Connect with us

Endüstri 4.0

Patlayan azim

Yayın Tarihi:

on

Geçen ay kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İşçisin sen işçi kal (Cem KARACA)

İşçi ailesinden gelen Toyoda’lar işçilerine çok önem verirler, mutlu işçi verimli iş demektir. İşçilerine daha o yıllarda güvenli ve ergonomik çalışma alanı sağladılar. Rahat, ferah ve aydınlık mekânlar çalışanların yüzünü güldürür, verimi arttırır ve maliyeti düşürür. 

İşe ve işçiye verdikleri önem için çok eskiye ya da Japonya’ya gitmeye gerek yok, Sakarya örneği bizim için yeterli; 2003 yılında Toyota Sakarya fabrikasında işçinin biri bir sebepten üretim alanındaki yüksek bir direğe tırmanır, kendisi için alınan iş güvenliğine rağmen bir şekilde düşer. Bu personel hemen Sakarya’daki Toyotasa hastanesine kaldırılır, gerekli tüm işlemler yapılır, ki personelin hayati tehlikesi de yoktur. Sakarya’daki yetkililer hemen bir rapor hazırlayıp merkeze gönderirler. Toyota Avrupa’nın Başkanı Dr. Shuhei Toyoda, kaza raporları önüne gelir gelmez, özel uçağına atladığı gibi soluğu Adapazarı’ndaki fabrikada alır.  Hiç zaman kaybetmeden hemen kazanın olduğu yere gelir, başlar yukarı tırmanmaya. Bizimkilerin nutku tutulur ama bunu Japonlar yadırgamaz. 

Dünyanın en büyük patronlarından biri, bir iş kazasından dolayı hiç üşenmeden Türkiye’ye gelip direklere tırmanıyor. Bunca güvenlik önlemlerine ve hiç kimsenin burnu kanamasın diye gösterilen bunca çabaya rağmen gerçekleşen bu kazanın kök nedenini yerinde görüp anlamakta kararlıdır.  Bu olayı biz Türkler anlamakta zorlanıyor çünkü eğitim mottomuz, okuyup “rahat” etmek üzerine!

Dr. Shuhei Toyoda, incelemeleri bittikten sonra oradan iner ve kaza geçiren işçiyi görmek ister. Hemen Toyotasa hastanesine giderler, Dr. Toyoda geçmiş olsun dileklerini bizzat kendisi iletir ve dönüp yöneticilere “Benim başıma bir kaza geldiğinde bana nasıl bakacaksınız bu arkadaşımıza da öyle bakın” der ve özel uçağıyla geri döner.

Birkaç saat süren bu olayı yaşayan yöneticilerin edindikleri deneyimi, onlara yıllar süren eğitimlerle veremezsiniz. İşte iş kültürü böyle oluşur, eğer yoksa.

İlk adımlar

Toyota 1937’de kurulduğunda kıt kanaat zar zor yürür, ama kararlıdır. Kıt imkânlarını ürettikleri arabalarda gösterdikleri gibi üretim sistemlerine de yansıtırlar. Buna verilebilecek iki örnekten biri tek farlı araba diğeri ise “stok” konusu. 

Hammaddeye, yedek parçaya zar zor ulaşıp araba parçalarını zar zor denkleştiren ekip bu duruma o günler için bir isim bulmalıydı ve bu ismin daha sonra kendi sektörleri için çok elverişli bir araç olacağını onlar bile tahmin edemedi. Bu isim, yazının ileriki bölümlerinde detaylıca açıklayacağımız “stoksuz çalışmak”.

Toyota kurulduktan 2 yıl sonra 1945’te son bulacak İkinci Dünya Savaşı patladı. Toyoda ailesi artık sadece Japon ordusunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için üretim yapıyordu. Savaş yıllarında en iyi senaryo çarkların dönmesidir ve Toyodalar bunu başarıyordu.

