Connect with us

Eğitim

Çalışanların motivasyonları yöneticinin davranışıyla doğru orantılıdır

Yayın Tarihi:

on

Yöneticilerde bir çalışandır, onların da gelişmeye odaklı ve sürekli öz değerlendirme yaparak çalışması gereklidir. Başarı bir orkestranın tek bir ses çıkarması gibi ekip çalışması ile gelir. Hiçbir yönetici tek başına her şeyi bilemez ve yapamaz. Ekibini yönetmeyi, onları tutkulu ve istekli çalıştırmayı ve onlardan en yüksek verimi alacak yöntemleri bilmelidir ki, şirket için kendisinden bekleneni yönetime sürdürülebilir bir şekilde verebilsin. Oysa çoğu zaman yöneticilerin ya egosu, ya sahip olduğu mevkiinin gücü, ya da yetkinliğinin o mevkii için aslında yeterli olmaması bazı iletişim hatalarını yapmasına neden olur. Bu yazımda bunlardan önemli olan birkaç konuya değinmek istiyorum.

Yöneticilerin çoğu çalışanlarının şirket prosedürlerine uymalarına çok özen gösterirler. Prosedürler, müşterileri memnun etmek ve sizin hizmet kaliteniz için önemli gördüğünüz noktaları ölçümlemek için oluşturulmuştur.

Ancak prosedürler değişen rekabet ve müşteri isteklerine göre sürekli revize edilmelidir. Müşteriler prosedüre değil, sizden aldığı hizmetin süresine ve niteliğine bakar. Bu nedenle kurallara, prosedürlere yoğunlaşan yönetici, çalışanın yaratıcılığını ve inisiyatif alarak fark yaratmasını engeller.

Liderlik yapan yöneticiler hem iyi sonuç almaya, hem de çalışanlarının potansiyellerini kullanmalarına odaklanırlar. Bu nedenle prosedürlere takılmak yerine, müşterilerin en hızlı ve en kolay şekilde sonuç alacak yöntemlere odaklanmak önemlidir. Bunun için de çalışanların esnek, yaratıcı ve inisiyatif alarak çalışmalarına olanak tanımak gerekir. Liderler çalışanlarının işi nasıl yapacağına odaklanmaz, onlara yol gösterir ve kendi tarzlarını oluşturmalarına olanak tanıyarak istenilen sonucu getirmeleri için teşvik eder.

Yöneticilerimizin birçoğu aslında yetkinliğinin zayıf veya yetersiz olduğunu kabul etmez. Bu nedenle gelişime ve değişime kapalıdır. Geleneksel olan bu tür kişilikler, değişime normalden daha çok direnç gösterirler. Değişmeyi reddettikleri ana konular, genelde tutum, davranış ve iletişim eksiklikleridir. Bu eksiklikleri vurgulandığında çok agresif olurlar. Genelde ekibi ve çalışanı da bezdiren bu davranışlar, tamamen çığırından çıkmış yüksek ego ve liyakatsizliğin sonucudur:

  • Koltuğunun verdiği gücü nedeniyle iltifat,
  • Yalakalık ve biatı sevmesi, hep haklı çıkmayı istemesi
  • Yetki ve sorumluluk vermeyi güç kaybı sayması
  • Bilgi ve tecrübeyi paylaşmayı rakip yaratmak olarak görmesi
  • Çalışanına güvenmez, yoksa kontrolü kaybedeceğine inanır
  • Her şeyi bilirler, başka fikre, öneriye, eleştiriye ihtiyacı yoktur. Söylediği veya düşündüğünün yapılması yeterlidir.
  • Çalışanlardan uzak ve mesafeli durmak onlar için bir güç göstergesidir.
  • Çalışanlarını takdir etmek veya teşekkür etmek, çalışanı şımartmak demektir.

Oysa yöneticinin egosunu kontrol ederek çalışanına doğru tutum ve davranış sergileyerek örnek olması hem çalışanın verimliliğini artırır, hem de onların tutkulu çalışmasına neden olur.

Unutmayalım ki, “Davranışınız ne ise, siz O’sunuz! Koltuğunuzun gücü veya o anki yetki düzeyiniz sizi insan olmaktan alıkoyamaz”.

 Çalışan ile yöneticinin uyumu ve aralarındaki iletişim çok önemlidir. Bildiğimiz üzere araştırmaların hepsi bize çalışanların işten ayrılma nedenlerinin en büyük nedeninin yöneticilerin veya yönetimin tutum ve davranışı olduğunu göstermektedir. Bizler genelde şikâyeti çok seven ve çevremizdekilere hep kötü işlerden söz eden, sohbetlerimizde öncelikle şikâyetlerimizi ve başımızdan geçen kötü deneyimleri anlatmayı seven bir toplumuz. İş hayatında da davranışlarımız ve alışkanlıklarımız değişmez. Yaşadığımız ve maruz kaldığımız kötü bir davranışı; yapılan haksızlığı ve gözlemlediğimiz yanlışlıkları defalarca çevremize anlatmaya meyilliyizdir. Dilden dile dolaşan bu şikâyet ve olumsuz yaşanmışlıklar hem kişilere hem de şirkete karşı birçok önyargılı müşteri veya kişi oluşturmaktadır. Yöneticiler aslında dış müşteriye kadar ulaşan bu kötü imajın farkında değillerdir. Çalışanlarımız mutsuz olduğunda şirketi veya yöneticisini en çok dışarıya karşı kötüleyenlerdir. Bunu da bilerek ve isteyerek yaparlar. Mutlu çalışan ise hem enerjisi, hem de vücut dili ile dışarıya karşı şirketi pozitif bir tutumla ve coşkuyla temsil ederler. Çoğu zaman bir çalışanın motivasyonu ve onun ruhunu kazanmak yöneticinin ona güler yüz ile yaklaşması veya bir teşekkürü ile mümkündür.

