Connect with us

Genel

Yöneticiyi yönetmek

Yayın Tarihi:

on

Bir yöneticinin başarısı, ekip üyelerinin yetkinliği, motivasyonu, tutkulu çalışmaları ve istekli olmalarıyla doğru orantılıdır. Ekibini geliştiren, onları kendi vizyonu ve hedeflerine ortak eden, ekibine davranışları ve tutumu ile örnek olan, bilgisiyle, iletişim yetenekleriyle ve karar alma becerileriyle ekibinin önünü açıp yol gösteren yönetici, ekibini de başarıya taşır. 

Yönetici ekibine liderlik ederken, ekibinin de yöneticisini doğru anlaması ve yöneticisini gerektiğinde yönlendirmeyi de bilmesi gerekir. Bunun için çalışanların yönetici ile doğru ve yerinde iletişim kurmayı bilmesi gerekir. Etkili ve doğru iletişim sadece yöneticiden beklenmemelidir. Eğer bir ekip varsa ve başarı birlikte elde edilecekse, ekip üyelerinin de hem birbirleriyle, hem de yöneticisiyle doğru iletişim kurmayı bilmesi şarttır. 

Neden?

Yöneticiyi de yönetmeyi bilmek başarılı olmanın diğer bir kuralıdır. 

Yöneticiyi yönetmek, öncelikle çalışanların yöneticinin kendisinden ne istediğini, ne beklediğini bilmesi ile başlar. Bunun için tabikî önce yönetici ekibiyle beklentilerini şeffaf bir şekilde paylaşmalıdır. Başarılı ekip liderleri veya profesyonel lider yöneticiler bunu zaten yaparlar. Ancak yönetici bunu net ve açık bir şekilde ifade etmemişse, ekip üyeleri kendilerinden beklentilerini yöneticisine sorarak öğrenmeli ve bunun için açık bir iletişim kurmaktan çekinmemelidir. Her zaman ister müşteriniz olsun, ister yöneticiniz, eğer onların beklentilerini karşılarsınız olumlu bir yansıma elde edersiniz. Beklentiyi bilmeden hareket etmek, boşa kürek sallamak ve zaman kaybetmektir.  

Beklentilerini bildiğiniz yöneticinizi anlayabilirsiniz. Eğer yöneticinizi anlar ve önyargısız olarak onların isteklerine uygun davranış ve çalışma şeklinizi ayarlarsanız onları yönetmek için ilk adımı siz atarsınız. Yöneticiyi yönetmek için sonraki adım yöneticiniz tanımaktır. Bunun için hem gözlem yapmalı, hem de onun iş yapma ve davranış biçimini tanımalısınız. Yöneticileriniz nelerden hoşlanmaz? Nasıl bir kişiliktir? Mükemmeliyetçi, risk almayı seven, işleri delege edip sonuç getirilmesini bekleyen, her işi kendisi kontrol etmeyi seven, iş ve sonuç odaklı, sürekli kendini güncelleyen ve yeniliklere açık olmaya önem veren veya belli aşamalarda mutlaka bir görüşünün alınmasını isteyen birisi mi? Ya da bunlardan birkaç özelliği birden mi önemsiyor? Onu nasıl tanıdıysanız, sizden de aynı tarzda iletişim, iş yapma, işi tamamlama, işin sunumu ve iletişim şekli bekleyecektir. Aksi takdirde her zaman zorlanan siz olursunuz. Beklentiye göre hareket ettiğinizde istekleriniz, önerileriniz ve sunumlarınız ona hitap ettiği için, dinler, soru sorar, iletişimi daha istekli kurar ve hızlı kararlar alır. 

Yöneticinizin de bağlı olduğu başka bir yönetici veya üst yönetim olduğunu unutmayın. Dolayısıyla yöneticinizde onlara karşı sorumlu olduğu için bazı davranışları, işi isteyiş şekli veya işin önceliği ondan istenene göre değişiklik gösterebilecektir. Yöneticinin de bir insan ve çalışan olduğunu unutmayın. Yani onunda üzerinde bir baskı, stres veya yoğunluk olacağını göz önüne alın. Bu nedenle bu tür durumlarda nasıl davranacaksınız, neye ihtiyacı vardır, nasıl yardımcı olabilirsiniz gibi temel destekleyici davranışları ona karşı göstermelisiniz. Onun ihtiyacı olduğu anda ona nasıl yardımcı olacağını sormaktan çekinmemelisiniz. Ya da bu tür durumlarda sizden bir şey istediğinde önceliğinizi ona vermelisiniz. O zaman o sizi dinler ve onunla normal zamanda doğru iletişim kurabilirsiniz. Bu sayede onun beklentilerini sorup, ona nasıl destek olabileceğinizi anlatabilirsiniz. Bunu yaptığınızda onu yönlendirme gücüne sahip olursunuz. 

