Yılın Profesyoneli Ödülü de B2B Medya editörler kurulunun değerlendirmesi sonucunda belirlendi.

Kazananlara ödülleri Yapı Fuarı-TurkeyBuild İstanbul’da B2B Medya standında 23-24 Mart tarihleri arasında takdim edildi.

Ödül kazananların tam listesi aşağıda yer almaktadır:

Yılın Isı Yalıtımı Ürünü

B-s1-d0 R-Flex Elastomerik Kauçuk Köpüğü, ODE Yalıtım A.Ş.

Yılın Su Yalıtımı Ürünü

Epikon Eternal SBS Katkılı Polimer Bitümlü Su Yalıtım Örtüsü, ODE Yalıtım A.Ş.

Yılın Ses Yalıtımı Ürünü

Fullboard Full Plus+ Yoğunluğu Artırılmış Alçı Plaka, Fullboard Yapı Elemanları A.Ş.

Yılın Yangın Yalıtımı Ürünü

Dalmaçyalı Stonewool Barrier Taşyünü Yangın Bariyeri, Betek Boya ve Kimya San. A.Ş.

Yılın Profesyoneli

Erdil Dinçer, Baumit Türkiye Satış ve  Pazarlama Direktörü

Yalıtım Sektörüne Katkı Özel Ödülü
EPSDER

Yılın Cephe Malzemesi

Şişecam Temperlenebilir Solar Low-E Cam Nötral 50/25, Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.

Yılın Çatı Sistem Bileşeni

Aluform Platinum Pv Photovoltaic-Quick Fix Çatı Paneli, Aluform Pekintaş Alüminyum     San. ve Tic. A.Ş.

Yılın Profesyoneli

Cavit Mocan, Tepe Betopan Genel Müdürü

 

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Etkinlikler

Sivil toplum kuruluşları “Sıfır enerji binalar ile geleceği inşa et” deklarasyonunu imzaladı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

İstanbul’da 4 gün boyunca süren ZeroBuild Summit’22’nin kapanışında Sıfır Enerji Binalara dönüşümün aciliyetinin vurgulandığı bir de deklarasyon imzalandı. “Sıfır Enerji Binalar ile Geleceği İnşa Et” başlıklı deklarasyonu imzalayan 11 sivil toplum kuruluşunun başkan ve temsilcileri; sektör paydaşlarını da bu deklarasyona imza atarak, dönüşümün gerçekleşmesine destek vermeye çağırdı. 

Avrupa Birliği’nde zorunlu hale getirilen Sıfır Enerji Binalara dönüşüm konusunda Türkiye’de farkındalığı artırmak için bu yıl üçüncüsü düzenlenen ZeroBuild Summit’22- Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, İstanbul’da gerçekleşti. Hyve Group tarafından düzenlenen 44. Yapı Fuarı TurkeyBuild İstanbul ev sahipliğinde yapılan Zirve’nin kapanış oturumunda sektör temsilcileri ortak bir deklarasyona da imza attı.

Sıfır Enerji Binalara dönüşümün aciliyetinin vurgulandığı “Sıfır Enerji Binalar ile Geleceği İnşa Et” deklarasyonunu; AGİD, CEPHEDER, EYODER, MÜKAD, OMİD, PÜKAB, SEPEV, SOLARBABA, TEMEV, TÜRKONFED, VERİMDER’in başkan ve temsilcileri imzaladı.

 Zirvenin web sitesinde de imzaya açılan deklarasyonda; Türkiye’nin Sıfır Karbon Binalar İçin Yol Haritası’nın çıkarılması, Sıfır Enerji Binaları yaygınlaştırmak üzere teşvik planları geliştirilmesi gibi talepler dile getirilirken, bu alanda faaliyet gösteren sektörlerin de çalışmalarını gözden geçirmeleri ve iyileştirme yapmaları öneriliyor. Deklarasyona; yapı malzemeleri, yalıtım, havalandırma, ısıtma-soğutma, ev otomasyonu, aydınlatma, ev aletleri ve mimarlık gibi bu alandaki tüm ilgili sektörlerin temsilcilerinin imza vermesi hedefleniyor.

“Sadece merkezi hükümet değil tüm paydaşlar sorumlu”

Zirve’nin kapanışında konuşan ZeroBuild Summit’22 Direktörü Dr. Gamze Karanfil, deklarasyonun imzacılarının; yeni binaların 2030’a, tüm binaların ise 2053 yılına kadar Net Sıfır Enerji Bina olması için oluşturulacak stratejik plana katkıda bulunmayı benimsediklerini söyledi. Deklarasyonla sadece merkezi yönetimin değil tüm paydaşların üzerine düşen sorumluluğu hatırlatmak istediklerini de vurgulayan Karanfil, deklarasyonun, “2053 Net Sıfır Hedefine” ulaşmada gerekli aksiyonları almak üzere bu alanda çalışan paydaşların benimsedikleri yaklaşımları içerdiğini aktardı.

