Connect with us

Endüstri 4.0

Nedir bu elektrik?

Yayın Tarihi:

on

Kent yaşamı, tarihsel ve toplumsal koşullar açısından genel bir kavram olmasına rağmen farklılıkları ve özgünlükleri de ihtiva eden bir yapıya işaret etmektedir. Bu, söz konusu yaşam birimlerine verilen ve değişik anlamlara gelen isimlendirmelerde de görülmektedir. Bu doğrultuda kent, uygarlık anlamında, Yunanca’da polis, Fransızca’da cite, Arapça’da medine; Almanca’da kale ya da oturma alanı anlamında burgh ya da borough; Latince’de ise yurttaşlık anlamında urbs ve civitas; kelimeleriyle isimlendirilmiştir. Sanayi Devrimi, tarımın keşfedildiği ve yeni aletlerle ziraatın başladığı Cilalı Taş Devri’nden beri süren (kent) yaşam biçiminden hâlâ imkân ve sınırlarını bulmaya çalıştığımız yeni yaşam biçimine geçişin adı; ilk ve en mühim adımıydı. Sanayi Devrimi, insanları tarlalarından; binlerce yıllık yaşam tecrübelerinden ve alışkanlıklarından uzaklaştırıp yepyeni bir döneme geçmeye mecbur kıldı. Belki de buhar makineleriyle sembolize edilebilecek bu yeni dönem, köklü teknolojik gelişmelerle desteklendi. Hem pratik buluşlar ardı ardına piyasaya sürüldü hem de sistemli araştırmalar olağanüstü bir hızla neticelenerek hayata dâhil oldu. Kömür-çelik sanayiinin gelişimi, demiryollarının ülkelerin içlerine kadar ilerlemesi, buharlı gemilerin okyanuslara açılması, elektrik teknolojisindeki gelişmeler, telgrafın keşfiyle haberleşme alanındaki gelişmeler ve elektrik ışığının evlere girmesi hep bu dönemdeydi. İnsanların yerine cansız güç kaynağı makineyi koyan bu dönemde, makinelerin hızlı, düzenli, şaşmaz ve yorulmaz performansları insanın bir günde yapabileceği işin kat kat fazlasını yapabiliyordu. Böylelikle verimde çok büyük artışlar sağlanmıştı. Bu devrede artık tarımla uğraşan nüfusun yerini de makineler almaya başlamıştı…

Her yeni icat ve bulunan araç, yeni sanayilerin kurulmasını zorunlu kılıyordu. Örneğin otomobil için tekerlek gerekiyor, tekerlek için kauçuk ve lastik alanında devrim niteliğinde değişimler yaşanıyordu. Sanayi alanları böylesine çoğaldıkça eski yapım yöntemleri değişiyor; ustaların şahsi işlerinin yerini makinelerin standart ve seri üretimi alıyor; bu da herkesin aynı saatte işe başladığı ve işini belirli saatlerde sürdürdüğü fabrikaların önlenemez yükselişini devam ettiriyordu. Daha fazla mekanik güç, daha fazla üretilmiş mal, daha fazla ulaştırma, daha çok tüketici, daha çok satıcı ve daha büyük firmalar doğuran bu dönem, elbette daha büyük kentleri de oluşturacaktı.

Yazının devamını okumak için lütfen buraya tıklayınız.

Endüstri 4.0

Patlayan azim

Yayın Tarihi:

on

Geçen ay kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İşçisin sen işçi kal (Cem KARACA)

İşçi ailesinden gelen Toyoda’lar işçilerine çok önem verirler, mutlu işçi verimli iş demektir. İşçilerine daha o yıllarda güvenli ve ergonomik çalışma alanı sağladılar. Rahat, ferah ve aydınlık mekânlar çalışanların yüzünü güldürür, verimi arttırır ve maliyeti düşürür. 

İşe ve işçiye verdikleri önem için çok eskiye ya da Japonya’ya gitmeye gerek yok, Sakarya örneği bizim için yeterli; 2003 yılında Toyota Sakarya fabrikasında işçinin biri bir sebepten üretim alanındaki yüksek bir direğe tırmanır, kendisi için alınan iş güvenliğine rağmen bir şekilde düşer. Bu personel hemen Sakarya’daki Toyotasa hastanesine kaldırılır, gerekli tüm işlemler yapılır, ki personelin hayati tehlikesi de yoktur. Sakarya’daki yetkililer hemen bir rapor hazırlayıp merkeze gönderirler. Toyota Avrupa’nın Başkanı Dr. Shuhei Toyoda, kaza raporları önüne gelir gelmez, özel uçağına atladığı gibi soluğu Adapazarı’ndaki fabrikada alır.  Hiç zaman kaybetmeden hemen kazanın olduğu yere gelir, başlar yukarı tırmanmaya. Bizimkilerin nutku tutulur ama bunu Japonlar yadırgamaz. 