Yöneticinizin beklentisini bilmeden, ona göre davranış ve iş yapış biçiminizi düzenlemeden çalıştığınızda farkında olmadan yöneticinizi kızdırma veya kızgın hale getirme riskiyle karşılaşırsınız. Bu da onunla doğru iletişim kuramama, karşılıklı birbirini dinlememe ve önyargı doğmasına neden olabilir. Yöneticiyi kızdırmayı başardığınızda onu yönetme şansınız kalmaz.  Yöneticiniz size kişisel olarak hakaret yapmadığı sürece hiçbir eleştiriyi kişiselleştirmeyin. En büyük hata alınganlık göstermek ve eleştiriyi kişisel algılamaktır. Tabi ki yöneticiler doğru, yapıcı bir ifadeyle ve mümkünse birebir eleştirilerini yapmalıdır. Ancak eleştiri veya kızgınlık kötü bir ifade ile bile yapılsa, hemen aşırı veya sert bir tepki gösterilmelidir. Yöneticinizi yönetmek istiyorsanız, o an sessiz kalıp, eğer doğru ve yapıcı bir eleştir de varsa bu eleştiri için teşekkür edip konuyu kapatmalısınız. Daha sonra birebir onun önerilerini veya beklentilerini tekrar öğrenecek bir diyalog imkanı yaratmalısınız ve onu tekrar dinlemelisiniz. O zaman sizi farklı yere konumlandırır ve sizin gelişiminizi daha net gözlemler. Buradaki olumlu izlenim sizin isteklerinizin ve görüşlerinizi yöneticiniz tarafından daha etkin dinlenilmesini sağlar.

Yöneticinizin iş yapış şeklini de tanımalısınız. Kısa ve öz sunumlar mı ister; tüm görüşlerinizin ve önerilerinizin bir veriye dayanmasını ve rakamsal olarak etkisini göstererek, öncelikli çözüm ve bunun eylem planını mutlaka görmek mi ister; detayı sever ve her anlattığınız konunun detaylarını mı görmek ister; alternatif fikirleri veya önerileri kıyaslamalı mı görmek ister; raporlamayı çok sever ve raporlarda en fazla iki sayfada her şeyin özetlemesini mi ister; acele ve hemen bir çözümü son anda mı ister, uzun toplantılar, fikir almalar, acele etmeden ikna edilerek karar vermek mi ister; düzenli bilgi almak ve raporlar üzerinden kısa sorularla önerilerinizi mi bilmek ister; büyük resme mi odaklanıp, sadece bazı ipuçlarını mı duymak ister? 

Her yöneticinin burada saydığım gibi kendi kişiliğine veya bağlı olduğu yönetimin tarzına göre bir iş yapış biçimi vardır. Sizin ona verdiğiniz bilgiler, analizler, görüşler, raporlar veya öneriler onun iş yapış şekline uygun formatta değilse, onu yönetemez ve memnun edemezsiniz. Ne kadar uyumlu bir yaklaşımınız varsa o kadar hızlı sonuç alır, dinlenir ve dikkate alınırsınız. Yöneticinizden ne kadar hızlı ve ilk seferde onay alır veya işinizin gerektiği kararları çıkartırsanız, kendi işinizin istediğiniz gibi sonuçlanması açısından yöneticinizi yönetmekte o kadar başarılı olmuşsunuzdur. 

