Connect with us

Endüstri 4.0

Kitapsız stok

Yayın Tarihi:

on

Yazı dizisinin bir önceki kısmında Toyota’nın “Stoksuz Çalışma” konusuna değineceğimizi söylemiştik ve bu bölüme stok ile başlayalım.

Stok

Toyota ilk faaliyete geçtiği yıllar hatta sonraki savaş yıllarında hep krizlerle boğuştu, yoklukla savaştı. Edinmiş olduğu kültürle tedarikçileriyle el ele verip sadece üretmeyi planladığı araçlara yetecek kadar parça ürettiler/üretebildiler. İşler, gün gelip rayına oturmaya başlayınca bir de baktılar ki bu çalışma şekli kendilerine muazzam bir dinamiklik katıyor. Bu iş yapma tarzı araba üretimindeki devasa gelişim alanına çok iyi uyuyordu. Yeni bir araba modeli üretilmek istendiği an tedarikçiler dahil tüm organizasyon çok hızlı bir şekilde uyum sağlayabiliyordu. İşte bu yüzden 1980’lerde Amerika ve Avrupa’da tasarımı saptama ile üretime geçme arasındaki süre 40 ayı bulurken bu süre Toyota’da 24 aydı.

Toyota, tüm tedarikçileriyle beraber devasa bir orkestra gibi mükemmel bir uyumla çalışma kültürü edindiğinden yeni model araba üretimine en verimli şekilde geçebildi. Üstelik araba üreticileri hiçbir zaman ürettiklerini satamama gibi bir problem yaşamadılar, bundandır ki lojistikten kazanmak için dünyanın farklı yerlerinde yeni fabrikalar açtılar. Ürettikleri arabaları stoklamayı gerektirmeyen bir diğer sebep de, algıyı canlı tutabilmek ve hızlı gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için sürekli yeni model çıkarma zorunluluğuydu! 

Pandemi tüm sektörlerde farklı düşünmeyi başlattı. Umarım bu düşünceden ne kadar az insan o kadar az problem sonucu çıkmaz. Bunu dilemek ise olmayacak duaya âmin demek gibi.

Toyota’nın tek başarısı stok konusuna tüm organizasyon olarak hâkim olması değildi elbette. Diğer bir başarı ayağı “Kaizen” denen efsane.

Kaizen

Kaizen kelimesi Japoncadaki “Kai” (değişim) ve “Zen” (daha iyi) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Türkçeye “iyileştirerek değiştirme”, “sürekli iyileştirme” ya da “ıslah” şeklinde çevrilebilir. Toyota bunu araba yapmadan önce dokuma tezgâhı işinde de uyguluyordu hatta koca bir ülke bu iş yapış şeklini 1700’lerin başından itibaren uyguluyor. 

Toyoda ailesi gelişim alanları çok geniş olan bir sektör için attığı her adımı standartlaştırıp üzerine yeni bir adım atarak ilerledi. Her yeni projelerinin en başında kaizeni özellikle gözettiler ve yeni ürünün tüm üretim sürecine tespit ettikleri yenilikleri aktardılar. Böylece kurumsal bir sıçrayış yaşadılar.

300 yıl boyunca uygulanan bir sistem tabii ki o milletin kültürüne işler. Zaten yalın üretim sistemini anlatan hemen hemen her kitap daha ilk sayfalarda bunun bir kültür işi olduğunu, bir reçete olmadığını söyler. Totoya felsefesini herkes kendi iş koluna evirirse başarıyı yakalayabilir, reçete olarak görenler ise kesinlikle hüsrana uğrar.

Kaizen kelimesini, “Toyota nasıl oluyor da başarılı işler çıkarabiliyor?” sorusuyla koca şirketi mercek altına alan Amerikalılar sayesinde duyar olduk. Hatta bu çalışmalardan biri 1982 yılında Michigan Üniversitesinin ABD-Japonya otomotiv endüstrisi hakkındaki karşılaştırmalı araştırması oldu. Araştırmada ABD ve Japon oto imalatçıları tarafından kullanılan farklı yaklaşımlara odaklanıldı. Günün sonunda Amerikalıların, “eee o kadar çalıştık emek verdik bari bir işe yarasın” deyip edindikleri tüm bilgileri bir danışmanlık gibi tüm dünyaya özellikle de gelişme çabası gösteren ülkelere “bakın ilacınız burada” sloganıyla pazarladılar. 

