Connect with us

Genel

Katı partikül içeren endüstriyel akışkanlarda santrifüj pompa uygulamaları ve genel bilgiler

Yayın Tarihi:

on

İnsanlığın varoluşundan itibaren suyun taşınması için çeşitli aletler kullanılmıştır. Bilinen ilk su aracı M.Ö. 2000 yılında kullanılan şaduf (seren) adı verilen kaldıraç benzeri bir alettir.[1] Günümüzde kullanılan su pompalarına en yakın ekipman ise M.Ö. 3. yüzyılda Arşimet tarafından tasarlanan Arşimet Vidası adı verilen su transfer mekanizmasıdır.[2] Ayrıca 12. yüzyılda Artuklu döneminde ülkemizde yaşamış, özellikle su transferi konusunda geliştirdiği mükemmel mekanik sistemler ve o yıllarda robot biliminde yaptığı çalışmalarla dünya genelinde tanınan fizikçi ve mekanikçi El-Cezeri’yi de anmadan geçemeyiz.

Su döngüsü veya hidrolik döngü, denizlerde ve okyanusta bulunan suyun buharlaşıp atmosfere, ardından da yağmur olarak toprağa ve tekrar denize, okyanusa kavuşmasıyla tamamlanır. Bu süreçte su kütlesi değişmez. Bununla beraber insan elinin değdiği her yerde dengeler değişir. Buna suyun tarımsal, endüstriyel veya evsel kullanımlarında döngünün dışına çıkartılması örnek gösterilebilir. Bilinçsiz su kullanımının nelere yol açabileceğini hepimiz biliyoruz. Örneğin ülkemizde, Konya Ovası’nda oluşan obrukları, Karadeniz Bölgesi’nde bile görülebilen su kıtlığını, Göller Yöresi’nde kuruyan gölleri haber bültenlerinde sıkça duymamız bilinçsiz su kullanımının sonuçlarıdır. Su kıtlığına karşı çözüm olabilecek yeni fikir ve projeler geliştirmek zorunda kalıyoruz. Bu yüzden Kıbrıs’a içme suyu sağlayabilmek için Mersin’den başlayan hat, deniz tabanından uzanarak 107 km’lik mesafe kat eder ve Girne Geçitköy Barajına ulaşır.[4] Benzer bir proje de İstanbul için yapılmıştır. Düzce’de Melen Nehri üzerine kurulan Melen Barajı’nda toplanan su, yeraltı boruları vasıtası ile İstanbul Anadolu Yakası’ndaki başka bir baraja ulaşmaktadır. Bu şekilde hatta yılda 1 milyar metreküpün üzerinde su taşınmaktadır.[5]

Şekil 1: Su döngüsü [3]

Araştırma sonuçlarından alınan verilere göre son yıllarda Türkiye, tarım ve sanayi üretimi yoğun bir toplum haline gelmiştir. Günümüzde en çok su tüketimi tarım sektöründe gerçekleşirken bunu sanayi tüketimi ve evsel kullanımlar takip etmektedir.[6] Dünyadaki su tüketim oranlarının ortalaması da yaklaşık olarak ülkemizdeki gibidir. Küresel su tüketiminin en yoğun olduğu yer tarım sektörüdür. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde toplam tatlı suyun %85-90’ı tarımsal üretimde kullanılırken, gelişmiş olan ülkelerde bu oran %16’lara kadar düşer.[7]

Şekil 2: Ülkemizde Yıllara ve Sektörlere Göre Su Kullanım Oranları [6]

TÜİK verilerine göre belediyelerin sağladığı içme ve kullanma suyu şebekesinden tüketilen kişi başı günlük ortalama su miktarının 224 litre olduğu görülmektedir. 3 büyük şehirde ise tüketilen kişi başı günlük ortalama su miktarının; İstanbul için 189 litre, Ankara için 239 litre ve İzmir için 208 litre olduğu tespit edilmiştir.[8] (Bu değerler 2018 yılına aittir. Sonraki yıllarda Covid-19 pandemisi koşulları ile değerlerde artış yaşanmıştır.) Yani çekirdek bir ailenin evindeki 1 aylık su ihtiyacı ortalama koşullarda yaklaşık olarak 25 m3 diyebiliriz. Sanayide ise su tüketimi bu değerlerden çok daha fazladır. 

Endüstriyel tesislerin su tüketimlerinin genel olarak temiz ve içilebilir sudan karşılandığını düşünürsek en küçük bir kaçak veya kaybın aslında ne kadar değerli olduğunu aşağıda vereceğimiz örnekte daha iyi kavramış oluruz. Örneğin 500.000 kcal kapasiteye sahip bir soğutma kulesinde buharlaşma ile saatte yaklaşık olarak 700-900 litre su, buhar olarak atmosfere salınır. Bu değerler demir çelik fabrikaları ve enerji santralleri gibi aşırı soğutma ihtiyacı bulunan tesisler için ise saniyelik tüketimdir. Ayrıca üretim tesislerinin proseslerinde kimyasal ya da biyolojik olarak kirlenen sularının oluşturduğu atık suyu düşünürsek, sanayideki su tüketimini daha iyi anlamış oluruz. Örneğin Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın yapmış olduğu araştırmada bir tişört üretmek için 2.700 litre su tüketildiği tespit edilmiştir.[8] Bu durumda kirli suyu geri kazanmak için en önemli önlemlerden biri de su arıtma sistemleridir. Endüstriyel tesisten çıkan kirli suyu, atık su geri kazanım sistemleri ile tekrar prosese kazandırabiliriz.  Biyolojik ve kimyasal arıtma sistemleri kullanılarak endüstriyel tesislerin atık sularının depolanıp daha sonra arıtılarak tekrar kullanımı mümkündür. Ayrıca yağmur suyu arıtma sistemleri ile de temiz su tasarrufu sağlamak mümkündür. Bu tesislerin kirli sularının transferinde kullanılacak olan pompalarda aşağıdaki hususları göz önünde bulundurmak gereklidir.