Dünyanın en büyük patronlarından biri, bir iş kazasından dolayı hiç üşenmeden Türkiye’ye gelip direklere tırmanıyor. Bunca güvenlik önlemlerine ve hiç kimsenin burnu kanamasın diye gösterilen bunca çabaya rağmen gerçekleşen bu kazanın kök nedenini yerinde görüp anlamakta kararlıdır.  Bu olayı biz Türkler anlamakta zorlanıyor çünkü eğitim mottomuz, okuyup “rahat” etmek üzerine!

Dr. Shuhei Toyoda, incelemeleri bittikten sonra oradan iner ve kaza geçiren işçiyi görmek ister. Hemen Toyotasa hastanesine giderler, Dr. Toyoda geçmiş olsun dileklerini bizzat kendisi iletir ve dönüp yöneticilere “Benim başıma bir kaza geldiğinde bana nasıl bakacaksınız bu arkadaşımıza da öyle bakın” der ve özel uçağıyla geri döner.

Birkaç saat süren bu olayı yaşayan yöneticilerin edindikleri deneyimi, onlara yıllar süren eğitimlerle veremezsiniz. İşte iş kültürü böyle oluşur, eğer yoksa.

İlk adımlar

Toyota 1937’de kurulduğunda kıt kanaat zar zor yürür, ama kararlıdır. Kıt imkânlarını ürettikleri arabalarda gösterdikleri gibi üretim sistemlerine de yansıtırlar. Buna verilebilecek iki örnekten biri tek farlı araba diğeri ise “stok” konusu. 

Hammaddeye, yedek parçaya zar zor ulaşıp araba parçalarını zar zor denkleştiren ekip bu duruma o günler için bir isim bulmalıydı ve bu ismin daha sonra kendi sektörleri için çok elverişli bir araç olacağını onlar bile tahmin edemedi. Bu isim, yazının ileriki bölümlerinde detaylıca açıklayacağımız “stoksuz çalışmak”.

Toyota kurulduktan 2 yıl sonra 1945’te son bulacak İkinci Dünya Savaşı patladı. Toyoda ailesi artık sadece Japon ordusunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için üretim yapıyordu. Savaş yıllarında en iyi senaryo çarkların dönmesidir ve Toyodalar bunu başarıyordu.

5 Ağustos 1945’e kadar Toyota için çoğu şey istenildiği gibi gitmese de birçok şey istenildiği gibi gidiyordu, bu ilginç cümle gibi tuhaf bir dengede yürüyordu işleri. Ta ki Japonya’ya 6 Ağustos 1945 saat 08:15’te “Little Boy” ve üç gün sonra 9 Ağustos 1945 saat 11:02’de “Fat Man” isimli iki atom bombası atılana kadar… Artık tüm işler hem Japonya hem de Toyota için hiç iyi gitmez. Sadece ölen binlerce masum çocuktan dolayı vicdanında hissettiği acıyı bir nebze dindirmek için bombalar atıldıktan sonra bu kez Japonya semalarında nükleer etkiyi nasıl en aza indirebileceklerini içeren broşürlerin atılma emrini veren dönemin tek isimli Amerika Başkanı Harry S. Truman (ortadaki S bir ismi nitelemez) için işler bir nebze iyi gider. 

İyi de neden üç gün sonra daha büyük bir atom bombası atma ihtiyacı duyuldu, bu üç gün içinde ne gibi pazarlıklar yapıldı? Bu sorulara cevap vermek bizim işimiz değil, meraklısı araştırabilir. Konumuza geri dönelim.

Herkesin sevgisi acısı kadardır (Müslüm Gürses)

Kiichiro Toyoda orta karar giden işlerin üzerine bir de atom bombasını kucağında bulunca adeta karalar bağlar. Ne doğru düzgün yedek parça tedarik edebilir ne de doğru düzgün araba üretebilir, üretse bile kime satacak. Pazar her zamankinden daha küçülmüştür. Felsefesi gereği kimseyi işten çıkarmak istemez, ancak eli mahkûm batmamak için çalışanlarından maaşları için indirim yapmalarını ister ama çalışanları bunu kabul etmez. Kiichiro artık iflası ciddi ciddi düşünmeye başlar.