Avrupa’da bu felsefeye pek de itibar edilmez. Kızmak yok lakin bu felsefe Avrupa tarafından biraz da tembel yönetici kılavuzu olarak görülmekte. Aklı kendine yetmeyenin akıl araması gibi. Aldığı danışmanlığın %5’inden fazlasını 5S’in (Endüstriyel tertip, düzen ve temizlik) oluşturduğu şirketlere yazıklar olsun deyip burada bırakalım. Ne de olsa Vecihi Hürkuş, tayyare fabrikasını 1926’da Japon üretim felsefesiyle kurmadı ama Türk felsefesiyle kapandığı kesin.

Bir fikrim var, ama nasıl?

Kaizen organizasyonunun beslenme kaynağı çalışanların zihinleri yani fikirleridir. Toyoda her zaman ve herkesten fikir toplamayı çok önemsedi hatta teşvik etti, tüm Japonya’da 1700’lü yıllardan beri olduğu gibi. Fikri, kişi ayrımı yapmadan herkesten aldı. Aldı çünkü alabildi, yani bir temizlikçi ya da en alttaki mavi yakalı “iler tutar yanı” olan fikirler verebildiği için aldı. Peki bu kişiler nasıl fikir verebildiler? 

1700’lülerde Avrupa ve Japonya’da bugünkü popüler adıyla “Best Seller Books” kavramı yerleşmişti, bize ise ilk matbaa 1726’da devlet baba eliyle henüz gelmişti. Avrupa’ya ise matbaa 1440’lı yıllarda geldi, öncesinde Çin’de vardı. İlk sivil matbaamızın kurulması 1800’leirn ortasını buluyor. İşte görüleceği üzere daha işin başında giden trene 300 yıl geriden bakıyoruz. Bu geriden bakma durumumuz ne yazık ki hâlâ devam ediyor. 

Bir organizasyonu tabanın genel eğitim seviyesi bir yere taşır. Yani kişi önce donanımıyla yaptığı işi anlayacak, hâkim olacak ve sonra da fikirleriyle geliştirecek. İşte bizdeki eğitimin problemli olmasının yanında baskın itaat kültürü gelişimimiz önündeki en büyük engeller. Bu engel danışmanlık hizmeti, birkaç saatlik sunum, video izleme gibi pratiklerle asla aşılamaz, hatta bu yolla “Toyota Yalın Üretim Sistemi” bile anlaşılamaz. Merak ettiğiniz konuyu, ondan bahseden birkaç kitap devirmeden anlayamazsınız, maalesef tek yol bu.

Osmanlı üst tabakayı eğitti ama bazı sebeplerden dolayı eğitimi tabana yayamadı, bu tuhaf hastalık hâlâ devam etmekte. Her ile üniversite açtık ama okuma, okuduğunu anlama, yazma becerisi gibi yetenekler her geçen gün düşüyor (ki bu oranlar zaten çok düşüktü). Endüstri 4.0’dan bahsedenlerin şapkalarını bir kez daha önlerine koyup daha gerçekçi düşünmelerini tavsiye ederim.

Evet tez canlıyız, hemen sonuç almak istiyoruz, geriden baktığımız treni yakalamak istiyoruz ve bunun içinde ne acı ki can havliyle sihirli değneklere sarılıyoruz. 

Fikir toplamak ve yeni fikirlere açık olmak kesinlikle çok iyi ve olması gereken bir şey. Ancak Toyota sürekli yeni araba üretmek zorundaydı, bunun için tasarımdan üretime geçiş sürecini en az sancıyla atlatmak için “sürekli inovasyon”a ihtiyacı vardı. İşte bu sürekliliği olan inovasyonun lokomotifi fikirlerdi. Genel eğitim seviyesinin kalitesi, her kademedeki insanın okuma isteği ve merakı “fikir iklimi”ni işlevsel kıldı. Zaten İkinci Dünya Savaşı’nda 2 atom bombası yiyip düze çıkmak, hatta en gelişmiş ülke seviyesine ulaşmak başka şekilde olamazdı. Bu durum ikinci dünya savaşında garip bir şekilde neredeyse tüm dünyayı karşısına alıp sonrasında harap olan Almanya için de geçerli.

