Connect with us

Genel

İyi bir çalışan işinden neden ayrılmayı ister?

Yayın Tarihi:

on

Bir işyerinde çalışan kendisini huzursuz, rahatsız, mutsuz hissediyorsa olası sebeplerin yöneticiler tarafından analiz edilmesi sorunun çözümüne yarayacaktır.

  • Şikayet ve sıkıntılar dinleniyor ve giderilmesine yönelik gayret var mı?
  • Öneri ve fikirler dikkate alınıyor mu, buna ortam sağlanıyor mu?
  • Çalışanlar hem kariyer hem de performansları konusunda bilgilendiriliyor ve onlara kişisel gelişim için şans veriliyor mu?
  • Herkesin önünde takdir ve teşekkür yapıldığına; ama herkesin önünde olumsuz ve ağır bir eleştiri yapılmadığına emin miyiz?
  • Çalışanı teşvik etme, cesaretlendirme, özgüven aşılama ve ona iş delegasyonu yapılma kültürü mevcut mu?
  • Tutum, davranış ve saygıda çalışana karşı bilinçli bir şekilde kötü bir tavır sergileniyor mu?

Kötü tutum ve davranış nedeniyle yöneticilerin çalışanlarda yarattığı psikolojik ve bedensel yorgunluk, bıkkınlık, stres ve mutsuzluk özellikle son yıllarda ülkemizde giderek artmaktadır. 

Çalışanlar mutsuz olduğunda onlarda bizim onlara yaptığımız gibi müşterilere kötü davranarak veya istekli çalışmayarak müşterilere kadar uzanan bir olumsuzluk zinciri yaratırlar. Mutlu çalışan hem şirketteki çalışma arkadaşlarına enerjisini iletir, hem de kendinden beklenenden çok daha fazlasını vererek hedeflerine ve müşterilerine karşı daha fazla sorumluluk alarak çalışır.

Birçok yönetici, personeli maaşını ve yasal haklarını aldığında onların mutlu ve motive olduğunu düşünür; tıpkı işveren gibi.

İşveren de çalışanların ücretlerini zamanında ödediğinde ve sigortalarını yatırdığında çalışanına büyük iyilik yapmış olduğunu düşünür ve bununla gurur duyar; çalışanında kendisine minnet duymasını bekler. Hatta bu şekilde onları mutlu ettiğini düşünür. Halbuki işveren veya yönetici hepimizin emeğinin, harcadığımız eforun, zamanın, bilgimizin ve deneyimimizin karşılığını verir. Aslında yapılan bir alışveriştir. Verilenin karşılığını almadır. Bunu bu şekilde görmeyen yöneticiler ve şirketler maalesef çalışanını mutsuz ettiğinin farkında bile değildir.

Eğer çalışan yaptığı işten psikolojik ve sosyal bir tatmin almıyorsa; kariyer fırsatı göremiyorsa; adil ve eşit davranılmadığını görüyorsa; gelişim imkânı verilmiyorsa; kötü ve bencil bir yöneticiyle çalışıyorsa bir süre sonra paradan aldığı tatmin yok olur ve mutsuzluk başlar.

Birçok araştırma göstermiştir ki insanlar şirketleri değil yöneticilerini terk eder. İşinden ayrılmaya karar veren kişilerin çoğu işyerlerinden mutsuz olduklarını belirtir. Mutsuz çalışanı elde tutmak zordur. 

Bir insan işinden ne gibi nedenlerden dolayı istifa eder?  İyi bir çalışan neden ayrılmayı ister? İyi ve başarılı bir çalışan zaten yıldızdır; takdir görürse ve iyi olduğunun bilincinde olarak özgüveni de yüksek ise, aynı iş yerinde kariyer fırsatını tercih edecektir. İşinde gayet iyi ilerleyen, takımında yıldız olan bir oyuncu neden başarılı olduğu işinden istifa etmeyi seçer?

Yanıtı aslında çok basittir: Kendisini yeteri kadar değerli hissetmediği için işi bırakıyordur. Başarılı bir çalışanın işten ayrılmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi kendisini değersiz hissetmesidir.

