Connect with us

Sektör Haberleri

COVID-19’un ekonomiye etkisi en az bir yıl sürecek

Yayın Tarihi:

on

KPMG Türkiye, COVID-19’un iş dünyasını nasıl etkilediğini araştırdı. Ankete katılan iş dünyası temsilcileri küresel salgının ekonomiye olumsuz etkisinin ortadan kalkması için en az bir yıla ihtiyaç olduğunu söylüyor.

KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Danışmanlık ekibi, 1-6 Nisan tarihleri arasında tüm sektörlerden yaklaşık 250 kişinin katılımıyla COVID-19 Etki Araştırması yaptı. Aralık 2019’da Çin’den başlayarak tüm dünyaya yayılan ve pandemiye dönüşen koronavirüs salgınının iş dünyasına ve sektörlere etkileri araştırıldı. KPMG Türkiye’nin iş dünyası temsilcileriyle gerçekleştirdiği anket, salgın sonrası dönemle ilgili öngörülere de ışık tutuyor. COVID-19 sonrası toparlanma süresi ve şekli ile ilgili farklı görüşler bulunmakla beraber öngörülen zaman 3 ay ile 12+ ay arasına yayılıyor. Bununla beraber ekonomide önemli daralma öngörülüyor.

KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Danışmanlık Lideri ve Şirket Ortağı Serkan Ercin, Türkiye’de küresel örneklere benzer şekilde, farklı sektörlerin bu önlemlerden farklı derecede etkilendiğini, kimi sektörlerin bu etkilerden çok önce nasibini almaya başladığını bazılarının ise bu etkileri sonradan hissetmeye başladığını belirtti. Ercin, “Sosyo-ekonomik hareketliliğin azalmasına bağlı yaşanan sorunların ortadan kalkması için pandeminin kontrol altına alınması ve bunu takiben hayatın normale döneceği tarih merak edilmektedir. Bu süreç sonrası yaşanacak ekonomik toparlanma konusunda da farklı tahminler bulunmaktadır. COVID-19 sonrası ülkemiz ve dünya ekonomileri için olası toparlanma senaryolarına baktığımızda, 3 ay ile 12+ ay arasında zamana yayılan ve ekonomide önemli ölçüde daralma öngören tahminler görüyoruz. Diğer taraftan, bu toparlanmaların da sektörler ve şirketler bazında farklılık göstereceğinin, bu döneme hazırlıklı giren, doğru kararlar alan ve yeni normale uyum sağlayan yapıların bu süreçten en iyi şekilde çıkacağını düşünüyoruz” dedi.

Araştırmadan çıkan başlıklar şöyle:

Yüzde 88 ‘yüksek etki’ diyor

  • Ankete katılanların yüzde 88’i COVID-19’un Türkiye ekonomisini yüksek derecede etkileyeceği görüşünde. Yüzde 12’si ise orta düzeyde etki edeceğini düşünüyor.
  • Ankete katılan şirket temsilcilerinin yüzde 80’inden fazlası 2020 yılında Türkiye ekonomisinde yüzde 3’ten fazla daralma beklediğini ifade ediyor. Yüzde 30’u yüzde 6’dan fazla daralma öngörüyor, yüzde 19’u ise büyüme bekliyor.

En az bir yıl sürecek

  • COVID-19’un Türkiye ekonomisi üzerinde etkisinin ortadan kalkması için en az 12 ay gerektiğini söyleyenlerin oranı yüzde 35. Yüzde 19’luk kesim en az 3-6 ay gerektiğini, yüzde 21,9’luk kesim ise 6-9 ay süreceğini düşünüyor.

