Connect with us

Pompalar

  Dalgıç Pompa Sistemlerinin değişim veya onarımında karar süreci

Yayın Tarihi:

on

   Cüneyt BULCA

Alarko Carrier Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Ürün Müdürü – Su Basınçlandırma Sistem ve Ürünleri

cuneyt.bulca@alarko-carrier.com.tr

 

ÖZET :

Dalgıç pompa sitemlerinde göstergeler ve kontrol cihazları arıza sinyali göstermeye başladıklarında, ikisi de birbirinden zor olan iki seçenek söz konusu olur. Onarmalı mı yoksa değiştirmeli miyiz?

Bazen arızaya yol açabilecek bir durum söz konusu iken hata sinyalleri çok net olmayabilir. Gürültülü ve titreşimli su çıkışı, düzenli olmayan dalgalı bir motor akımı, basılan suyun içerisinde aşırı köpük (Hava + Su karışımı), pompaların çok fazla dur-kalk yapması… Bunların tamamı verimsiz bir dalgıç pompa sistemi söz konusu olduğuna işaret etmektedir. Hata sinyalleri karışık ve fazlaysa, değişim ve onarım arasında karar vermek çok zor olabilir.

Bu durumda en cazip ve kestirme yolun pompaların onarılarak yeniden çalışır duruma getirilmesi olduğu düşünülebilir. Bu onarım operasyonu her ne kadar daha az masraflı görünüyor olsa da, çok büyük enerji ve para kaybına yol açabilecektir. Onarmak veya değiştirmek… Bunlardan birini seçtikten sonra tek bir şey gerçek olacak; o da istenen verimin ve parasını ödediğiniz fayda ve beklentinin elde edilebilmesi için profesyonel bir desteğe ihtiyacınız. Bu makalenin doğru karar almanızda işinize yarayacağı ümidiyle.

 

ABSTRACT :

 

It’s a common dilemma in any submersible pump application when submersible pump system monitors and control appliance begin to show warning signals. Should we repair or replace them?

Sometime, warning signals is not so clear that your submersible pump system is in fault. Noisy and vibratory discharge of water, unevenly current, excessive foam (Water + Air mixture) in discharge water, or frequent cycling on and off – All of this may indicate an inefficient submersible pump system. If warning signals is not so clear and mixed, determining can be difficult between replace or repair operation.

 

It’s tempting to go to quick route and pay for repairs to get it up and running again. That fixing operation may seem the least expensive route now, but it may cause big energy and money lose. Repair or replace . After your decision one thing will be certain: You will definitely need professional support for the getting efficiency and delivers all the benefits you expect and paid for. Hope this article may help you for getting true decisions.

1.0 GİRİŞ :

 

Hızlı nüfus artışı, endüstriyel gelişim, tarımsal faaliyetler ve kentleşme kullanılabilir suya olan gereksinimi arttırmıştır. Yüzey sularındaki azalma ve kirlenme nedeniyle suya olan gereksinim, yeraltı sularının özelliklede kurak ve yarı kurak bölgelerde daha fazla olmak üzere kullanılmasıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da daha çok tercih edilen metot olmasıyla birlikte diğer bölgelerde de miktar ve kalitesindeki değişimin düşük olması, yüzey sularının değerlendirilmesi için gereken yatırımların yüksek olması nedenleriyle sıklıkla tercih edilmektedir. Kısacası çok değişik bölgelerde ve çok farklı amaçlar için yeraltı suyu kullanımı söz konusu olmaktadır. Yeraltı sularından en ekonomik ve verimli bir şekilde istifade edilmesini sağlayan ve en çok tercih edilen metot dalgıç pompa kullanımıdır. Dolayısıyla benzer özellik ve kapasitedeki dalgıç pompaların farklı iklimsel değişiklikler gösteren bölgelerde kullanımı söz konusudur.

 

Dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri dalgıç pompaların içerisinde bulundukları ortam şartlarına uygunluğudur. Çünkü ortam şartlarında meydana gelen her değişim dalgıç pompaları olumlu veya olumsuz mutlaka etkileyecektir. Bu değişim kullanıcılar tarafından belirli bir amaç doğrultusunda kontrollü olarak yapılabildiği gibi, yeraltında zaman içerisinde meydana gelen ve bizlerin kontrol edemeyeceği değişimlerle de oluşabilir. Burada odaklanılması gereken konu bizlerin kontrolü dışında meydana gelen değişimler ve bu değişimler sonucu dalgıç pompa parametrelerinde oluşan kötüleşmelerdir. Zamanında tespit edilemeyen ve gerekli önlem alınmayan durumlarda dalgıç pompamızı ya da dalgıç pompa ile birlikte sondaj kuyumuzu da kaybedebiliriz.