Çalışanların mutsuzluğunu ve huzursuzluğunu, ancak onların sizin için ne kadar değerli ve önemli olduğunu kendilerine hissettirdiğinizde giderebilirsiniz.

Takdir etmek, teşekkür etmek, çalışanlara saygılı davranmak, onlara iş delege etmek, güvenmek, yol göstermek, sorumluluk almalarını teşvik etmek, liderlik alabilecekleri veya liderlik özelliklerini geliştirebilecekleri projelerde rol almalarını sağlamak, geri bildirim yapmak, geri bildirim almak, performans ve gelişim alanları hakkında çalışanlarla görüşmek, onların gelişimlerine yönelik öneri ve tavsiyelerde bulunmak ve destek olmak, onları dinlemek, fikirlerini almak, önerilerini önemsemek çalışanların kendisini değerli hissetmesini sağlayan tutum ve davranışlardır.

Yöneticilerin taraf tutması, hak edene hak ettiği gibi davranmaması, çalışanlarına değer vermemesi, saygıdan yoksun olması, suçu hep çalışana atması, çalışana sert ve kötü davranması, adil olmaması, verdiği sözleri çalışana karşı tutmaması, çalışanın her işine karışması, aşırı kontrolcü olması, her şeyi ben bilirim edasıyla çalışanı dinlememesi, yöneticinin eleştiriye ve fikirlere kapalı olması gibi faktörler de başarılı çalışanlar için zaman içinde katlanılmaz bir durum oluşturur. Bu da başarılı bir çalışanın mutsuz ve güvensiz bir ortamda daha fazla çalışmadan, ilk fırsatta işten ayrılma kararı vermesine neden olur.

Başarılı bir çalışanın işten ayrılma nedenlerinden bir diğeri de uzun süre aynı pozisyonda çalışıp hak ettiği terfiyi alamamak ve organizasyon şemasında bir üst seviyeye ilerleyecek herhangi bir fırsat verilmemesidir. Kişilerin çalışırken önemli bir motivasyonu da kariyer basamaklarında yükselmek, daha fazla sorumluluk almak, yetkinliklerini artırmak, ekipler yönetmek ve karşılığında da daha iyi bir gelir elde etmektir. 

Birçok kurumsal şirkette çalışanların performans analizleri, kariyer planlamaları, geri bildirim görüşmeleri ve şirketteki kariyer hedeflerine göre destekleme programları mevcuttur. Bu tür şirketlerde çalışanlar her yıl hem kendi öz değerlendirmelerini yapar hem de kariyer hedeflerine göre yöneticilerinin görüş ve desteklerini alarak şeffaf bir şekilde kariyer planlaması yapabilme olanağına sahiptir. Kendisiyle ilgili bu kadar şeffaf bir prosedürün içerisinde yer alan çalışan zaten zihninde ne zaman, nereye doğru yol alabileceğini netleştirir. Ancak bu proseslerin olmadığı ve yıllarca çalışıp performansı veya kariyeriyle ilgili herhangi bir görüşmenin yapılamadığı, belirsizlik içerisinde yol almaya çalışan başarılı bir çalışan için yolun sonu hep belirsiz ve karanlıktır. O aydınlık bir yolda, hedefini belirleyerek, kariyeri için fırsatların tanındığı bir ortamda çalışmayı tercih ederek istifa etmeye odaklı çalışacaktır.

Başarılı bir çalışan her işi zamanında ve beklenen standartlarda, sorun yaratmadan yöneticisine iletmeyi bilir. Çözümcüdür, iş birliğine açıktır, kendini geliştirir, kendi becerilerini inisiyatif alarak işi hızlı ve beklenin üzerinde tamamlayacak şekilde kullanmayı bilir, ekip içesinde ve şirket içerisinde diğer bölümlerle ilişkileri üst düzeydedir, sonuç ve hedef odaklıdır. Bu da onu her zaman en çok tercih edilir çalışanlar arasına sokar. Bunu gören yöneticiler de “nasıl olsa verilen her görevi yerine getiriyor” diye düşünerek, başarılı çalışanların üzerine her daha fazla sorumluluk yüklerler.