Bu nedenle yapılan iyi bir işi takdir etmek, teşekkür etmek; başarıyı övmek çalışanların motivasyonunda ilk sıralarda yer alır. Yöneticilerde ise bu konu öncelikli değildir ve genelde dikkat etmezler.
Oysa ne zaman bir çalışanın ruhuna enerji verirseniz, ondan çok daha fazla verim alırsınız. Üstelik yüzündeki tebessüm ve içindeki mutluluk dalgaları onun temas ettiği her çalışana enerji vermesini sağlayacaktır.
Bunu sağlamanın en kısa ve kolay yolu, çalışana samimi teşekkür etmeyi ve övgüde bulunmayı alışkanlık haline getirmektir.
Övgüde ve teşekkür etmede cömert olun. Kişiyi değil, yaptığı eylemi, sağladığı katkıyı ya da becerilerini övün.
Yerinde ve doğru yapılan bir övgü ya da içten ve samimi bir teşekkür çalışanınızı enerjik tutar, onu canlandırır ve ruhuna güç verir.

Çoğu zaman bir işletmede aynı personelden çok daha fazla verim almak mümkündür. Bunu lider bir yönetici, kendisinden önceki yanlış tutum ve davranışa sahip bir yöneticinin yarattığı mutsuz havayı tamamen değiştirerek başaracaktır. Çalışana değer vererek, onlara yol gösterip saygılı davranarak ve işbirliği yaparak çalışanın enerjisini ve performansını maksimum seviyede kullanmak her zaman mümkündür. Böylece aynı maliyete daha fazla verim alarak, karlılık ve büyümede büyük adımlar atabilirsiniz. Bunun yanı sıra bu olumlu değişimi müşterilere de çalışanların enerjisi ile yayarak rekabette daha avantajlı hale gelmek de mümkündür.

Yönetici olarak kendimize sormamız gereken soru çok basittir:

Bizden beklenen işverene en az maliyet ve en yüksek verim ile en çok değeri kazandırmak mı?

Yanıtı da çok kolaydır: Evet.

O halde neden kendi egomuz ve kendi eksikliklerimizi görememe yüzünden çalışanları mutsuz ve motivasyonsuz çalıştırıp, işverene karşı sürekli bir bahane sunarak çalışmayı yeğliyoruz?

Hatasını göremeyen gelişemez, gelişemeyen kişi alışkanlıklarının ve egosunun esiri olur. Aslında bu tür yönetici hatalarını göremeyen şirket yönetimleri de en büyük hata payına sahiptir.

Bu nedenle iş hayatında personel ve müşteri memnuniyetini sürekli ölçmek ve bu ölçümlerden gelişim için çalışanları da dâhil ederek yeni hedefler belirlemek çok ama çok önemlidir. Metodoloji ve eylem planının arkasında durmak yönetimin ana görevi olmalıdır. Bu ölçümlerde yöneticilerin sadece finansal performansları değil, çalışan memnuniyetleri ve yetkinliklerinin de ölçülmesi önemlidir. Yöneticilere ihtiyacı olan ve yapılan ölçümlerle tespit edilen konularda kendilerini geliştirecek desteklerin verilmesi şirket yönetiminin ajandasında olması gereken konuların başında gelmelidir.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Eğitim

Kararsız pompalama ile türbülanslı akışlarda enerji tasarrufu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Viskoz dağılım, sıvı akışlarında önemli enerji kayıplarına neden olur; kanallarda, laminer akışlar harekete karşı minimum direnç sağlarken, türbülans duvardaki sürtünmeyi ve bunun sonucunda pompalama için gereken enerjiyi önemli ölçüde artırır. Şimdilerde türbülansın neden olduğu enerji kayıplarını azaltacak yeni stratejiler bulmak için büyük çaba harcanıyor. Burada, iç akışlarda önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlayan basit ve yeni bir sürtünme azaltma tekniği öneriyoruz. Yaklaşımımız, yaygın bir sabit pompalama uygulamasının aksine, akışı geçici olarak aralıklı bir pompalama ile yönlendirmekten ibarettir. Akışın hızlandığı “pompa açma” aşamalarını ve akışın serbestçe azaldığı “pompalama” aşamalarını değiştiriyoruz. Akış, hızlanma sırasında döngüsel olarak yarı laminer bir duruma girer ve yavaşlama sırasında daha klasik türbülanslı bir duruma geçer. Sayısal sonuçlarımız, sisteme güç enjeksiyonunu zaman içinde modüle ederek önemli enerji tasarruflarının elde edilebileceğini göstermektedir. Bu sürecin fiziksel olarak anlaşılması, endüstrinin enerji israfını azaltmasına, ekonomik faydalar yaratmasına ve zararlı emisyonları azaltarak çevreyi korumasına yardımcı olabilir.