Yöneticiler size verilen ve zamanında tamamlanması sizin sorumluluğunuzda olan işlerde kötü bir haber verilerek sürpriz yaşamak istemezler. Son anda yetişmedi veya olumsuz bir sonuç çıktı gibi haberler yöneticinizle aranızda güven problemi yaratır. Yöneticiniz de size verdiği işle ilgili üstlerine bir bilgi veya kendi analiziyle birlikte öngörüsünü sunmak zorundadır. O nedenle yöneticinin verdiği işin teslim zamanı gelmeden önce, geldiğiniz son nokta hakkında belli ara tarihlerde yöneticinizi ara ara bilgilendirmeyi bilmelisiniz. Geldiğiniz nokta ve ileriki adımlar için yöneticinizin görüşlerini almak; olası bir sorunda destek istemek; herhangi bir olumsuzluk veya süre gecikme ihtimali oluştuğunda hemen kendisine bilgi vermek ve öneri getirmek gibi davranışları yapmanız şarttır. Bu şekilde size kazanılan güven, iletişim kurma ve iş bitirme becerinizden dolayı yöneticiniz sizinle çalışırken rahat olacak ve bir risk ihtimalini görmeyecektir. Böylece sizi dinlemeye ve sizin fikirlerinize açık olmaya hazır olacaktır.

Yöneticinizin iş yoğunluğunu, toplantılarını, seyahatlerini, önemli randevularını mutlaka takip etmelisiniz. Onun daha keyif alarak yapmaktan hoşlandığı aktiviteleri veya onun daha çok kendisi için gün içerisinde ayırdığı zamanları gözlemlemelisiniz. Bir konuda görüş alırken, kendinize ait geri bildirim isterken veya ona karar verdirecek, onu ikna edecek konuları onunla görüşürken bu tür onun daha keyifli olduğu zamanları seçmelisiniz. Bazı yöneticiler akşam daha geç saatlerde sizi dinlemeye açık olur, o saatleri beklemelisiniz. Bazıları seyahat ederken çalışmak ve sohbetten hoşlanır, bu anları değerlendirebilirsiniz. Bazıları spor veya hobileri için yoğunlaştığı dönemlerde benzer hobi veya spor ile uğraşıyorsanız ortak bir aktivite yakalayarak onunla iletişim kurabilirsiniz. Yoğun bir günün içerisinde onu acil olmadığı sürece karar aldıracak konularla meşgul etmeyiniz. İki haftada veya ayda bir gün düzenli bir şekilde bir saat onunla toplantı ayarlayıp, bu toplantılarda da önemli konuları paylaşma fırsatını, isteklerinize göre sunum ve öneri getirme imkanını, görüş alma ve onun iş yapış şeklini öğrenme fırsatını ve birebir iletişim kurarken onu tanıma fırsatını kullanmanızı öneririm.

Yöneticiler şikayet ve bahane duymaktan hoşlanmazlar. Onlar çözüm odaklıdır ve sonuç isterler. Bu nedenle yöneticinize işin yoğunluğu, başka bir bölümün aksattığı bir iş, bir iş arkadaşınızın görevi zamanında yapmaması veya yanlış yapması, dış etkenler gibi farklı bahane veya suçlamalarla sizden beklediğini veremediğinizi ifade ettiğinizde, tamamen yetersiz olarak görülürsünüz ve artık onu yönetme şansınız kalmaz. Her zaman sorunla karşılaşacaksınız; ancak sorunu çözmek ve ilerlemek adına fikir geliştirmek, öneri getirmek, gerektiğinde kişileri zorlamayı ve kişilerden onlarla olumsuz tartışmalar yaşamadan iş almayı bilmelisiniz. Sizden yöneticinin beklediği budur. 

Sizin çözemeyeceğiniz sorunlar önünüze çıkmış veya daha başka bir yöneticinin engeli ile karşılaşmış olabilirsiniz. Bu durumda sorunu ve çözüm önerinizi; ya da o ana kadar sorunu çözmek için yaptıklarınızı ve yöneticinizden hangi konuda destek beklediğinizi ona anında ulaşarak iletmelisiniz. Bu şekilde durumu şikayet etmek yerine, gerektiğinde yöneticinizden tıkandığınız noktadaki sorununuzun çözümü için önerilerinize ait destek isteyip yolunuza devam etmelisiniz. 

İşinizi yaparken yaratıcılığınızı kullanmayı; yeni fikir ve yöntemleri denemeyi, yöneticinizin tarzına uygun sunum yapmayı; konuyla ilgili kişilerden fikir almayı, alternatif çözümler ve bunların fayda analizleriyle birlikte öncelikli önerilerinizi hazırlamayı ve zamanında teslim edecek şekilde işinizin aşamalarını belli tarihlere bölmeyi, o tarihlerde gecikmeler olursa tekrar değerlendirip önlem almayı veya bilgi vermeyi; sonuç odaklı, çözüm odaklı olmayı ve isteğe uygun bir iş sonucu çıkarıp çıkarmadığınızı analiz etmeyi her görev için mutlaka yapın.