Dr. Gamze Karanfil, Sıfır Enerji Binalara dönüşüm konusunda merkezi hükümetten beklentilerini ise şöyle özetledi: “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından açıklanan On Birinci Kalkınma Planı’nda (2019-2023) daha verimli ve kendi enerjisini üreten binaların yaygınlaştırılacağı belirtildi. Deklarasyona imza veren paydaşlar olarak merkezi yönetimden beklentilerimiz; 2053 yılına kadar bina sektörünün karbonsuzlaştırılmasına yönelik ulusal yol haritalarının geliştirilmesi ve bu konuda yasal düzenlemelerdeki eksikliklerin giderilmesidir.”

12 maddelik deklarasyon web sitesinde

www.summit.zerobuild.org/tr adresinde imzaya açılan “Sıfır Enerji Binalar İle Geleceği İnşa Et”  deklarasyonun 12 maddesi şunlardan oluşuyor:

  • “Türkiye’nin Sıfır Karbon Binalar İçin Yol Haritası”nın çıkarılmasına destek olmak.
  • Stratejik eylem planları hazırlamak / hazırlanmasına katkı sunmak.
  • Sıfır Enerji Binaları yaygınlaştırmak üzere teşvik planları geliştirmek.
  • Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile 2053 Net Sıfır Hedefine yönelik mevzuat çalışmalarına destek olmak.
  • Merkezi ve yerel yönetimlerin hazırlayacağı strateji ve eylem planlarına destek olmak.
  • Sıfır Enerji Binalarla ilgili yeni teknoloji, ürün ve hizmet geliştirmek için başta üniversiteler olmak üzere konunun paydaşlarıyla birlikte AR-GE, bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerine katkı sağlamak.
  • Binalarda enerji verimliliği ve emisyonlarla ilgili periyodik çalışmalar/raporlamalar yapmak.
  • Sıfır Enerji Binalar ve binalarda enerji verimliliği ile ilgili farkındalığı artırmak üzere tüketici odaklı eğitimler düzenlemek.
  • Sıfır Enerji Binalar ile ilgili iletişim çalışmaları yapmak.
  • Her kurum ve kuruluşun kendi bünyesindeki binalar için enerji ve CO2 emisyonlarını azaltma hedeflerini belirlemek.
  • Sürdürülebilirlik Faaliyet Raporlarını yıllık olarak yayınlamak.
  • Bina sektöründe Sıfır Enerji Binalar için uluslararası standartlarda malzeme üretimine ve geliştirmesine ağırlık vermek.

Yapı Fuarı odağına enerji, çevre ve sürdürülebilirlik yaklaşımlarını aldı

ZeroBuild Summit’22’ye ev sahipliği yapan ve yapı sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan Yapı Fuarı TurkeyBuild İstanbul, bu yıl enerji, çevre ve sürdürülebilirlik yaklaşımlarını odağına aldı. Fuarda yer alan Enerji Verimliliği ve Enerji Yönetimi Konusunda Uygulama ve Araştırma Merkezleri, enerji verimliliği ve enerji yönetimi konusunda verdikleri eğitimlerle Türkiye’de uzman ihtiyacını karşılarken, Sıfır Enerji Binalara giden yol için gerekli zemini nasıl hazırladıklarını anlattı. Öte yandan, Yapı Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinliklere ek olarak, fuar katılımcılarının sundukları ürün ve teknolojiler, Türkiye’nin, Sıfır Enerji Binalar için ihtiyaç duyulan inşaat malzemeleri ve teknolojiler açısından doğru yolda olduğunu da göstermiş oldu.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Etkinlikler

Demir-çelik sektörünün buluşma noktası Metal Expo’da, doluluk şimdiden %75’lere ulaştı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Yeni nesil fuarcılık mottosuyla SKY Fuarcılık tarafından düzenlenen; içeriğindeki etkinliklerle demir-çelik sektörü ve Türk sanayisinin gündemini belirleyen, düzenlenen konferans ve seminer ile sektörün geleceğine ışık tutan ve piyasa oluşturan Metal Expo Fuarı, küresel ölçekte demir-çelik sektörünün üssü olma yolunda ilerliyor. 28 Eylül – 1 Ekim 2022 tarihleri arasında dördünce kez düzenlenecek olan fuar, şimdiden %75 doluluk oranına ulaştı. 