Bu yazı dizisi Toyota felsefesi hakkında sadece ağzınızda bir tat bırakabilir. Eğer bu konuyla ilgiliyseniz (diğer tüm konularda olduğu gibi) lütfen bu konuyu anlatan birkaç kitap seçin, dizinizi kırıp oturun ve okuyun. Okuma alışkanlığı olmayanların kitaba birkaç tur atmaları gerekebilir. Günde ortalama 50 sayfa okunsa en fazla 1 ay sonunda istediğiniz her konuyu genel hatlarıyla öğrenebilirsiniz. 

Bu konu burada bitmedi, devam ediyor. Muhtemelen bu yazı dizisinin son bölümü olacak 4. bölümle gelecek ay görüşmek dileği ile. Varsa görüş ve önerilerinizi bilal.aydemir@duyarvana.com.tr‘den bana iletebilirsiniz. Bol okumalı hayatlar diliyorum.

Kaynakça

  1. Morhan J., Liker J., Toyota Ürün Geliştirme Sistemi, Yalın Enstitü, 2006
  2. Betz F., Teknolojik Yenilik Yönetimi, Tübitak Popüler Bilim Yayınları, Ankara, 2010
  3. Türkiye Okuma Kültürü Haritası http://www.kygm.gov.tr/Eklenti/55,yonetici-ozetipdf.pdf?0  /   https://kygm.ktb.gov.tr/TR-255535/2019-yili–istatistik-bilgileri.html   TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2019, Ankara
  4. TÜİK Kütüphane İstatistikleri  https://www.tuik.gov.tr  /  https://www.brandingturkiye.com/kutuphane-istatistikleri-raporu-2019/
  5. www.pexels.com  /  www.freepik.com

Endüstri 4.0

Cobot’lar gelecekteki yeni mesleklerin önemli bir parçası olacak

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dünyada gelişen teknoloji, değişen yaşam tarzlarıyla birlikte her gün yeni meslekler ortaya çıkıyor. 2025’te, mevcut işlerin çoğunun otomatikleşeceği ve 58 milyon yeni iş ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Geleceğin mesleklerinde cobotların önemli bir rol oyacağına dair açıklamalarda bulunan Universal Robots Türkiye ve MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, günün ihtiyaçları ve gelişen teknolojiyle doğacak yeni mesleklerle birlikte, geleceğin çalışanlarının da bu mesleklere şimdiden hazırlanması gerektiğini söyledi. 

Dünya Ekonomik Forumu’na göre, 2025 yılında, mevcut işlerin yarısından fazlası otomatikleşecek ve Endüstri 4.0 dönüşümü ile 58 milyon yeni iş ortaya çıkacak. Bu nedenle iş dünyası, otomasyonun farklı alanlarında uzmanlaşmış profesyonellere ihtiyaç duyacak. Geleceğin çalışanlarının yeni mesleklere şimdiden hazırlanması gerektiğini belirten dünyanın 1 numaralı kolaboratif robot üreticisi Universal Robots Türkiye ve MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, cobot’ların eğitim hayatının da önemli bir parçası haline geleceğine yönelik açıklamalarda bulundu.

Geleceğin mesleklerinde cobot kullanımı artıyor

Sanayi endüstrisi, gelecekte giderek daha yaygın şekilde otomatikleşse dahi insanın odakta kalmaya devam edeceğini kaydeden Gök, “Robotik otomasyonun faydaları ile insanın eleştirel düşünme gibi alanlardaki benzersiz bilişsel yeteneklerinin birleştiği yeni bir süreç doğuyor. İnsanlar ve kolaboratif robotların bu kombinasyonuna “Endüstri 5.0” diyoruz. Bunun sonucunda günümüzdeki mesleklerin birçoğu endüstri 5.0’a adapte olacak. Gelecekte kolaboratif robot kullanabilen doktorlar, sağlık mühendisleri, robotik tarım operatörleri gibi yeni multidisipliner meslekler daha fazla ön plana çıkmaya başlayacak. Bu yeni gelişmelerle birlikte, insana özgü iş yapma şekillerini daha nitelikli kılacak” dedi. 