İlkeli davranan; yöneticisini tanıyan, onun beklentilerini her defasında her iş için öğrenip dikkate alan; sonuç ve çözüm odaklı çalışan; yöneticinin tarzına ve kişiliğine göre doğru zamanda ve etkili iletişim kurabilen; gerektiğinde fikir, öneri ve destek alarak ve ara aşamalarda bilgi vererek iş yapma kültürüne sahip olan; zamanında işleri sonuçlandıran kişilerle çalışan bir yöneticinin büyük bir konforu oluşur. Yöneticinize sağladığınız bu konfor ve güven, sizin yöneticiniz tarafından önemsenmenize, dinlenmenize ve size güven duyulmasına olanak sağlar. Bunlara sahipseniz yöneticinizi yönetmeye başlamışsınız demektir.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku

Genel

İ-MAK’ın doğudaki partneri Çayırağası Redüktör, kaliteyi sektörel uzmanlığıyla güçlendiriyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Endüstrideki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektörlerine hizmet veren Çayırağası Redüktör, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla sunduğu satış öncesi ve sonrası hizmetlerini, stoklu ürün gamıyla destekliyor. Ürünlerinin esnekliğiyle dünyanın birçok noktasında endüstrinin hemen hemen her alanına çözümler sunan İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu’daki 20 yıllık iş ortağı olan Çayırağası Redüktör; uzman kadrosu, bölgesel etkinliği, satış öncesi ve sonrası hizmetleriyle İ-Mak kalitesine güç katıyor.

Sektöründe lider birçok markanın bayiliğini üstlenen Çayırağası Redüktör’ün Genel Müdürü Nuri Çayırağası, İ-MAK Redüktör’le olan iş ortaklıklarına odaklandığımız röportajda firmanın faaliyetlerini Güç Aktarım’a değerlendiriyor.

Çayırağası Redüktör’ü tanıyabilir miyiz?

İhsan Çayırağası önderliğinde sanayi sektörüne makine, kalıp imalatı ve demir-çelik faaliyetleri ile yıllarca katkıda bulunmuş olan firmamız, 2002 yılından bu yana güç aktarım ve pompa sektöründe hizmet vermektedir. 

Çayırağası Redüktör Ailesi olarak; redüktör, elektrik motoru, elektromanyetik fren ve kavrama grupları, vibrasyon motoru, endüstriyel tip santrifüj ve kızgın yağ pompaları ile vakum ve dişli pompa satışlarını yapıyoruz.

Endüstriye sunduğunuz hizmetler ve sektörde sizi farklı kılan özelliklerinizden söz edebilir misiniz?

Başta makine imalatı ve tüm sanayi endüstrisi olmak üzere, güç aktarım ve sıvı transferleri konusunda uzmanlaşmış kadromuz, satış öncesi ve sonrası ikili müşteri ilişkilerimiz ve stoklu ürün gamı, bizi farklı kılan hizmetlerimizdendir.

Ürün yelpazeniz ve çözümleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Portföyünüzde hangi markalar yer alıyor?

Firmamız uzun yıllardır sektöründe lider konumdaki firmaların bayiliklerini yapmaktadır. Bayiliğini üstlendiğimiz markalar arasında; İ-MAK Redüktör, VOLT Elektrik Motorları, EMF Elektromanyetik, ABB, KEM-P, POM-VAK Pompa Makine, Miksan Motor, Yıldız Pompa ve Sempa Pompa yer alıyor.

İ-Mak Redüktör’le olan partnerliğiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

İ-MAK Redüktör ile olan iş ortaklığımız yaklaşık olarak 20 yıla dayanıyor. Bu uzun süreli beraberliğimizin altında; bayisine olan desteği, yeni yatırımlar, geniş ürün yelpazesi ve en önemli yatırımı olan Ar-Ge ile sürekli yeniliklere açık bir firma olması yer alıyor. Ürünlerimizi İ-Mak Redüktör kalitesi adı altında, gönül rahatlığıyla pazara sunabiliyoruz.