170’ten fazla katılımcı, 25 binden fazla ziyaretçi ve 66’dan fazla ülkeden sektör temsilcisini bir araya getiren Metal Expo Fuarı hakkında değerlendirmelerde bulunan Sky Fuarcılık Genel Müdürü Murat İçer, “Çeşitli zorluklara rağmen Metal Expo ilk yılında 5 ayrı ülkeden 16 yabancı katılımcıya, 62 ayrı ülkeden 600’e yakın yabancı ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İkinci ve üçüncü yılında da günün koşullarına göre iyi bir performans gösterdi. Şimdi kış geçti, artık fuarın baharını yaşamaya hazırlanıyoruz” diyor.

Demir çelik sektörünü METAL EXPO Fuarı’na benzetmek gerekirse, ‘ısındığını’ gözlemliyoruz. Bunun hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Sayfalarınızda görüşlerimize yer verdiğiniz için size teşekkür ederek söze başlamak istiyorum. Benzetmeniz gerçekten çok doğru bir tespit olmuş. Metal Expo’yu düzenleyen ekibin bir parçası olduğum için yorumlarım yanlı algılanabilir fakat sektör Metal Expo’yu gerçekten benimsedi. 2021 sonu itibarıyla %60’lara varan doluluk, şubat ayının ikinci yarısında %75’e ulaştı. Bu çok memnuniyet verici bir ivme, bu şekilde sürerse fuarın tanıtımı için bize gerekli olan zamanın bu yıl kalacağının belirtileri bunlar. Sektör fuarı öylesine benimsedi ki bu konuda zaman zaman katılımcılarla çok çarpıcı diyaloglar yaşıyoruz: Bir keresinde bir müşterimiz bu fuarı gezmeyi çok sevdiğini, 8-9 yıldır bu fuarı ziyaret ettiklerini ve artık katılma zamanlarının geldiğini düşündüklerini söylemişti. Oysa bildiğiniz gibi, Metal Expo sadece üç kez düzenlendi ve yaptığımız görüşmelerden sektörden buna benzer görüşleri sıkça alıyoruz. Yani Metal Expo sektöre öylesine nüfuz etmiş ki, deneyimledikleri her iyi etkinliğin ancak bu fuarda yaşanmış olabileceğini düşünüyorlar.

Yerli üretici için özellikle uluslararası pazarlar çok değerli. METAL EXPO’nun global pazarlardaki katılımcı ve ziyaretçi gruplarıyla nasıl bir ilişkisi var?

Marka bilinirliği bir fuar için çok önemli, henüz yolun başındaki fuara yabancı katılımcı ve ziyaretçi getirmekte zorlanırsınız. Devlet nezdinde bile en az 3 kez düzenlenmemiş fuar, rüştünü ispatlamış sayılmaz. İçerde de durum çok farklı değildir, izleyip karar vermek isteyenlerden bir fuar kadar daha katılımcı listesi oluşturabilirsiniz. Bu saydığım zorluklara rağmen Metal Expo, ilk yılında beş ayrı ülkeden 16 yabancı katılımcıya, 62 ayrı ülkeden 600’e yakın yabancı ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İkinci ve üçüncü yılında da günün koşullarına göre iyi bir performans gösterdi diyebiliriz. Şimdi kış geçti, artık fuarın baharını yaşamaya hazırlanıyoruz. Devlet nezdinde uluslararası fuar sayılmak için gerekli ön koşullara sahibiz, UFI gibi tüm prestijli uluslararası fuarların sahip olduğu bir üyeliğe başvurumuzu tamamladık. Sektördeki tüm dernek ve birlikler bu yıl yabancı alım heyetleri için bize destek vereceklerini açıkladılar, İMMİB ve ÇİB bu konuda görüşme halinde olduğumuz diğer önemli desteklerimiz arasında. Sorunuza dönecek olursak; ihracatçı birlikleri, İTO, sektörel dernekler, hayatını fuarlara yabancı ziyaretçi ve katılımcı getirerek sürdüren profesyonel şirketler olarak hepimiz el birliğiyle doğru ve nitelikli yabancı ziyaretçiyi bu fuarda ağırlayarak, ülkemizin ihracat hedeflerine katkı vermek için kenetlenmiş bir şekilde çalışıyoruz. 

Sektörel medya temsilcileri olarak METAL EXPO’yu konferans ve eğitim gibi birçok etkinliğin aynı anda gerçekleştiği bir eventler bütünlüğü olarak algılıyoruz. 2022’de de bu çok yönlü eventler devam edecek mi?