Toyodalar, 25 Haziran 1950’de hemen yanı başındaki Kore’de çıkan savaş bana zarar vermesin diye düşünürken bir anda talih kuşu konuverir. 5 yıl önce ülkesini insanlık tarihinde görülmeyen bir yöntemle yakıp yıkan Amerika Toyoda ailesinin kurtarıcı meleği oluvermiştir. Amerika savaş için taa Kıta Amerikası’ndan araç getirmeyi çok maliyetli bulduğundan (atom bombası atmak bedava olsa gerek) kendisi için gerekli olan araçları Toyota’dan ister, üstelik parasını peşin verir.

Kicchiro’nun eline artık ikinci bir kapital geçmiştir, adeta ihya olmuştur. Bu şansın üzerine Japon hükümetinin destekleri ve kendi iş yapma felsefesi de eklenince kanatlanıp uçar. Kore savaşından Toyota’ya talih kuşu bize ise NATO’ya girmek düşer.

Giriş

Amerika pazarına 1957 yılında Toyota Crown ile girerler. Bu arabayı Amerikalılar ilk zamanlar yavaş bulur. Bundan ders alan Toyoda’lar Corolla’yı geliştirirler ve 1966’da piyasaya sunarlar. Zaten 1950’lerde Amerika ve Brezilya’daki satış ağını bile kendileri kurmuştur. Corolla’yı Amerikalılar sever, hem ekonomik hem dayanıklı hem de hızlıdır. Artık Toyota Amerika kıtasında kendisini ispatlamıştır. Pastadan kendisine pay kapan Toyoda ailesi doğru gelişim alanları üzerinden bu dilimi büyütmek ister. Üstelik bu gelişim alanı görmesini bilen için çok büyüktür çünkü araba dediğiniz şey mekanik performansın, güvenliğin ve konforun yanında kişinin psikolojik ve sosyal dünyasına bile hitap eder.

Global Toyota

Toyota, müşteri geri bildirimlerinden müşterilerin Alman mühendislik devleri BMW ve Mercedes’in sunduğu kaliteyi ve zanaatkarlığı talep ettiklerini görür. Bu talebe cevap verebilmek için bir ekip kurarlar. Ekibin hedefi Alman arabalarıyla boy ölçüşebilecek yeni bir araba üretmektir. Aylar süren çalışmadan sonra ekibin vardığı sonuç; istenen seviyedeki kaliteyi yakalayabilmek için hata payını yarı yarıya indirmektir. Karoser ekibi karoser panelleri arasındaki toleransları yarı yarıya indirir. Diğer tüm kabul edilebilir sapmaları yarı yarıya hatta kimi yerlerde daha da azaltırlar. Sonuç olarak beklenenin ötesinde bir kaliteyi yakalarlar, üstelik bu başarı arabanın aerodinamiğine katkıda bulunduğu gibi rüzgâr gürültüsünü de büyük oranda azaltır. İşte bu arabanın adı Lexus’tur. Tek bir doğru tespitle Alman mühendislik kalitesine büyük oranda yaklaşırlar. Toleransları yarı yarıya azaltmak gibi büyük bir hedefe ek olarak kapılardaki salınımları bile düşürürler. Bugün bile dünyada böylesi zor bir işin üstesinden gelebilecek şirket sayısı çok azdır.

Toyota, Lexus ile Amerika başta olmak üzere tüm dünyada muhteşem bir başarı yakalar.

Duygusal Toyota

Toyoda yeni bir projeye başlarken bir ekip ve o ekibe bir lider seçer. Bu ekip liderinin özelliklerinden biri de müşteri ile duygusal bağ kurabilmesidir. Toyota bu özelliği çok önemser.

Amerika pazarı için oluşturulan Sienna projesi ekibine daha önce Amerika’ya gitmemiş birini almazlar. Neredeyse tüm ekibin hedef müşteri ile duygusal bağ kurmasını isterler. Bununla da yetinmezler, lider dahil tüm ekibi Toyota’nın eski bir minivan modeliyle beraber Amerika’ya gönderirler. Bu ekip Meksika, Amerika ve Kanada’yı kapsayan bir rota boyunca 80.000 km yol kat ederler, neredeyse gezmedik yer bırakmazlar. 