 

Yerin onlarca hatta bir çok bölgemizde yüzlerce metre altına montajı yapılan dalgıç pompaların arıza durumlarında onarım amaçlı demontajı, açık arazi şartları, il/ilçe merkezlerine olan uzaklıklar, pompa + kolon boruları ağırlıkları dikkate alındığında oldukça zor ve külfetli bir operasyondur. Özellikle bu tür arızaların tarımsal sulama sezonunda su temini esnasında veya içme suyu temini esasında meydana geldiğinde, külfet aciliyete bağlı olarak her iki taraf içinde çok daha büyük olmaktadır. Bu durumda yapılması gereken arıza oluşmadan gerekli tedbirlerin alınması amacıyla dalgıç pompayla ilgili parametrelerin düzenli olarak izlenmesi ve ön bakım sistematiğinin kurulmasıdır.

 

2.0 İDEAL SİSTEM:

 

Potansiyel arıza sinyalleri, olası etkileri ve çözüm önerilerinden bahsetmeden önce ideal bir dalgıç pompa sisteminde hangi elemanların olduğuna bir bakalım. Sistemi oluşturan parçaları tanıdıkça kontrol ve izleme amaçlı nasıl kullanılacaklarını daha iyi anlayabileceğiz.

 

 

İdeal Dalgıç Pompa Sistem Şeması

 

 

Bu sistemde izleme yapabileceğimiz en önemli parçalar sırasıyla Enerji Panosu Göstergeleri (Voltmetre, Ampermetre, Watt Metre vb.), Monometre (Basınç mSS/bar), mevcutsa debimetre (m3/h yada l/sn.), Sıvı Seviye Rölesi, Basma Borusu Çıkış Ağzı, uyarı-ikaz lambaları olup, kontrol amaçlı kullanılacak parçalar ise Enerji Panosu üzerinde bulunan anahtarlar, termik role vb., Vana ve Çekvalftir.

 

Yerin yüzlerce metre altında çalışan dalgıç pompalarda arıza teşhisinin doğru koyulabilmesi için bir çok parametrenin kesinlikle birlikte yorumlanması gerekmektedir. Ayrıca unutulmamalıdır ki hiçbir parametre tek başına sonuca dönük net bir bilgi vermeyecektir. Pompa yeryüzüne çıkarıldıktan sonra yapılacak inceleme sonrası arıza nedeni ve hasarın boyutu kesin olarak saptanabilse de, ana hedef yukarıda anlatılan külfet gerçekleşmeden pompa daha kuyu içerisindeyken hata parametrelerinin doğru okunup değerlendirilmesiyle doğru bir teşhis koyabilmek olmalıdır. Bu biraz da bu sektörde uzun yıllardır çalışıyor olmakla yani sektörel tecrübeye sahip olmakla ilişkilidir.

 

Dalgıç pompalar şekil-2 de gösterildiği gibi bir çok faktörle doğrudan etkileşim halindedir. Bu faktörlerden biri veya birkaçı hatalı olduğunda dalgıç pompalar arızalanmadan önce kontrol cihazlarında izlenebilen hata sinyalleri üretirler. Bu gibi durumlarda pompa izlenmiyor ve gerekli önlem alınmıyorsa arıza kaçınılmaz olacaktır.

 

Dalgıç Pompa Sistemi Etkileşim Şeması (Etkileşim Faktörleri)

 

 

2.1 ÖRNEK VAKA İLE ARIZA ANALİZİ ve DOĞRU ONARIM/DEĞİŞİM KARARI:

 

Onarmalı mı yoksa değiştirmeli miyiz sorusuna verilecek cevabın aslında ne kadar karışık ve zorlu bir sürecin ardında olduğunu anlatması açısından, 2002-2007 yılları arasında Çerkezköy’de yaşanan kayda değer miktarda dalgıç pompa arızası sonrası sıklıkla muhatap olduğum bu soruya gerçek bir vakayı analizi ile birlikte cevap arayacağız.

 

Tekirdağ iline bağlı Çerkezköy, Trakya Ergene Havzası üzerinde bulunmakta ve bu bölgede bulunan yeraltı suyu kuyuları serbest akiferden(*) beslenmektedir. Şekil-4’ten görüleceği üzere Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait 49869 numaralı rasat(gözlem) kuyusu Çerkezköy’e en yakın ve yeraltı su seviyeleriyle ilgili net bilgi alabileceğimiz kuyudur. Bu kuyudaki yıllara bağlı değişim bize bölgedeki yeraltı suyu seviyelerindeki durumu/değişimi gösterecektir.