Firmamız, İ-Mak Redüktör’ün Güney Doğu ve Doğu Anadolu bayiliklerini yürütmektedir.

Genel olarak stoklu çalıştığımız ürün grupları arasında helis dişlili, sonsuz vidalı, konik dişlili, paralel milli ve vinç serisi ürünler yer alıyor.

İ-Mak Redüktör markası sahada hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor?

Zamanında tedarik, geniş ürün yelpazesi, yeterli Ar-Ge yatırımı ve müşteri odaklı kalite anlayışı İ-Mak Redüktör’ün sahadaki en büyük artıları olarak sıralanabilir.

2022 yılının son çeyreğine girmiş durumdayız. Yılı nasıl geçirdiğinizi aktarır mısınız? Satış, satış sonrası hizmet ve diğer çözümlerinizde rakamlar ne gösteriyor? 

2021 yılında yaşanılan global kriz ve olumsuz dalgalanmalar, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bizleri olumsuz etkilemiştir. Gerek iş ortaklarımız ile yapmış olduğumuz istişareler ile gerekse doğru stok yapma konusundaki tecrübemizle zor günleri beraber aşmayı başarmış durumdayız.

Çayırağası Redüktör’ün kısa ve uzun vadeli hedef ve beklentilerini iletir misiniz?

Ülkemiz ekonomisinde umarım, bugün olduğu gibi gelecek yıllarda da sanayi çarkları son hız dönmeye devam eder. Çayırağası Redüktör ailesi olarak biz üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya hazırız. Her zaman dediğimiz gibi; bizimle çalışmak, işinize gelecek…

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

İş yerindeki stresin nedenleri ve başa çıkma yolları

Yayın Tarihi:

on

Günümüzün rekabetçi ortamında gerek şirket yönetimlerinin uyguladığı personel yönetim sistemlerinin yetersizliğinden gerek iş yükü yoğunluğundan gerek yeterliliği ve yetkinliği zayıf yöneticilerin altında çalışmaktan gerekse de çalışma ortamının huzursuzluğundan kaynaklanan stres, çalışanların performansını ve motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. 

İş yerinde stres kaynakları çok çeşitlidir. Bunlardan en önemli olan stres kaynaklarını aşağıda sıralamak istiyorum:

  • Çalışanlara güvenilmemesi, fikirlerin alınmaması, sorumluluk verilmekten çekinilmesi.
  • Yöneticilerin baskın, denetçi, yüksek egolu mikro yönetimi.
  • Çatışma yönetiminin yapılamaması.
  • Çalışanların ve yöneticilerin performans değerlendirmesinin düzenli, sistemli ve şeffaf olarak bir IK dijital platformunda yapılmaması.
  • Çalışanlara kariyer ve eğitim fırsatlarının yeterince sunulmaması.
  • Adil, güvenilir ve sistematik bir geri bildirim sisteminin olmaması.
  • İş güvenliği ve ofis çalışma koşullarının yeterli olmaması.
  • Yöneticilerin eksik ve yetersiz iletişim becerileri; kötü zaman yönetimleri.
  • Yöneticilerin kötü, saygısız tutum ve davranışları.
  • Şirket içindeki mobbing, dedikodu, kötü yönetim.
  • İş yükü ve çalışma saatlerinin çalışanlar arasında dengeli ve eşit ayarlanmaması; organizasyon eksikliğinden dolayı uzun çalışma saatleri.
  • Çalışanlar ve yönetim arasında yeterli bilgi akışı ve düzenli bilgi akışının sağlanmaması, çalışanın geleceği için endişe ve dedikodu ile bilgi eksikliklerini doldurmaya çalışması.

Çalışma hayatında stres yaratan faktörlerden bir tanesi de çalışmayı kolaylaştırmak adına kullanılan teknolojidir; çünkü bilgisayarların iş hayatına getirdiği hız, çalışanların çalışma hızına ve beklenen verime de etki eder. Pek çok çalışan bu hıza ayak uydurabilmek için uğraşırken stres yaşar.