Burada hassas bir nokta vardır. Eğer şirkette yönetici çalışanla çalışmayana, başarılı olanla başarılı olmayana aynı tavrı ve tutumu sergiliyorsa, başarılı çalışan belli bir süre sonra kendisinden talep edilenleri sorgulamaya başlayacaktır. Çünkü bu tür ortamlarda genelde çalışmayanın veya başarısız bir şekilde çalışmasına rağmen hiçbir tepki verilmeyen çalışanın yapamadığı veya eksik yaptığı tüm işlerde yönetici tarafından başarılı çalışandan istenir. Yönetici bilir ki zaten başarılı çalışan işi mutlaka en iyi şekilde tamamlayıp kendisine verecektir. Ancak başarılı çalışan bir süre sonra hem kendi işlerini hem de ekipteki tüm eksik ve problemli konuları da yapar hale geldiğini fark eder. İş yoğunluğu artar ve çalışma saatleri uzar. Yönetici için her zaman işler sonuçlanıyordur ama başarılı çalışan için artık adaletin terazisi dengesizleşmiştir. Başarılı çalışan artık yeni iş arayışına başlamıştır. 

Başarılı çalışanları elde tutabilmeyi başarmak, yöneticinin niteliğini ve saygınlığını gösterir. Bunun için yöneticilerin çalışanları iyi gözlemlemesi ve bazı doğru davranışları sergileyebilmesi gereklidir. 

Bu yüzden çalışanlarınızı önemseyiniz Önemsediğinizi göstermenin yolu, onlara güvenmekten, adil ve eşit davranmaktan, onlara büyük resmi ve kariyerlerine yönelik hedeflerini göstermekten, başarılarını görüp ve takdir etmekten, saygılı davranmaktan, en önemlisi onların ruhlarına’’ iyi ki varsınız’’ duygusunu yerleştirmekten geçer.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Endüstri yüksek mühendisi ve makine mühendisi olarak 30 yıla yakın uluslararası şirketlerde Türkiye, Ortadoğu, Avrupa ve Afrika’da üst düzey yöneticilik deneyimleriyle hem endüstriyel hem de bireysel uygulamalarda enerji verimliliği, ısıtma, soğutma ve otomasyon konularındaki uzmanlığını; satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetler tecrübesini; şirketlerdeki değişim yönetimi ve liderlik konularındaki yönetselliğini yurt içinde ve yurt dışında şirketlere ‘’yönetim danışmanı’’ olarak kendi şirketi ile aktarmaya devam etmektedir.

Devamını Oku

Genel

İ-MAK’ın doğudaki partneri Çayırağası Redüktör, kaliteyi sektörel uzmanlığıyla güçlendiriyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Endüstrideki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektörlerine hizmet veren Çayırağası Redüktör, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla sunduğu satış öncesi ve sonrası hizmetlerini, stoklu ürün gamıyla destekliyor. Ürünlerinin esnekliğiyle dünyanın birçok noktasında endüstrinin hemen hemen her alanına çözümler sunan İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu’daki 20 yıllık iş ortağı olan Çayırağası Redüktör; uzman kadrosu, bölgesel etkinliği, satış öncesi ve sonrası hizmetleriyle İ-Mak kalitesine güç katıyor.

Sektöründe lider birçok markanın bayiliğini üstlenen Çayırağası Redüktör’ün Genel Müdürü Nuri Çayırağası, İ-MAK Redüktör’le olan iş ortaklıklarına odaklandığımız röportajda firmanın faaliyetlerini Güç Aktarım’a değerlendiriyor.

Çayırağası Redüktör’ü tanıyabilir miyiz?

İhsan Çayırağası önderliğinde sanayi sektörüne makine, kalıp imalatı ve demir-çelik faaliyetleri ile yıllarca katkıda bulunmuş olan firmamız, 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektöründe hizmet vermektedir. 