Dünya görülmemiş ölçüde bir enerji sorunu ile karşı karşıya. Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltırken artan enerji talebini karşılamak karmaşık ve çok yönlü bir sorundur ve araştırmacıları ve Uluslararası Enerji Ajansı gibi uluslararası kuruluşları zorlamaktadır. Bazı ülkeler zenginliklerinin bir kısmını daha sürdürülebilir bir enerji üretimi için takas edebiliyorken, diğerlerinin böyle bir imkanı bulunmuyor. Son zamanlarda petrol fiyatındaki artış nedeniyle yakacak oduna olan bağımlılıklarını önemli ölçüde artırmak gibi tek seçenekle baş başa kalıyor. Bu eğilim, hem ormansızlaşmayı hem de küresel ısınmayı artırıyor ve Glasgow İklim Paktı tarafından çizilen yönergelerle açıkça çelişiyor. Bu yükselişi durdurmak için akaryakıt fiyatlarının düşürülmesi gerekiyor. Doğal petrol ve gaza daha ucuz erişim, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesini kolaylaştırabilir ve daha sonra daha yeşil enerji kaynaklarına geçiş yapmalarını sağlayabilir. Aynı zamanda, hidrojen gibi yenilikçi yakıtların daha düşük maliyetli olması, geçişi daha da teşvik edebilir ve aynı zamanda halihazırda bu geçişten geçmekte olan ülkeler için işi kolaylaştırabilir. Heterojen bağlamlarda sıklıkla tartışıldığı gibi, yakıtların nihai maliyetine çeşitli faktörler katkıda bulunur, ancak ulaşımdan gelen ihmal edilemez pay genellikle göz ardı edilir.

Son zamanlarda, farklı taşıma yolları ve enerji kaynakları karşılaştırıldığında, enerji taşıma maliyeti iki kattan fazla değişiklik gösterebilir. Örneğin, petrol ve gazın tankerlerle taşınması, boru hatlarında sıvı hidrojenin yerini değiştirmekten çok daha uygundur. Aslında petrol ve gaz, sıvı hidrojenden önemli ölçüde daha yüksek bir enerji yoğunluğuna sahiptir, bu nedenle aynı miktarda enerjiyi depolamak için daha az akışkanın taşınması gerekir. Yine de, tüm bu yakıtlar birçok gelişmekte olan ülke için karşılanamaz durumdadır ve nakliye maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor. Yaygın boru hatlarının boyutları ve çalışır durumdaki akış hızları, iç kısımlarında akışkanın oldukça türbülanslı hareketini belirler. Kaotik davranışı, amaçlanan akışa sağlanan enerjinin önemli bir miktarını dağıtır, dolayısıyla önemli sürükleme kayıplarına neden olur ve güç kaynağı gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak aktif veya pasif olarak enerji verimliliğini azaltır. Mikroskobik nervürlerin oyulması veya akışa polimerlerin eklenmesi gibi özel yüzey işlemleri ikinci kategoriye girerken, örneğin duvarda önceden belirlenmiş bir hareket birinci kategoriye aittir. Bazı teknikler kanal akışları bağlamında son derece verimlidir (örneğin, polimerlerin eklenmesi sürtünmeyi %80’e kadar azaltabilir ve bazı hareketli duvar stratejileri akışın yeniden laminarizasyonuna yaklaşır), ancak çoğu sıvının sahte maddelerle kirlenmesi, hareketli parçalara sahip karmaşık kontrol mekanizmaları veya düzenli bakım ihtiyacı gibi dezavantajları getirir.

Bu yazıda, bu tür sorunları ortadan kaldıran basit ve uygulanabilir bir yaklaşımın başarısını gösteriyoruz. Türbülanslı bir boru akışını besleyen pompanın periyodik olarak açılıp kapanması, akışkanı tekrar tekrar hızlandırmak için gereken güç tepe noktalarına bakılmaksızın, belirli bir süre içinde sabit miktarda akışkanı bir noktadan diğerine aktarmak için gereken enerjiyi azaltabilir. Bu, hiçbir ek cihazın gerekmediği (pasif tekniklerde olduğu gibi) ve aktif pompalama fazının sistemin genel verimliliğini artırmak için kullanıldığı (aktif tekniklerde olduğu gibi) hibrit bir kontrol biçimi oluşturur. Türbülanslı akışların geçici doğasını ve zamanla değişen pompalamanın etkilerini anlamada kaydedilen son gelişmelere dayanan yaklaşımımız, akışı hareket ettirmek için tasarlanmış Iwamoto, Sasou ve Kawamura ile Kobayashi ve diğerlerinin çalışmasından ilham alan kararsız bir güç dağıtımından yararlanır. Yenilikçi tekniğimizi ayrıntılı olarak açıklıyoruz ve gerçekleştirdiğimiz zorlu sayısal simülasyonların sonuçlarını tartışıyoruz. Bu kontrolün potansiyeli ve daha fazla araştırmaya duyulan ihtiyaç vurgulanmıştır.