Çalışma hayatında hepimiz stres altında çalışmışızdır. Stressiz bir iş hayatı olamaz; ancak stres sizin kendi yetkinliğinizin eksikliğinden kaynaklanıyorsa veya mükemmeliyetçi yapınızdan dolayı aşırı stres yaşıyorsanız, o zaman kendinize yapacağınız öz eleştiri ve yöneticileriniz ile paydaşlarınızdan kendi talebinizle düzenli almanız gereken geri bildirimler, sizin kendinizi geliştirmeniz için odaklanmanız gereken öncelikleri belirlemenize yardımcı olacaktır. Önceliklerinize uygun bir şekilde kendinizi geliştirecek hedeflerinizi belirlediğinizde, strese neden olan gelişmesi gereken yönleriniz iyileşecek ve stresinizi kontrol altına alabileceksiniz. 

Mükemmeliyetçi yapıdan dolayı stres yaşıyorsunuz, işinizde çok fazla mükemmeliyetçi olmaktan kaçınarak, memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığından kaçınmış olursunuz. Huzur, enerji ve verimlilik kazanmak için temel şeylere odaklanın, sıkıntıyı kabul edin ve hepsinden önemlisi, esnek olun. Her şeyi kontrol etmek istemekten vazgeçin. Öncelik sırasına göre gün içindeki düzeninizde değişiklikler yapmanız gerekebilir.

İşinizden memnun değilseniz bu da ek bir stres kaynağıdır. Mevcut işinden memnun olmayan ve işini değiştirmek isteyen kişiler, bu süreçte buna cesaret edemedikleri için kendilerini çok daha fazla stres altında hissederler. Özgüven ve bilgili olmak, stresli işyerinden kurtulmak için sizi cesaretlendirecek faktörlerdir.

Eğer stres çalıştığınız işyerindeki ortamdan veya iş yerindeki yönetim veya yöneticiden kaynaklanıyorsa o zaman ruhsal ve fiziksel sağlığınız olumsuz etkilenir ve bu olumsuzluk sizin hem çalışma performansınızı hem huzurunuzu hem de yaşam kalitenizi düşürür. 

Kontrol edemediğiniz ve etkisi altında kaldığınız stresin etkilerini kısaca sıralamak isterim:

  • Karar vermede güçlük, kafa karışıklığı, konsantrasyonda azalma, hafıza problemleri, dikkatsizlik.
  • Endişe, depresyon, gerginlik, sinirlilik, olumsuz vücut dili, umutsuzluk ve bıkkınlık hissi.
  • Özgüven kaybı, takım çalışmasından uzaklaşma, kendini soyutlama, içine kapanma, dağınıklık, hata yapmakorkusu.
  • Sabırsızlık, alınganlık, ani sinirlenme, karar verememe.
  • Yorgunluk, baş ağrısı, vücut eklem ağrıları, sigara ve alkol tüketiminde artış, mide bulantısı, uyku bozuklukları.

Stresle başa çıkmanın yolları nelerdir?

Stres ile baş etmeyi; fiziksel olarak baş etme, psikolojik olarak baş etme ve becerileri geliştirerek baş etme olarak farklı başlıklarda ele almak isterim. Stresle fiziksel olarak başa çıkmak için uygulayabileceğiniz bazı adımlar vardır. Bu adımları uygulamak stres yükünüzü azaltarak hayat kalitenizi ve iş performansınızı artırabilir.

  • Bilmediğimiz bir konuya başlamadan önce gerekli ön bilgilendirmeyi almak, bilgi istemek ve soru sormak.
  • Kendinizi tanımak, üzerinizde stres oluşturan olayları ve stres yaratan kişileri tanımak ve etkilerini minimuma indirecek önlemler almak.
  • Pozitif olmak, sorunlarda boğulmaktansa çözüm odaklı yaklaşım sergilemek.
  • Sağlıklı beslenmek ve düzenli uyumak; gerektiğinde sağlık açısından gerekli tıbbi desteği almak.
  • Düzenli egzersiz yapılması, yürüyüş yapmak, spor yapmak, doğayla baş başa kalmak, stresinizi bastıracak sizi motive eden yerleri gezmek.
  • Düşüncelerin, endişelerin, duyguların paylaşılması, arkadaşlarla ve aileyle sohbetler etmek, güvendiğiniz ve örnek aldığınız kişilerden fikir almak.
  • Stres yaratan ortamdan kısa süreliğine uzaklaşmak, derin nefes almak ve kendinizi telkin edip sakinleşip tekrar işinize yönelmek.