 

Türkiye’deki 25 Nehir havzası ve çalışma alanı.

 

(*) Serbest Akifer: Yeraltı suyu bulunduran katmanın (Akifer), geçirimsiz iki tabaka arasında bulunmadığı, yeraltı suyunun akifer özelliğine bağlı serbest aktığı akiferler.

 

Ergene Havzası Alt Havza ve Rasat Kuyuları

 

Çerkezköy bölgesinde sorun yaşandığı 2002 -2007 yılları arasında su kuyuları 200-250 m civarında açılmaktaydı. (Bugün 250-300 m arasında bir derinlikte açılmaktadır.) 2002 yılında bu kuyularda Statik Su Seviyesi (**) 73 m, Dinamik Su Seviyesi(***) 103 m civarındaydı. Bu kuyularda çalışan Alarko AL 8075/10 Al-8 45 kW tipi pompalarımız bölgede faaliyet gösteren fabrikalarda proses suyu temini amaçlı kullanılmaktaydı. 2006 yılında pompalarımızda belirgin bir şekilde arıza artışı tespit ettik. Arızaların bir çoğunda dalgıç pompa motorunun yandığı, aynı yıl içerisinde bir kaç kez sarılarak onarıldığına şahit olduk. Bu davranış modeli doğal olarak arıza frekansının da yükselmesine sebep olmuştur. Şimdi bu durumun neden ve nasıl oluştuğunu inceleyelim.

Grafik-1 : Çerkezköy 49869 nolu Rasat Kuyu Verileri- YAS Seviye Değişimi

(**) Statik Su Seviyesi: Kuyudan su basılmadığı durumda yer yüzeyi ile yeraltı suyunun bulunduğu mesafe.(m)

(***) Dinamik Su Seviyesi: Pompalama işlemi sonrası yeraltı suyunun yer yüzeyi ile olan mesafesi.(m)

 

Grafik-1’den görüleceği üzere 2002 yılında 70 m olan yeraltı suyu seviyesi, 2006 yılında 92 m’ye kadar düşmüştür. Bu düşüm bölge için anormal sayılabilecek bir düşümdür. Bu düşüme bölgede sayıca fazla olan ve proseslerinde girdi olarak yeraltı suyu kullanan işletmelerin ve bölgede kaçak açılan kuyuların neden olduğu aşikardır. Sonuç olarak kontrolsüz ve aşırı kullanım sonucu 5 Kasım 2009 tarihli resmi gazete ilanı ile Çerkezköy’ün de dahil olduğu Çorlu 1-1 sahası işletmeye kapatılmıştır.

 

Bölgedeki dalgıç pompaların bu süreç içerisinde neye maruz kaldıklarını anlamak için aşağıdaki çalışmanın yapılması gerekmektedir. Serbest akiferlerde denge hali için, denge ya da diğer adıyla Thiem Formülü kullanılır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynı kuyu debisi için 2002 yılında 70 m olan YAS seviyesinin, 2006 yılında 92 m’ye düşmesini yukarıdaki denklemi kullanarak irdeleyelim. Sınır şartları

 

Q1 = Q2 = Q (Aynı kuyu debisi)

K1=K2 = K (Aynı Akifer )

R1=R2 = R ( Aynı Düşüm Konisi Yarıçapı)

r1=r2 =r   (Aynı sondaj /delgi çapı; Delgi çapı düşüm mesafesi boyunca değişmiyor)

17 ½ “ Delgi Çapı

Toplam Delgi Uzunluğu : 250 m

Dinamik Seviye1 :103 m

H1 = 250 – 70 = 180 m

h1 = 250 – 103 = 147 m

H2 = 250 – 92 = 158 m

h2 = ?

 

Yukarıdaki formül kullanıldığında h2 119 m olarak hesaplanır yani dinamik seviye 119–92=27 m daha artmıştır. Peki bu artışın dalgıç pompa için anlamı ne olacaktır?

 

Bu bölgedeki pompalar başlangıçta dinamik seviyenin 12 m (2 boy kolon borusu) altına yani 92+12=104 m’ye monte edildiklerini tespit ettik. Sürtünme kayıpları ve işletme basınç değeri ile birlikte gerekli seçim parametreleri 75 m3/h debi 129 mSS basınç olarak belirlenmiş.