Endüstriyel akışkanların ve atık suların transferindeki önemli hususlar

Endüstriyel akışkanların transferi için kullanacağımız pompaların seçiminde aşağıdaki başlıklarda ifade edilen konuları dikkatlice tespit etmek gerekmektedir. 

Sıvının karakter tespiti 

Endüstriyel proseste kullanılan ve arıtılmak istenen akışkanın içinde barındırdığı kimyasalları, PH değerini, katı partikülleri, bu partiküllerin boyutunu, sıvının sıcaklığını, yoğunluğunu ve viskozitesini (akmazlığını) belirleyerek işe başlamamız gerekir. Akışkan ilk bakışta temiz ve duru olarak görünse bile içerisinde çözünebilen tuz ya da kimyasallar olabilir. 

Yoğunluk ve viskozite 

Sıvı yoğunluğu ve viskozitesi arttıkça pompanın elektrik motorundan çekeceği güç artacaktır. Eğer pompa seçiminde bu konuya dikkat edilmezse sahada pompanın elektrik motoru tahmin edilenden daha yüksek akım çekecek ve arızalara sebep olacaktır.

Pşaft = Q x H x  ρ / (367 x ηpompa)

Pşaft / ηmotor = Pşebeke

Bu formüllerde basılacak olan akışkanın debisi [m3/saat] basıncı [mSS] yoğunluğu [g/cm3] ve pompanın hidrolik veriminin bilinmesi gerekir. Çıkan değer, pompanın çalışması için gerekli şaft gücünü [kW] verir. Bu değeri elektrik motoru verimine böldüğümüzde ise şebekeden çekilecek toplam güç tespit edilmiş olacaktır. Çıkan sonuçtan akışkanımızı transfer etmek için ihtiyaç duyulan pompa rahatlıkla seçilebilir.

Viskozite için durum biraz daha karmaşıktır. Çünkü viskozitenin değişimi pompa gücüne ve performansına doğrudan etki etmesine rağmen doğrusal orantıda etki göstermez. Viskozite arttıkça pompanın performansı yani debi ve basma yüksekliği başta daha yavaş sonra hızla azalmaya başlar. Sahadaki tecrübelerimize göre viskozitesi 500 mPas’a kadar olan akışkanların transferi santrifüj pompalarla yapılabilirken, daha yüksek viskoziteli akışkanlar için pozitif deplasmanlı pompalar gibi farklı yapıdaki ekipmanlar kullanılmalıdır. Sıvı akıcılığını koruduğu sürece santrifüj pompalar ile basılabilir. Örneğin antifriz, bor yağı, motor yağı, bio-dizel, tuzlu su, bitkisel yağ vb. 

İki farklı akışkan için motor gücü hesabı 

Debi = 25 m3/h [Q]

Basma yüksekliği = 4 bar [H] 

Akışkan sıcaklığı = 25°C

Akışkan 1 = Su

Akışkan 2 = Etilen glikol

25°C’de suyun yoğunluğu 0,99 g/cm3 iken etilen glikolün 1,11 g/cm3’tür.

Aynı sıcaklıkta suyun viskozitesi 0,9 mPas ve etilen glikolün 16 mPas’dır. İki sıvı da santrifüj pompa ile transfer edilebilebilir. (x<500 mPas) 

Akışkan (su)

Pşaft = 25x40x0,99 / (367×0,75) = 3,59 kW 

3,59 / 0,95 = 3,77 kW su için şebekeden elektrik motorunun çekeceği güçtür. Bu pompa için 4 kW’lık elektrik motoru kullanmak gerekir.

Akışkan (etilen glikol)

Pşaft = 25x40x1,11 / (367×0,75) = 4,03 Kw

4,03 / 0,95 = 4,24 kW Etilen glikol için 4 kW’lik motor yeterli olmayacağı için 5,5 kW’lik elektrik motoru kullanmamız gerekecektir.

Kimyasal ve fiziksel şartlar

Bu kısma sıvı içinde bulunan katı partiküller ile başlamak gerekir. Çünkü çoğu zaman göz ile görülemeyen suda çözünmüş maddeler, pompaya ve tesisattaki diğer elemanlara ciddi hasar verir. Buna en güzel örnek deniz suyudur. Duru ve berrak olan deniz suyunun ihtiva ettiği tuz ve diğer mineraller, pompa içinde ciddi fiziksel ve kimyasal aşınmaya sebebiyet verir. Özellikle temiz su hatlarında kullanılan metal tesisat enstrümanlarının (pompa, vana, boru, çekvalf, pislik tutucu vb.) korozyona uğraması ile zamanla su içinde biriken pas ve kir, gerekli filtreleme işlemleri ile temizlenmez ise hareketli tüm parçaları aşındırarak (zımpara etkisi yaratarak) arızalara sebep olur. Aynı etki, açık havuzların yüzeyine düşen toz, kum vb. partiküllerin suya karışarak tesisata girmesiyle de görülür. Karşılaşılan diğer unsurlar ise kireç, çamur, tesisat montajından oluşan metal parçaları ve kaynak tozlarıdır. 