Bir Amerikalı minivan sürücüsü için neyin önemli olduğunu tüm ekip bizzat yaşayarak deneyimler. Ancak bu sürüş deneyiminden maksimum faydayı sağlayabilmek, problemleri tanımlamak ve iyileştirme alanlarını görmek için başmühendis (ekip lideri) ve ekip üyelerine gelişmiş sürüş dersleri aldırırlar.

Tüm ekip Japonya’ya döndüğünde ilk önce yaklaşık 25 sayfalık bir rapor için birkaç ay çalışır. Bu rapor tamamlandığında artık proje için ellerinde bir anayasa vardır ve tüm işler o rapora göre planlanıp yapılır.

Ve sonunda Sienna Amerika pazarına sunulduğunda Amerikalı kullanıcılar neredeyse aradıkları her şeyi bulurlar. 

Öncü

Toyota geniş vizyonu ve sistemli iş yapış kültüründen dolayı milenyum çağına kapı aralanan yıllarda dünyadaki birçok ülkenin ekonomisinden çok daha büyük bir ekonomiye sahipti. Ancak Toyoda ailesi bu vizyonu daha da ileri taşır. Hiç kimsenin aklında seri üretim elektrikli araba yokken Toyoda alışkanlıkları yıkıp yeni bir araba yapmaya karar verir. Bu araba günün gerçeklerine en uygun olan hibrit bir arabaydı. Ancak alışılmışın dışında olacak bu proje için alışılmışın dışında davranabilmek gerekiyordu. Bundan dolayı bu projeyi 10 yıldan fazla Toyota’da çalışan bir başmühendise veremezlerdi çünkü maruz kaldığı iş kültürü farklı davranmasını engellerdi. İşte bu yüzden daha az deneyimli, 10 yıldan az çalışan bir baş mühendis seçip projeyi ona verirler.

Bu yarı çömez başmühendis ekibini kurup aylarca çalışıp yaklaşık 25 sayfalık anayasasını oluşturup sunduğunda zaman planını çok uzun bulurlar ve proje bitimini daha erkene çekerler. Daha hafif, küçük ve kendi kendini şarj eden yarı elektrikli Prius marka araba 1997 yılında tamamlanır.

Toyota aynılıklarla dolu bir dünyada farklılık böyle olur dercesine tüm rakiplerinden bir anda sıyrılıp cebindeki parasının yanına bir de saygınlık ekler.

Turbun büyüğü

1980’li yıllarda tasarımı saptama ile üretime başlama arasındaki süre diğer önde gelen markalarda 36-40 ay arasında değişirken bu süre Toyota için 24 ay civarındaydı. 2006 yılında dünyanın öncü markaları bu süreyi 24 aya indirirken Toyota 15 aya hatta bir defasında 10 aya indirir.

Bu teknik başarıyı ekonomik başarının takip etmemesi düşünülemez. 2005 yılında Toyota’nın piyasa değeri; General Motors, Chrysler ve Ford’un toplam değerinden fazlaydı. Üstüne üstlük General Motoru tam 13’e katlar.

Toyota’nın böylesi bir esnekliği ve dinamizmi nasıl yakaladığını şu ana kadar kısmen izah ettik ancak turbun büyüğü heybede. Onu da gelecek ay açıklayalım…

Bu yazıyı okuyanlar görüş ve önerilerini bilal.aydemir@duyarvana.com.tr adresinden paylaşabilirler, şimdiden bu nezaketiniz için teşekkürler. Gelecek ay görüşmek üzere…

Kaynakça

  1. Morhan J., Liker J., Toyota Ürün Geliştirme Sistemi, Yalın Enstitü, 2006
  2. Sarı E., Başarı Hikayeleri, 11-12, NoktaEkitap, Antalya, 2017
  3. www.pexels.com
  4. www.kigem.com
Devamını Oku

Endüstri 4.0

Doruk’tan sosyal mesafe için sanayiye yapay zekâlı yüksek teknoloji bağışı 

Yayın Tarihi:

on

Koronavirüs ile birlikte hayatımıza giriş yapan “sosyal mesafe” kavramı, tüm sektörlerdeki çalışanlar için büyük önem taşıyor. Dünya genelinde hayatın sosyal mesafe kurallarına göre düzenlenmesine yönelik uzun vadeli planlamalar yapılırken sanayideki çalışanlar için bir destek de teknoloji şirketi Doruk’tan geldi. Türkiye’de üretim yönetiminde dijitalleşme pazarını inşa eden ve akıllı üretim yönetim sistemi ProManage ile sanayicilerin dijital dönüşüm mentorluğunu yapan Doruk, çalışan sağlığının korunarak üretime devam edilebilmesi için ProManage KiT (Kontrollü İnsan Trafiği) adını verdiği sosyal mesafe ölçüm ve uyarı sistemini geliştirdi.