5 Ağustos 1945’e kadar Toyota için çoğu şey istenildiği gibi gitmese de birçok şey istenildiği gibi gidiyordu, bu ilginç cümle gibi tuhaf bir dengede yürüyordu işleri. Ta ki Japonya’ya 6 Ağustos 1945 saat 08:15’te “Little Boy” ve üç gün sonra 9 Ağustos 1945 saat 11:02’de “Fat Man” isimli iki atom bombası atılana kadar… Artık tüm işler hem Japonya hem de Toyota için hiç iyi gitmez. Sadece ölen binlerce masum çocuktan dolayı vicdanında hissettiği acıyı bir nebze dindirmek için bombalar atıldıktan sonra bu kez Japonya semalarında nükleer etkiyi nasıl en aza indirebileceklerini içeren broşürlerin atılma emrini veren dönemin tek isimli Amerika Başkanı Harry S. Truman (ortadaki S bir ismi nitelemez) için işler bir nebze iyi gider. 

İyi de neden üç gün sonra daha büyük bir atom bombası atma ihtiyacı duyuldu, bu üç gün içinde ne gibi pazarlıklar yapıldı? Bu sorulara cevap vermek bizim işimiz değil, meraklısı araştırabilir. Konumuza geri dönelim.

Herkesin sevgisi acısı kadardır (Müslüm Gürses)

Kiichiro Toyoda orta karar giden işlerin üzerine bir de atom bombasını kucağında bulunca adeta karalar bağlar. Ne doğru düzgün yedek parça tedarik edebilir ne de doğru düzgün araba üretebilir, üretse bile kime satacak. Pazar her zamankinden daha küçülmüştür. Felsefesi gereği kimseyi işten çıkarmak istemez, ancak eli mahkûm batmamak için çalışanlarından maaşları için indirim yapmalarını ister ama çalışanları bunu kabul etmez. Kiichiro artık iflası ciddi ciddi düşünmeye başlar.

Toyodalar, 25 Haziran 1950’de hemen yanı başındaki Kore’de çıkan savaş bana zarar vermesin diye düşünürken bir anda talih kuşu konuverir. 5 yıl önce ülkesini insanlık tarihinde görülmeyen bir yöntemle yakıp yıkan Amerika Toyoda ailesinin kurtarıcı meleği oluvermiştir. Amerika savaş için taa Kıta Amerikası’ndan araç getirmeyi çok maliyetli bulduğundan (atom bombası atmak bedava olsa gerek) kendisi için gerekli olan araçları Toyota’dan ister, üstelik parasını peşin verir.

Kicchiro’nun eline artık ikinci bir kapital geçmiştir, adeta ihya olmuştur. Bu şansın üzerine Japon hükümetinin destekleri ve kendi iş yapma felsefesi de eklenince kanatlanıp uçar. Kore savaşından Toyota’ya talih kuşu bize ise NATO’ya girmek düşer.

Giriş

Amerika pazarına 1957 yılında Toyota Crown ile girerler. Bu arabayı Amerikalılar ilk zamanlar yavaş bulur. Bundan ders alan Toyoda’lar Corolla’yı geliştirirler ve 1966’da piyasaya sunarlar. Zaten 1950’lerde Amerika ve Brezilya’daki satış ağını bile kendileri kurmuştur. Corolla’yı Amerikalılar sever, hem ekonomik hem dayanıklı hem de hızlıdır. Artık Toyota Amerika kıtasında kendisini ispatlamıştır. Pastadan kendisine pay kapan Toyoda ailesi doğru gelişim alanları üzerinden bu dilimi büyütmek ister. Üstelik bu gelişim alanı görmesini bilen için çok büyüktür çünkü araba dediğiniz şey mekanik performansın, güvenliğin ve konforun yanında kişinin psikolojik ve sosyal dünyasına bile hitap eder.

Global Toyota

Toyota, müşteri geri bildirimlerinden müşterilerin Alman mühendislik devleri BMW ve Mercedes’in sunduğu kaliteyi ve zanaatkarlığı talep ettiklerini görür. Bu talebe cevap verebilmek için bir ekip kurarlar. Ekibin hedefi Alman arabalarıyla boy ölçüşebilecek yeni bir araba üretmektir. Aylar süren çalışmadan sonra ekibin vardığı sonuç; istenen seviyedeki kaliteyi yakalayabilmek için hata payını yarı yarıya indirmektir. Karoser ekibi karoser panelleri arasındaki toleransları yarı yarıya indirir. Diğer tüm kabul edilebilir sapmaları yarı yarıya hatta kimi yerlerde daha da azaltırlar. Sonuç olarak beklenenin ötesinde bir kaliteyi yakalarlar, üstelik bu başarı arabanın aerodinamiğine katkıda bulunduğu gibi rüzgâr gürültüsünü de büyük oranda azaltır. İşte bu arabanın adı Lexus’tur. Tek bir doğru tespitle Alman mühendislik kalitesine büyük oranda yaklaşırlar. Toleransları yarı yarıya azaltmak gibi büyük bir hedefe ek olarak kapılardaki salınımları bile düşürürler. Bugün bile dünyada böylesi zor bir işin üstesinden gelebilecek şirket sayısı çok azdır.