Atık suların transferi gündeme geldiğinde ise durum daha da zorlaşır. Atık su içinde kimyasal ve biyolojik olarak çeşitli materyaller bulunabileceği için pH ölçümü yapılmalıdır. Sıvı içinde çökelme ya da katılaşma olup olmadığı tespit edilmelidir. Ayrıca atık sularda karşılaşılan yabancı cisimler (örneğin lifli parçalar, halat ya da kablo parçaları, çuval ipleri ve naylon parçalar gibi) pompaya ulaşmadan bertaraf edilmelidir. Aksi halde bu istenmeyen parçalar pompa çarklarında tıkanmalara sebep olur.

Akışkanın kimyasal özelliklerine göre doğru pompa seçimi hayati önem taşımaktadır. Sıvının kimyasallar ihtiva etmesi, tamamen asidik veya bazik özellikte olması durumunda pompanın tüm parçaları tek tek seçilmelidir. Pompa gövdesi, çarkı, mili, salmastrasının yüzeyleri ve elastomerleri sıvı ile teması halinde deforme olmayacak malzemelerden seçilmelidir. Aksi takdirde kimyasal ile reaksiyona giren bir materyal deforme olur ve pompanın arızalanmasına yol açar. Örneğin etilen glikol içeren bir sıvı için paslanmaz veya karbon çelik malzemeden imal bir pompa kullanılabilecekken, hidroklorik asit içeren bir sıvı için plastik pompa kullanılması gerekmektedir. 

Şekil 3 : 180°C için e-SVH serisi hava soğutmalı salmastralı kademeli paslanmaz çelik santrifüj pompa – Gıda tesisi

Sıcaklık

Bir proseste kullanılacak tesisat malzemelerinin tamamında maksimum dayanım sıcaklığı limiti bulunmaktadır. Prosesin ihtiyaç duyduğu sıvı sıcaklığı, malzemelerin maksimum dayanacağı sıcaklık limiti ile karşılaştırılmalıdır. Sıcak su kazanlarında basınç altında su sıcaklığı 180°C’ye kadar çıkarılabilir. Su kazanlarının sirkülasyon hatlarında hava soğutmalı salmastra ile donatılmış pompalar kullanılmaktadır. Çoğu endüstriyel prosesin çalışma sıcaklığı 110-120°C aralığındadır. Bu durumda kullanılacak olan ekipmanların tamamını uygun sıcaklık dayanımına göre seçmek gerekir. Özellikle EPDM ya da FPM (Viton®) gibi sıcaklığa dayanımı yüksek elastomer malzemelerden imal edilmiş sızdırmazlık elemanlarının kullanılması önemlidir. Sıfırın altına inen sıvı sıcaklarında da ayrıca limitler tespit edilmelidir. Suyun dışındaki proseslerde, örneğin kızgın yağ kullanımında akışkan sıcaklığı 300°C’ye kadar çıkabilmektedir.

Dış ortam sıcaklığının da kontrol edilmesi gereklidir. Pompa istasyonun bulunduğu hava koşulları suyun donma sıcaklığının altına iniyor ise pompa ve tesisatın izole edilmesi gerekmektedir. Aksi halde akışkanın donması sonucu pompalarda büyük hasarlar oluşacaktır. Çoğu zaman pompa odası yapılması da uygun bir çözümdür. 

Dalgıç pompalarda elektrik motorunun basılan akışkan içinde olduğu unutulmamalı ve pompanın sorunsuz çalışması için akışkanın izin verilen üst sıcaklık sınırı kontrol edilmelidir. Çoğu dalgıç pompa imalatçısı pompaların çalışabileceği akışkan sıcaklığı üst sınırını 40-50°C arasında belirlemiştir.   

Salmastra seçimi

Pompa seçimlerinde sızdırmazlık elemanları malzemeleri her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde sorunsuz çalışması gereken bir pompa devreye alındığı anda bile sızdırmaya başlayabilir. Günümüzde endüstriyel tesislerin çoğunda mekanik salmastralar kullanılmaktadır. Bunun yanında maden ve ağır sanayinin özel proseslerinde yumuşak salmastra kullanımı da mevcuttur. Özellikle katı partikül ihtiva eden sıvıların transferinde salmastra yüzey malzemelerinin aşınmaya karşı dayanım göstermesi beklenirken, kimyasal içerikli sıvılarda ise elastomer malzemelerin dayanımı daha fazla önem arz etmektedir. Hafif tuzlu sular için salmastra yüzeylerinde karbon ve seramik kullanılabilirken, deniz suyu transferinde salmastra yüzeyleri silikon karbid ya da tungsten malzemeden seçilmelidir. Özellikle gıda endüstrisinde temizlik amaçlı kullanılan CIP hatlarındaki pompaların salmastralarında EPDM elastomer uygun olurken, asit içeriği yoğun sıvılarda ise FPM elastomerler çok daha uzun ömürlü olmaktadır. Daha aşındırıcı sıvılarda ise çift mekanik salmastrayla birlikte salmastra haznesi tampon sıvı ile sabit basınç altında sirküle edilmektedir. Buna en güzel örnek otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde oldukça yoğun çalışan kaplama tesislerinin kimyasal sirkülasyonunu sağlayan çinko fosfat transfer pompalarıdır.