 

İşletmelerle yaptığımız görüşmelerde ve yerinde yaptığımız incelemelerde şu bilgileri tespit ettik. Tamamına yakınında kontrol cihazları üzerinden ara sıra takip yapılmış olsa da, ilk devreye alındığında tüm parametrelerin kayda alınmadığı, düzenli kontrol yapılarak parametrelerin aynı tabloya işlenmediği yani trent takibi yapılmadığı, bazı sistemlerde monometrelerin olmadığı veya çalışmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerde gerçek/Doğru bir Kuyu Logu raporunun bulunmadığı, kuyunun hidrolik parametrelerinin bilinmediği ve takip edilmediği görülmüştür. Pompaların konumunu sık devreye grime- çıkma sonucu bir kaç kez değiştirilmiş ve daha derine indirilmiştir. Fakat bir türlü motor yanmalarının önüne geçilememiştir. Her seferinde pompalar kuyudan çıkarılmış ve motor sarımları ve gerekli pompa onarımları yapılarak tekrar aynı kuyuya aynı şartlarda monte edilmiştir.

 

Peki ne olmuştur? tüm bu anlatılanlar ve hesaplamalar ışığında olasılığı yüksek muhtemel bir senaryo yazılabilir.

 

Dalgıç pompa ilk devreye alındığında, motor akımı (A), gerilim (V), Şebekeden Çektiği Güç (kW), basınç (mSS), Debi (m3/h; debi metre üzerinden, yoksa basma borusu doluluk oranı ve suyu yatay fırlatma mesafesi kaydedilir), Titreşim (Basma borusu üzerinden çıplak elle tutulacak), ses (basma borusu çıkışından) değerleri tam olarak kaydedilmemiştir. İlerleyen zaman zarfında YES düşümüne bağlı olarak dinamik seviyeler hızla düşmüştür, ilk başlarda dalgıç pompa motoru dinamik seviye düşüşüne bağlı ilave güç ihtiyacını karşılamış olsa da , motor akımları nispeten yükselmiş, kuyudaki su seviyesi pompaya yaklaşmış olduğu için kavitasyon başlamış ve basma borusu üzerinde titreşim + ses oluşturmuş, seviye elektrotları gün içerisinde dalgıç pompayı bir kaç kez durdurmuştur. Yani pompa ciddi olarak arıza ikaz sinyalleri vermeye başlamıştır. Muhtemelen tek bir sinyal üzerinden yapılan yorumla pompanın sadece konumu değiştirilmiş, kavitasyona bağlı titreşim ve sık dur-kalk önlenmiştir. Fakat motor sargılarının nispi akım yüksekliğinden ısındığı ve ısınmaya bağlı olarak da izolasyon dirençlerinin zayıfladığı göz ardı edilmiştir.

 

Dinamik seviyedeki düşüm kritik seviyeye ulaştığında, motor aşırı yüklenmiş basılan su miktarında azalmayla beraber kabarcıklanma görülmeye başlamıştır. Uyarı sinyalleri zamanında değerlendirilmediği için pompa yatakları aşınmış ve motor sargıları zayıf olduğu bir noktadan yanmıştır. Motor yanmalarında ilk akla gelen neden arızanın şebeke gerilim değişikliklerinden, faz kayıplarından, faz dengesizliğinden veya kontrol panosu dahilindeki elemanların görevlerini yapmamasından kaynaklandığıdır. Genellikle tartışma müşteri ile servisler arasında bu eksende gerçekleşmektedir. İşletme Teknik personelleri tarafından su ihtiyacının aciliyetinden dolayı detaylı tetkik yapılmadan onarım kararı alınmış, pompa işletme imkânları dahilinde veya dış destekle sökülerek motor sarımı yapılmak üzere servise gönderilmiştir. Toplam bedel aradaki ilişkinin gücüne göre paylaşılmış, pompa onarım sonrası eski yerine monte edilmiştir. İlk arıza sonrası müşteriler sorunu en uygun şekilden çözdüğünü düşünerek memnun görülse de aynı arızanın tekrarında iletişimin şekli değişmiş ve karşılıklı memnuniyetsizlik durumu ortaya çıkmıştır. Bu gibi durumlarda en sık rastlanan müşteri davranış şekli bir başka pompa markasının denenmesidir. Bu tercih farklı markayı satacak olan kişinin saha tecrübesi ve uzmanlık oranıyla ilişkili olarak çözüm olabilecek ya da var olan sorunu daha fazla büyütecektir.