Toyota, Lexus ile Amerika başta olmak üzere tüm dünyada muhteşem bir başarı yakalar.

Duygusal Toyota

Toyoda yeni bir projeye başlarken bir ekip ve o ekibe bir lider seçer. Bu ekip liderinin özelliklerinden biri de müşteri ile duygusal bağ kurabilmesidir. Toyota bu özelliği çok önemser.

Amerika pazarı için oluşturulan Sienna projesi ekibine daha önce Amerika’ya gitmemiş birini almazlar. Neredeyse tüm ekibin hedef müşteri ile duygusal bağ kurmasını isterler. Bununla da yetinmezler, lider dahil tüm ekibi Toyota’nın eski bir minivan modeliyle beraber Amerika’ya gönderirler. Bu ekip Meksika, Amerika ve Kanada’yı kapsayan bir rota boyunca 80.000 km yol kat ederler, neredeyse gezmedik yer bırakmazlar. 

Bir Amerikalı minivan sürücüsü için neyin önemli olduğunu tüm ekip bizzat yaşayarak deneyimler. Ancak bu sürüş deneyiminden maksimum faydayı sağlayabilmek, problemleri tanımlamak ve iyileştirme alanlarını görmek için başmühendis (ekip lideri) ve ekip üyelerine gelişmiş sürüş dersleri aldırırlar.

Tüm ekip Japonya’ya döndüğünde ilk önce yaklaşık 25 sayfalık bir rapor için birkaç ay çalışır. Bu rapor tamamlandığında artık proje için ellerinde bir anayasa vardır ve tüm işler o rapora göre planlanıp yapılır.

Ve sonunda Sienna Amerika pazarına sunulduğunda Amerikalı kullanıcılar neredeyse aradıkları her şeyi bulurlar. 

Öncü

Toyota geniş vizyonu ve sistemli iş yapış kültüründen dolayı milenyum çağına kapı aralanan yıllarda dünyadaki birçok ülkenin ekonomisinden çok daha büyük bir ekonomiye sahipti. Ancak Toyoda ailesi bu vizyonu daha da ileri taşır. Hiç kimsenin aklında seri üretim elektrikli araba yokken Toyoda alışkanlıkları yıkıp yeni bir araba yapmaya karar verir. Bu araba günün gerçeklerine en uygun olan hibrit bir arabaydı. Ancak alışılmışın dışında olacak bu proje için alışılmışın dışında davranabilmek gerekiyordu. Bundan dolayı bu projeyi 10 yıldan fazla Toyota’da çalışan bir başmühendise veremezlerdi çünkü maruz kaldığı iş kültürü farklı davranmasını engellerdi. İşte bu yüzden daha az deneyimli, 10 yıldan az çalışan bir baş mühendis seçip projeyi ona verirler.

Bu yarı çömez başmühendis ekibini kurup aylarca çalışıp yaklaşık 25 sayfalık anayasasını oluşturup sunduğunda zaman planını çok uzun bulurlar ve proje bitimini daha erkene çekerler. Daha hafif, küçük ve kendi kendini şarj eden yarı elektrikli Prius marka araba 1997 yılında tamamlanır.

Toyota aynılıklarla dolu bir dünyada farklılık böyle olur dercesine tüm rakiplerinden bir anda sıyrılıp cebindeki parasının yanına bir de saygınlık ekler.

Turbun büyüğü

1980’li yıllarda tasarımı saptama ile üretime başlama arasındaki süre diğer önde gelen markalarda 36-40 ay arasında değişirken bu süre Toyota için 24 ay civarındaydı. 2006 yılında dünyanın öncü markaları bu süreyi 24 aya indirirken Toyota 15 aya hatta bir defasında 10 aya indirir.