Sektörlere etkisi

  • Sektör temsilcilerinin hemen hemen tamamı COVID-19’un faaliyet gösterdikleri sektörü önemli ölçüde etkilediğini belirtiyor. Katılımcıların yüzde 42’si pandeminin faaliyet gösterdikleri sektörü orta derecede etkilediği, yüzde 50’si ise yüksek derecede etkilediğini görüşünde. Yüzde 7’si etki yaratmadığını ya da düşük derecede etkilediğini ifade ediyor.
  • Tüm sektörler COVID-19’un ekonomik etkilerini hissederken enerji, ilaç, endüstriyel üretim ve kimya sektörlerinde etkinin görece daha az hissedildiği görülüyor.
  • Sektör bazında toparlanma beklentileri ülke ekonomisindeki beklentilere paralellik göstermekle beraber endüstriyel üretim, tekstil, turizm / ev dışı tüketim, enerji, inşaat ve yiyecek – içecek sektörlerinde toparlanmanın 2020 sonrasına sarkacağı öngörülüyor.

KOBİ’ler yüzde 95

  • COVID-19’dan en fazla etkilenen kesim olan KOBİ dünyasındaki oran yüzde 95 olarak telaffuz ediliyor.

Evden çalışma yarı yarıya

  • Ankete katılanların yüzde 58’i tüm çalışanları salgınından korumak için evden çalışma sistemine geçtiğini belirtiyor. Yüzde 20’si yalnızca beyaz yakaya evden çalışma uygulaması başlattığını söylüyor. Evden çalışan sektörler eğitim, hukuk, finansal hizmetler, bankacılık, sigortacılık, emeklilik ve hayat, enerji olarak öne çıkıyor.

Kimse krize hazır değil

  • Krize hazırlık ve kriz yönetimi kabiliyetleri açısından, şirketlerin cirosal büyüklükleriyle kriz yönetimi kabiliyetlerinin paralellik gösterdiği görülüyor. Kriz yönetimine dair prosedür ve süreçlere sahip KOBİ’lerin oranı yüzde 25 iken, bu oranın cirosal oranla paralel artarak, cirosu 10 milyon TL’den yüksek şirketlerde yüzde 75’lere çıktığı gözleniyor.
  • COVID-19 krizi medya, eğitim, tekstil, enerji, kimya, finansal hizmetler ve inşaat sektörleri başta olmak üzere kriz yönetimi kabiliyetinin geliştirilmesi konusunda her sektörün yol alması gerektiğini ortaya koyuyor.

Şirketlerin sıkıntıları

  • Sektörlerin tümü incelendiğinde COVID-19 nedeniyle şirketler en fazla finansmana erişimde sıkıntı (yüzde 25’i), yurt içi kaynaklı satışlarda düşüş (yüzde 24’ü), üretim maliyetlerinde artış (yüzde 22’si) ve likidite sıkıntısı (yüzde 18’i) beyan ediyor.

Cirolar düşecek

  • Katılımcılar, COVID-19’un şirketlerinin 2020 cirolarında yüzde 40’lara varan düşüşlere sebep olacağını tahmin ediyor, 2020 bütçelerinde önemli ölçüde hedef revizyonuna gideceklerini belirtiyorlar. Şirket temsilcilerinin yüzde 53’ü 2020 cirolarında yüzde 2-20 arasında düşüş beklerken, yüzde 36’sı yüzde 20’den fazla düşüş bekliyor. Yüzde 10’u cirosunda düşüş beklemiyor. Ciro artışı bekleyenlerin oranı ise yüzde 1.
  • COVID-19’un ciroyu en çok etkileyeceği sektörler 2020’de yüzde 40’lara varan düşüş bekleyen turizm / ev dışı tüketim, perakende / mağazacılık ve özel girişim sermayesi sektörleri olarak öne çıkıyor.

