Connect with us

Genel

Şikâyet bir armağandır

Yayın Tarihi:

on

Hepimiz için şikâyet ile veya şikâyetçi bir kişi ile uğraşmak yıpratıcıdır ve tatsızdır. Bu nedenle özellikle iş hayatında birçok kişi şikâyetle uğraşmak istemez ve şikâyet varsa konudan veya kişiden uzak kalarak kendini olayın dışarıda tutar.

Eğer şikâyetin size bir faydası olduğuna inanmazsanız veya şikâyetçi bir müşteriyi kazanmanın şirkete neler kazandırdığını bilmezseniz şikâyet sizin için bir sorundur. Hatta birçok şirket şikâyeti bir masraf olarak görür.

Ben tüm profesyonel iş yaşamım boyunca çalıştığım tüm ekiplere ve paydaşlarımıza ‘’şikâyetin bize verilen bir armağan’’ olduğunu anlatmaya büyük çaba sarf ettim. Sadece çaba sarf etmekle değil, şikâyet olduğunda aynı gün içerisinde şikâyetin müşteri beklentisine uygun ve hatta mümkünse müşteriyi olumlu yönde şaşırtacak, dolayısıyla hayranlık yaratacak şekilde mutlaka çözülmesini sağlayan bir kültürü şirket içine yerleştirdim. Sadece şikâyeti çözmek değil, müşteriye sunulan çözümün aşamalarını kontrol etmek, sorun çözümü sonrası müşterinin memnuniyetini almak ve onu tekrar ziyaret etmek gibi sorununun çözümü ve sonrasında müşteriyi takip etmeyi önemsedik. Daha sonra şikâyetçi müşteriyi memnun edip tekrar bize yeni müşteri kazandıracak kadar tavsiyeci bir müşteri olup olmadığını ölçmeyi ve şikâyetin çözümündeki her aşamayı kendimizi iyileştirmeye yönelik raporlamayı her çalışan ve bölüm için standardize ettik.

Öncelikle şikâyeti çözmek bir strateji gerektirir. Bunun için hem yönetimin, hem de çalışanların bilinçlendirilmesi gerekir. Daha sonra şikâyetlerin takibi, analizi, çözüm süreleri, nedenleri, çözüm sonrası müşterilerin memnuniyeti, yeni müşteri kazanım oranı, şikâyetlere göre iyileştirme yapılacak noktaların tespiti gibi birçok metodolojinin şirkette kullanılmasını sağlamak önemlidir. Daha sonra şikâyetlerin çözümü ve müşteri memnuniyetine yönelik ölçülebilir hedefleri çalışanların performans kriterleri içerisine koymak ve bunu herkesin işinde öncelikli hale gelmesini sağlamak şarttır. Buna ilave olarak çalışanlara müşteri iletişim teknikleri, şikâyet karşılama teknikleri gibi önemli eğitimleri de vermek gereklidir.

Çalışanlarınız şikâyet karşılama konusunda eğitimli ve bilinçli olduğunda, şikâyetleri düzenli raporlarla analiz edip eksik yönlerinize yönelik analizler yapabilecek alt yapıya sahip olduğunuzda ve şikâyet çözümü çalışanların performans değerlendirmesinin bir parçası olduğunda artık şirketiniz fark yaratmaya ve şikâyeti bir masraf olarak değil bir avantaj olarak kullanmaya başlamıştır.

Hepimiz bir tüketiciyiz. Bir tüketici veya bir müşteri olarak neden şikâyet ederiz?

Bir ürünü veya hizmeti satın aldığımızda o ürünün veya hizmetin bizde yarattığı algı, eğer beklentimizden düşük kalırsa şikâyete başlarız. Kısacası beklediğimizin altında bir ürün veya hizmet algısı yaşıyoruzdur.

Şikâyetçi müşterilerin sadece %5’i şikâyetini direk olarak ürünü veya hizmeti aldığı firmaya iletir. Şikâyetçi müşterilerin %95’i şikâyetini iletmeden ürün ve firma hakkında olumsuz konuşmaya başlar, sosyal medyada derdini paylaşır, çevresine yaşadığı bu olumsuzluğu sürekli anlatır ve daha saldırgan olarak ürün veya firmayı her ortamda kötüler. Bu kadar olumsuz konuşma sonucu şikâyetçi müşteriniz, ürünü ve firmayı tanımayan binlerce tüketiciyi sizin hakkınızda olumsuz bir algıya taşır. Siz daha sahaya çıkıp müşteriye ürününüzü veya hizmetleriniz anlatamadan binlerce kişi şikâyetçi müşterinin olumsuz sesi sonucunda size karşı önyargılı hale gelir.