Şekil 4: Çift Mekanik salmastra ve tampon akışkan uygulaması [10]

Pompa seçimi

Pompa seçimine, prosesteki akışkan özellikleri tespit edildikten sonra pompanın yüzeyde mi yoksa dalgıç olarak mı çalışacağına karar vererek başlayabiliriz. Katı partikül içeren sıvılar için dalgıç pompa seçimi yapılacak ise sudaki maksimum partikül büyüklüğünü tespit etmeli ve pompamızın katı partikül geçirgenliğine uygun olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Devamında sıvı sıcaklığı ve havuzda çökelme-katılaşma olmadığını kontrol edip uygun seçimi yapabiliriz. 

Örnek uygulama:

Otomotiv sektöründe üretim yapan bir fabrikanın boyahane atıklarının biriktirildiği havuzdan, atık sıvıyı arıtma tesisine 20 m3/saat debi, 1 bar basınçta transfer edecek dalgıç pompa talebi için sorulması gereken sorular şu şekilde olmalıdır:

Havuzdaki sıvı sıcaklığı nedir?

İşletme çalışıyorken 30-35°C arası ama gece daha düşük sıcaklıkta.

Sıvı içindeki yabancı cisimler nelerdir? En büyük partikülün ölçüsü nedir?

Sıvı homojen su ile karışık boya, maks. 1-2 cm büyüklüğünde parçalar olabiliyor.

Sıvı yoğunluğu ve viskozitesi nedir?

Kirli su, yoğunluğu 1,1 g/cm3 civarındadır.

Havuz tabanına çökelme oluyor mu?

Evet oluyor. Yılda 1 defa havuzu boşaltıp iş makinesi ile havuz dibi temizleniyor.

Sıvının içindeki kimyasallar nelerdir? pH değeri kaçtır?

Sıvı bazik karakterli, pH değeri 9-10 civarı ama tesisatta paslanmaz çelik malzemeler kullanmaktayız.

Havuz derinliği nedir?

Yaklaşık 10 metre. 

Bu durumda seçilmesi gereken pompanın en az 40°C’de çalışabilen, paslanmaz çelik malzemeden imal edilmiş, en az 30 mm katı partikül geçişine izin veren çark yapısına sahip, 10 m daldırma derinliği olan bir dalgıç atık su pompası olmalıdır. Kullanımda dikkat edilmesi gereken husus, dipteki biriken çamurdan daha yüksek bir seviyede pompayı çalıştırarak, pompanın çamura gömülmesine engel olmaktır. 

Bu örnekteki sıvı sıcaklığını daha yüksek bir değere çıkardığımızda örneğin 50°C’nin üzerindeki sıcaklıklar için talep edildiğinde, satın alma maliyetleri oldukça yükselmektedir. Alternatif olarak bu tip durumlarda kolon tipi pompalar ya da kendinden emiş kabiliyeti olan yatay santrifüj çamur pompaları da tercih edilebilir. 

Sonuç

Su insan hayatı için çok değerli bir madde olduğu gibi, tedarikinden tüketim aşamasına kadar kullandığımız ekipmanların doğru seçimi de bir o kadar önemlidir. Bunların başında suyun transferini sağlayan pompalar gelirken yanlış pompa seçimi, su kaçak ve kayıplarına sebebiyet verir. Tesislerde su olmadan üretim yapılamaz. Bu nedenle insan, yaşama direkt olarak suyla bağlı olduğu gibi genel ihtiyaçlarını da yine su sayesinde karşılar. Endüstrinin de su olmadan çalışabilmesi mümkün değildir. Endüstriyel tesislerden çıkan atık sular her zaman bize sorun oluşturacaktır ancak doğru pompa ve ekipman seçimi ile bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Bu sayede üretimin aksamadan devam etmesini sağlayabiliriz ve gelecek nesillere hem su kaynaklarını hem de temiz üretimi miras bırakabiliriz.  

Faydalanılan başlıca kaynaklar:

https://www.lowara.com.tr/

https://www.ilpa.com.tr/

ÇENGEL, Yunus A.; CIMBALA John M.. Fluid Mechanics Fundamentals and Applications

İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü dergisi”, 1-6. sayılar. İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eaduf#cite_note-1

https://tr.wikipedia.org/wiki/Pompa

https://sutema.org/mavi-gezegen/su-dongusu.2.aspx

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/asrin-projesi-askili-boru-sistemiyle-anadoludan-kktcye-su-tasiyor/2011317

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/dsi-istanbulda-su-sikintisi-yasanmayacak/1973612

https://cevreselgostergeler.csb.gov.tr/su-kullanimi-i-85738

https://sutema.org/kirilgan-dongu/suyun-sektorlere-gore-kullanim-oranlari.9.aspx

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Belediye-Su-Istatistikleri-2018-30668

https://sutema.org/kirilgan-dongu/su-ayak-izi.15.aspx

https://www.aesseal.com/tr/node/2650

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Genel

İ-MAK’ın doğudaki partneri Çayırağası Redüktör, kaliteyi sektörel uzmanlığıyla güçlendiriyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Endüstrideki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektörlerine hizmet veren Çayırağası Redüktör, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla sunduğu satış öncesi ve sonrası hizmetlerini, stoklu ürün gamıyla destekliyor. Ürünlerinin esnekliğiyle dünyanın birçok noktasında endüstrinin hemen hemen her alanına çözümler sunan İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu’daki 20 yıllık iş ortağı olan Çayırağası Redüktör; uzman kadrosu, bölgesel etkinliği, satış öncesi ve sonrası hizmetleriyle İ-Mak kalitesine güç katıyor.