Paketler için ne dediler

  • Araştırmaya katılanların yüzde 43’ü hükümetin açıkladığı paketlerde yer alan vergi ve SGK primi erteleme desteğini yüksek seviyede kullanılabilir ve faydalı buluyor. Yüzde 41’i ise asgari ücret desteği ve kısa çalışma ödeneğini yüksek seviyede kullanılabilir ve faydalı görüyor. Kredi anapara ve faiz ödemelerini erteleme desteğini kullanabilir ve faydalı bulanların oranı yüzde 27. Finansmana erişim ve kredi yapılandırma için ise oran yüzde 21’dir.
  • Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi kapsamında sunulan vergi ve SGK prim erteleme ve asgari ücret desteği ve kısa çalışma ödeneği desteklerin daha çok görece küçük ve orta ölçekli şirketler tarafından faydalı görüldüğü anlaşılıyor.
  • Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde sunulan desteklere ek olarak kapsamın genişletilmesi ve şartların iyileştirilmesi geliyor.Sağlanan kredi imkânlarının iyileştirilmesi, vergi alanında uzun dönemli erteleme ve borçların silinmesi, kapsama giren sektörlerin genişletilmesi, sektör özeli kalkınma paketleri, şirketlerin çalışan maliyetlerini azaltıcı ve kapsamı genişletilen istihdam destekleri talepleri öne çıkıyor.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Sektör Haberleri

Xylem iklim değişikliğine karşı su tasarrufuna dikkat çekti

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dünya iklim değişikliğinin yaratacağı tehditlerle karşı karşıya ve bu noktada suyun bilinçli kullanımı büyük önem taşıyor. Kendisini dünya genelindeki en zorlu su sorunlarını çözmeye adayan lider su teknolojisi şirketi Xylem, iklim değişikliği karşısında su tasarrufunun kritik önemine dikkat çekti. Konuyla ilgili açıklama yapan Xylem Orta Doğu ve Türkiye Direktörü Naji Skaf, her insanın sürdürülebilir suya erişiminin sağlanmasının yalnızca temel bir insan hakkı değil, aynı zamanda iklim değişikliğini önleme stratejisinin de kritik bir parçası olduğunu vurguladı.

Dünyanın dört bir yanında meydana gelen çevresel krizler ve su felaketleri; su ve suyun tüketimi konusunda bilinçli olmayı artık bir zorunluluğa dönüştürüyor. Birleşmiş Milletler’e göre iki milyardan fazla insan, büyük su problemi yaşanan ülkelerde yaşamını sürdürüyor. Birçok bölgede kuraklıklar şimdiden ciddi su kıtlığına neden oluyor. Nüfus ve su talebi arttıkça ve iklim değişikliğinin etkileri yoğunlaştıkça bu durumun daha da kötüye gitmesi bekleniyor. Suyu daha erişilebilir ve uygun fiyatlı, su sistemlerini ise daha esnek hale getiren teknolojiler ve çözümler hayata geçiren lider su teknolojisi şirketi Xylem ise suyun daha verimli kullanımı, korunması ve gelecekte yeniden kullanılması için var gücüyle çalışıyor. Suyun sürdürülebilirliğine katkıda bulunmayı amaçlayan şirket, su tasarrufunun önemine de her fırsatta dikkat çekiyor.

2025’e kadar 16,5 milyar metreküpten fazla su tasarrufu sağlamayı hedefliyor

İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması konusunda su tasarrufunun çok önemli bir rolü olduğunu belirten Xylem Orta Doğu ve Türkiye Direktörü Naji Skaf, “Xylem olarak, dünyanın karşı karşıya kaldığı su açmazının iki boyutu olduğuna inanıyoruz. Artan talebi karşılamak için arzı artırmak, genellikle doğal kaynakları tüketen ve gezegenimize zarar veren sürdürülemez çözümlerle gerçekleşiyor. Su kıtlığı, değişen demografiler, ekstrem hava koşulları ve eskiyen altyapı da kritik durumdaki su şebekelerini tehdit ediyor. İşte bu yüzden su konusunda her zamankinden çok daha akıllıca hareket etmeliyiz. Xylem’de iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması amacıyla su tasarrufunun sağlanması misyonumuzun merkezinde yer alıyor. Dünya çapındaki su problemlerini çözme taahhüdümüz, su kaybını önleyen ve suyun yeniden kullanımını mümkün kılan teknolojiler sayesinde 16,5 milyar metreküpten fazla su tasarrufu sağlayarak küresel su yönetimini optimize etmeyi içeren 2025 Sürdürülebilirlik Hedeflerimiz kapsamına girmektedir. Bunu su kaybını önleyen ve suyun yeniden kullanımını mümkün kılan teknolojiler sayesinde başaracağız” şeklinde konuştu. 