Gök, cobotların bakımından üretimine, yazılımından kurulumuna kadar tüm süreçlerde yer alabilecek nitelikli çalışanların yetişmesi gerektiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Kolaboratif robotlar yani cobot’lar sadece üretimde yer almakla kalmayacak. Gelecekte hizmet, eğitim, eğlence gibi farklı alanlarda karşımıza daha çok çıkacak ve günlük hayatın içine girecek. Uzmanlık gerektiren disiplinlerin önemli bir parçası haline gelecek. Mevcut meslekler cobot teknolojisi ile bütünleşik hale gelerek ya yeniden adlandırılacak ya da cobot teknolojisinin sağladığı avantajlarla yeni meslekler ortaya çıkacak. Uzmanlık alanı fark etmeksizin dijitalizasyon kavramını yakından takip etmenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

“Sadece üretim değil, eğitim anlamında da bazı şeyleri değiştirmek istiyoruz”

Cobot’larla sadece üretim anlamında değil, eğitim anlamında da bazı şeyleri değiştirmek istediklerini kaydeden Gök, “Dijital endüstriye geçişi başarıyla tamamlayabilmemizi sağlayacak en önemli unsur, eğitimdir. Bu nedenle meslek liseleri, teknik eğitim merkezleri veya üniversitelerdeki bu alandaki eğitimleri çok önemsiyoruz. Universal Robots olarak cobot’larıyla geleceğin çalışanlarını buluşturmamız ve onları en kısa zamanda bu teknolojiyle tanıştırmamız gerekiyor” dedi.

Universal Robots, gençleri geleceğin üretim modeline hazırlıyor   

Eğitimin ve robotik sektörün geleceğine katkı sunmak adına “Cobot ile sınıflarda teoriden pratiğe geçin!” mottosuyla yeni bir eğitim kampanyası başlattı. Eğitimde cobot dönüşümünü hayata geçiren şirket hem öğrencilere hem öğretmenlere destek vermeye devam ediyor. Universal Robots Cobot Eğitim Kiti sayesinde öğrenciler, öğretmenleri gözetiminde robot çevre elemanları ve ekosistemiyle uygulamalarını yapabiliyor. Öğrenciler ayrıca, Türkçe, ücretsiz ve çevrimiçi UR Akademi eğitimlerine katılıyor, cobot’un kurulumu ve programlanmasıyla ilgili temel bilgiler ediniyor.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

IoT ihtiyaçları için yenilikçi SCADA çözümleri

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dijital üretim ve IoT alanındaki gelişmeleri destekleyen Mitsubishi Electric, mevcut MAPS SCADA yazılım ailesinin bir tamamlayıcısı olarak “GENESIS64” seri adıyla iki yeni sistem izleme ve proses kontrolü yazılımını geliştirerek Avrupa, Ortadoğu ve Afrika pazarlarına yönelik SCADA ürün ailesini genişletti. Yeni geliştirilen yazılımlar; küçük üretim hatları için izleme ve kontrolden birden fazla tesise sahip büyük fabrikalar için izleme ve iş zekâsına, proses otomasyonundan tesisat ve bina otomasyonuna kadar pek çok IoT ihtiyacını karşılayacak. 

“GENESIS64 Basic SCADA” çözümü, küçük üretim hatlarının ihtiyaç duyduğu temel fonksiyonları sunan giriş düzeyi bir yazılım olarak geliştirildi. “GENESIS64 Advanced SCADA” ise fabrika, bina ve tesisatların geniş ölçekli takibi için tam özellikli bir SCADA yazılım paketi olarak dikkat çekiyor. 

Büyük sistem ihtiyaçlarına sahip müşteriler için geliştirilen “GENESIS64 Advanced SCADA”; bulut bilişim tabanlı sunucusuz bir sistemin kurulmasına yardımcı olarak yedeklemeli, çoklu tesis veya diğer yüksek güvenlikli, büyük ölçekli sistemlerin hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Bu üst sınıf yazılım, akıllı gözlükler ve akıllı saatler gibi cihazlara da bağlanarak uzaktan izleme yapmak veya çalışma talimatlarını uzaktan vermek isteyen müşterileri destekleyecek. Bu yazılım, ayrıca üretim dünyasındaki yeni normali destekleyen diğer bir özellik olarak operatörlerin izleme ekranıyla fiziksel temasının önlenmesine yardımcı olan yapay zekâ destekli akıllı asistan hoparlörler sayesinde sesli komutlarla kullanılabilecek. 