Çayırağası Redüktör Ailesi olarak; redüktör, elektrik motoru, elektromanyetik fren ve kavrama grupları, vibrasyon motoru, endüstriyel tip santrifüj ve kızgın yağ pompaları ile vakum ve dişli pompa satışlarını yapıyoruz.

Endüstriye sunduğunuz hizmetler ve sektörde sizi farklı kılan özelliklerinizden söz edebilir misiniz?

Başta makine imalatı ve tüm sanayi endüstrisi olmak üzere, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadromuz, satış öncesi ve sonrası ikili müşteri ilişkilerimiz ve stoklu ürün gamı, bizi farklı kılan hizmetlerimizdendir.

Ürün yelpazeniz ve çözümleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Portföyünüzde hangi markalar yer alıyor?

Firmamız uzun yıllardır sektöründe lider konumdaki firmaların bayiliklerini yapmaktadır. Bayiliğini üstlendiğimiz markalar arasında; İ-MAK Redüktör, VOLT Elektrik Motorları, EMF Elektromanyetik, ABB, KEM-P, POM-VAK Pompa Makine, Miksan Motor, Yıldız Pompa ve Sempa Pompa yer alıyor.

İ-Mak Redüktör’le olan partnerliğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

İ-MAK Redüktör ile olan iş ortaklığımız yaklaşık olarak 20 yıla dayanıyor. Bu uzun süreli beraberliğimizin altında; bayisine olan desteği, yeni yatırımlar, geniş ürün yelpazesi ve en önemli yatırımı olan Ar-Ge ile sürekli yeniliklere açık bir firma olması yer alıyor. Ürünlerimizi İ-Mak Redüktör kalitesi adı altında, gönül rahatlığıyla pazara sunabiliyoruz.

Firmamız, İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu bayiliklerini yürütmektedir.

Genel olarak stoklu çalıştığımız ürün grupları arasında helis dişlili, sonsuz vidalı, konik dişlili, paralel milli ve vinç serisi ürünler yer alıyor.

İ-Mak Redüktör markası sahada hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor?

Zamanında tedarik, geniş ürün yelpazesi, yeterli Ar-Ge yatırımı ve müşteri odaklı kalite anlayışı İ-Mak Redüktör’ün sahadaki en büyük artıları olarak sıralanabilir.

2022 yılının son çeyreğine girmiş durumdayız. Yılı nasıl geçirdiğinizi aktarır mısınız? Satış, satış sonrası hizmet ve diğer çözümlerinizde rakamlar ne gösteriyor? 

2021 yılında yaşanılan global kriz ve olumsuz dalgalanmalar, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bizleri olumsuz etkilemiştir. Gerek iş ortaklarımız ile yapmış olduğumuz istişareler ile gerekse doğru stok yapma konusundaki tecrübemizle zor günleri beraber aşmayı başarmış durumdayız.

Çayırağası Redüktör’ün kısa ve uzun vadeli hedef ve beklentilerini iletir misiniz?

Ülkemiz ekonomisinde umarım, bugün olduğu gibi gelecek yıllarda da sanayi çarkları son hız dönmeye devam eder. Çayırağası Redüktör ailesi olarak biz üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız. Her zaman dediğimiz gibi; bizimle çalışmak, işinize gelecek…

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

İş yerindeki stresin nedenleri ve başa çıkma yolları

Yayın Tarihi:

on

Günümüzün rekabetçi ortamında gerek şirket yönetimlerinin uyguladığı personel yönetim sistemlerinin yetersizliğinden gerek iş yükü yoğunluğundan gerek yeterliliği ve yetkinliği zayıf yöneticilerin altında çalışmaktan gerekse de çalışma ortamının huzursuzluğundan kaynaklanan stres, çalışanların performansını ve motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. 