“Su tasarrufu için birlikte çalışmalıyız”

Doğru bir su yönetimi için gelişen teknolojilerin yüksek katma değer sağlayacağını vurgulayan Naji Skaf, sözlerini şöyle noktaladı: “Günümüzde su yönetimi yeniden şekilleniyor. Bugün 10 yıl öncesinde erişilmesi mümkün görünmeyen su, enerji ve maliyet verimliliklerinin sağlandığına tanıklık ediyoruz. Bu anlamda bu teknolojilerden bütün gücümüzle yararlanmamız gerekiyor. Akıllı su şebekeleri yalnızca günlük su yönetimini iyileştirmeye hizmet etmekle kalmayıp aynı zamanda doğal afetler ve çevresel değişimler bağlamında su ihtiyaçlarının yönetilmesinde uzun vadeli bir rol üstlenecek. Kamu kurumları dijital inovasyon sağlayarak, ekonomik güvenlik ve büyüme üzerinde doğrudan bir etkiye neden olabilecek ve aynı zamanda çevre açısından katkılar sağlayacak olan endüstri, ticari, konut bina servisleri ve tarım gibi sektörler için su güvenliğinin artırılmasını garanti edebilir. İyileştirilmiş su yönetimi ile nehirlerin, göllerin ve akarsuların daha az kirlenmesini sağlayabilir, daha güvenilir ve verimli şebekeler elde edilmesine imkân tanıyabiliriz. Su bizim en değerli kaynağımız. Onu korumak için birlikte çalışmalıyız. Daha fazla zaman kaybetmeden hepimiz üstümüze düşen görevleri yerine getirmeliyiz.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

Maksimum sürdürülebilirlikle minimum tüketim hedefleyen Wilo Türkiye’den iki yeni proje

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dünya çapındaki 50 sürdürülebilirlik ve iklim liderinden biri olan Wilo, daha iyi bir gelecek için hayata geçirdiği yeni projelerini, Almanya ile ortak yaptığı dijital etkinlikte paylaştı. Ev sahipliği yapan 7 ülkeden biri olan Türkiye, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 12. Maddesi olan “Sorumlu Üretim ve Tüketim” başlığı altında geliştirilen “BlueDrop” ve “Etki Sensin” projeleriyle maksimum sürdürülebilirlik yaklaşımıyla minimum tüketim hedefliyor. BlueDrop projesiyle kuyu suyunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla arıtılması ve geri dönüşümüne hizmet sunan Wilo, Etki Sensin projesiyle ise geliştirilen mobil uygulama aracılığıyla Wilo ailesinin tüketim ve geri dönüşüm davranışlarını ölçümleyerek bilinçlendirmeyi ve tüketim alışkanlıklarını yönetmeyi planlanıyor.

Su teknolojileri alanında dünya genelinde her yıl 10 milyon pompa üreten Wilo, küresel iklim hedeflerine ulaşma amacıyla yeni projelere imza atmayı sürdürüyor. Su teknolojileri alanında yürüttüğü çalışmaları ile 150 yıldır tüm dünyada, 30 yıldır ise Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren Wilo, sürdürülebilirliğe etkin biçimde katkıda bulunmak amacıyla iki yeni projeyi hayata geçirdi. Şirketin yeni projeleri “BlueDrop” ve “Etki Sensin”, Wilo SKA Aksiyon Günleri kapsamında Almanya Genel Merkez ile ortak yapılan online etkinlikte tanıtıldı. İki yeni sürdürülebilirlik projesine imza atan Wilo, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına olan desteğini hayata geçirdiği projelerle vurgulamaya devam ediyor.

