Connect with us

Sektör Haberleri

Dünya Çevre Günü’nde yenilenebilir enerji potansiyelimizin farkında mıyız?

Yayın Tarihi:

on

Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan kararla ilan edilen 5 Haziran Dünya Çevre Günü, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, daha çevreci bir endüstri ve ekosistemimizin korunması konularında farkındalık yaratmak için 1972 yılından günümüze kutlanıyor. Türkiye’nin öncü enerji firması Üçay Grup CEO’su Turan Şakacı, Dünya Çevre Günü’nde, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeline dikkat çekerek, “Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası’na göre Türkiye günlük 7,5 saatlik verimli güneş kullanımı ve 48 bin megavatlık rüzgâr enerjisi potansiyeli ile Avrupa’da ilk sıralarda yer alıyor. Bu potansiyeli değerlendirmek, Türkiye’yi enerji üretiminde kirletici yakıtlardan kurtarmak mümkün” açıklamasında bulundu.

Birleşmiş Milletlerin 1974 yılında Stockholm’de düzenlendiği Dünya Çevre Konferansı’nda ilan edilen 5 Haziran Dünya Çevre Günü, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı, doğa dostu bir sanayi üretimi ve ekosistemimizin korunması konularında farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Dünya Çevre Günü’nde, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki potansiyeline değinen Türkiye’nin öncü enerji firması ÜÇAY Grup CEO’su Turan Şakacı, güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyelini ve ne kadarını kullanabildiğimizi ortaya koydu.

Günde 7.5 saat verimli güneş alıyoruz

Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında yüksek olduğunu belirten Turan Şakacı,Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası’na (GEPA) göre Türkiye yıllık 2 bin 737 saat, günlük 7,5 saat verimli güneş alıyor. Bu rakam hem sürdürülebilir enerji üretimi için hem de evsel kullanım için gayet yeterli. Güneşten enerji üretimi uzun süredir devletin de gündeminde 2023 yılında açılması beklenilen Konya Karatay Güneş Enerjisi Santrali yıllık 3 bin megavat üretimle bu konuda ciddi bir katma değer sağlayacak. Ancak bu konuda adım atacak olan sadece kamu kuruluşları değil, bizler de evimizin güneş enerjisi potansiyelini ölçtürerek evlerimizde bu sonsuz enerji kaynağından faydalanabiliriz. Kış aylarında bile güneş alan şehirlerimiz ve kendini kısa sürede amorti eden yatırımlarla güneş enerjisini evlerimizde de kullanabiliriz” ifadelerini kullandı.

Elektriğimizin%16’sını güneş ve rüzgar enerjisi karşılıyor

Elektrik üretimimizin yenilenebilir kaynaklara yöneldiğini ancak bu konuda daha yapılacak çok şey olduğunu ifade eden ÜÇAY Grup CEO’su Turan Şakacı, “Türkiye elektriğinin yüzde 16 ila 17’sini yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş ve rüzgâr enerjisinden karşılıyor. Bu oranın önemli bir bölümü rüzgâr enerjisi oluşturuyor. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı son 20 yılda katlanarak artsa da geldiği nokta henüz tatmin edici değil. Bu konuda hem kamu kuruluşlarının hem de biz enerji firmalarının atacağı çok adım var” dedi.

Dünyamızın geleceği ve bizim geleceğimiz  yenilenebilir enerjide

“ÜÇAY Grup olarak geleceğimizi yenilenebilir enerjide görüyoruz” ifadelerini kullanan Turan Şakacı, “Sektörde 90’lı yıllarda doğalgaz başladı. Doğalgazlı iklimlendirme çalışmaları geçmiş 20 yılımızda da çok aktif olarak kullanıldı. Önümüzdeki süreçte ise fosil kaynaklı yakıtların sürdürülemez oluşu ve sıfır emisyon hedefi nedeniyle yenilenebilir enerji kullanımına yöneleceğiz. Sistemi artık elektrik enerjisiyle çözüp, elektriği de güneşten ya da rüzgârdan yenilebilir şekilde üreteceğiz. Isı pompasıyla da ısıtma soğutma sistemlerini ve sıcak su kullanımının tasarlanmasını sağlayacağız. Biz sektörün bu noktada biraz daha evirileceğini, yeni bir vizyona geçeceğini ve geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla kendi tarafımızda ekiplerimizin içerisindeki teknik personel sayısını artırıp, özellikle yenilenebilir enerjiyle alakalı eğitimler verip personel alımına başladık. Sektörün geleceğinde kendi vizyonunu, kendi dümenini bu yana çevirecek yapıların daha kuvvetleneceğini düşünüyoruz. Vizyonuna doğalgazın yanına ısı pompasını, güneş enerjisini, rüzgâr enerjisini ve alternatif enerji kaynaklarını alan yapıların çok daha iyi noktalara geleceğini öngörüyoruz. Hem Dünya’mız hem de bizler için yenilenebilir enerji kullanımı en iyi seçenek. Bu konuda farkındalık yaratmalı, yenilenebilir enerjinin evsel kullanımını teşvik etmeliyiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sektör Haberleri

Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kuruluna özel sektör dahil edilmelidir

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Müsilaj için başlatılan deniz temizleme seferberliği ve yapılan eylem planı yeterli değildir. Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kuruluna, özel sektör katılmalıdır. Sivil toplum, üniversite ve kamu kuruluşlarının yanı sıra, aileden, topluma, öğrenciden, öğretmene, işçiden, işverene, köylüden, çiftçiye kadar herkesin katılacağı yeşili ve maviyi koruyan ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan bir, ‘Topyekun Çevre Seferberliği’ ilan edilmelidir.

Ekolojik inovasyon sistemleri geliştiren, Türkiye’de ve dünyada suyun değerine, arıtma sistemlerinin önemine dikkat çeken Sosyal Girişimci Çevre ve Arıtma Teknolojileri Planettek’in Kurucusu Hürriyet Necdet Aydoğan, topyekun çevre seferberliği ilan edilmesi gerektiğini söyledi. İstanbul’da her gün, fabrika kimyasal atıklarından dolayı farklı renklere bürünen dereler ile karşılaşıldığını hatırlatan Aydoğan şöyle konuştu: ‘Ülkemizde son yıllarda ‘Sıfır Atık’ çalışmaları başlatılmıştır. Umut verici bu politikadır fakat ‘su’ bu uygulamaların neresindedir? Su, geri dönüşümü mutlaka yapılması gereken en önemli doğal kaynaktır. Son bir ayın sıcak gündem konusu ‘Deniz Salyası’ bize, tehlikenin kapıda değil, evimizin içinde olduğunu gösterdi. Bu yüzden, artık zihinlerde, davranışlarda ve yapılacak eylemlerde, atılacak adımların köklü değişiklikler yaratması gerekir. Bu köklü değişiklikleri gerçekleştirmek için ‘seferberlik’ ilan edilmelidir. Su kanalizasyon idarelerinin bir kısmı atık su arıtma projeleri adı altında doğaya, denizlere atık deşarj ediyor. İşletmeler yönetmelik gereği arıtma sistemleri koysa bile ne yazık ki hantal, enerji israfı yapan arıtmaları göstermelik kullanıyor.  Pek çok işletme ‘arıtma’ adı altında mekanik ön arıtma yapıyor. Bu sayede tuvalete atılmaması gereken naylon poşet, çocuk bezi, ıslak mendil gibi suda çözülmeyen maddeleri filtre eden sistemleri, arıtma olarak değerlendiremeyiz’ dedi.

‘Verimi düşük ve hantal teknolojiler kullanmak sürdürülebilir seçenek değildir’

Ülkemizde atık su arıtma tesislerinin önemli bir bölümünün, enerji tüketimlerinin yüksek olması nedeniyle kısmen ya da hiç çalıştırılmadığına dikkat çekti. Enerjinin ithal edildiği bir ortamda verimi düşük ve hantal teknolojiler kullanmanın sürdürülebilir seçenek olmadığını söyleyerek, su geri dönüşümü ve arıtma sistemleri ile ilgili karşılaştığı olumsuz uygulamalar hakkında örnekler verdi. Hürriyet Necdet Aydoğan, ‘İşletmelerin yanı sıra konut siteleri kendi atık su arıtma tesislerini yapmakla sorumludur. Örneğin, İstanbul Zekeriyaköy’ün büyük bölümünde atık su arıtma altyapısı yoktur. Atık suyu ve lağımı Zekeriyaköy deresine ya da Karadeniz’e veriyorlar. Konunun farklı bir boyutu ise ihracatın lokomotif sektörlerinden tekstil üretimini teşvik amacıyla hala bazı belediyelerin sanayicilere bedelsiz yeraltı/kuyu sularını sınırsız kullanma izni vermesi nedeniyle yaşanıyor. Çünkü işletmeler bedava aldıkları su için çözüm üretmeyi tercih etmiyorlar. Dünyanın en büyük mağazalarında satılacak ürünleri, ülkemizde birkaç dolara üretebilmek için tüketilen su miktarı, bir t-shirt için 2500 Litre, Jean pantolon için ise 10.000 Litre (10 ton)’olduğunu söyledi.