Sahada binlerce önyargılı müşteri oluşmuşsa sizin hem pazarlama, hem satış masraflarınız artar; rekabette olumsuz bir pozisyona geriler ve karlılığınız düşmeye başlar. Çünkü bir şirketin ürün ve hizmetinden memnun olan bir müşteri, aynı kalitede ve standartlardaki bir ürüne %10 veya daha fazla ödemeye hazırdır. Ayrıca sizinle ilgili olumsuz önyargıya sahip olmayan bir müşteriye ürün satmanın maliyeti, önyargılı müşteriye göre 1/5 oranında daha azdır. Yani memnun müşteri hem karlı satış, hem de masraflarda azalma sağlar. Şikâyetçi müşteriler ve onların yarattığı önyargılı müşteriler ise size satış fiyatlarında ve pazar payında gerileme yaratır.

Şikâyetçi bir müşteri kızgın ya da öfkeli olabilir. Ona farklı yaklaşmayı bilmek önemlidir. Şikâyetçi müşteri yaşadığı sorunu ilettiğinde dinlenmek ve haklı olduğunu duymak ister. Sonra da çözüm için kendisine yaklaşım gösterilmesini bekler. Eğer ilk temasta şikâyetçi müşteri, yetkili olmayan ve onun sorununu çözmek için doğru davranışa sahip olmayan birisiyle karşılaşırsa şikâyetçi kişinin öfkesi giderek artar. Çünkü,

  • Şikâyet iyi dinlenmemiş ve şikâyet reddedilmiş olabilir
  • Müşteriye hak verilmemiş ve yardım önerisinde bulunulmamış olabilir
  • Müşteriyi ve şikâyetini başka yere aktararak onu önemsemeyip, tekrar aynı şeyleri anlatması istenmiş ve anlattıkça öfke düzeyi artmış olabilir
  • Müşteriye zaman kaybettirici sorular sorarak, onu daha da öfkeli hale getirmiş olunabilir
  • Müşteriyi sorunun kaynağını olarak görerek, ana nedenin müşteride olduğu ifade edilmiş olabilir

Yukarıda belirtilen hatalar yapıldığında müşteri daha da öfkeli hale gelir ve sorununun çözülemeyeceği kaygısı yaşar. Hem karşısındakine, hem de şirkete karşı güvenini iyice kaybeder. Kendini size kapatır ve size daha fazla zarar verecek şekilde bundan sonraki hamlelerini planlamaya yönelir. Artık o müşteri sizin düşmanınızdır ve sizi tanımayan binlerce düşman yaratmasına izin vermişsinizdir.

Şikâyetçi müşteri sizinle ilk karşılaştığındaki bu yüz yüze veya telefonda olabilir, 3 temel konuyu sizin davranışınızda görmek ister:

  • Ciddiye alınmak: Onu dinlemeniz ve soru sorarak ana nedeni ve onu anladığınızı belirtmeniz, ben buradayım ve size yardımcı olacağım mesajını net vermek
  • Saygı görmek: En başta ona hak verdiğinizi belirtmek, yaşadıklarından dolayı ondan özür dilemek ve çözüme yönelik isteklerini sorup dikkate almak
  • Dinlenilmek: Göz teması, not almak, kısa özet yapmak, soru sormak, onu anladığınızı ifade eden söz veya mimikler, konuşmasını kesmemek, onu suçlamamak dinlerken yapılması gereken önemli davranışlardır.