Wilo Türkiye’den iki yeni sürdürülebilirlik projesi

Avrupa’da sektörünün ilk LEED Gold sertifikalı tesisine sahip Wilo Türkiye, yeni sürdürülebilirlik projelerinden BlueDrop projesiyle; Wilo Türkiye tesisinde güneş ve rüzgâr enerjisiyle üretilen yenilenebilir enerjiyle çalışan Wilo ACTUN OPTI MS’nin taşıdığı kuyu sularının, Wilo Hindistan iş birliğiyle inşa edilecek filtrasyon sistemi ile filtrelenerek tesisin ihtiyaç duyduğu içme ve kullanma suyunu minimum karbon emisyonuyla sağlamayı hedefliyor. Ayrıca bir Wilo Group şirketi olan ABIONIK iş birliğiyle kurulacak gri su arıtma sistemiyle de su geri kazanım döngüsünün sağlanacağı BlueDrop projesiyle Wilo, öz kaynaklarını kullanarak tüketim kaynaklarını en aza indirecek ve çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunacak. Proje kapsamında Wilo Türkiye; pet şişe, damacana kullanımını ve şebeke suyu kullanımını en aza indirerek, su geri dönüşümü ve çevre dostu su temini konusunda rol model olmayı hedefliyor.

Wilo SKA Aksiyon Günleri kapsamındaki ikinci proje olan “Etki Sensin” projesi ise Wilo ailesinin tüketim ve geri dönüşüm davranışlarını geliştirilen mobil uygulamayla ölçerek, tüketim alışkanlıklarını yönetmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Bu uygulamadan elde edilecek sonuçlar çerçevesinde Türkiye ve dünya çapında birçok onaylı karbon denkleştirme projesine bağışta bulunarak yıllık emisyon dengesinin sürdürülmesi amaçlanıyor. “Etki Sensin”, Wilo çalışanları, bayi ve servis ağı gibi önemli iş ortaklarının, “Yaşanabilir Bir Dünya / Sürdürülebilir Yaşam” duyarlılığını taşırken sorumlu ve bilinçli bir yaşama geçiş sürecinin önemli bir parçası olarak tasarlandı. Ücretsiz olarak indirilebilecek Etki Sensin uygulaması; eğlenceli ve eğitici içeriğiyle tüm Wilo çalışanlarının ve paydaşlarının çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik konusunda bilinçlenmesini hedeflerken, uygun davranış eğilimleri geliştirmesini sağlayacak. 

“BlueDrop ve Etki Sensin projeleriyle rol model olmayı amaçlıyoruz”

Horizon Danışmanlık Yönetici Ortağı Eser Erginoğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayan Wilo SKA Aksiyon Günleri, farklı panel ve oturumlarla devam etti. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, OMÜD Genel Sekreteri Umay Yılmaz ve İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güçlü İnsel’in değerli katkılarıyla şekillenen oturumlarda, endüstriyel ve bireysel sürdürülebilirlik eylemleri tartışıldı. Etkinlikte Wilo olarak yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir gelecekle uyum içinde çalıştıklarının altını çizen Wilo Türkiye Genel Müdürü Altuğ Arkaya, “Bluedrop ve Etki Sensin projeleri dışında, güneş enerjisi alanında katkı sağlayan ilk karbon sertifikasyon projesi olan Güneşten Ormanlar Projesi’ne destek oluyoruz.  Ege Orman Vakfı’nın gerçekleştirdiği Güneşten Ormanlar Projesi ile güneş enerjisinden yılda ortalama 780.000 kWh elektrik enerjisi üretiliyor ve bu da yaklaşık 210 evin yıllık elektrik enerjisi ihtiyacına denk geliyor. Sistem ayrıca yılda yaklaşık 500 ton karbon (CO2) emisyonunu da engelliyor. Tahmin edildiği gibi 2050 yılında dünya nüfusu 9,6 milyara ulaşırsa, bugünkü üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı devam ettirmek için üç kat daha büyük bir dünyaya ihtiyacımız olacak. Biz de şirket olarak bunun farkında olarak sürdürülebilirliğin hayatımız için ne kadar önemli olduğunu biliyor, dünya çapındaki 50 sürdürülebilirlik ve iklim liderinden biri olarak yeni projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Son olarak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından ‘Sorumlu Üretim ve Tüketim’ başlığını sahiplenerek yeni projelerimizi hayata geçireceğiz” açıklamasında bulundu.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