Bu teknik başarıyı ekonomik başarının takip etmemesi düşünülemez. 2005 yılında Toyota’nın piyasa değeri; General Motors, Chrysler ve Ford’un toplam değerinden fazlaydı. Üstüne üstlük General Motoru tam 13’e katlar.

Toyota’nın böylesi bir esnekliği ve dinamizmi nasıl yakaladığını şu ana kadar kısmen izah ettik ancak turbun büyüğü heybede. Onu da gelecek ay açıklayalım…

Bu yazıyı okuyanlar görüş ve önerilerini bilal.aydemir@duyarvana.com.tr adresinden paylaşabilirler, şimdiden bu nezaketiniz için teşekkürler. Gelecek ay görüşmek üzere…

Kaynakça

  1. Morhan J., Liker J., Toyota Ürün Geliştirme Sistemi, Yalın Enstitü, 2006
  2. Sarı E., Başarı Hikayeleri, 11-12, NoktaEkitap, Antalya, 2017
  3. www.pexels.com
  4. www.kigem.com

Endüstri 4.0

Cobot’lar gelecekteki yeni mesleklerin önemli bir parçası olacak

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dünyada gelişen teknoloji, değişen yaşam tarzlarıyla birlikte her gün yeni meslekler ortaya çıkıyor. 2025’te, mevcut işlerin çoğunun otomatikleşeceği ve 58 milyon yeni iş ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Geleceğin mesleklerinde cobotların önemli bir rol oyacağına dair açıklamalarda bulunan Universal Robots Türkiye ve MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, günün ihtiyaçları ve gelişen teknolojiyle doğacak yeni mesleklerle birlikte, geleceğin çalışanlarının da bu mesleklere şimdiden hazırlanması gerektiğini söyledi. 

Dünya Ekonomik Forumu’na göre, 2025 yılında, mevcut işlerin yarısından fazlası otomatikleşecek ve Endüstri 4.0 dönüşümü ile 58 milyon yeni iş ortaya çıkacak. Bu nedenle iş dünyası, otomasyonun farklı alanlarında uzmanlaşmış profesyonellere ihtiyaç duyacak. Geleceğin çalışanlarının yeni mesleklere şimdiden hazırlanması gerektiğini belirten dünyanın 1 numaralı kolaboratif robot üreticisi Universal Robots Türkiye ve MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, cobot’ların eğitim hayatının da önemli bir parçası haline geleceğine yönelik açıklamalarda bulundu.

Geleceğin mesleklerinde cobot kullanımı artıyor

Sanayi endüstrisi, gelecekte giderek daha yaygın şekilde otomatikleşse dahi insanın odakta kalmaya devam edeceğini kaydeden Gök, “Robotik otomasyonun faydaları ile insanın eleştirel düşünme gibi alanlardaki benzersiz bilişsel yeteneklerinin birleştiği yeni bir süreç doğuyor. İnsanlar ve kolaboratif robotların bu kombinasyonuna “Endüstri 5.0” diyoruz. Bunun sonucunda günümüzdeki mesleklerin birçoğu endüstri 5.0’a adapte olacak. Gelecekte kolaboratif robot kullanabilen doktorlar, sağlık mühendisleri, robotik tarım operatörleri gibi yeni multidisipliner meslekler daha fazla ön plana çıkmaya başlayacak. Bu yeni gelişmelerle birlikte, insana özgü iş yapma şekillerini daha nitelikli kılacak” dedi. 