 

3.0 SONU :

 

 

Peki doğru mu karar verilmiştir? Kesinlikle Hayır. Uyarı ve ikazlar iyi değerlendirilmiş ve bölgeyle ilgili değişimler ilgili kuruluşlardan(DSİ) öğrenilmiş olsaydı, pompa motorunun artan dinamik seviyeye bağlı olarak artacak hidrolik güç ihtiyacını karşılayamayacağı, daha büyük bir motor gücüne yani farklı bir pompa modeline ihtiyaç duyulacağı öngörülebilirdi. Yani değişim kararı verilerek 8075/10 AL8-45 kW yerine, 8075/12 AL-8 55 kW pompa kullanımıyla sorun geri dönüşsüz çözülebilirdi.

 

Onarım tercihinde göz ardı edilen diğer bir konu da Enerji Tüketimi olmuştur. Artan dinamik seviye sonrası pompanın işletme noktası, en verimli olduğu noktadan kayarak sistem verimi %4,2 oranında kötüleşmiştir (8075/10 modeli için). Bunun anlamı aynı pompa bir yıl süresince 4.500 saat çalışma sonrası 42 kW*4500* 0,042=7938 kW fazla güç harcayacaktır. Bu gücün parasal karşılığı 0,2 $/kW tan 1587 $ yani yaklaşık 5,604 TL olacaktır.

 

Sonuç olarak onarım ya da değişim kararını doğru olarak vermek görüldüğü üzere oldukça karmaşık ve detaylı hesaplamalara ve saha tecrübesine bağlıdır. Ölçemediğiniz bir olguyu değerlendiremeyeceğiniz gibi, değerlendiremediğiniz bir olguyu geliştiremez/iyileştiremezsiniz. Diğer bir gerçek ise değerlendirebilmek için kesinlikle bilgi, uzmanlık ve tecrübeye ihtiyaç duyulacağıdır.

 

Alarko Carrier olarak dalgıç pompa sektöründeki ilk üretici olmamız ve 50 seneyi aşkın tecrübemizle, bu gibi durumlarda en doğru kararın alınmasında müşterilerimize en üst düzeyde destek sağlayabiliyoruz. Bu amaçla konusunda uzman ve ihtisaslaşmış Türkiye geneline yaygın dalgıç pompa yetkili satıcı ve servis teşkilatımızla hizmet vermeye devam ediyoruz.

 

Kaynaklar ;

 

 

  • Kuyu Hidroliği, Fletcher.G.DRISCOLL Çeviri Ali Faruk ÖZTAN DSİ Yayınları, Ankara-2010

 

  • Well Owners Handbook, Well Management Section Environmental Health Division, Minnesota Department of Health, Fourth Edition January 2014

 

  • Ergene Havzası’nda Yağış ve Yeraltı suyu Seviye Verilerinin Değerlendirmesi Nurettin PELEN, Merve İŞLEK, Nuriye AYDIN, III.TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONGRESİ, TİKDEK 3-5 Haziran 2013, İstanbul

 

  • Alarko Carrier Ürün Yönetimi Eğitim Notları / Kuyu Hidroliği-1 ve Dalgıç Pompa Seçim Tekniği / E. Cüneyt BULCA Ürün Müdürü Su Basınçlandırma Sistemleri

 

 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Pompalar

Dünyanın ilk yapay zekâlı pompası Wilo Stratos MAXO

Yayın Tarihi:

on

Teknolojideki öncülüğüyle dünyada pompa endüstrisine liderlik yapan Wilo, yeni ürünü Stratos MAXO ile akıllı pompa dönemini başlattı. Sistem verimliliği, enerji tasarrufu ve kullanım kolaylığı açısından çığır açan Stratos MAXO, en karmaşık sistemler için bile kolay ve kullanışlı çözümler sunuyor.

Yenilikçi ürünleriyle suya en hızlı ve en verimli şekilde yön veren Wilo, 150 yıllık teknoloji deneyimiyle pompa sistemleri sektörüne öncülük yapıyor. Bina teknolojilerinden, altyapı uygulamalarına ve endüstriyel uygulamalara kadar farklı alanlarda uzman bir marka olarak hizmet veren Wilo, bugüne kadar hayatı kolaylaştıran pek çok “ilk”i gerçekleştirdi.

İlk sirkülasyon pompasını icat eden Wilo, içinde bulunduğumuz dijital çağda dünyanın ilk akıllı pompasını geliştirdi. Wilo’nun geliştirdiği ilk yapay zekâlı pompa olan Stratos MAXO, sektördeki rekabetin çıtasını yükseltiyor.