Fabrikaların faaliyetlerine devam ederken çalışanlarının sosyal mesafe denetimini ve raporlamasını anlık olarak yapabilmelerini sağlayan ProManage KiT’i, sanayicilere bedelsiz sağlayan Doruk, böylece işletmelerin çalışan sağlığı açısından riskleri değerlendirerek hemen önlem almalarını mümkün kılıyor. Bu kapsamda “Fabrikalar Açık Kalsın” isimli bir kampanyaya da imza atan Doruk, bedelsiz olarak sunduğu ProManage KiT uygulamasını edinmek isteyen sanayicileri kampanyaya destek veren vakıf ve sağlık kuruluşlarına bağış yapmaya davet ediyor. Pandemi gibi beklenmeyen durumlarda bile ek yatırıma ihtiyaç kalmadan “Fabrikalar Açık Kalsın” diyerek bu ürüne imza attıklarını belirten Doruk Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden, ProManage KiT ile Türk sanayicisine ve sanayi çalışanlarına katkı sağlamayı ve çalışanlarının sağlığını üst düzey teknolojiyle korumayı amaçladıklarını söyledi. Yapay zekâ ile görüntü işleme teknolojisinin kullanıldığı ProManage KiT uygulaması, Doruk’un Teknopark İstanbul, Antalya Teknokent ve İzmir DEPARK’ta (Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme A.Ş.) bulunan ofislerindeki mühendislerinin gönüllülük esasına dayalı olarak ortak çalışmalarıyla tamamlanarak hayata geçirildi.

Doruk Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden

 Çoğu işletmenin uzun bir süre uzaktan çalışma modelini sürdürdüğü pandemi döneminde, sanayi firmaları büyük bir özveriyle kontrollü bir şekilde faaliyetlerine devam ediyor. Akıllı üretim yönetimi sistemi ProManage sayesinde sanayicilerin üretimlerini daha verimli ve çevik hale getiren, kayıplarını tespit edip azaltarak maliyetlerini ve rekabetçiliklerini yönetebilmelerini sağlayan teknoloji şirketi Doruk, şimdi de üreticilerin beklenmeyen, zorlu dönemlerdeki en büyük ihtiyaçlarından birine ProManage KiT ile cevap veriyor. 

IIoT, makine öğrenmesi, görüntü işleme, artırılmış gerçeklik ve yapay zekâ teknolojileri ile tam entegre olan dünyadaki tek akıllı üretim yönetim sistemi ProManage ile bugüne dek dünya genelinde 300’den fazla fabrikayı dijitalleştirmiş olan Doruk’un Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden; “Pandemi ile mücadelenin ikinci dönemi olarak Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın açıkladığı ‘kontrollü sosyal hayat’ evresinde işletme ve fabrikalarda çalışanların sağlığını korumak büyük önem taşıyor. Bu yeni düzene adım atarken, Doruk olarak gönüllü mühendis ekibimizle birlikte üretime devam ederek ekonomiye ve istihdama katkıda bulunan sanayicilerin her zamanki gibi yanında olup çalışanların ve dolayısıyla toplumun sağlığını korumaya katkıda bulunmak istedik ve çok önemli bir ürün geliştirdik” diyerek şu detayları paylaştı: “Ülke ekonomisinin lokomotifi olan sanayicilerin küresel pazarlarda daha rekabetçi olabilmeleri ve sürdürülebilir büyüyebilmeleri için tek yolun üretim ve yönetim sistemlerinin dijitalleştirilmesi olduğuna inanıyoruz. Bu noktada, koronavirüsle birlikte çok önemli hale gelen ve dünya genelinde kamu alanlarında en çok konuşulan ‘sosyal mesafe’ kuralı kapsamında geliştirdiğimiz sosyal mesafe ölçüm ve uyarı uygulamamız ProManage KiT (Kontrollü İnsan Trafiği) sayesinde fabrikalar açık kalabilecek, ek yatırım gerekmeden işletmelerde çalışanların sosyal izolasyona uyup uymadıkları izlenip temas noktaları dijital ortamda tespit edilebilecek, uyarı üretilebilecek. Ar-Ge birimimiz başta olmak üzere ilgili departmanlarımız konuyla ilgili iş ortaklarımızdan gelen talepleri de değerlendirerek ProManage KiT üzerinde titizlikle çalıştılar. İş sağlığı ve güvenliği açısından çok önemli olan bu teknolojiyle içinde bulunduğumuz dönem başta olmak üzere bundan sonra hayatımızı etkileyecek sosyal izolasyonun iş verimini etkilemesinin de önüne geçmek ve pandemi gibi beklenmeyen durumlarda çalışanların sağlıklı bir şekilde çalışması mümkün olacak.”