Şikâyeti çözmeye istekli olmak ve bu konuda çaba göstermek kişiyi diğerlerinden daha hızlı geliştirir ve farklı hale getirir. Aranan ve takdir edilen biri haline gelir. Şikâyet çözmede başarılı insanların aşağıdaki özellikleri çok hızlı gelişir ki, bu onlara hem iletişim, hem de yönetsellikte büyük avantaj sağlar ve ön plana çıkarır:

  1. Problem çözme becerisi
  2. Yaratıcı olma becerisi
  3. Takdir kazanma fırsatı
  4. Zor müşterilerle iletişim kurma becerisi
  5. Dinleme, soru sorma ve müşteri isteklerinin analizi becerisi

Şikâyeti çözmek ve şikâyetçi müşteriyi tekrar kazanmak şirkete sadece daha karlı ürün satmayı, daha az masrafla yeni müşteri kazanmayı sağlamıyor. Şikâyeti çözen ve bunda ne kadar başarılı olduğunu ölçümleri sonucunda rakamlarla anlatabilen bir şirket, müşteriler karşısındaki güvenirliliğini pekiştiriyor. Güven, şirkete bağlı müşteri kazandırır. Bağlı müşteri ise ayrıca karlı satış sağlar. Şikâyet çözümünü önemsemek; aynı zamanda çalışanların da becerilerini artırması ve kişisel gelişimlerini hızla üst seviyelere taşıması demektir. Nitelikli ve sorun çözen çalışanlar ise müşteri bağlılığının en önemli kaynağıdır.

Şikâyet çözümünün faydalarını gördüğünüzde zaten bu konuya neden önem vermeniz gerektiğini bilirsiniz. Bunun dışında asıl odaklanmanız gereken, size şikâyete gelen en başta belirdiğim %5’lik dilimde olan müşteridir. Çünkü o kişi size gelmeden binlerce kişiye sizi kötüleyip size karşı önyargı yaratan kişi değildir. Bu nedenle şikâyete gelen kişi çok değerlidir. Çünkü o, size gelerek size şu mesajı veriyor:

“Ben size güveniyorum. Bir sorunum var ama sizin sorunuma çözüm sağlayacağınıza eminim ve size bir şans veriyorum.”

İşin gerçeği, size şikâyete gelen kişi size bir şans veriyor. Bunu bir dert olarak değil, bir fırsat olarak görmek bu nedenle çok ama çok önemlidir. Siz bu fırsatı doğru değerlendirdiğinizde, bu müşterinin güvenini boşa çıkarmayacak ve onu size bağlı müşteri haline getireceksiniz. Onun bu bağlılığı size onun tavsiyesi ile yeni müşteriler kazandıracaktır. Onun tavsiyesi ile gelen müşteri, size ondan aldığı güven ve ona verdiğiniz fiyat ile ürün veya hizmetinizi almaya odaklı geliyor. Böylece pazarlıksız ve çok az bir masrafla( daha az tanıtım, telefon, teklif verme, arama, pazarlık vs. olmadan) sizden ürün alıyor ki, bu da karlı ve az masraf ile satış yapmanız demektir. İşte bu nedenle şikâyetini size ileten kişi hem size güvenmek isteyerek bağlı müşteri olarak size karlı yeni müşteriler kazandırma şansı veriyor, hem de önyargılı müşterileri yok ederek daha yüksek fiyat ve daha düşük pazarlama maliyeti ile rekabet etme fırsatı kazandırıyor.

Buna ilave olarak çalışanlarınızın yetkinliğini ve becerilerinin gelişimini sağlıyor. Sizin arkanızdan olumsuz konuşup size zarar vermeden, size bir fırsat veriyor. Bu fırsat ile hem onu yeniden kazanmayı, hem de onun size vereceği olumsuz yansımaları yok etme şansı yakalıyorsunuz. Bununla birlikte size bu şansı vererek, organizasyonunuzda ya da ürün ve hizmetlerinizde ya da çalışanlarınızda olası bir hatayı veya eksikliği görmenizi sağlıyor. Bu eksikliğin hızlıca görülmesi ve giderilmesi için size bir ışık tutuyor. Bunun değerinin ne kadar çok olduğunu hepimiz biliyoruz. Bütün bu faydalara ilaveten şikâyetçi müşteri, şikâyeti doğru ve etkili yönettiğinizde şirketinizin müşteri memnuniyeti ve şikâyet çözüm becerisinden dolayı rekabet avantajı elde etmesini sağlıyor. Satış sonrası hizmet ve müşteri sorunlarının çözüm garantisini verilerle yeni müşterilere sunma fırsatı vererek, pazarlamada müşterileri etkileyebileceğiniz önemli bir fayda avantajını anlatabilmeyi sağlıyor. Yeni müşteriler şikâyet ve sorun çözme becerinizi verileriyle gördüğünde, aynı mal ve hizmete daha fazla fiyat verme veya öncelikle sizin tercih edilmeniz şansını size veriyor. Şikâyet çözümündeki başarınız çalışanlarınız ve müşterileriniz için güven yaratıyor. Onlara sizlerle çalıştığı sürece önemli olduklarını; her sorunda çözüm sunarak onların konforlarını artıracağınızı; sizinle çalışmalarının ne kadar güvenli, verimli, zaman ve masraf tasarruflu ve huzurlu olacağını hissettiriyorsunuz.  Onlara yüksek memnuniyet standartları sunarak bağlı çalışan ve bağlı müşteriler kazanıyorsunuz.