Stratos MAXO, şu özellikleriyle fark yaratarak hayatı kolaylaştırıyor:

  • Öğrenme yeteneğine sahip Stratos MAXO, “Dynamic Adapt Plus” özelliği ile sistemi her 24 saatte bir analiz ediyor ve veri girişine gerek kalmadan en verimli çalışma noktasını kendi öğreniyor.
  • “Multi-Flow Adaptation” özelliği sayesinde; primer devre pompaları, Wilo-Net ile işletme verilerini alarak sekonder devre pompalarının debi ihtiyacına göre çalışmasını belirliyor.
  • Bina otomasyonuyla ve farklı mahallerdeki pompalar ile iletişim halinde kalarak sistem verimliliğini maksimize ediyor.
  • Akıllı telefonlar ve tabletler ile herhangi bir adaptör olmadan pompa verilerine kolayca ulaşmayı sağlıyor.

Wilo Stratos MAXO’nun detaylı teknik özellikleri

Stratos MAXO; “dynamic adapt plus”, “multi-flow adaptasyonu”, “sabit debi”, “T-sabit” ve “ΔT- sabit” olmak üzere beş yeni kontrol fonksiyonuna sahip.

Stratos MAXO; “dynamic adapt plus” özelliği sayesinde; pompa içerisindeki sıcaklık ve akış sensörlerini kullanarak 24 saatlik periyotlarla akışı analiz ediyor. Pompa, sisteme çalışma noktası set edilmeden gerçek çalışma noktasını bulabiliyor. Sürekli olarak sistemi izlemesi ve sistemdeki değişime göre kendi performansını ayarlaması Stratos MAXO’nun en önemli özelliklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Multi-flow adaptasyonu ile primer devre pompası, tüm sekonder devre pompaları ile iletişim halinde çalışıyor. Primer pompa, işletme verilerini ve sekonder devre pompaların ihtiyacını, Wilo – Net üzerinden algılayarak sekonder tarafın debisi dahil toplam debiyi sağlıyor.

Sabit debi fonksiyonu ile ısıtma ve soğutma proseslerinde debi, kapasitelere uygun olarak karşılanarak, kullanıcıyı pahalı ve verimsiz kontrol vanaları ihtiyacından kurtarıyor. Ayrıca pompa debisi maksimum ve minimum aralıkta sınırlandırılabiliyor. Bu sayede sistemin hidrolik dengesizlik riski azalırken, ihtiyaç değiştiğinde harici ekipmanlara gerek duyulmuyor.

Pompa ömrünü uzatan özellikler

Sistemdeki tüm vanalar kapalı olduğunda, ürün sisteme adapte olabilmek için minimum akışa ulaşana kadar pompa motoru duruyor. Her 5 dakikada bir, birkaç saniye pompa yeniden çalışıyor; pompa içinde bulunan akış kontrol sensörü ile akış kontrol ediliyor. Bu şekilde bekleme modundayken enerji tüketimi 1 w/s’den daha küçük oranda gerçekleşiyor. Bu sayede elektrik tasarrufu sağlanırken, pompanın aşırı ısınması önleniyor ve pompa ömrü uzuyor.

Yüzde 80’e varan elektrik tasarrufu

Stratos MAXO’da, ΔT- sabit sıcaklık kontrolü ile primer ve sekonder devre arasındaki sıcaklık farkını sabit tutacak şekilde primer pompanın devrini ayarlaması sağlanıyor. Bu sayede primer pompa, sekonder pompanın ihtiyacı kadar çalışarak yüzde 80’e kadar elektrik tasarrufu sağlıyor.

Hızlı ve kolay montaj için geniş elektronik gövdesi, çalışma ve ayar için 4,2” led ekranı, kataforez kaplamalı gövde ve rakor/ flanş bağlantı seçeneği, Wilo-Connector ve yeşil düğme teknolojisi ile kolay kurulum, tek kablolu kolay bağlantı, klemens kutusuna erişim için çıkarılabilir kontrol paneli, ısı kaybını azaltmak için izolasyon ceketi ve EC motor sayesinde yüksek performans, Stratos MAXO’nun dizaynında dikkat çeken diğer özellikleri arasında yer alıyor.