“Fabrikalar Açık Kalsın kampanyamızla hem sanayicilere hem de topluma katkıda bulunan kurumlara destek olmayı hedefliyoruz” 

Özden, fabrikaların faaliyetleri devam ederken çalışanların sosyal mesafe denetimi ve raporlamasının anlık yapılabilmesi sayesinde işletmelerin riskleri değerlendirerek hemen önlem almalarını sağlayacak ProManage KiT’i, topluma katkıda bulunan kurumlara bağış tavsiyesiyle işletmelere bedelsiz sağlayacaklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Doruk tarafından bedelsiz olarak sunduğumuz ProManage KiT uygulamasını edinmek isteyen değerli sanayicilerimiz, ‘Fabrikalar Açık Kalsın’ kampanyamıza destek veren vakıf ve sağlık kuruluşlarına bağış yapabilirler. Başlattığımız bu kampanya, sanayi kuruluşlarının uygulamayı edinirken aynı zamanda pandemiden etkilenen halkımıza hizmet ve destek sunan çeşitli vakıf ve sağlık kuruluşlarına bağış yapmalarına imkân sağlayarak çok katmanlı şekilde destek ve yardımlaşma kampanyasına dönüşüyor. Salgının patlak verdiği dönemle birlikte sormaya başladığımız ‘Biz ne fayda sağlayabiliriz?’ sorusunun cevabı olan bu sosyal mesafe çözümüyle hem Türk sanayicisine hem de topluma katkıda bulunan kurumlara destek olmayı hedefliyoruz.”

Yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojisiyle anlık takip

ProManage KiT uygulamasında yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojilerinin kullanıldığına dikkat çeken Özden, “Canlı kamera görüntülerinin işlenmesiyle oluşturulan sosyal mesafe uyarılarının ekranlara yansıtılması sayesinde çalışanlar, kendi ihlal durumlarını anlık olarak görüntüleyebiliyorlar. Birbirine güvenli sosyal mesafeden fazla yaklaşan çalışanlar tespit edilerek uyarı üretiliyor ve raporlanıyor. Raporlamada söz konusu lokasyonun yanı sıra sosyal mesafenin ihlal başlangıç ve bitiş zamanlarına yer veriliyor. Uygulama kapsamında; ihlal durumları ve alarmları görüntülenebiliyor, operatör ilgili kişilerin adlarını kayda ekleyerek not yazabiliyor. Sesli ve iki farklı renk kodunda ışıklı alarm sisteminin yanı sıra e-posta, SMS veya anlık mobil bildirimleri sayesinde hiçbir risk gözden kaçmıyor. Şüpheli bir durum oluştuğunda ise geriye dönük olarak geçmiş uyarı kayıtları takip edilebiliyor ve böylece olası etkilenenler anında tespit edilebiliyor. İşletmenin eğitim almadan uygulamayı kolayca devreye alabilmesi için tesisteki mevcut kamera sistemi ve sistemin bağlı olduğu bir bilgisayar yeterli oluyor, online ya da offline çalışan sistemde geçmiş kayıtlar da değerlendirilebiliyor” açıklamalarında bulundu.