Gök, cobotların bakımından üretimine, yazılımından kurulumuna kadar tüm süreçlerde yer alabilecek nitelikli çalışanların yetişmesi gerektiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Kolaboratif robotlar yani cobot’lar sadece üretimde yer almakla kalmayacak. Gelecekte hizmet, eğitim, eğlence gibi farklı alanlarda karşımıza daha çok çıkacak ve günlük hayatın içine girecek. Uzmanlık gerektiren disiplinlerin önemli bir parçası haline gelecek. Mevcut meslekler cobot teknolojisi ile bütünleşik hale gelerek ya yeniden adlandırılacak ya da cobot teknolojisinin sağladığı avantajlarla yeni meslekler ortaya çıkacak. Uzmanlık alanı fark etmeksizin dijitalizasyon kavramını yakından takip etmenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

“Sadece üretim değil, eğitim anlamında da bazı şeyleri değiştirmek istiyoruz”

Cobot’larla sadece üretim anlamında değil, eğitim anlamında da bazı şeyleri değiştirmek istediklerini kaydeden Gök, “Dijital endüstriye geçişi başarıyla tamamlayabilmemizi sağlayacak en önemli unsur, eğitimdir. Bu nedenle meslek liseleri, teknik eğitim merkezleri veya üniversitelerdeki bu alandaki eğitimleri çok önemsiyoruz. Universal Robots olarak cobot’larıyla geleceğin çalışanlarını buluşturmamız ve onları en kısa zamanda bu teknolojiyle tanıştırmamız gerekiyor” dedi.

Universal Robots, gençleri geleceğin üretim modeline hazırlıyor   

Eğitimin ve robotik sektörün geleceğine katkı sunmak adına “Cobot ile sınıflarda teoriden pratiğe geçin!” mottosuyla yeni bir eğitim kampanyası başlattı. Eğitimde cobot dönüşümünü hayata geçiren şirket hem öğrencilere hem öğretmenlere destek vermeye devam ediyor. Universal Robots Cobot Eğitim Kiti sayesinde öğrenciler, öğretmenleri gözetiminde robot çevre elemanları ve ekosistemiyle uygulamalarını yapabiliyor. Öğrenciler ayrıca, Türkçe, ücretsiz ve çevrimiçi UR Akademi eğitimlerine katılıyor, cobot’un kurulumu ve programlanmasıyla ilgili temel bilgiler ediniyor.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

IoT ihtiyaçları için yenilikçi SCADA çözümleri

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dijital üretim ve IoT alanındaki gelişmeleri destekleyen Mitsubishi Electric, mevcut MAPS SCADA yazılım ailesinin bir tamamlayıcısı olarak “GENESIS64” seri adıyla iki yeni sistem izleme ve proses kontrolü yazılımını geliştirerek Avrupa, Ortadoğu ve Afrika pazarlarına yönelik SCADA ürün ailesini genişletti. Yeni geliştirilen yazılımlar; küçük üretim hatları için izleme ve kontrolden birden fazla tesise sahip büyük fabrikalar için izleme ve iş zekâsına, proses otomasyonundan tesisat ve bina otomasyonuna kadar pek çok IoT ihtiyacını karşılayacak. 

“GENESIS64 Basic SCADA” çözümü, küçük üretim hatlarının ihtiyaç duyduğu temel fonksiyonları sunan giriş düzeyi bir yazılım olarak geliştirildi. “GENESIS64 Advanced SCADA” ise fabrika, bina ve tesisatların geniş ölçekli takibi için tam özellikli bir SCADA yazılım paketi olarak dikkat çekiyor. 

Büyük sistem ihtiyaçlarına sahip müşteriler için geliştirilen “GENESIS64 Advanced SCADA”; bulut bilişim tabanlı sunucusuz bir sistemin kurulmasına yardımcı olarak yedeklemeli, çoklu tesis veya diğer yüksek güvenlikli, büyük ölçekli sistemlerin hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Bu üst sınıf yazılım, akıllı gözlükler ve akıllı saatler gibi cihazlara da bağlanarak uzaktan izleme yapmak veya çalışma talimatlarını uzaktan vermek isteyen müşterileri destekleyecek. Bu yazılım, ayrıca üretim dünyasındaki yeni normali destekleyen diğer bir özellik olarak operatörlerin izleme ekranıyla fiziksel temasının önlenmesine yardımcı olan yapay zekâ destekli akıllı asistan hoparlörler sayesinde sesli komutlarla kullanılabilecek. 