İş yerinde stres kaynakları çok çeşitlidir. Bunlardan en önemli olan stres kaynaklarını aşağıda sıralamak istiyorum:

  • Çalışanlara güvenilmemesi, fikirlerin alınmaması, sorumluluk verilmekten çekinilmesi.
  • Yöneticilerin baskın, denetçi, yüksek egolu mikro yönetimi.
  • Çatışma yönetiminin yapılamaması.
  • Çalışanların ve yöneticilerin performans değerlendirmesinin düzenli, sistemli ve şeffaf olarak bir IK dijital platformunda yapılmaması.
  • Çalışanlara kariyer ve eğitim fırsatlarının yeterince sunulmaması.
  • Adil, güvenilir ve sistematik bir geri bildirim sisteminin olmaması.
  • İş güvenliği ve ofis çalışma koşullarının yeterli olmaması.
  • Yöneticilerin eksik ve yetersiz iletişim becerileri; kötü zaman yönetimleri.
  • Yöneticilerin kötü, saygısız tutum ve davranışları.
  • Şirket içindeki mobbing, dedikodu, kötü yönetim.
  • İş yükü ve çalışma saatlerinin çalışanlar arasında dengeli ve eşit ayarlanmaması; organizasyon eksikliğinden dolayı uzun çalışma saatleri.
  • Çalışanlar ve yönetim arasında yeterli bilgi akışı ve düzenli bilgi akışının sağlanmaması, çalışanın geleceği için endişe ve dedikodu ile bilgi eksikliklerini doldurmaya çalışması.

Çalışma hayatında stres yaratan faktörlerden bir tanesi de çalışmayı kolaylaştırmak adına kullanılan teknolojidir; çünkü bilgisayarların iş hayatına getirdiği hız, çalışanların çalışma hızına ve beklenen verime de etki eder. Pek çok çalışan bu hıza ayak uydurabilmek için uğraşırken stres yaşar.

Çalışma hayatında hepimiz stres altında çalışmışızdır. Stressiz bir iş hayatı olamaz; ancak stres sizin kendi yetkinliğinizin eksikliğinden kaynaklanıyorsa veya mükemmeliyetçi yapınızdan dolayı aşırı stres yaşıyorsanız, o zaman kendinize yapacağınız öz eleştiri ve yöneticileriniz ile paydaşlarınızdan kendi talebinizle düzenli almanız gereken geri bildirimler, sizin kendinizi geliştirmeniz için odaklanmanız gereken öncelikleri belirlemenize yardımcı olacaktır. Önceliklerinize uygun bir şekilde kendinizi geliştirecek hedeflerinizi belirlediğinizde, strese neden olan gelişmesi gereken yönleriniz iyileşecek ve stresinizi kontrol altına alabileceksiniz. 

Mükemmeliyetçi yapıdan dolayı stres yaşıyorsunuz, işinizde çok fazla mükemmeliyetçi olmaktan kaçınarak, memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığından kaçınmış olursunuz. Huzur, enerji ve verimlilik kazanmak için temel şeylere odaklanın, sıkıntıyı kabul edin ve hepsinden önemlisi, esnek olun. Her şeyi kontrol etmek istemekten vazgeçin. Öncelik sırasına göre gün içindeki düzeninizde değişiklikler yapmanız gerekebilir.

İşinizden memnun değilseniz bu da ek bir stres kaynağıdır. Mevcut işinden memnun olmayan ve işini değiştirmek isteyen kişiler, bu süreçte buna cesaret edemedikleri için kendilerini çok daha fazla stres altında hissederler. Özgüven ve bilgili olmak, stresli işyerinden kurtulmak için sizi cesaretlendirecek faktörlerdir.

Eğer stres çalıştığınız işyerindeki ortamdan veya iş yerindeki yönetim veya yöneticiden kaynaklanıyorsa o zaman ruhsal ve fiziksel sağlığınız olumsuz etkilenir ve bu olumsuzluk sizin hem çalışma performansınızı hem huzurunuzu hem de yaşam kalitenizi düşürür. 