Kararsız pompalama

Kararsız pompalama deneylerimiz, iki düz düzlemsel duvarla sınırlanan belirsiz bir kanalda gerçekleştirilir. Sıkıştırılamaz bir Newton akışkanı, hacimsel seçim zorlamasının etkisi altında, sıkıştırılamaz Navier-Stok dizileri ile tanımlandığı gibi alan boyunca akar. Bu tür simülasyonlarda, bu zorlama ya sabit bir basınç gradyanına ayarlanır ya da sabit bir akış hızı sağlamak için zamana göre ayarlanır. Bunun yerine burada, Şekil 1’in panel a’da gösterildiği gibi periyodik olarak sabit bir değer ile sıfır arasında geçiş yapan homojen olmayan akış yönünde basınç gradyanı (t) öngörüyoruz; burada tüm miktarlar, 0 alt simgesiyle gösterilen referans akışınkilerle karşılaştırılır. Bu, Kim ve diğerlerininki gibi Rem,0 = Ub,02h/ν = 5626’da (veya Reτ0 = uτ0h/ν = 180) geleneksel türbülanslı bir kanaldır. Burada Ub, kanalın birim kesit alanı başına akış oranını temsil eder, h yarı genişliği, uτ sürtünme hızıdır ve ν akışkanın kinematik viskozitesidir. Açma-kapama basınç gradyanının ortalama değerinin referans olana eşit olacak şekilde sınırlandırılması, dalga formunun iki parametreye bağlı olmasını sağlar: Titreşim periyodu T ve aktif pompalama fazının bağıl uzunluğu, görev döngüsü ξ. Resmi olarak, nthpulsation için şunları yazıyoruz:

Benzer bir kontrol stratejisi yakın zamanda, farklı dalga biçimlerini tasarlamak ve test etmek için makine öğrenimini kullanan Kobayashi ve diğerleri tarafından incelenmiştir. Bununla birlikte sayısal çalışmamızda, daha basit ve daha gerçekçi bir dalga formu kullanıyoruz ve avantajın sürüklemedeki azalmalarla sınırlı olmadığını, ancak sürtünmedeki tasarruflara kadar uzandığını ortaya koyarak, araştırma yöntemi ve kontrol parametreleri açısından yaklaşımın sağlamlığını doğrulamayı amaçlıyoruz. Bu çalışmada, periyot (T {310, 930, 1245, 1555}, konvektif zaman ölçeği h/Ub,0) ve görev döngüsünün (ξ {0.1, 0.05, 0.0375, 0.025, 0.0125, 0.005}) kabul edilir. Mevcut çalışmanın gösterdiği hesaplama zorluğu nedeniyle, T = 1555’in Kim ve diğerleri tarafından hesaplanan süreden yaklaşık elli kat daha uzun olduğu düşünülmelidir. Ayrıca, her T, ξ kombinasyonu için enerji tasarrufunu uygun şekilde değerlendirmek için onda birkaç pompalama döngüsünün simüle edilmesi gerekir (Bkz. Ek Malzeme) ve milyonlarca CPU saatine ihtiyaç vardır. Yine de bu, akışın gerçek fiziğini sayısal olarak bulmanın (bir laboratuvar deneyindeki gibi) tek yolu, herhangi bir modele başvurmadan hareketin tüm ölçeklerini çözmektir. Performans bu makalenin amaçlarının ötesindedir: Bunun yerine, pompalama gücünün geçici bir modülasyonunun net bir enerji faydası üretebileceği şeklindeki temel sonucu oluşturmaya çalışıyoruz. Bu amaçla, kontrolün en yüksek dönem ve görev döngüsü değerleri ile ilişkili tüm (T, ξ) çiftleri için etkili olduğu kanıtlanmış olsa da aşağıda yalnızca şu ana kadar tanımlanan en iyi performans gösteren durumu ele alacağız.

Sonuçlar

Bugüne kadarki en iyi performans, en uzun dönem ve görev döngüsü değerleri için bulunmuştur, yani T = 1555 ve ξ = 0.1. Birim kütledeki akışkanı kanaldan aktarmak için harcanan enerji, aynı debi ile kontrolsüz bir senaryoda, enerji ihtiyacının %22’lik olağanüstü bir azalmasına uğrar. Farklı bir bakış açısıyla, akışkanın birim kütlesinin önceden belirlenmiş bir mesafeyi katetmek için kullandığı süre, aynı enerji harcaması ile kontrolsüz bir senaryoda gereken sürenin %13’ü oranında azalır. Pompalama döngüleri boyunca entegre edilen bu rakamlar, sıvıyı periyodik olarak hızlandırmanın maliyetini açıklar. Ek Malzemede daha fazla ayrıntı bildirilmiştir.