Akıllı mobil cihazlarla uzaktan erişim kolaylığı

Akıllı telefonlar ya da tabletlerle herhangi bir adaptör olmadan direkt bluetooth arayüz bağlantısı ile Stratos MAXO’nun işletme bilgilerine erişilebiliyor. Uzaktan erişim kolaylığı ile pompa üzerinde açma, kapama gibi işlemler yapılabilirken, pompaların eş yaşlanma prensibinde çalışması da görülüyor. Bu şekilde çalışma modu konfigürasyonu, özellikle de erişilmesi zor pompalar için çok faydalı bir özellik olarak dikkat çekiyor.

Entegre frekans konvertörlü, yüksek verimli Wilo-Stratos MAXO ürün grubu, sirkülasyon sistemlerindeki ısıtma, soğutma, güneş enerjisi, jeotermal enerji ve domestik sıcak su uygulamalarında fark yaratmaya hazırlanıyor.

Wilo-Stratos MAXO ailesinin üyeleri; Stratos MAXO, Stratos MAXO-D ve Stratos MAXO-Z, yapay zekâ, tasarım ve kullanım kolaylığı sağlayan özellikleriyle bina otomasyonuyla iletişimin gerekli olduğu uygulamalarda akla gelecek ilk pompa grubu olma iddiasını taşıyor.

Devamını Oku

Pompalar

Standart Pompa, Yeşilyurt Demir Çelik’i ağırladı

Yayın Tarihi:

on

Türkiye’nin ilk 500 kuruluşu arasında daima üst sıralarda yer alan Yeşilyurt Demir Çelik’in çalışanları, 7-8 Mart tarihleri arasında Standart Pompa’nın fabrikasını ziyaret etti. Gelen konuklara Standart Akademi kapsamında “Teknik Pompa ve Tesisat” eğitimi verildi ve ayrıca montaj ve demontaj atölyesi gerçekleştirildi.  Yararlı paylaşımlara sahne olan ziyarette, demir çelik  tesislerinde karşılaşılan problemler dinlendi ve etkin çözümler üretildi.

Bilindiği gibi demir-çelik endüstrisinde, yoğun şekilde endüstriyel pompa kullanılıyor. Türkiye’nin ilk %100 yerli pompa üreticisi olan Standart Pompa, ihtiyaca özel çözümler, enerji verimliliği, zor koşullara dayanım, hızlı servis ve yedek parça temini gibi endüstrinin büyük önem verdiği kriterleri daima yerine getirerek güvenilir bir iş ortağı olarak hizmet veriyor.

Devamını Oku

Pompalar

Kavitasyon testi

Yayın Tarihi:

on

Laboratuvar ortamında kavitasyon altındaki çeşitli malzemelerin uğradıkları erozyon oranını ölçmek için farklı test cihazları ve metotları geliştirilmiştir. Kavitasyon testinde genellikle akışın içine yerleştirilen şekiller, hızın ve malzemenin erozyon üzerindeki etkisini ölçmek için kullanılır. Test ortamının ince bir delikten yüksek basınç farkı ile genişlediği jet aparatının kullanımı buna örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer örnek ise buhar türbinlerinde meydana gelen su damlası erozyonu kavitasyon ile aynı hasara neden olmaktadır. Bu sebeple su damlası erozyonu cihazlarıyla yapılan testler de kullanılabilir.

Laboratuvar ortamında yapılan testlerin iki dezavantajı vardır:

Kavitasyon koşulları santrifüj pompalardaki akıştan temel olarak farklıdır. Hidrodinamik kavitasyon yoğunluğu bilinmiyor ve elde edilen sonuçlar büyük belirsizlikler barındırmaktadır.

Kısa test süreleri elde etmek için, genellikle pompalarda önemli ölçüde daha büyük olan kavitasyon yoğunlukları kullanılır. Bu nedenle testler gelişmiş erozyon için geçerlidir ve hasar mekanizmasının yorulma sürecine benzediği erozyon başlangıcına yakın işlemler için geçerli değildir. Bununla birlikte, malzemenin ya da sıvı özelliklerinin, malzeme ya da korozyon faktörleri biçiminde gelişmiş kavitasyon üzerindeki etkisinin belirlenmesi isteniyorsa, bu tür test cihazları, bu tür testlerin pompalar üzerinde gerçekleştirilmesinin olası maliyetleri nedeniyle tek uygun seçeneği temsil eder.

Elektrokimyasal ölçümler yoluyla kavitasyon erozyonunu tespit etmek ve ölçmek için girişimlerde bulunulmuştur. Proses, çelikler üzerindeki pasivasyon katmanlarının kabarcık patlaması ile yok edilmesine ve daha fazla yerel korozyon oluşmasına dayanmaktadır. Test sonucunda aşındırıcı numune ve referans elektrot arasındaki potansiyel fark kaydedilir. Bu fark erozyon yoğunluğunun ölçüsüdür.