Kontrol edemediğiniz ve etkisi altında kaldığınız stresin etkilerini kısaca sıralamak isterim:

  • Karar vermede güçlük, kafa karışıklığı, konsantrasyonda azalma, hafıza problemleri, dikkatsizlik.
  • Endişe, depresyon, gerginlik, sinirlilik, olumsuz vücut dili, umutsuzluk ve bıkkınlık hissi.
  • Özgüven kaybı, takım çalışmasından uzaklaşma, kendini soyutlama, içine kapanma, dağınıklık, hata yapmakorkusu.
  • Sabırsızlık, alınganlık, ani sinirlenme, karar verememe.
  • Yorgunluk, baş ağrısı, vücut eklem ağrıları, sigara ve alkol tüketiminde artış, mide bulantısı, uyku bozuklukları.

Stresle başa çıkmanın yolları nelerdir?

Stres ile baş etmeyi; fiziksel olarak baş etme, psikolojik olarak baş etme ve becerileri geliştirerek baş etme olarak farklı başlıklarda ele almak isterim. Stresle fiziksel olarak başa çıkmak için uygulayabileceğiniz bazı adımlar vardır. Bu adımları uygulamak stres yükünüzü azaltarak hayat kalitenizi ve iş performansınızı artırabilir.

  • Bilmediğimiz bir konuya başlamadan önce gerekli ön bilgilendirmeyi almak, bilgi istemek ve soru sormak.
  • Kendinizi tanımak, üzerinizde stres oluşturan olayları ve stres yaratan kişileri tanımak ve etkilerini minimuma indirecek önlemler almak.
  • Pozitif olmak, sorunlarda boğulmaktansa çözüm odaklı yaklaşım sergilemek.
  • Sağlıklı beslenmek ve düzenli uyumak; gerektiğinde sağlık açısından gerekli tıbbi desteği almak.
  • Düzenli egzersiz yapılması, yürüyüş yapmak, spor yapmak, doğayla baş başa kalmak, stresinizi bastıracak sizi motive eden yerleri gezmek.
  • Düşüncelerin, endişelerin, duyguların paylaşılması, arkadaşlarla ve aileyle sohbetler etmek, güvendiğiniz ve örnek aldığınız kişilerden fikir almak.
  • Stres yaratan ortamdan kısa süreliğine uzaklaşmak, derin nefes almak ve kendinizi telkin edip sakinleşip tekrar işinize yönelmek.

Stresle psikolojik olarak başa çıkmak için yapılması gerekenlerin başında ‘duygularımızı yönetmek’ gelir. Duygularımızı yönetmek için yapılması gerekenler:

  • Öz farkındalık sahibi olmaktır. Ben neden stresliyim? Neler olduğunda strese giriyorum? Neler olduğunda rahatlıyorum? Soruları ile strese girdiğiniz ve stresten çıkmak için nasıl rahatlayacağınız anların farkında olarak çözüm üretmek, yeni yöntemler denemek.
  • Beynimizin arka planını netleştirmek önemlidir. Kısacası önceden bir derdim veya sorunum vardı da üzerine bu olay mı geldi ve bu bende stres için bir zemin oluşturdu mu diye sormalıyız. Önceki sorunumu yaşamaya devam edeceğim için şu anki olayı mevcut sorunumdan ayrıştırıp, strese girmeden mevcut soruna nasıl odaklanmalıyım diye düşünmeliyiz. 
  • Çözüm odaklı olmak ve sadece mevcut soruna odaklanıp, sorunun çözümüne yönelik beyin fırtınası yaparak çözüm önerileri üretmeye yoğunlaşmalıyız. Unutmayalım ki sorun biz çözüm düşünmedikçe devam edecek ve bizden sorunun çözümü istenecektir. Çözüm ürettikçe stresi kontrol altına alır, özgüvenimizi kazanır ve çözüm ürettikçe gelişiriz.
  • Sosyalleşmek veya bulunduğumuz ortamdan o an için geçici olarak uzaklaşmak bizi anlık stresten uzak tutar. Ortamı değiştirip öz eleştiri yapmak, konuyu tekrar sakince değerlendirmek, kendimizi telkin etmek iyi gelecektir. Mümkünse sosyalleşerek iş ortamının dışında başka bir konuya odaklanmak ya da fikir ve önerilerle başka bakış açılarından yararlanmak da stresin derecesini azaltacaktır. Önemli olan o anki gergin ve kötü modumuzdan kendimizi kurtarmayı başarmaktır. 