Sürüş basıncı gradyanı (t) ile akış şiddetli bir ivmeye maruz kalır. Akış hızı (panel b’de Q ile gösterilir) artmaya başlar ve pompalama gücü de (panel c’de P = Ub · ile gösterilir) buna göre artar. Duvar sürtünmesi (Cfin paneli d olarak gösterilir) de yükselir. Greenblatt ve Moss, yoğun bir hızlanma sırasında türbülansın nasıl yok edilebileceğini ve akışın yarı-laminer bir duruma doğru ilerlediğini ilk kez fark ettiler. Bu nedenle, çapraz akış hız dalgalanmalarıyla ilişkili türbülans kinetik enerjisinin (e panelinde K ile gösterilen) gelişimini gözlemliyoruz: Akışın türbülanslı durumunun etkili bir göstergesi. K değeri her periyodun başında son derece küçüktür ve hızlanma sırasında bu şekilde kalır. Zorlama daha sonra kapatılır ayar = 0; şu andan itibaren akışı sürmek için güce gerek yoktur. Q azalmaya başlar (viskoz kayıplardan dolayı) ve Cf de aynı şekilde azalır, K’da ise önemli bir değişiklik olmaz. Bununla birlikte, yavaşlamanın rastgele bir anında, Q’nun azalma hızı aniden artarak panel b’nin eğrisinde bir bükülme oluşturur. Bu, K’deki bir zirveye denk gelir ve kısa bir süre sonra Cf de maksimum değerine ulaşır: Akış yarı-laminerden tamamen türbülanslı bir rejime geçer. Bu geçiş ne kadar geç gerçekleşirse, akış hızının çevrim ortalamalı değeri ve dolayısıyla kontrolün etkinliği o kadar büyük olur. Akış, türbülanslı hale geldikten sonra, Q ve Cf’nin düşük ve K’nin yeniden neredeyse sıfır olduğu periyodun sonuna kadar düzenli bir azalmaya uğrar.

Şekil 2’de, küresel akış dinamiklerini bir döngü üzerinden gösteriyoruz. Panel a bir kez daha akış hızını temsil ederken, noktalar panel b’de boşluk ortalamalı akış yönünde hız profillerinin çizildiği anları gösterir. Hızın duvar eğimindeki artışın gösterdiği gibi, akış hızı arttıkça duvar sürtünmesi oluşur. Bu arada, zorlama etkinleştirilmeden önce kanalın merkezine doğru uzanan klasik düşük ve yüksek hız şeritleri uzatılır ve başlangıçta sabitlenir. İvmenin ani, yoğun ve kısa doğası türbülanslı noktaların ortaya çıkmasını engeller ve dolayısıyla bu aşamada yeni türbülans oluşmaz. İvmenin sonunda, klasik çizgilerden geriye kalan, laminer akışın yarı-2 boyutlu pertürbasyonudur (açıklık yönünde/duvar-normal düzleminde): Çizgiler akış yönünde süresiz olarak uzanır. Kapattıktan sonra, hemen istikrarsız hale gelmez, bunun yerine akış kademeli olarak yavaşlarken artmaya devam eder ve ortalama hız profilinde bazen merkez hattına kadar uzanan düzenli bir değişen düşük ve yüksek hız modelinde (panel c’de olduğu gibi) dengeye ulaşır. Bu, laminer rejimi anımsatan tipik parabolik şekille kendini gösterir. Bu tür çizgiler, karşılaştırılabilir duvar sürtünmesine sahip geleneksel bir türbülanslı kanal akışından farklıdır ve burada ilk kez gözlenmektedir. Bu resim, bir akış istikrarsızlığı devreye girdiğinde ve çizgileri yok ettiğinde, d panelindeki gibi akışı türbülanslı hale getirdiğinde sona erer: Pertürbasyonların boyutu aniden artar ve ani bir geçiş, kanalı tamamen kaotik bir rejime doğru devam eder. Duvar sürtünmesinde ani artış meydana gelir: Bu, Şekil 1’deki bükülmeye karşılık gelen akış hızında daha hızlı bir düşüşe neden olurken, ortalama hız profili tıpa benzeri bir şekil alır. Bükülmenin zamansal konumunun rastgele nasıl değiştiği vurgulanmalıdır. Farklı periyotlar arasında enerji tasarrufu, döngü ortalama değeri tarafından belirlenir ve bu, güvenilir bir tasarruf tahmini elde etmek için birkaç döngüyü simüle etme ihtiyacını destekler. Geçişten sonra türbülanslı akış, bir sonraki hızlanma aşamasının başlangıcına kadar klasik bir bozulmaya maruz kalır.