SCADA ailesinin yeni üyeleriyle birlikte Mitsubishi Electric’in müşterileri, 2019 yılında Mitsubishi Electric tarafından satın alınan ABD Merkezli SCADA ve IoT analiz yazılım şirketi ICONICS, Inc. tarafından sağlanan SCADA çözümlerinin erişimine sahip olacak. Üreticiler, otomasyon ve proses kontrol sorunlarına çözüm bulunmasına yardımcı olmak amacıyla geliştirilen ICONICS yazılım teknolojisiyle Mitsubishi Electric’in uçtan buluta kadar geniş bir yelpazedeki yazılım ürün ve hizmetlerinden oluşan fabrika otomasyon teknolojisinden faydalanabilecek. Bu bütüncül entegrasyon, ilk olarak Mitsubishi Electric PLC’lerinden GENESIS64 SCADA yazılımına doğrudan bağlantıyla mümkün olurken otomatik algılama sayesinde hızlı ve sorunsuz bir başlangıç sağlıyor ve OPC sunucusuna duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

IoT Eurasia’da dijital fabrikalar ve robotların geleceği konuşuldu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Bu yıl 4. Kez ve online ortamda düzenlenen IoT Eurasia’da dijital fabrikalar ve robot teknolojileri masaya yatırıldı.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla robotların geleceğinden bahsederken, Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ile Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Mitsubishi Electric’in güncel teknolojilerini tanıttılar.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla etkinlikte yer aldı. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ve Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı ise “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Akıllı PLC Sistemleri ile entegre çalışan Servo-Motion Sistemlerindeki titreşim bastırma kontrolü özelliğini ve gelecek teknolojileri online olarak katılımcılara tanıttı.

Doğrudan veri gönderme fonksiyonları bulunan gelişmiş PLC serisi

Canlı demo sunumlarıyla gelişmiş titreşim bastırma teknolojisini tanıtan ve Mitsubishi Electric PLC ürünlerinin fonksiyonlarına değinen Merve Sarıhan, iQ-R serisi hakkında da şu bilgileri verdi: “Mitsubishi Electric’in beş PLC ailesi bulunuyor. MELSEC iQ-R Serisi; en son pazara sunulan, en yüksek performansa sahip, Mitsubishi Electric’in Sanayi 4.0’a yanıtı olan e-F@ctory için ideal fonksiyonlara sahip, MES ve ERP sistemlerine doğrudan veri aktarımını sağlayan bir PLC serisidir. iQ-R serisi Multi CPU sistem desteklidir, yani bir çok farklı prosesler için kullanılan CPU modülleri tek bir ana ünite üzerinde birlikte, yan yana kullanılabilirler. Yan yana monte edilen modüller, bir önceki serimizden yaklaşık 40 kat daha hızlı veri iletişimini destekleyen ana ünite sayesinde birbirleri ile yüksek hızda haberleşme sağlayabilir. Modüller arası senkronizasyon özelliği ile yan yana monte edilen CPU’lar ve modüller ile; Network senkronizasyon ile de aynı network hattı üzerindeki tüm ürünler birbirleri ile senkron çalışabilir. Ek olarak, birçok önleyici bakım ve güvenlik fonksiyonlarımız bulunmaktadır. MELSEC iQ-R Serisi mühendislik yazılımı GX Works3 ile tüm bu özellikler ve fonksiyonlar ilgili arayüzler ile parametresel olarak program yazmaya gerek kalmadan kolayca ayarlanabilir.” 

Düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili teknoloji

“Servo-Motion Sistemlerinde Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı yayında servo motorların özelliklerine değinen Ali Can Kıbrıslı ise şu açıklamalarda bulundu: “İleri teknolojiyle geliştirilmiş servo sürücülerimizde birçok özellik bulunuyor. Tek tuşla servo motoru sistemine uyumlu bir şekilde ayarlama yapılabiliyor. Servo sürücülerimiz içerisinde bulunan çoğu patentli yazılımlarımızdan bir tanesi de geliştirilmiş titreşim bastırma kontrolü. Makinede ve yükte oluşabilecek titreşimleri bastırabilmek için Mitsubishi Electric sürücülerde birden fazla dahili filtre bulunuyor. Gelişmiş titreşim bastırma kontrolünün üç atalet sistemini destekleyen titreşim bastırma algoritması sayesinde iki tür düşük frekanslı titreşim bastırılabiliyor. Bu fonksiyonun, bir kolun ucunda ve bir makinede üretilen yaklaşık 100 Hz veya daha düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili olduğunu söyleyebiliriz.”

Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com