Stresle becerileri geliştirerek başa çıkmak için yapılması gereken kendimizi geliştirmek için gelişmeye açık yönlerimizin farkında olmaktır. Kendimizi geliştirmeyi hedeflediğimiz konuları belirledikten sonra bunları alışkanlık haline getirmek için mutlaka kendimizle uğraşmalıyız. 

  • İletişim becerimizi yükseltmeliyiz. Kendimizi iyi ifade etmeyi, iyi bir vücut diline sahip olmayı, etkili konuşmayı, soru sorma becerimizi, dinleme becerimizi, geri bildirim alma ve verme becerimizi, empati kurma becerimizi geliştirecek eğitimler veya koçluk almalıyız.
  • Çatışma çözme becerimizi geliştirmeliyiz. Uzlaşma becerimizi artırmalıyız.
  • Problem çözme ve yaratıcı fikir üretme becerimizi artırmalıyız. Sorun konuşmak yerine çözüme odaklanacak yetkinliğimizi geliştirmeliyiz.
  • Atılganlık becerimizi, doğru kişilerle doğru şekilde konuşmayı veya karşılık vermeyi bilecek kadar iyileştirmeliyiz.
  • Alınganlığı bırakmalıyız, iletişimi veya sorunu kişiselleştirmemeyi öğrenmeliyiz. Neleri değiştirebilirim, neleri daha iyi yaparsam konu benden uzaklaşır diyecek kadar kendimizi konulardan soyutlamayı bilecek kadar kendimizi kontrol mekanizmasını geliştirmeliyiz.
  • Taşıyabileceğimiz ve kapasitemiz kadar iş yükü almalıyız. Becerilerimizi geliştirmeden her işi üzerimize almayacak kadar kişisel gelişim alanlarımıza odaklanmayı bilmeliyiz.
  • Zaman ve iş planı yaparak öncelikleri belirleyecek kendimizi organize etme becerimizi geliştirmeliyiz.
  • Yöneticilerle ve iş arkadaşlarıyla açık, net ve anlaşılır bir iletişim kurma becerisine sahip olmalıyız. Talepleri ve sorunları açıkça dile getirmek; zarar yerine fayda sağlar. Soru sormak, ikili görüşmelerle dinlemek, anlamak ve beklentileri öğrenmek sorunları azaltacaktır.
  • İş yapış yöntemlerinizi beklentileri dikkate alarak değiştirin ve sürekli kendi tarzınızı değiştirin. Bazen karmaşık ve büyük projeler, stresin en önemli kaynaklarındandır. Eğer böyle bir projeyle karşılaşıldıysa yapılacak en önemli hamle; proje ve zaman yönetimi konusunda eğitim almak veya destek istemektir.
  • İşlerle ilgili sık sık not alınız, süreli işlerde ara kademeleri tespit edip o kademelere ait hedef ve zaman belirleyip bilgisayarınıza hatırlatmalar koyunuz. Planlı ve programlı çalışma becerinizi geliştiriniz.

Stres günümüz rekabetçi ve dinamik pazar koşullarında kaçınılmazdır. Bizim yapmamız gereken stresi kontrol altına almak, doğru tutum ve davranışla stresin iletişimimize ve performansımıza olumsuz etkide bulunmasına olanak vermemizdir. Aksi takdirde işte ve iletişimde sorun yaşadığımızda, bu bizim özel hayatımızda da mutsuz ve gergin olmamıza neden olacaktır. Özel hayatımız stresle başa çıkmada önemli bir destektir. Bu nedenle iş hayatına fazla odaklanıp, özel yaşamımızı ihmal ettiğimizde stres seviyemiz daha da artacaktır. 