Wilo Türkiye iki büyük ödülün sahibi oldu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Lider pompa ve pompa sistemleri üreticisi Wilo Türkiye, yenilikçi ve verimli ürünleriyle sektörün trendlerini belirlerken pazarlama ve kurumsal sosyal sorumluluk alanlarındaki başarılarıyla da iki ödüle layık görüldü. The Hammers Awards’ta “Yapı ve İnşaat Sektöründe En İyi Pazarlama Takımı” kategorisinde Gümüş Ödüle sahip olan Wilo Türkiye’ye bir ödül de IPRN’den geldi. Firma, “Suyun Değerini Bil” projesiyle kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik alanında “Yılın CSR Projesi” ödülüne layık görüldü.

İş dünyası ile pazarlama sektörünü bir araya getiren, Marketing Meetup etkinliği kapsamında düzenlenen The Hammers Awards’ı kazananlar açıklandı. 150 yıllık tecrübesiyle pompa sektöründe sürdürülebilir çözümler sunan Wilo Türkiye, ‘Yapı ve İnşaat Sektöründe En İyi Pazarlama Takımı’ kategorilerinde Gümüş Ödülün sahibi oldu. Türkiye’nin başarılı pazarlama ekiplerinin ödüllendirildiği The Hammers Awards’da, Gümüş Ödüle layık görülen Wilo Türkiye’ye bir ödül de IPRN’den geldi. Suyu korumanın ve sürdürebilirlik alanında doğaya katma değer sağlamanın önemini anlatmak için farkındalık yaratan ve bu bağlamda hayata geçirilen “Suyun Değerini Bil” projesiyle Wilo Türkiye, 30 farklı ülkeden, 38 farklı şirketin üye olduğu, dünyanın en büyük bağımsız iletişim ajansı ağlarından IPRN tarafından, “Yılın CSR Projesi” ödüllüne hak kazanarak, sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk alanında başarısını taçlandırdı. 

“Sahadaki liderliğimizi hayata geçirdiğimiz başarılı projelerde de sürdürüyoruz”

Azalan su kaynaklarına ve suyun gelecek için önemine vurgu yapan Wilo Türkiye Pazarlama ve İş Geliştirme Müdürü Banu Kipe, “Dünyanın 50 Sürdürülebilirlik ve İklim Lideri arasında yer almamızın sorumluluğuyla beraber, ileri teknolojilerimiz ve yüksek enerji verimliliğine sahip akıllı ürünlerimizle dijitalleşmeyi ve sürdürülebilirliği esas alıyoruz. Wilo Türkiye olarak geleceğimiz için suyun değerini biliyoruz. Çözümlerimizle hayatın kaynağı suyun her damlasının doğru yere, doğru şekilde akması için iş ortaklarımızla ve müşterilerimizle durmadan çalışmaya devam ediyoruz. ‘Suyun Değerini Bil’ projemizle hedefimiz temiz su kaynaklarımızı korumanın ve suyu en verimli bir şekilde kullanmanın önemini bu projemizle bir kez daha vurguluyoruz. Gerçekleştirdiğimiz projelerin ve çalışmaların takdir görüp ödüllendirilmesi bizleri oldukça motive ediyor. The Hammers Avards ve IPRN ekiplerine Wilo Türkiye’yi layık gördükleri ödüller için teşekkür ederiz” dedi.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com