Tartışma

Çalışmamız, bir sıvı taşıma sisteminin enerji verimliliğinin, pompalama gücünü zaman içinde modüle ederek etkili bir şekilde nasıl iyileştirilebileceğini göstermektedir. Periyodun süresi ve görev döngüsü ile tanımlanan açma-kapama darbelerinin basit bir periyodik dizisini kullanarak, sayısal çalışmamız yoğun hızlanmaların ardından uzun gevşeme fazlarının dikkate alınan parametre aralığında %22’ye varan önemli enerji tasarrufu sağladığını kanıtlıyor. Örneğin, ham petrolün varili başına 5 ABD dolarına kadar ortalama nakliye maliyeti varsayıldığında, Kuzey Amerika’da tam rejimde (860.000 varil/gün) çalışan Keystone boru hattı günde yaklaşık 0,5 milyon ABD doları tasarruf sağlayabilir (veriler https://’den alınmıştır). tr.wikip edia.org/ wiki/ Keyst one_ Pipeline,https:// en.wikip edia.org/ wiki/ Petroleum_trans port). Akış, titreşim periyodunun önemli bir kısmını bir pompalamanın kapalı olduğu ancak akış hızının yavaşça azaldığı ve yüksek kaldığı geçici yarı laminer durumu ifade eder. Laminer benzeri durumdaki akış tarafından harcanan zaman, zorlama periyoduyla birlikte artar: Uzun titreşimlerin daha iyi performans vermesinin ana nedeni budur. Şimdiye kadar hiç gözlemlenmemiş olan bu özel akış koşulunun, kullanılan ayrıklaştırmaya göre sağlam olduğu kanıtlanmıştır. Yarı-laminer duruma girmek, açıkça anlık Re’nin düşük bir değerini gerektirir; ancak bu, döngü ortalamalı Re’nin düşük değerlerine yaklaşımımızı sınırlamaz. Gerçekte Rem’in anlık değeri, her bir zorlama periyodunda (sayısal deneylerimizde maksimum 19.000’e kadar) önemli sapmalara maruz kalır ve döngü sırasında sadece bazı zamanlarda düşüktür. Genel olarak, hızlanma yoğunluğu ve yavaşlamanın sonundaki Rem değeri (kontrol parametrelerinin,T ve ξ seçimiyle belirlenir) kontrolün etkinliğini, Rem,0 değerinden daha fazla belirler. Enerji ve zaman tasarrufları “aç-kapa” şeklindeki pompalamanın enerji açısından avantajlı olabileceği temel sonucunu kanıtlayacak kadar önemlidir. Konseptin pratik bir uygulaması, üniterden daha az verimliliğe ve sonuç olarak ekstra kayıplara sahip bir süreci zorunlu olarak beraberinde getirecektir. Tasarruflar için yalnızca ideal bir üst sınır sağlayan bu çalışmada ihmal edilmektedir. Bununla birlikte, kontrolün kendisinin basitliği nedeniyle, bu tür ekstra kayıpların tahmin edilen tasarruflardan önemli ölçüde daha küçük olması beklenmektedir. Dahası, yaklaşımın tam potansiyeli değerlendirilmeyi bekliyor: Araştırılacak çok büyük bir parametre alanı var ve performans çok daha iyi olabilir. Ayrıca, “açma-kapama” pompalamanın birkaç bağlamda uygulanabileceğini, boru hatlarının bunlardan sadece biri olduğunu vurguluyoruz. Böyle bir pompalama stratejisinin uygulanması oldukça kolaydır ve karmaşık ek bileşenler gerektirmez.

Metotlar

Doğrudan sayısal simülasyon (DNS) yoluyla, ayrıklaştırılmış sıkıştırılamaz kütle ve momentum denge denklemlerini, ikinci dereceden etkin bir şirket içi kodla (CFF-Fujin, https://groups.oist.jp/ cffu/ code,24) sayısal olarak çözüyoruz. Uzaydaki merkezi sonlu farklar ve zamandaki Adams-Bashfort yöntemi sayesinde doğruluk ikinci dereceden doğruluk yeteneğine sahiptir. Zaman entegrasyonu, CFL sayısının maksimum değeri üzerinde bir sınırlama kısıtlaması altında, kesirli adım yöntemine göre gerçekleştirilir. Poisson basınç denklemi, verimli bir spektral çözücü aracılığıyla ele alınır. Kütle, momentum ve enerji bu nedenle tam olarak korunur. Ayrıklaştırma noktaları, homojen yönler boyunca düzgün bir şekilde dağıtılırken, duvarın normalinde, bir hiperbolik teğet germe fonksiyonu kullanılır.

Sonuçlarımızın ayrıklaştırma etkilerinden bağımsız olmasını sağlamak için hesaplama alanının çeşitli çözünürlükleri ve boyutları test edilmiştir. Burada tartışılan tamamen çözümlenmiş DNS, x+ = 6.6’lık akış yönünde bir boşluk ve açıklık yönünde z+ = 3.3’lük bir aralık ile karakterize edilen bir hesaplama gridi üzerinde gerçekleştirilirken, duvar-normal aralığı duvarda y+ = 0.5 ve merkez hattında y+ = 3.2 arasında değişmektedir. 6πh Å~ 2h Å~ 3πh boyutunda bir etki alanında. Benimsenen çözünürlük, yaklaşık 42 milyon nokta üzerinde denge denklemlerini ayrıklaştırma pahasına, zorlamamız tarafından indüklenen türbülanslı hareketin tüm ölçeklerini yakalamaya izin verir. Rem’de sabit zorlama altında referans türbülanslı kanal akışı için viskoz veya “artı” birimler tanımlanır, 0 = 5626 (veya Reτ0 = 180). Bu değer, basınç gradyanının kontrollü vakaların zaman ortalamalı basınç gradyanı ile aynı büyüklüğe sahip olduğu sabit bir zorlamaya karşılık gelir. Rem, 0 = 5626’da geleneksel bir kanal akışı açısından, kullanılan uzamsal çözünürlük oldukça yüksektir. Açıkça tanımlanmış bir referans akışının eksik olduğu ve Rem, 0 seçiminin bir dereceye kadar subjektif olduğu belirtilmelidir; Rem’in anlık değeri önemli sapmalara uğrar. Bu nedenle, şebekenin yeterliliği için nihai kontrol, farklı çözünürlüklerin test edilmesini içermelidir. Ek Malzemede kısaca açıklanan bu tür testler, akış fiziğinin gridden bağımsız olduğunu doğrular. Hesaplamalar, programın süper bilgisayar Deigoat OIST’deki ve RIST’teki Fugaku’daki 8192 çekirdek üzerinde paralel olarak çalıştırılmasıyla gerçekleştirildi. Mevcut sonuçlar, iyi test edilmiş bir spektral koda karşı da doğrulanmıştır.