Sektöründe lider birçok markanın bayiliğini üstlenen Çayırağası Redüktör’ün Genel Müdürü Nuri Çayırağası, İ-MAK Redüktör’le olan iş ortaklıklarına odaklandığımız röportajda firmanın faaliyetlerini Güç Aktarım’a değerlendiriyor.

Çayırağası Redüktör’ü tanıyabilir miyiz?

İhsan Çayırağası önderliğinde sanayi sektörüne makine, kalıp imalatı ve demir-çelik faaliyetleri ile yıllarca katkıda bulunmuş olan firmamız, 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektöründe hizmet vermektedir. 

Çayırağası Redüktör Ailesi olarak; redüktör, elektrik motoru, elektromanyetik fren ve kavrama grupları, vibrasyon motoru, endüstriyel tip santrifüj ve kızgın yağ pompaları ile vakum ve dişli pompa satışlarını yapıyoruz.

Endüstriye sunduğunuz hizmetler ve sektörde sizi farklı kılan özelliklerinizden söz edebilir misiniz?

Başta makine imalatı ve tüm sanayi endüstrisi olmak üzere, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadromuz, satış öncesi ve sonrası ikili müşteri ilişkilerimiz ve stoklu ürün gamı, bizi farklı kılan hizmetlerimizdendir.

Ürün yelpazeniz ve çözümleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Portföyünüzde hangi markalar yer alıyor?

Firmamız uzun yıllardır sektöründe lider konumdaki firmaların bayiliklerini yapmaktadır. Bayiliğini üstlendiğimiz markalar arasında; İ-MAK Redüktör, VOLT Elektrik Motorları, EMF Elektromanyetik, ABB, KEM-P, POM-VAK Pompa Makine, Miksan Motor, Yıldız Pompa ve Sempa Pompa yer alıyor.

İ-Mak Redüktör’le olan partnerliğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

İ-MAK Redüktör ile olan iş ortaklığımız yaklaşık olarak 20 yıla dayanıyor. Bu uzun süreli beraberliğimizin altında; bayisine olan desteği, yeni yatırımlar, geniş ürün yelpazesi ve en önemli yatırımı olan Ar-Ge ile sürekli yeniliklere açık bir firma olması yer alıyor. Ürünlerimizi İ-Mak Redüktör kalitesi adı altında, gönül rahatlığıyla pazara sunabiliyoruz.

Firmamız, İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu bayiliklerini yürütmektedir.

Genel olarak stoklu çalıştığımız ürün grupları arasında helis dişlili, sonsuz vidalı, konik dişlili, paralel milli ve vinç serisi ürünler yer alıyor.

İ-Mak Redüktör markası sahada hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor?

Zamanında tedarik, geniş ürün yelpazesi, yeterli Ar-Ge yatırımı ve müşteri odaklı kalite anlayışı İ-Mak Redüktör’ün sahadaki en büyük artıları olarak sıralanabilir.

2022 yılının son çeyreğine girmiş durumdayız. Yılı nasıl geçirdiğinizi aktarır mısınız? Satış, satış sonrası hizmet ve diğer çözümlerinizde rakamlar ne gösteriyor? 

2021 yılında yaşanılan global kriz ve olumsuz dalgalanmalar, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bizleri olumsuz etkilemiştir. Gerek iş ortaklarımız ile yapmış olduğumuz istişareler ile gerekse doğru stok yapma konusundaki tecrübemizle zor günleri beraber aşmayı başarmış durumdayız.

Çayırağası Redüktör’ün kısa ve uzun vadeli hedef ve beklentilerini iletir misiniz?

Ülkemiz ekonomisinde umarım, bugün olduğu gibi gelecek yıllarda da sanayi çarkları son hız dönmeye devam eder. Çayırağası Redüktör ailesi olarak biz üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız. Her zaman dediğimiz gibi; bizimle çalışmak, işinize gelecek…

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

İş yerindeki stresin nedenleri ve başa çıkma yolları

Yayın Tarihi:

on

Günümüzün rekabetçi ortamında gerek şirket yönetimlerinin uyguladığı personel yönetim sistemlerinin yetersizliğinden gerek iş yükü yoğunluğundan gerek yeterliliği ve yetkinliği zayıf yöneticilerin altında çalışmaktan gerekse de çalışma ortamının huzursuzluğundan kaynaklanan stres, çalışanların performansını ve motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. 