SCADA ailesinin yeni üyeleriyle birlikte Mitsubishi Electric’in müşterileri, 2019 yılında Mitsubishi Electric tarafından satın alınan ABD Merkezli SCADA ve IoT analiz yazılım şirketi ICONICS, Inc. tarafından sağlanan SCADA çözümlerinin erişimine sahip olacak. Üreticiler, otomasyon ve proses kontrol sorunlarına çözüm bulunmasına yardımcı olmak amacıyla geliştirilen ICONICS yazılım teknolojisiyle Mitsubishi Electric’in uçtan buluta kadar geniş bir yelpazedeki yazılım ürün ve hizmetlerinden oluşan fabrika otomasyon teknolojisinden faydalanabilecek. Bu bütüncül entegrasyon, ilk olarak Mitsubishi Electric PLC’lerinden GENESIS64 SCADA yazılımına doğrudan bağlantıyla mümkün olurken otomatik algılama sayesinde hızlı ve sorunsuz bir başlangıç sağlıyor ve OPC sunucusuna duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

IoT Eurasia’da dijital fabrikalar ve robotların geleceği konuşuldu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Bu yıl 4. Kez ve online ortamda düzenlenen IoT Eurasia’da dijital fabrikalar ve robot teknolojileri masaya yatırıldı.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla robotların geleceğinden bahsederken, Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ile Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Mitsubishi Electric’in güncel teknolojilerini tanıttılar.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla etkinlikte yer aldı. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ve Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı ise “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Akıllı PLC Sistemleri ile entegre çalışan Servo-Motion Sistemlerindeki titreşim bastırma kontrolü özelliğini ve gelecek teknolojileri online olarak katılımcılara tanıttı.

Doğrudan veri gönderme fonksiyonları bulunan gelişmiş PLC serisi

Canlı demo sunumlarıyla gelişmiş titreşim bastırma teknolojisini tanıtan ve Mitsubishi Electric PLC ürünlerinin fonksiyonlarına değinen Merve Sarıhan, iQ-R serisi hakkında da şu bilgileri verdi: “Mitsubishi Electric’in beş PLC ailesi bulunuyor. MELSEC iQ-R Serisi; en son pazara sunulan, en yüksek performansa sahip, Mitsubishi Electric’in Sanayi 4.0’a yanıtı olan e-F@ctory için ideal fonksiyonlara sahip, MES ve ERP sistemlerine doğrudan veri aktarımını sağlayan bir PLC serisidir. iQ-R serisi Multi CPU sistem desteklidir, yani bir çok farklı prosesler için kullanılan CPU modülleri tek bir ana ünite üzerinde birlikte, yan yana kullanılabilirler. Yan yana monte edilen modüller, bir önceki serimizden yaklaşık 40 kat daha hızlı veri iletişimini destekleyen ana ünite sayesinde birbirleri ile yüksek hızda haberleşme sağlayabilir. Modüller arası senkronizasyon özelliği ile yan yana monte edilen CPU’lar ve modüller ile; Network senkronizasyon ile de aynı network hattı üzerindeki tüm ürünler birbirleri ile senkron çalışabilir. Ek olarak, birçok önleyici bakım ve güvenlik fonksiyonlarımız bulunmaktadır. MELSEC iQ-R Serisi mühendislik yazılımı GX Works3 ile tüm bu özellikler ve fonksiyonlar ilgili arayüzler ile parametresel olarak program yazmaya gerek kalmadan kolayca ayarlanabilir.” 

Düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili teknoloji

“Servo-Motion Sistemlerinde Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı yayında servo motorların özelliklerine değinen Ali Can Kıbrıslı ise şu açıklamalarda bulundu: “İleri teknolojiyle geliştirilmiş servo sürücülerimizde birçok özellik bulunuyor. Tek tuşla servo motoru sistemine uyumlu bir şekilde ayarlama yapılabiliyor. Servo sürücülerimiz içerisinde bulunan çoğu patentli yazılımlarımızdan bir tanesi de geliştirilmiş titreşim bastırma kontrolü. Makinede ve yükte oluşabilecek titreşimleri bastırabilmek için Mitsubishi Electric sürücülerde birden fazla dahili filtre bulunuyor. Gelişmiş titreşim bastırma kontrolünün üç atalet sistemini destekleyen titreşim bastırma algoritması sayesinde iki tür düşük frekanslı titreşim bastırılabiliyor. Bu fonksiyonun, bir kolun ucunda ve bir makinede üretilen yaklaşık 100 Hz veya daha düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili olduğunu söyleyebiliriz.”

Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com