“Geleceği gören teknolojimizle işletmelerin verimliliğini artırıyoruz” 

Yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik teknolojileriyle tam entegre dünyadaki tek üretim yönetim sistemi olan ProManage hakkında detayları paylaşan Aylin Tülay Özden, sözlerini şöyle tamamladı. “ProManage ile işletmelerin kendilerini sürekli ve otomatik olarak geliştirebilmesini sağlıyoruz. İşletmede daha önce izlenilen yolların ve bilgilerin kendi içlerindeki ilişkilerini anlamlandıran ProManage yapay zekâ uygulamamız sayesinde fabrikalar, gelecekte neler olabileceğini kestiren, yani kestirimci algoritmaların temelini oluşturan altyapıya geçiş sağlıyor. İşletmelerin dar boğazlarını, zayıf yönlerini, gelişime açık noktalarını sürekli olarak gösteren ve bu açıkların iyileştirilmesi için işletmeyi uyarı mesajları ve farklı yollarla bilgilendiren ProManage ile tam entegre olan ProManage Mobil uygulamamız sayesinde ise uzaktan çalışmak durumunda kalan yönetici ve şeflerin gerçek zamanlı olarak tesise ait makinelerini izleyebilmeleri, makinelerinin üretim performansına ulaşabilmeleri, parametreleri takip edebilmeleri, makine göstergelerini ve raporları görebilmeleri mümkün hale geliyor. Türk sanayisinin gelişmesine katkı sağlamak için 22 yıldır çığır çağan teknolojiler geliştiren bir şirket olarak her zaman her koşulda üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

Yapay zekâlı yüksek teknoloji bağışı ProManage KiT ile ilgili detaylı bilgiye Doruk’un https://www.promanage.com/TR/3-urunler/198-yazilim/2103-promanage-kit/ sitesinden ulaşmak mümkün.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

İnsanları asiste edecek sezgisel ve hızlı yeni kolaboratif robotlar 

Yayın Tarihi:

on

Günümüzde endüstriyel robotlar; elektronik, otomobil, ilaç, gıda, içecek ve sağlık ürünleri üretimi başta olmak üzere pek çok farklı alanda her geçen gün daha fazla kullanılıyor. Üretim tesislerinde çalışanlar arasında yeterli sosyal mesafenin sağlanması gibi son dönemde ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması noktasında da insanlarla iş birliği içinde çalışan robotlara duyulan talebin artması bekleniyor. Verimin artması, maliyetlerin azalması, çevreye katkı ve sosyal mesafe konularındaki ihtiyaçlara yanıt olarak Mitsubishi Electric, yeni MELFA ASSISTA serisi kolaboratif robotları ve RT VisualBox mühendislik yazılımını piyasaya sundu. 

Fabrika otomasyon sektörünün öncü markası Mitsubishi Electric; şirketlerin robotik sistemlerini hızlı, sezgisel ve daha düşük maliyetlerde kurmalarına, hızla değişen iş ortamları ve sosyal ihtiyaçlara esnek bir şekilde yanıt vermelerine imkân sağlayacak yeni MELFA ASSISTA serisi kolaboratif robotları geliştirdi. Teknoloji devi Mitsubishi Electric, kolaboratif robot serisiyle birlikte hızlı ve kolay bir sistem kurulumu için RT VisualBox sezgisel mühendislik yazılımını da ilk defa müşterilerinin hizmetine sunuyor.

Mitsubishi Electric, MELFA ASSISTA ve RT VisualBox yazılımını daha verimli bir üretim gerçekleştirmek, robotik üretim sistemlerinin Toplam Sahip Olma Maliyetini (TCO) azaltmak ve üretim sahalarında çalışanlar arasında yeterli sosyal mesafenin sağlanması gibi yeni ihtiyaçları karşılamak için tasarladı. Yeni kolaboratif robot serisi, sağladığı üretim optimizasyonu ile enerji tüketiminin azaltılmasına yardımcı olacak ve çevreye katkıda bulunacak. 

Sezgisel akış şeması programlamasıyla kolaylaştırılmış uygulama geliştirme süreci

Mitsubishi Electric tarafından geliştirilen RT VisualBox programlama aracı, robot elleri ve kameralar gibi diğer cihazlarla bağlantı dâhil bir olay zincirinde blok diyagramlar arasında bağlantı kurarak manevra sıralarının sezgisel bir şekilde oluşturulmasına imkân tanıyor. Program geliştirme ve tasarım süresinin kısalması sayesinde ise sistemin toplam sahip olma maliyeti (TCO) azalıyor. 