Balonlar sünek bir malzeme üzerinde yeterli yoğunlukta patlarsa, malzemenin maruz kalmasının ilk aşamasında plastik deformasyon nedeniyle oyuklaşma gözlenir. Kabarcıkların boyutuna ve malzemeye bağlı olarak, oyuk çapları 10 ila 50 μm arasındadır. Çukurların sayısı ve ebadı kavitasyon yoğunluğu için bir ölçü olarak kabul edilir. Her bir durumda talep edilecek önemli test maliyetleri, geniş endüstriyel uygulamalarını engellemektedir.

Yukarıda açıklanan cihazlarla yapılan testlere yapılan önemli çabalara rağmen, endüstriyel uygulamada yeterince genel, doğru ve basit olacak olan çark hasarı tahmini için hiçbir yöntem geliştirilmemiştir. Bunun sebebi kavitasyon erozyonu, 3 boyutlu iki fazlı akış, termodinamik etkiler ve mikro aralıktaki malzeme reaksiyonları ile karmaşık bir yapıya sahip olmasıdır. Basit test cihazlarında teorik yaklaşımlar ve erozyon testleri ile pompalara veya diğer makinelere aktarılabilecek genel olarak geçerli çözümler elde etmek mümkün değildir. Bunun nedeni, dönen çark içindeki akış ve basınç dağılımının, dönen diskler veya sabit kanallar veya hava folyoları ile yeniden üretilememesidir.

Santrifüj pompalardaki kavitasyon erozyonunu kesin olarak bilimsel bir şekilde tahmin etmek amacıyla tanımlamaya çalışırken, aşağıdaki etkiler genel olarak uygulanabilir bir formda analitik, sayısal veya deneysel olarak yakalanmalıdır:

Giriş akışı; Rulmanlar arası çalışan pompaların emiş gövdeleri pompa çarkına tek tip olmayan 3 boyutlu akışlar üretir. Sonuç olarak görülme sıklığı, kavitasyon uzunluğu ve kabarcık hacmi çevreye göre değişir.

Kısmi yük devirdaimini dikkate alarak çark akışı, yerel hız ve kanatlarda basınç dağılımı ile karakterize edilir. Buhar kabarcıklarının gelişimi ve büyümesi, yerel statik basıncın buhar basıncına düştüğü bölgedeki çekirdeklerin dinamik karakteristikleri ile belirlenir. Gaz içeriği ve termodinamik sıvı özellikleri kabarcık büyümesini etkiler. Sıradaki boşluk, kanadın etrafındaki akışla etkileşime girer. Tamamen farklı kavitasyon biçimleri bulunabilir

Statik basıncın buhar basıncını aştığı bölgelere girişte baloncukların patlaması, malzeme için yük spektrumunu temsil eden hidrodinamik kavitasyon yoğunluğunu oluşturur. Aslında, büyüme ve patlama bölgeleri, boşluk salındığından dolayı ayrılamaz. Yoğunlaşamayan gazların içeriği ve termodinamik işlemler, patlama olayını ve dolayısıyla hidrodinamik kavitasyon yoğunluğunu etkiler.

Yukarıda bahsedilen karmaşık fiziksel ilişkileri analitik olarak, sayısal olarak ve deneysel olarak yeterince genel bir şekilde açıklama olasılığı çok azdır. Türbülanslı tek fazlı veya iki fazlı akışlarda basınç kaybı ve ısı transferi gibi nispeten daha basit işlemlerin bile neredeyse yalnızca ampirik korelasyonlar kullanılarak hesaplandığını düşünülecek olursa ampirik korelasyonlar endüstriyel uygulamada kavitasyon hasarı tahmini için uygulanabilir tek alternatiftir.

Ampirik yöntemlere başvurulurken, mümkün olan en fazla sayıda test sonucu, fiziksel fonksiyonlarla fiziksel olarak ilgili benzerlik parametreleriyle ilişkilendirilir. Bu şekilde, tanımlanmış geometrilere ve akış koşullarına sahip mevcut testler diğer konfigürasyonlara aktarılabilir. Ampirik korelasyonların dağılması süreçle ilgili fiziksel parametrelerin sayısı ile ilişkilidir. Basit iki fazlı akışların ampirik korelasyonları ±%100’den daha fazla belirsizliklerden etkilenebildiğinden, kavitasyon erozyonunun son derece karmaşık fenomeniyle daha da büyük bir saçılma kabul edilmelidir.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com