İş yerinde stres kaynakları çok çeşitlidir. Bunlardan en önemli olan stres kaynaklarını aşağıda sıralamak istiyorum:

  • Çalışanlara güvenilmemesi, fikirlerin alınmaması, sorumluluk verilmekten çekinilmesi.
  • Yöneticilerin baskın, denetçi, yüksek egolu mikro yönetimi.
  • Çatışma yönetiminin yapılamaması.
  • Çalışanların ve yöneticilerin performans değerlendirmesinin düzenli, sistemli ve şeffaf olarak bir IK dijital platformunda yapılmaması.
  • Çalışanlara kariyer ve eğitim fırsatlarının yeterince sunulmaması.
  • Adil, güvenilir ve sistematik bir geri bildirim sisteminin olmaması.
  • İş güvenliği ve ofis çalışma koşullarının yeterli olmaması.
  • Yöneticilerin eksik ve yetersiz iletişim becerileri; kötü zaman yönetimleri.
  • Yöneticilerin kötü, saygısız tutum ve davranışları.
  • Şirket içindeki mobbing, dedikodu, kötü yönetim.
  • İş yükü ve çalışma saatlerinin çalışanlar arasında dengeli ve eşit ayarlanmaması; organizasyon eksikliğinden dolayı uzun çalışma saatleri.
  • Çalışanlar ve yönetim arasında yeterli bilgi akışı ve düzenli bilgi akışının sağlanmaması, çalışanın geleceği için endişe ve dedikodu ile bilgi eksikliklerini doldurmaya çalışması.

Çalışma hayatında stres yaratan faktörlerden bir tanesi de çalışmayı kolaylaştırmak adına kullanılan teknolojidir; çünkü bilgisayarların iş hayatına getirdiği hız, çalışanların çalışma hızına ve beklenen verime de etki eder. Pek çok çalışan bu hıza ayak uydurabilmek için uğraşırken stres yaşar.

Çalışma hayatında hepimiz stres altında çalışmışızdır. Stressiz bir iş hayatı olamaz; ancak stres sizin kendi yetkinliğinizin eksikliğinden kaynaklanıyorsa veya mükemmeliyetçi yapınızdan dolayı aşırı stres yaşıyorsanız, o zaman kendinize yapacağınız öz eleştiri ve yöneticileriniz ile paydaşlarınızdan kendi talebinizle düzenli almanız gereken geri bildirimler, sizin kendinizi geliştirmeniz için odaklanmanız gereken öncelikleri belirlemenize yardımcı olacaktır. Önceliklerinize uygun bir şekilde kendinizi geliştirecek hedeflerinizi belirlediğinizde, strese neden olan gelişmesi gereken yönleriniz iyileşecek ve stresinizi kontrol altına alabileceksiniz. 

Mükemmeliyetçi yapıdan dolayı stres yaşıyorsunuz, işinizde çok fazla mükemmeliyetçi olmaktan kaçınarak, memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığından kaçınmış olursunuz. Huzur, enerji ve verimlilik kazanmak için temel şeylere odaklanın, sıkıntıyı kabul edin ve hepsinden önemlisi, esnek olun. Her şeyi kontrol etmek istemekten vazgeçin. Öncelik sırasına göre gün içindeki düzeninizde değişiklikler yapmanız gerekebilir.

İşinizden memnun değilseniz bu da ek bir stres kaynağıdır. Mevcut işinden memnun olmayan ve işini değiştirmek isteyen kişiler, bu süreçte buna cesaret edemedikleri için kendilerini çok daha fazla stres altında hissederler. Özgüven ve bilgili olmak, stresli işyerinden kurtulmak için sizi cesaretlendirecek faktörlerdir.

Eğer stres çalıştığınız işyerindeki ortamdan veya iş yerindeki yönetim veya yöneticiden kaynaklanıyorsa o zaman ruhsal ve fiziksel sağlığınız olumsuz etkilenir ve bu olumsuzluk sizin hem çalışma performansınızı hem huzurunuzu hem de yaşam kalitenizi düşürür. 

Kontrol edemediğiniz ve etkisi altında kaldığınız stresin etkilerini kısaca sıralamak isterim:

  • Karar vermede güçlük, kafa karışıklığı, konsantrasyonda azalma, hafıza problemleri, dikkatsizlik.
  • Endişe, depresyon, gerginlik, sinirlilik, olumsuz vücut dili, umutsuzluk ve bıkkınlık hissi.
  • Özgüven kaybı, takım çalışmasından uzaklaşma, kendini soyutlama, içine kapanma, dağınıklık, hata yapmakorkusu.
  • Sabırsızlık, alınganlık, ani sinirlenme, karar verememe.
  • Yorgunluk, baş ağrısı, vücut eklem ağrıları, sigara ve alkol tüketiminde artış, mide bulantısı, uyku bozuklukları.

Stresle başa çıkmanın yolları nelerdir?

Stres ile baş etmeyi; fiziksel olarak baş etme, psikolojik olarak baş etme ve becerileri geliştirerek baş etme olarak farklı başlıklarda ele almak isterim. Stresle fiziksel olarak başa çıkmak için uygulayabileceğiniz bazı adımlar vardır. Bu adımları uygulamak stres yükünüzü azaltarak hayat kalitenizi ve iş performansınızı artırabilir.