Tüm bu faydaları dikkate aldığımızda sizce de ‘’şikâyet bir armağan’’ değil midir?

Endüstri yüksek mühendisi ve makine mühendisi olarak 30 yıla yakın uluslararası şirketlerde Türkiye, Ortadoğu, Avrupa ve Afrika’da üst düzey yöneticilik deneyimleriyle hem endüstriyel hem de bireysel uygulamalarda enerji verimliliği, ısıtma, soğutma ve otomasyon konularındaki uzmanlığını; satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetler tecrübesini; şirketlerdeki değişim yönetimi ve liderlik konularındaki yönetselliğini yurt içinde ve yurt dışında şirketlere ‘’yönetim danışmanı’’ olarak kendi şirketi ile aktarmaya devam etmektedir.

Genel

Yönetici olarak saygı görmek

Yayın Tarihi:

on

Bir yöneticinin ekip arkadaşları ve çalışanları tarafından saygı görmesi, onun sürdürülebilir bir başarı sergilemesinde çok önemlidir. Yöneticinin sahip olduğu konuma ve o konumu verdiği yetkilerin getirdiği güce; kısacası temsil ettiği makama otomatikman saygı gösterilir. Ancak makama gösterilen saygı, o makamda oturan kişinin kendisine duyulan saygı ile her zaman farklıdır. Yöneticinin kendisine duyulan saygı; onun yönetsel, iletişim ve liderlik becerileri ile doğru orantılıdır.

Yöneticilik hayatta herkesin sahip olmayı arzu ettiği fakat gereklerini genellikle yeterince yerine getiremediği bir hiyerarşik konumdur. Bir kişiye verilen bir makam ve o makama ait bir koltuk, o kişiye o koltuğun gerektirdiği yetkinlik ve sorumluluğa göre taşıması gerçekten çok büyük bir ciddiyet gerektiren sorumluluklar getirir. Yönetici hem o koltuğun yetkinliklerine göre beklentileri karşılamak ve hatta yetkinliğini daha da geliştirmek zorundadır; hem de o koltukta şirketini temsil ettiğinin bilincinde olarak çalışanlarına ve müşterilerine hem yol gösterici, hem de saygılı olmak zorundadır. Liderlik, doğru tutum ve davranış, alçak gönüllülük ve bilgiyle ikna etmek temsil ettiği makamda en çok sahip olması gereken yetkinliklerdir. Yönetici ekibinin başında bir orkestra şefi pozisyonunda olduğunu unutmamalı ve doğru sonucun ancak kendi davranışı ile tek bir ses olarak çıkabileceğinin farkında olması gereklidir.

Yönetici, çalışanların da en başta insan olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. İnsan olarak yönetici de olsak, çalışan da her zaman hata yapabiliriz; çabuk motive olur ve bir o kadar da hızlı motivasyonumuzu kaybederiz. Hak ettiğimizde takdir edilmeyi, sevilmeyi, güler yüzü, dinlenilmeyi, soru sorulmasını, tatlı dili, saygılı davranılmasını, adil olunmasını, şeffaf olunmasını, hatalarımızın eğitici şekilde geri bildirimle söylenilmesini hepimiz çalışırken bekleriz, çünkü bunlar bizi daha mutlu ve tutkulu çalışmaya yönlendirir. Yöneticilerin bu beklentileri bilen ve buna göre çalışanlarıyla doğru iletişim kurabilen kişiler olması gerekir. Çalışma ortamının güven ve huzurlu olması, doğru tutum ve davranışla iletişimi sağlamak, yöneticilerin elemanlarından daha iyi verim almalarına yardımcı olur.