Aktarılan Eser:

Foggi Rota, G., Monti, A., Rosti, M.E. et al. Saving energy in turbulent flows with unsteady pumping. Sci Rep 13, 1299 (2023). https://doi.org/10.1038/s41598-023-28519-x

Referanslar:

1. Gray, R. The biggest energy challenges facing humanity. BBC Future (2017).

2. Murshed, M. & Tanha, M. M. Oil price shocks and renewable energy transition: Empirical evidence from net oil-importing South Asian economies. Energ. Ecol. Environ. 6(3), 183–203 (2021).

3. Luderer, G. et al. Impact of declining renewable energy costs on electrification in low-emission scenarios. Nat. Energy 7(1), 32–42 (2022).

4. IEA. World Energy Outlook 2021. In IEA, Paris, 2021 (2021).

5. UNFCCC. The Glasgow Climate Pact. In 26th Conference of the Parties (COP) (Glasgow, 2021).

6. Masnadi, M. S. et al. Carbon implications of marginal oils from market-derived demand shocks. Nature 599(7883), 80–84 (2021).

7. Saadi, F. H., Lewis, N. S. & McFarland, E. W. Relative costs of transporting electrical and chemical energy. Energy Environ. Sci. 11(3), 469–475 (2018).

8. Bushnell, D. M. & Moore, K. J. Drag reduction in nature. Annu. Rev. Fluid Mech. 23(1), 65–79 (1991).

9. Lumley, J. & Blossey, P. Control of turbulence. Annu. Rev. Fluid Mech. 30(1), 311–327 (1998).

10. Gad-el-Hak, M. Flow Control—Passive. Active and Reactive Flow Management (Cambridge University Press, Cambridge, 2000).

11. Kühnen, J. et al. Destabilizing turbulence in pipe flow. Nat. Phys. 14(4), 386–390 (2018).

12. García-Mayoral, R. & Jiménez, J. Drag reduction by riblets. Philos. Trans. R. Soc. A 369(1940), 1412–1427 (2011).

13. Virk, P. S. Drag reduction fundamentals. AIChE J. 21(4), 625–656 (1975).

14. Du, Y. & Karniadakis, G. E. Suppressing wall turbulence by means of a transverse traveling wave. Science 288, 1230–1234 (2000).

15. Quadrio, M. Drag reduction in turbulent boundary layers by in-plane wall motion. Philos. Trans. R. Soc. A 369(1940), 1428–1442

(2011).

16. Mathur, A. et al. Temporal acceleration of a turbulent channel flow. J. Fluid Mech. 835, 471–490 (2018).

17. Jovanović, M. R. From bypass transition to flow control and data-driven turbulence modeling: An input–output viewpoint. Annu. Rev. Fluid Mech. 53(1), 311–345 (2021).

18. Iwamoto, K., Sasou, N., & Kawamura, H. Direct numerical simulation of pulsating turbulent channel flow for drag reduction. In Advances in Turbulence XI, 709–711 (Springer, 2007).

19. Kobayashi, W., Shimura, T., Mitsuishi, A., Iwamoto, K. & Murata, A. Prediction of the drag reduction effect of pulsating pipe flow based on machine learning. Int. J. Heat Fluid Flow 88, 108783 (2021).

20. Kim, J., Moin, P. & Moser, R. Turbulence statistics in fully developed channel flow at low Reynolds number. J. Fluid Mech. 177, 133–166 (1987).

21. Greenblatt, D. & Moss, E. A. Pipe-flow relaminarization by temporal acceleration. Phys. Fluids 11(11), 3478–3481 (1999).

22. Kline, S. J., Reynolds, W. C., Schraub, F. A. & Runstadler, P. W. The structure of turbulent boundary layers. J. Fluid Mech. 30, 741–773 (1967).

23. Smits, A. J., McKeon, B. J. & Marusic, I. High-Reynolds number wall turbulence. Annu. Rev. Fluid Mech. 43(1), 353–375 (2011).

24. Rosti, M. E., Olivieri, S., Cavaiola, M., Seminara, A. & Mazzino, A. Fluid dynamics of COVID-19 airborne infection suggests urgent data for a scientific design of social distancing. Sci. Rep. 10(1), 22426 (2020).

25. Luchini, P. & Quadrio, M. A low-cost parallel implementation of direct numerical simulation of wall turbulence. J. Comp. Phys.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Eğitim

GF Hakan Plastik, eğitimlere online devam ediyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Covid-19 sürecinde de eğitimlerine ara vermeyen GF Hakan Plastik, satış ekibi, bayileri ve sektör profesyonelleri ile gerçekleştirdiği online eğitimlerle bir yandan sektör ihtiyaçlarını değerlendirirken bir yandan da bilgi tazelemesi yaptı.

 Firma içerisinde gerçekleştirdiği eğitimler, müşteri ve bayileri buluşmaları ile yoğun bir eğitim programına sahip olan GF Hakan Plastik, Covid-19 sürecinde de aktif bir şekilde eğitimlerini online olarak sürdürdü.

GF Hakan Plastik, müşteri ihtiyaçlarını doğru analiz etmek, doğru ürün çözümleri sunabilmek adına müşteri ile direkt iletişim halinde olan Satış ve Satış Destek Ekiplerinin ürün bilgilerini güncel tutmaya önem veriyor. Bu kapsamda düzenlediği periyodik eğitimleri, pandemi sürecinde online platforma taşıdı. Satış ve Satış Destek birimlerine bilgi tazelemesinin yanı sıra özellikle yeni ürünler GF Silenta Extreme, GF Aerator, GF Aquasystem PP-RCT üzerinde yoğun bilgi paylaşımları yapıldı.