  • Bilmediğimiz bir konuya başlamadan önce gerekli ön bilgilendirmeyi almak, bilgi istemek ve soru sormak.
  • Kendinizi tanımak, üzerinizde stres oluşturan olayları ve stres yaratan kişileri tanımak ve etkilerini minimuma indirecek önlemler almak.
  • Pozitif olmak, sorunlarda boğulmaktansa çözüm odaklı yaklaşım sergilemek.
  • Sağlıklı beslenmek ve düzenli uyumak; gerektiğinde sağlık açısından gerekli tıbbi desteği almak.
  • Düzenli egzersiz yapılması, yürüyüş yapmak, spor yapmak, doğayla baş başa kalmak, stresinizi bastıracak sizi motive eden yerleri gezmek.
  • Düşüncelerin, endişelerin, duyguların paylaşılması, arkadaşlarla ve aileyle sohbetler etmek, güvendiğiniz ve örnek aldığınız kişilerden fikir almak.
  • Stres yaratan ortamdan kısa süreliğine uzaklaşmak, derin nefes almak ve kendinizi telkin edip sakinleşip tekrar işinize yönelmek.

Stresle psikolojik olarak başa çıkmak için yapılması gerekenlerin başında ‘duygularımızı yönetmek’ gelir. Duygularımızı yönetmek için yapılması gerekenler:

  • Öz farkındalık sahibi olmaktır. Ben neden stresliyim? Neler olduğunda strese giriyorum? Neler olduğunda rahatlıyorum? Soruları ile strese girdiğiniz ve stresten çıkmak için nasıl rahatlayacağınız anların farkında olarak çözüm üretmek, yeni yöntemler denemek.
  • Beynimizin arka planını netleştirmek önemlidir. Kısacası önceden bir derdim veya sorunum vardı da üzerine bu olay mı geldi ve bu bende stres için bir zemin oluşturdu mu diye sormalıyız. Önceki sorunumu yaşamaya devam edeceğim için şu anki olayı mevcut sorunumdan ayrıştırıp, strese girmeden mevcut soruna nasıl odaklanmalıyım diye düşünmeliyiz. 
  • Çözüm odaklı olmak ve sadece mevcut soruna odaklanıp, sorunun çözümüne yönelik beyin fırtınası yaparak çözüm önerileri üretmeye yoğunlaşmalıyız. Unutmayalım ki sorun biz çözüm düşünmedikçe devam edecek ve bizden sorunun çözümü istenecektir. Çözüm ürettikçe stresi kontrol altına alır, özgüvenimizi kazanır ve çözüm ürettikçe gelişiriz.
  • Sosyalleşmek veya bulunduğumuz ortamdan o an için geçici olarak uzaklaşmak bizi anlık stresten uzak tutar. Ortamı değiştirip öz eleştiri yapmak, konuyu tekrar sakince değerlendirmek, kendimizi telkin etmek iyi gelecektir. Mümkünse sosyalleşerek iş ortamının dışında başka bir konuya odaklanmak ya da fikir ve önerilerle başka bakış açılarından yararlanmak da stresin derecesini azaltacaktır. Önemli olan o anki gergin ve kötü modumuzdan kendimizi kurtarmayı başarmaktır. 

Stresle becerileri geliştirerek başa çıkmak için yapılması gereken kendimizi geliştirmek için gelişmeye açık yönlerimizin farkında olmaktır. Kendimizi geliştirmeyi hedeflediğimiz konuları belirledikten sonra bunları alışkanlık haline getirmek için mutlaka kendimizle uğraşmalıyız. 

  • İletişim becerimizi yükseltmeliyiz. Kendimizi iyi ifade etmeyi, iyi bir vücut diline sahip olmayı, etkili konuşmayı, soru sorma becerimizi, dinleme becerimizi, geri bildirim alma ve verme becerimizi, empati kurma becerimizi geliştirecek eğitimler veya koçluk almalıyız.
  • Çatışma çözme becerimizi geliştirmeliyiz. Uzlaşma becerimizi artırmalıyız.
  • Problem çözme ve yaratıcı fikir üretme becerimizi artırmalıyız. Sorun konuşmak yerine çözüme odaklanacak yetkinliğimizi geliştirmeliyiz.
  • Atılganlık becerimizi, doğru kişilerle doğru şekilde konuşmayı veya karşılık vermeyi bilecek kadar iyileştirmeliyiz.
  • Alınganlığı bırakmalıyız, iletişimi veya sorunu kişiselleştirmemeyi öğrenmeliyiz. Neleri değiştirebilirim, neleri daha iyi yaparsam konu benden uzaklaşır diyecek kadar kendimizi konulardan soyutlamayı bilecek kadar kendimizi kontrol mekanizmasını geliştirmeliyiz.
  • Taşıyabileceğimiz ve kapasitemiz kadar iş yükü almalıyız. Becerilerimizi geliştirmeden her işi üzerimize almayacak kadar kişisel gelişim alanlarımıza odaklanmayı bilmeliyiz.
  • Zaman ve iş planı yaparak öncelikleri belirleyecek kendimizi organize etme becerimizi geliştirmeliyiz.
  • Yöneticilerle ve iş arkadaşlarıyla açık, net ve anlaşılır bir iletişim kurma becerisine sahip olmalıyız. Talepleri ve sorunları açıkça dile getirmek; zarar yerine fayda sağlar. Soru sormak, ikili görüşmelerle dinlemek, anlamak ve beklentileri öğrenmek sorunları azaltacaktır.
  • İş yapış yöntemlerinizi beklentileri dikkate alarak değiştirin ve sürekli kendi tarzınızı değiştirin. Bazen karmaşık ve büyük projeler, stresin en önemli kaynaklarındandır. Eğer böyle bir projeyle karşılaşıldıysa yapılacak en önemli hamle; proje ve zaman yönetimi konusunda eğitim almak veya destek istemektir.
  • İşlerle ilgili sık sık not alınız, süreli işlerde ara kademeleri tespit edip o kademelere ait hedef ve zaman belirleyip bilgisayarınıza hatırlatmalar koyunuz. Planlı ve programlı çalışma becerinizi geliştiriniz.