‘Biyolojik arıtma geri dönüşüm için çok önemli bir sistemdir’

Büyükşehirde yaşayan herkesin sorumluluğuna dikkat çeken ve çevre duyarlılığına davet eden Aydoğan çözüm önerileri sundu; ‘Büyükşehirlerde farklı arıtma uygulamaları yapılmaktadır. Denize verilen organik kirliliklerin kimyasal kirliliklerden daha masum olduğu, sonuçta organik kirliliklerin deniz canlıları tarafından tüketildiği düşünülür. Oysa Marmara Denizi bu şekilde adeta boğulmuştur. Derin deşarj olarak kullanılan yöntem, kapalı denizlerde kullanılmamalıdır. Bakterilerin bulunduğu dışkı ve idrar nehirlere, oradan da tarlalara ya da denizlere ulaşır. Biyolojik arıtmada bakteriler devreye girer ve organik kirlilik %90-95 oranında giderilir. Deşarj edildiği su ortamındaki oksijeni tüketen azot ve fosfor da kaynaklarına verilecek arıtılmış suların mutlaka ileri biyolojik arıtmadan geçirilmesi gerekir. Ama önce belediyeler, yerel yönetimler ve devlet, gereken adımları atmalıdır. Su hatlarındaki çatlak ve kırıklardan %20-50 oranındaki su kaybını derhal durdurmalıdır. Atıksu arıtma tesisleri en düşük işletme maliyeti, en az enerji tüketen, sürdürülebilir teknolojilerle kurulmalıdır. Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kuruluna, özel sektör katılmalıdır. Sivil toplum, üniversite ve kamu kuruluşlarının yanı sıra, aileden, topluma, öğrenciden, öğretmene, işçiden, işverene, köylüden, çiftçiye kadar herkesin katılacağı yeşili ve maviyi koruyan ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan bir, ‘Topyekun Çevre Seferberliği’ ilan edilmelidir.

Devamını Oku

Sektör Haberleri

Nükleer Endüstri ilk kez sanal ortamda buluştu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Nükleer sanayinin kilit oyuncularıyla Türk firmaları NPPES’te 475 iş birliği görüşmesi yaparak katma değerli ürünler ligine çıkmak için önemli bir adım attı. Akkuyu NGS’ye iş yapan 400 Türk firmasının sayısının artması bekleniyor
Akkuyu NGS projesindeki istikrarlı ilerleyiş ve Türkiye’de hayata geçirilmesi planlanan iki yeni nükleer santral projesiyle birlikte gelişecek nükleer sanayi, Türk firmalarına katma değerli ürün üretme ve ihraç etme potansiyeli sunuyor. 4. Nükleer Santraller Fuarı ve 8. Nükleer Santraller Zirvesi (NPPES)’nde nükleer teknoloji üreten dünyanın önde gelen firmalarıyla Türk firmaları 475 iş birliği görüşmesi yaparak nükleer sanayiye giriş için önemli bir adım attı.
İnşa edilmesi planlanan 162 reaktörden Türk firmaları pay alabilir
Nükleer Sanayi Derneği (NSD) Başkanı Alikaan Çiftçi, bu yıl NPPES’e ABD,  Rusya, İngiltere, İspanya, Almanya, Ukrayna, İtalya, Belçika, Fransa, Finlandiya, İsviçre, Nijerya, Mısır, Ürdün, BAE, Macaristan, Hindistan gibi dünyanın birçok ülkesinden 63 standlı firma ve bin 100 ziyaretçinin katıldığını belirtti. Çiftçi: “Ortadoğu ve Afrika’nın en büyük nükleer sanayi etkinliği haline gelen NPPES, sadece Akkuyu NGS ve planlanan nükleer santral projelerinde değil, diğer 18 ülkede inşaatı devam eden 52 reaktör ile önümüzdeki 10 yıl içinde inşasına başlanacak 162 yeni nükleer reaktör için de Türk firmalarını fırsatlarla tanıştırıyor” dedi.
Türk firmalarının nükleer sanayiye yönelik ilgisi artıyor
Akkuyu NGS’ye yönelik şu an 400’den fazla yerli firmamızın iş yaptığını hatırlatan Çiftçi, “Bu yıl NPPES’te Akkuyu NGS’ye Türk firmalarının ilgisi yoğundu. Nükleer sanayiye yönelik üretim yapmayı planlayan firmalarımızın sayısının her geçen yıl arttığını görüyoruz. Sanayicilerimiz bu projede kazandığı kabiliyetleri diğer projelere rahatlıkla taşıyabilir” diye konuştu.
Türkiye gibi gelişmekte olan ve bu yönüyle de enerji talebi büyüme ivmesi gösteren ülkeler için enerjide arz güvenliğini sağlama noktasında nükleer enerjinin önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Çiftçi, “Kesintisiz enerji tedariği sağlayan nükleer enerjide ülkemiz güvenilir partnerler ve yerli sanayicilerimizi kapsayan doğru büyüme planıyla hem iç talebi karşılayabilir hem de ihracatta katma değerli ürünlerle önemli bir kazanç elde edebilir” dedi.
Sanayicilerimiz 4 yılda nükleer sanayiye ürün üretmeye başladı
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ise şunları paylaştı: “4 yıl gibi kısa bir sürede Nükleer Sanayi Kümelenmesi Projesi NÜKSAK ile nükleer endüstri gibi katma değeri çok yüksek ürünlerin üretildiği, sanayinin en üst ligi olarak tabir edebileceğimiz bu lige girebilecek kalitede ürünler üretmek için yerli sanayicilerimize çok önemli bir kapı açmayı başardık. Kümemizde yer alan firmaların sayısını her geçen gün artırmaya çalışıyoruz ancak bu iş birliği girişimlerimiz sadece küme firmalarımızla da sınırlı değil. Dünyanın her tarafından gelen talepleri ülkemizdeki en doğru firmalara yönlendirmenin çabası içindeyiz. Bu noktada NPPES, Türk sanayicisiyle global oyuncularla buluşturan çok önemli bir ticaret platformu. Bu yıl da çok verimli geçen bir Zirve ve Fuar gerçekleştirdik.”
4. Nükleer Santraller Fuarı ve 8. Nükleer Santraller Zirvesi (NPPES), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın destekleriyle Nükleer Sanayi Derneği (NSD) ve Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından 1-2 Haziran 2021 tarihlerinde çevrimiçi olarak hayata geçirildi.
Devamını Oku