Bayi eğitimlerini de online’a taşıyan GF Hakan Plastik, 12 bayinin Satış, Satış Destek, Satın Alma ve Sevkiyat bölümleri ile biraraya gelerek hem yeni ürünlerini tanıttı, hem de mevcut ürünler üzerinden bilgi tazelemesi yaparak sorulara yanıt verdi.

GF Hakan Plastik ayrıca sektör profesyonellerine yönelik düzenlediği Webinar ile “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe Uygun Çözümler”i konusunda bilgi paylaşımda bulundu. GF Hakan Plastik Ürün Müdürleri Alpay Cesur ve Dr. Ozan Kovancı‘nın konuşmacı olduğu Webinar’da, yangın yönetmeliğinin yanı sıra formülasyonu ile Türkiye’de sektöründe tek olma özelliğine sahip GF Silenta Extreme ve GF Silenta FR sistemleri üzerinde duruldu; gelen sorular yanıtlandı.

Covid-19 sürecinin yoğun etkisi altında geçirilen 2020 yılının ilk yarısını, aldığı kararlarla güvenli bir şekilde yöneten GF Hakan Plastik, önümüzdeki süreçte de aynı titizlikle eğitim ve çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Eğitim

Kötü yönetici ve çalışanlara etkileri

Yayın Tarihi:

on

Çalışanlarımızın büyük çoğunluğu yöneticisinden memnun değildir. Özellikle son yıllarda kurumsallıktan uzaklaşan şirketlerimizi, görev yaptığı masanın gerekliliklerine göre değil de sözünden çıkmayacak özelliklere sahip kişileri masaya oturtan bir anlayışla yönetmeye çalışıyoruz. Bu tür yöneticiler ve yönetim; zeki, yetenekli, açık sözlü ve gelişime açık çalışanlarından şikâyetçiler. Çünkü yönetemiyorlar ve onları anlayamıyorlar. Hatta anlamayı bile istemiyorlar. Kendilerinden beklendiği gibi söyleneni yapsın, biat etsin ama çok iyi üniversitelerden mezun ve birkaç yabancı dili bildikleri halde yeteneklerini sınırlı kullansın istiyorlar. Karşılıklı bir çatışma içerisinde şirketlerimiz verimsiz, dünyaya açılamayan ve rekabete yenik bir şekilde kârsızlıktan şikâyetçi hale gelmiş durumda. Oysa o masaya uygun yetenek ve nitelikte seçilen yöneticiler ve onlarla çalışmayı bilen şirketlerde ise durum tam tersidir. Çünkü masasını dolduran etkin lider yöneticiler, kendilerine tıpa tıp benzeyen taklitler aramazlar. “Bu kişiden hoşlanıyor muyum?”, “Bana rakip olur mu?”, “Otoriterimi sarsar mı?” gibi soruları sormazlar kendilerine. Onlar çalışanın performansı, standartları ve becerilerine odaklanırlar. Çalışanların güçlü bir yapıya sahip olmalarından korkmazlar, aksine bununla övünürler. Bir yöneticinin yönetsel becerisi ve yetkinliği zayıf ise tek bildiği yol koltuğunun gücünü kullanmaktır. Kısacası “korku” ile yönetmeyi seçer. Kötü bir yöneticin en çok sevdiği tutum, korku yaratmak ve korku ile yönetmektir. Böylece kendini ve koltuğunu güvencede hissedecektir. Daha da önemlisi bilgisizlikten kaynaklanan yüksek egosunu tatmin edecektir, kendini güçlü hissedecektir. Aslında kullanmaya çalıştığı koltuğunun gücüdür. Bu güç liderlikten, bilgiden ve değişime açık olmaktan gelmemektedir. Gelemez de, çünkü bunlara sahip olmadığının bilincindedir.

Kötü yöneticiler ve onların çalışanlarda yarattığı psikolojik ve bedensel yorgunluk, bıkkınlık, stres ve mutsuzluk özellikle son yıllarda ülkemizde giderek artmaktadır.

Liyakatin yerine yönetim kademelerine kendi sözünden çıkmayacak, basiretsiz, konuya hâkim olmayan, genel kültürü zayıf, çağa ve teknolojiye ayak uyduramamış kişiler özellikle yerleştirilince hem kamuda hem özel sektörde kötü yöneticiler ve kötü yönetim iş hayatımızın ve çalışanlarımızın önemli bir sorunu hale gelmiştir. Herkes için iş bulmak ya da var olan işini korumak zaten büyük bir zorluk haline gelmiştir. Bir de bu tür tepeden inme, oturduğu koltuğun niteliklerine sahip olmayan, insani ilişkileri zayıf, emme basma tulumba gibi söyleneni yapması istenen, o koltuk için yeterli olmayan yetkinliklerini yüksek egosu ile tamamlamaya çalışan yönetici yapılmış bu kişilerle çalışanlar gününün 10-12 saatini aynı ortamda birlikte geçirmek zorunda kalıyorlar.

Okumaya devam etmek için lütfen buraya tıklayınız.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com