Günümüzde çalışan memnuniyetsizliğinin ve yönetim eksikliğinin en önemli nedenlerinden birisinin, yöneticinin çalışanlarına saygı göstermedeki eksikliği ve iletişimdeki yetersizliği olduğunu görüyorum.

Yönetmek sizi tepeden bakmaya, insanlara kötü davranmaya ve onları önemsememeye yönelttiği an, yönetici değil; sadece bir koltuğa oturtulmuş, kendi egosunu tatmin etmeye odaklı, kendisinden başkasını önemsemeyen bir makam sahibi olursunuz.

Yöneticilerin saygı görmesi için hem kendisine hem de çalışanlarına saygılı davranması ilk koşuldur. Çevresindekilere ve çalışanlarına saygı duymayan bir yönetici, çalışan memnuniyetinin sağlanamaması ve personel kaybının çok olmasından sorumludur.
Saygı duyun. Saygı görmek için sizin de başkalarına saygı duymanız gerekir ve bunu yaparken herkese eşit şekilde saygı duymalısınız. Herkese, eşit düzeyde. Bu kişiler içinde patronunuz, çok konuşan iş arkadaşlarınız, dalgın stajyeriniz, temizlik görevlisi, her şeyden şikayet eden müşteriniz ve sizi işe götüren şoförünüz bulunmaktadır.

Ancak en önemlisi, kendinizsiniz. Kendinize gerçekten saygı duyarsanız, başkaları da mutlaka size saygı duyacaktır.

Devamını Oku

Genel

Yöneticilikte delegasyon

Yayın Tarihi:

on

Hepimizin bildiği bir soru vardır: “Balık verip o gün karşındakini doyurmak mı, yoksa karşındakine balık tutmayı öğretip her gün onun kendi karnını doyurmasını sağlamak mı?”

İyi bir yönetici her zaman ekibini geliştirmeye ve onlara koçluk yaparak becerilerini artmasını sağlamaya özen gösterir. İyi bir yönetici; ne kadar yetişmiş ve gelişime açık çalışana sahipse, o kadar başarılı işlere imza atacağını bilir. Bu nedenle hem kendi yerine geçebilecek adayları belirler ve onları yetiştirir; hem de ekibindeki her önemli rol için lider olacak çalışanları seçer ve onları destekler.

Bir yöneticinin çalışanını geliştirmek ve becerilerini artırmak için yaptığı birçok eylem vardır. Çalışanlarının fikirlerini sormak, onları dinlemek, onlara projelerde liderlik vermek, geri bildirim alıp vermek, koçluk yapmak, farklı bölümlerde görevlendirerek bilgi ve bakış açılarının gelişmesini sağlamak, toplantılarda ve grup çalışmalarına dahil ederek tecrübelerinin artmasını sağlamak, sorumluluk ve karar alma konularında cesaretlendirmek, özgüven aşılamak bunlardan birkaç tanesidir.

İyi bir yöneticinin çalışanını geliştirmek için yapması gereken önemli bir eylem de, iş delegasyonu yaparak çalışmasıdır. İş delegasyonu, çalışana ‘’balık tutmayı öğretmektir’’. İş delegasyonu; çalışanın karar verme becerisinin artmasını, sorumluluk almasını, işi öğrenmesini, farklı düşünebilmesini, hatalarından ders çıkarmayı öğrenmesini, öz güveninin yükselmesini, takdir kazanmasını ve kendini değerli hissetmesini sağlar.

İşi iyi delege edebilen bir yönetici çalışana katkı sağlarken, aynı zamanda hem ekip çalışmasını teşvik eder, hem de kendi zamanını ekibinin yapması gereken işlerle değil, daha yönetsel ve stratejik planlamaya yönelik konulara fazlasıyla odaklanacak fırsat bulur.