Özel kontrol paneli sayesinde hızlı robot kurulumu

Robot kolundaki özel kontrol paneli, robot hareketlerinin hızlı bir şekilde öğretilmesini ve kaydedilmesini sağlayarak geleneksel endüstriyel robotlarda gerekli olan hareket programlarını oluşturmak, kaydetmek ve uygulamak için giriş ve kontrol cihazlarına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Sade tasarıma sahip kontrol panelinde yer alan az sayıda düğme sayesinde robotlar konusunda uzmanlık bilgisine sahip olmayan ve deneyimsiz kullanıcılar bile sistemi kolaylıkla kurabiliyor ve ek robot programlama maliyeti ortadan kalkıyor. 

LED lambasıyla kolaylaşan robot durum takibi

Robot durumunu gösteren farklı renkler kullanan parlak LED lambası, robot kolunda kolaylıkla görülebilecek bir konumda yer alıyor. LED lambası, robot kullanıcısının robotun durumunu kolay izlemesini sağlarken geleneksel izleme cihazlarına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor ve bu yönüyle yine toplam sahip olma maliyetinin (TCO) azaltılmasına katkıda bulunuyor. 

Sosyal mesafeye uygunluk ve insanlarla iş birliği içinde çalışma özelliği 

Mitsubishi Electric’in yeni kolaboratif robotu MELFA ASSISTA, güvenlik bariyerlerine ihtiyaç duyulmadan insan operatörlerle birlikte çalışmak için geliştirildi. Üretim tesislerinde çalışanlar arasında yeterli sosyal mesafenin sağlanması gibi yeni gereklilikleri karşılayan robotlar, maksimum güvenlik ve dayanıklılığa sahip cobot kullanım ve programlama kolaylığı sağlıyor. 

Robotlar; karmaşık ve hassas montaj görevlerini, hassas iş parçası tutma veya tekrarlayan toplama ve yerleştirme işlemlerini en yüksek düzeyde tutarlılık ve güvenilirlikle yerine getirebiliyor. Aynı zamanda hızla değişen iş ortamları ve sosyal ihtiyaçlara esnek bir şekilde yanıt verebiliyor. Robotların uygulama örnekleri arasında; otomotiv montaj hatlarında insan operatörleriyle birlikte çalışma veya üretim hatlarında paketleme gibi işlemler yer alıyor. 

Artan ürün kalitesi, maksimum uygulama esnekliği

MELFA ASISTA, 5 kg anma yüküyle ±0.03mm* gibi olağanüstü düzeyde yüksek bir tekrar hassasiyetine sahip olup 910 mm yarıçaplara ulaşabiliyor. Bu sayede, ürün kalitesini artırırken kalite kontrol süresini azaltıyor ve genel kalite standartlarını daha yüksek düzeyde karşılıyor. 

MELFA ASSISTA’nın sunduğu bir diğer avantaj ise iş birliği modları arasında geçiş yapabilme özelliği. Normal yavaş hızlardan daha endüstriyel “iş birlikçi üretim” ortamı için yüksek hızlara geçiş yapabiliyor ve bu sayede maksimum uygulama esnekliği sağlanırken mümkün olan en iyi yatırım getirisi sunuluyor. 

Uluslararası standartlara uygunluk

Yeni MELFA ASSISTA serisi robotlar, ISO 10218-1 endüstriyel robotlar için güvenlik gereksinimleri ve ISO/TS15066 kolaboratif robotlar için teknik şartname gibi uluslararası güvenlik ve robotik standartlarına uygun olarak üretildi. Robotlar, çarpışma algılama gibi güvenlik özelliklerine sahip olarak insanlarla iş birliği içinde çalışacak.

Güvenirliği artırmak için başka bir lider uluslararası belgelendirme kuruluşunun fonksiyonel güvenlik standartlarına uyumun sağlanması da planlanıyor. MELFA ASSISTA serisi robotlar, aynı zamanda ABD Ulusal Sanitasyon Vakfı tarafından gıda ve içecek ürünleri üretimi için onaylanan NSF H1 gıda sınıfı yağları kullanma seçeneği de sunmaya hazırlanıyor. 

Ek özelliklerle uygulama kapsamı genişletilecek 

Elektrikli tutucu ve kamera gibi sertifikalı çevre donanımları da RT VisualBox ile kolaylıkla bağlanabiliyor. Yakın zamanda sertifikalı şirket listesinin ve bağlanabilecek cihazların sayısının artırılarak MELFA ASSISTA serisinin uygulama kapsamının genişletilmesi planlanıyor.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com