Stres günümüz rekabetçi ve dinamik pazar koşullarında kaçınılmazdır. Bizim yapmamız gereken stresi kontrol altına almak, doğru tutum ve davranışla stresin iletişimimize ve performansımıza olumsuz etkide bulunmasına olanak vermemizdir. Aksi takdirde işte ve iletişimde sorun yaşadığımızda, bu bizim özel hayatımızda da mutsuz ve gergin olmamıza neden olacaktır. Özel hayatımız stresle başa çıkmada önemli bir destektir. Bu nedenle iş hayatına fazla odaklanıp, özel yaşamımızı ihmal ettiğimizde stres seviyemiz daha da artacaktır. 

Özetle stresi kontrol edip, daha dengeli ve huzurlu bir iş yaşamı ile özel yaşam yaşayabilmek tamamen kendimizin elindedir. İş hayatında hiçbir şeyin kolay olmadığı gibi, kendimizle uğraşmak ve kendimizi geliştirmek için sürekli çabalamak da zor ve yorucudur. Her zorluğun karşısında da başarı ve farklı olmak gibi sizi özel yapan bir ödül vardır. Zorluklar kişileri geliştirir. Stresin bizi olumsuz etkilememesi de kendimizi geliştirme yolundaki zorlukları göze almakla mümkündür.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

Masdaf’ın ileri teknoloji pompa çözümleriyle tarımsal sulamada yüksek verim

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Türkiye pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor. Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve %20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini dile getiriyor.

Yıllık su tüketimi 54 milyar metreküp olan Türkiye’de, bu suyun 40 milyar metreküpü yani yüzde 74’ü tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Peki tarımsal sulamada; enerji ve kaynaklarını verimli kullanmak için neler yapmak gerekiyor? Pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarımsal sulamada hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf sağlayacak mühendislik hesaplamalarını ve ileri pompa çözümlerini paylaştı. 

769,6 milyon dekarlık karasal büyüklüğünün yüzde 30,8’i tarım alanlarından oluşan Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 10’uncu sırada yer alıyor. Bu potansiyelin daha ileri taşınması ve hızla artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması için tarımsal üretimi ve verimliliği artıracak akıllı teknolojilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Modern tarımda yaygın olarak kullanılan damla sulama sistemleri ve akıllı pompa teknolojileri, tarımsal üretim ve verimliliği artıran teknolojilerin başında geliyor. Türkiye pompa sektörünün öncülerinden Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor.

Tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve yüzde 20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirten Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, “Tarım alanlarında verimli sulama için yüksek miktarda suya ve yüksek debiye ihtiyaç duyuluyor. Pompa sistemleri ile suyun doğru bir şekilde basınçlandırılması için sistem seçimi yapılırken; pompalanacak suyun sıcaklığına, özgül ağırlığına, temizliğine, pompaj debisine, sistemin geometrisine dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca; su kaynağına erişilebilirlik durumu, emme koşulları ve tesisin kurulacağı yer de sistem seçimi yapılırken göz önünde bulundurulması gereken hususlar arasında yer alıyor. Bu noktada öncelikli kriterimiz, tarım alanlarının su kaynağına olan mesafesi oluyor. Örneğin arazinin yakınlarında gölet, baraj, ırmak, göl ve dere gibi sabit su kaynakları bulunuyorsa; arazinin ve tesisatın durumuna göre uygun debi ve basınç değerlerinde ‘uçtan emişli veya splt çift emişli yatay santrifüj pompalar, yüksek basınç üreten yatay veya dikey kademeli tip santrifüj pompalar veya kendinden emişli pompalar’ ile su temini sağlıyoruz. Elektriğin temin edilemediği küçük arazilerin sulanmasında ise ağırlıklı olarak dizel veya benzinli motor ile çalışan kendinden emişli mobil üniteleri öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

Tüm mühendislik hesaplamaları dikkate alınarak yapılan pompa sistem seçiminin çiftçinin hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf etmesini sağladığını vurgulayan Hanedanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de tüketilebilir yer altı su potansiyelinin yaklaşık %75’i tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Sulama amacıyla kullanılan 450’ye yakın derin kuyu kaynaklarıyla da 1.316.794 hektar alan yani toplam sulanan alanın yaklaşık yüzde 26’sı sulanıyor. Tarımsal sulamanın ‘yer altı suları’ ile yapılabilmesi için de derin kuyu pompaları kullanılıyor. Masdaf olarak, yer altı sularının zeminden veya su hattından çekilebilmesi için çiftçilerimize, ‘BRX Serisi Derinkuyu Pompaları’ öneriyoruz. İşletmede de büyük kolaylık ve konfor sağlayan derinkuyu pompaları, bakım gerektirmiyor, su altında çalıştığı için gürültü ve titreşime neden olmuyor ve böylece rahat bir çalışma ortamı sunuyor. Pompa ve motor müdahale edilemeyen koşullarda olduğu için sistem, insan kaynaklı hatalara maruz kalmıyor.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com