Özetle stresi kontrol edip, daha dengeli ve huzurlu bir iş yaşamı ile özel yaşam yaşayabilmek tamamen kendimizin elindedir. İş hayatında hiçbir şeyin kolay olmadığı gibi, kendimizle uğraşmak ve kendimizi geliştirmek için sürekli çabalamak da zor ve yorucudur. Her zorluğun karşısında da başarı ve farklı olmak gibi sizi özel yapan bir ödül vardır. Zorluklar kişileri geliştirir. Stresin bizi olumsuz etkilememesi de kendimizi geliştirme yolundaki zorlukları göze almakla mümkündür.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

Masdaf’ın ileri teknoloji pompa çözümleriyle tarımsal sulamada yüksek verim

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Türkiye pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor. Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve %20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini dile getiriyor.

Yıllık su tüketimi 54 milyar metreküp olan Türkiye’de, bu suyun 40 milyar metreküpü yani yüzde 74’ü tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Peki tarımsal sulamada; enerji ve kaynaklarını verimli kullanmak için neler yapmak gerekiyor? Pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarımsal sulamada hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf sağlayacak mühendislik hesaplamalarını ve ileri pompa çözümlerini paylaştı. 

769,6 milyon dekarlık karasal büyüklüğünün yüzde 30,8’i tarım alanlarından oluşan Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 10’uncu sırada yer alıyor. Bu potansiyelin daha ileri taşınması ve hızla artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması için tarımsal üretimi ve verimliliği artıracak akıllı teknolojilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Modern tarımda yaygın olarak kullanılan damla sulama sistemleri ve akıllı pompa teknolojileri, tarımsal üretim ve verimliliği artıran teknolojilerin başında geliyor. Türkiye pompa sektörünün öncülerinden Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor.

Tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve yüzde 20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirten Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, “Tarım alanlarında verimli sulama için yüksek miktarda suya ve yüksek debiye ihtiyaç duyuluyor. Pompa sistemleri ile suyun doğru bir şekilde basınçlandırılması için sistem seçimi yapılırken; pompalanacak suyun sıcaklığına, özgül ağırlığına, temizliğine, pompaj debisine, sistemin geometrisine dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca; su kaynağına erişilebilirlik durumu, emme koşulları ve tesisin kurulacağı yer de sistem seçimi yapılırken göz önünde bulundurulması gereken hususlar arasında yer alıyor. Bu noktada öncelikli kriterimiz, tarım alanlarının su kaynağına olan mesafesi oluyor. Örneğin arazinin yakınlarında gölet, baraj, ırmak, göl ve dere gibi sabit su kaynakları bulunuyorsa; arazinin ve tesisatın durumuna göre uygun debi ve basınç değerlerinde ‘uçtan emişli veya splt çift emişli yatay santrifüj pompalar, yüksek basınç üreten yatay veya dikey kademeli tip santrifüj pompalar veya kendinden emişli pompalar’ ile su temini sağlıyoruz. Elektriğin temin edilemediği küçük arazilerin sulanmasında ise ağırlıklı olarak dizel veya benzinli motor ile çalışan kendinden emişli mobil üniteleri öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

Tüm mühendislik hesaplamaları dikkate alınarak yapılan pompa sistem seçiminin çiftçinin hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf etmesini sağladığını vurgulayan Hanedanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de tüketilebilir yer altı su potansiyelinin yaklaşık %75’i tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Sulama amacıyla kullanılan 450’ye yakın derin kuyu kaynaklarıyla da 1.316.794 hektar alan yani toplam sulanan alanın yaklaşık yüzde 26’sı sulanıyor. Tarımsal sulamanın ‘yer altı suları’ ile yapılabilmesi için de derin kuyu pompaları kullanılıyor. Masdaf olarak, yer altı sularının zeminden veya su hattından çekilebilmesi için çiftçilerimize, ‘BRX Serisi Derinkuyu Pompaları’ öneriyoruz. İşletmede de büyük kolaylık ve konfor sağlayan derinkuyu pompaları, bakım gerektirmiyor, su altında çalıştığı için gürültü ve titreşime neden olmuyor ve böylece rahat bir çalışma ortamı sunuyor. Pompa ve motor müdahale edilemeyen koşullarda olduğu için sistem, insan kaynaklı hatalara maruz kalmıyor.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com