Ancak bazı yöneticiler iş delegasyonundan hoşlanmaz veya yapmak istemezler. Bu nedenle iş delegasyonu açısından bakıldığında dört farklı tip yönetici karşımıza çıkar. Bunlar:

  • Delegasyonu bilmeyen,
  • Delegasyonu bilen ve uygulayan,
  • Delegasyonu bilen fakat sevmeyen / istemeyen,
  • Delegasyonu bilen fakat yapamayan.

Delegasyonu yapamayan yönetici, ekip üyelerine güvenmediğinden, ekipte iş vereceği iş arkadaşlarının yeterli tecrübeye sahip olmadığı endişesi taşımasından dolayı işlerin hatalı geleceğine inanır. Onun için delege edilecek her iş çok önemlidir ve kesinlikle hata yapılmamalıdır. Hata yapılırsa o işi tekrar kendisinin yapacağını ve düzeltmek için çok zaman harcayacağına inanır. Bu nedenle madem eninde sonunda iş bana geri gelecek, o halde hiç işi delege etmeyeyim ve ben yapayım moduna girer. Her işi kendisi üstlenir, kendisini çok önemli bir konuma konumlandırır ve kendi egosunu tatmin ederek mutlu olur. Sonra da ‘’her işi ben yapıyorum, bu kadar çalışan ne işe yarıyor ki?’’ diyerek kendini överken şikayet de eder. Her işi kendisi yapan yönetici, zaten yönetici değildir.

Delegasyonu sevmeyen / istemeyen yönetici ise kendisini değerli hissetmek, iş yapıyor havasını vermek için çoğu kez üst yönetime kendi eksikliklerini göstermemek için bunu uygular. Başka bir gizli nedeni de; iyi ve nitelikli çalışanına iş öğretirse bir gün onun rakibi olacağından korkar. Kendi koltuğunu sağlama almak için iş öğretmemek ve bilginin hep kendisinde kalmasını sağlamak ister. Bu tür yöneticiler, yetkinliklerinin oturduğu koltuğun gerektirdiği bilgi, beceri ve tecrübeye yetmediğinin farkındadır ve hep koltuğunu savunma derdindedir. Kendi ekibindeki iyi elemanları rakibi görür ve hata yapmaktan çok korkar; çünkü hata onu koltuğundan edebilir. O yüzden delegasyonu sevmez. Bu tür yöneticiler aslında bir ofis idare amiridir ama farkında değillerdir.

Delegasyonu bilen ve yapmayan yönetici de, kendi egosunun yüksekliğinden kimseye iş delege etmez, biatı ve hükmetmeyi sevdiği için her işin kendi bilgisi ve kontrolünde yapılmasını ister. Her işi kendisi tamamlamak ve o olmaz ise ekibinin bir işi tamamlayamayacağı algısını da üst yönetime sıklıkla iletir. Kesinlikle kendi yerine bir adayın oluşmasını istemez ve bu tür çalışanlarla mutlaka huzursuzluk yaşar.

Delegasyonu bilmeyen ya da bildiği halde uygulamayan tüm yöneticiler mutlaka eğitime alınmalıdır. Aksi takdirde hem iyi çalışanın kaybı çok olur, hem de yöneticiler çalışanlarının işini yaptığı için asıl değer katmaları gereken strateji, analiz, yenilikçilik ve müşteri odaklılık gibi konulara hiç zaman bulamadıkları için şirkete değer katamazlar. Zamanlarının %60’nı ekibinin yapması gereken isleri yaparak geçirdiği için çoğu zaman boş ve gereksiz çalışır.

Yetersiz veya doğru yapılmayan bir delegasyon, hayal kırıklığına sebep olur, çalışanların aklını karıştırır, demotive eder ve görevin yerine getirilmemiş olması ile sonuçlanabilir. Bu sebeplerden dolayı, delegasyon yönetiminin önemsenmesi gereklidir.