Sektör Haberleri

Daxom, çocuklara 170 bin boyama kitabı hediye etti

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Geliştirdiği yenilikçi ürünleriyle yaşam alanlarının ısıtma ve sıcak su ihtiyacına teknolojik çözümler sunan Daxom, uygulamakta olduğu sosyal sorumluluk projesi kapsamında şimdiye kadar binlerce çocuğa, toplamda 170 bin adet boyama kitabı armağan etti. “Dört yıl önce, Daxom ürünlerinin ambalajları içerisine boyama kitabı koymaya başladık. Amacımız, ürünlerimizin girdiği yaşam alanlarındaki çocuklara küçük bir sürpriz yaparak onları mutlu etmekti. İlk gönderimlerimizden itibaren müşterilerimizden çok güzel yorumlar aldık. Bunun üzerine uygulamayı istisnasız sattığımız her Daxom ürünü için yapmaya başladık” diyen Pazarlama Müdürü Erdeniz Ergin, dört yılın sonunda binlerce çocuğa onbinlerce boyama kitabı dağıtmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Bu uygulamayı kesintisiz devam ettireceklerini ifade eden Ergin, eğitim alanında üniversite öğrencilerine yönelik desteklerinin de süreceğini vurguladı.

İstanbul’daki tesislerinde elektrikli kombi, yoğuşmalı duvar tipi kazan ve şofben üretimi gerçekleştiren ısı teknolojilerinin Türkiye’deki yerli markası Daxom, bir taraftan aralıksız sürdürdüğü Ar-Ge çalışmalarıyla sektörüne yeni tasarımlar kazandırmaya devam ederken, diğer yandan dört yıldır uyguladığı kurumsal sosyal sorumluluk projesiyle de küçük mutluluklara vesile oluyor. 

Ergin; “Pandemiye rağmen Ar-Ge ve ihracatta hız kesmedik”

Pandemi sürecine rağmen yeni ürünlere ve ihracata ağırlık verdiklerini ifade eden Daxom Pazarlama Müdürü Erdeniz Ergin, “Son olarak dünyanın ilk ankastre montajlı elektrikli kombisini ürettik. Başka tasarımlarımız da yolda. Hem var olan ürün gamımız hem de yakında pazara sunacağımız yeni ürünlerle beraber, bir taraftan yurt içi pazarımızı daha da kuvvetlendirmeyi, diğer taraftan da yurt dışı ticaret ağımızı genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Daxom olarak, müstakil evlerden toplu konutlara, hastanelerden yurtlara, otellerden restoranlara kadar her türden farklı büyüklükteki yapıların, farklı ısınma ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştirdiklerini söyleyen Ergin, boyama kitabı armağanı ve üniversite öğrencilerine yönelik farklı sponsorluk projelerine ek olarak yeni sosyal sorumluluk uygulamalarını da hayata geçirmeyi planladıklarını açıkladı. 

istanbul Ümraniye’de kurulu 3 bin metrekarelik kapalı alanda üretim yapan Daxom, ülke geneline yayılan 28 toptancı bayinin yanı sıra yaklaşık 600 satış noktası ve yaygın servis ağı ile hizmet veriyor.

Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com