Fuarda ana katılımcı gruplarının hiç ürün sergilemediği dikkatinizi çekmiş olmalı çünkü Metal Expo bir networking platformu olarak tasarlandı ve tanıtıldı. Sektör de bunu çok doğru bir şekilde algıladı ve desteğini verdi. Bu fuarda ticaret tabi ki öncelikli konumuz ama ticaretin sürdürülebilirliği, sektörün ortak akılla birlikte alacağı kararların isabet oranına bağlı. Bu nedenle, Metal Expo sektörü düşündüren, konuşturan ve ortak bir sektör hafızası oluşmasına ortam sağlayan etkinliklere devam edecek. Fuarda bu yıl; UKUB ülkemizde kalıpçılık endüstrisinin geldiği yeri anlatan bir oturum gerçekleştirecek, Sanayi Bakanlığı ‘Yeşil Mutabakat’ konusunda çalışmaları gözlemek, yönlendirmek için yine işin içinde olan etkinlikler yapacak. 85. yılını kutlayacak olan demir-çelik sektörünü, önümüzdeki 15 -20 yılda nelerin beklediğinin yanıtlarını bu fuardaki etkinliklerde bulacağız.

2022 yılında birçok yeni katılımcının METAL EXPO’ya olan ilgisini gözlemliyoruz. Bunu hangi sebeplere bağlıyorsunuz?

Bu soruyu bir fizik kanunu ile yanıtlayabiliriz: Kütle Çekim Kanunu’na göre bir kütle ne kadar büyükse, etrafındaki cisimleri kendi merkezine doğru o denli büyük bir güçle çeker. Metal Expo da büyüyor ve çekim gücü artıyor. Fuarın bilinirliği, katılımcı ve ziyaretçi sayısının nicelik ve niteliği büyüdükçe, daha çok yeni katılımcı gözlemleyeceğiz. Bunun sonucu olarak 2023 yılında Metal Expo, dört salonda gerçekleşerek büyümesine devam edecek.

Geçen yıl METAL EXPO organizasyonlarının önemli bir parçası olarak düzenlenen Yeşil Mutabakat Çalıştayı, oldukça büyük ses getirmişti. Bu yıl da sektörün önemli sivil toplum kuruluşları ve devletin ilgili bakanlıklarıyla iş birlikleriniz olacak mı?

Bu soruya sayfalar dolusu yanıt verebiliriz ama kısaca şöyle ifade edelim: Demir-çelik sektörü, ihracatçı birlikleri, ilgili bakanlık ve otoriteler büyük bir uyum içinde Metal Expo’nun ülkemizin demir-çelik dünyasına açılan bir kapısı olabilmesi için hareket ediyor.

Pandemi ve online etkileşimin trend haline gelmesi, fiziksel fuarlara olan ilginin azalacağı düşüncesini getirdi. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Uluslararası Fuarcılar Birliği olan UFİ’nin, ‘Beyin Fırtınası’ ekibinde bulunma şansım oldu. Orada da bu konu yanıt aranan soruların başında geliyordu. Evden çıkamazsak, sosyal birer varlık olduğumuzu göz ardı edebilirsek, ticaretin aslında güven esaslı bir aktivite olduğunu görmezden gelebilirsek fuarları online olarak da yapabiliriz, neden olmasın! Bunun gerçekleşebilmesi için önce sorularıma olumlu yanıt verebilmeniz lazım. Bazı ürün gruplarında belirli bir bütçenin altında kalan standart ürünlerin alışverişinde online ilaçtır ama fuarlara alternatif olmak yerine ancak destekleyici unsur olarak varlıklarını sürdürebilir.

Son dönemlerin en popüler konularından birini Metaverse oluşturuyor. METAL EXPO’yu Metaverse platformunda da deneyimleyebilecek miyiz?

52 yaşındayım, 20’li yaşlarımda bilim kurgu bir kavramın hayatımızda somut bir yer edineceğini, buna Metaverse diyeceklerini söyleselerdi inanmazdım. Bugün bu kavramdan nasıl faydalanabileceğimizi bize anlatan bir sürü uzman görüşüne rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Şimdilik ‘Meta Evreni’nde yer almaktansa, bu evrende neler yapabileceğimize yoğunlaşıp, günü geldiğinde sanal evrenlerde var olmanın planlarını da yapıyoruz ama bu işin kanunlarının yazılıp kabul görmesini beklemek gerekir diye düşünüyorum.

Sorularımıza eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Dört yıl önce yazmaya başladığımız bu hikayeye dahil olan ve her koşulda bizi destekleyen katılımcılarımızı burada anarak, onlara teşekkür etmek istiyorum. Tosyalı, Kardemir Karabük, Kardemir Haddecilik, Işık Çelik, Taşkazan, Alp Steel, Yükselen Çelik, Göktürkler Çelik, Çelik Metal, Kar Metal, Tecer Metal, Dempaş her yıl Metal Expo’da katılımcı olarak yer aldılar. Onlar olmasaydı, Metal Expo uluslararası kimliğe bürünemezdi.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com