Doğru delegasyonun çok önemli faydaları vardır. Bu faydalar hem çalışanlara, hem de şirkete değer katar. Delegasyonun önemli faydalarına göz atacak olursak:

  • Zaman kazandırır,
  • Çalışanların yetkinliklerini artırır, özgüven kazandırır,
  • Yöneticinin kendisinden sonra gelecek kişilerin yetiştirilmesini sağlar,
  • Çalışanları cesaretlendirerek motive eder,
  • Takım çalışması ve sorumluluk almayı güçlendirir,
  • Yöneticinin aynı zamanda birçok farklı işi yapabilmesini ve sonuçlandırmasını sağlar

Delegasyon hem size yönetici olarak daha fazla yetkin ve yetişmiş çalışanla başarılı olmanıza olanak tanır; hem de çalışanlarınızın balık tutmayı öğrenmesini sağlayarak size ve şirketinize bağlı olmasına olanak tanır. Eğer delegasyondan korkan bir yöneticiyseniz; ya koltuğunuzdan korkan, özgüveni eksik ve yetkinliğinizin yeterli olmadığının farkında olan bir durumdasınızdır; ya da ekip çalışmasından uzak, çalışana değer vermeyen ve güvenmeyen, biatı ve hükmetmeyi seven, bilgisizliğinizi çok ama gereksiz çalışarak kapatmaya çalışan, koltuğunun gücünden kaynaklanan egosu yüksek bir yönetim tarzını gittiği yere kadar benimsemişsinizdir.

Yönetmek öncelikle kendini yönetmek ve başkalarına örnek olmak demektir. Başkalarına güvenmeyen, çalışanını rakip gören, çalışanlarının gelişmesini tehlike gören ve her şeyin kendi kontrolünde olmasını isteyen bir yönetici; huzur vermeyen, saygı duyulmayan ve çalışan için ıstırap veren bir yöneticidir.

İş delegasyonu; yöneticinin liderliği, çalışanına duyduğu güven ve saygı, çalışana verilen değer, çalışanla birlikte sorumluluk alıp birlikte iş yapma kültürü, rol model olmak, kendine duyulan özgüven, çalışana rehberlik etmek ve ona işi öğretmek, çalışanın gelişimine destek olmak demektir.

Devamını Oku

Genel

Pandemide daha da güçlü bir şekilde sanayicinin yanındayız

Yayın Tarihi:

on

Neredeyse bir yıldır hayatın her alanı pandemi şartlarına göre düzenleniyor. Üretim ve pazarlama şartları da fiziksel temasın asgari düzeyde tutulmak durumunda olduğu bu yeni düzene göre işlemeye devam ediyor. Moneta Medya Grubu sektörel yayınlarıyla pandemi şartlarında da endüstriyel iletişim canlı tutmaya devam ediyor.

Ocak sayıları Türkiye’nin dört bir yanındaki sanayi temsilcileriyle buluştu

Covid-19’un ülkemizde görüldüğü 2020 yılı Mart ayından bu yana sosyal mesafe ve kısıtlama kurallarına uyarak çalışmalarını aksatmadan sürdüren Moneta Medya Grubu, 2021 yılında da yayınlarıyla sanayi temsilcilerine ulaşmayı sürdürüyor. Yeni yılın ilk ayında hazırlanan Güç Aktarım ve Hareket Kontrol Dergisi ile Pompa Vana ve Sistemleri Dergisi’nin Ocak 2021 sayıları, teyit edilmiş iletişim bilgileriyle sanayicilerin adreslerine teslim edildi. Sektöründe öncü kuruluşları bir araya getiren spesifik yayınları yine endüstrinin öncü kuruluşları ve temsilcileriyle buluşturan Moneta Medya Grubu, zor günlerde endüstriyel iletişime katkı sunmayı sürdürüyor. Sektör temsilcilerinin bilgi ve birikimleriyle katkı sunduğu, özenle hazırlanan içeriklerle her ay düzenli olarak sanayi temsilcilerine ulaşan Moneta Medya Grubu sektörel dergileri, etkili iletişim olanakları yaratıyor.

Basılı yayınların yanı sıra dijital dünyada da güçlü bir varlığı olan Moneta, mikro web siteler ve sosyal medya duyurularıyla hem Türkiye’de hem de dünyada ses getiren bir yayıncılık tarzı sunuyor. İş dünyasının “yeni normal”e adaptasyon sürecini kolaylaştıran iletişim çözümleri sunan Moneta Medya Grubu, hem yurt içinde hem de uluslararası pazarda satış ve pazarlama faaliyetlerini geliştirmek isteyen sanayi firmalarını desteklemeyi sürdürüyor.

Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com