Stresle psikolojik olarak başa çıkmak için yapılması gerekenlerin başında ‘duygularımızı yönetmek’ gelir. Duygularımızı yönetmek için yapılması gerekenler:

  • Öz farkındalık sahibi olmaktır. Ben neden stresliyim? Neler olduğunda strese giriyorum? Neler olduğunda rahatlıyorum? Soruları ile strese girdiğiniz ve stresten çıkmak için nasıl rahatlayacağınız anların farkında olarak çözüm üretmek, yeni yöntemler denemek.
  • Beynimizin arka planını netleştirmek önemlidir. Kısacası önceden bir derdim veya sorunum vardı da üzerine bu olay mı geldi ve bu bende stres için bir zemin oluşturdu mu diye sormalıyız. Önceki sorunumu yaşamaya devam edeceğim için şu anki olayı mevcut sorunumdan ayrıştırıp, strese girmeden mevcut soruna nasıl odaklanmalıyım diye düşünmeliyiz. 
  • Çözüm odaklı olmak ve sadece mevcut soruna odaklanıp, sorunun çözümüne yönelik beyin fırtınası yaparak çözüm önerileri üretmeye yoğunlaşmalıyız. Unutmayalım ki sorun biz çözüm düşünmedikçe devam edecek ve bizden sorunun çözümü istenecektir. Çözüm ürettikçe stresi kontrol altına alır, özgüvenimizi kazanır ve çözüm ürettikçe gelişiriz.
  • Sosyalleşmek veya bulunduğumuz ortamdan o an için geçici olarak uzaklaşmak bizi anlık stresten uzak tutar. Ortamı değiştirip öz eleştiri yapmak, konuyu tekrar sakince değerlendirmek, kendimizi telkin etmek iyi gelecektir. Mümkünse sosyalleşerek iş ortamının dışında başka bir konuya odaklanmak ya da fikir ve önerilerle başka bakış açılarından yararlanmak da stresin derecesini azaltacaktır. Önemli olan o anki gergin ve kötü modumuzdan kendimizi kurtarmayı başarmaktır. 

Stresle becerileri geliştirerek başa çıkmak için yapılması gereken kendimizi geliştirmek için gelişmeye açık yönlerimizin farkında olmaktır. Kendimizi geliştirmeyi hedeflediğimiz konuları belirledikten sonra bunları alışkanlık haline getirmek için mutlaka kendimizle uğraşmalıyız. 

  • İletişim becerimizi yükseltmeliyiz. Kendimizi iyi ifade etmeyi, iyi bir vücut diline sahip olmayı, etkili konuşmayı, soru sorma becerimizi, dinleme becerimizi, geri bildirim alma ve verme becerimizi, empati kurma becerimizi geliştirecek eğitimler veya koçluk almalıyız.
  • Çatışma çözme becerimizi geliştirmeliyiz. Uzlaşma becerimizi artırmalıyız.
  • Problem çözme ve yaratıcı fikir üretme becerimizi artırmalıyız. Sorun konuşmak yerine çözüme odaklanacak yetkinliğimizi geliştirmeliyiz.
  • Atılganlık becerimizi, doğru kişilerle doğru şekilde konuşmayı veya karşılık vermeyi bilecek kadar iyileştirmeliyiz.
  • Alınganlığı bırakmalıyız, iletişimi veya sorunu kişiselleştirmemeyi öğrenmeliyiz. Neleri değiştirebilirim, neleri daha iyi yaparsam konu benden uzaklaşır diyecek kadar kendimizi konulardan soyutlamayı bilecek kadar kendimizi kontrol mekanizmasını geliştirmeliyiz.
  • Taşıyabileceğimiz ve kapasitemiz kadar iş yükü almalıyız. Becerilerimizi geliştirmeden her işi üzerimize almayacak kadar kişisel gelişim alanlarımıza odaklanmayı bilmeliyiz.
  • Zaman ve iş planı yaparak öncelikleri belirleyecek kendimizi organize etme becerimizi geliştirmeliyiz.
  • Yöneticilerle ve iş arkadaşlarıyla açık, net ve anlaşılır bir iletişim kurma becerisine sahip olmalıyız. Talepleri ve sorunları açıkça dile getirmek; zarar yerine fayda sağlar. Soru sormak, ikili görüşmelerle dinlemek, anlamak ve beklentileri öğrenmek sorunları azaltacaktır.
  • İş yapış yöntemlerinizi beklentileri dikkate alarak değiştirin ve sürekli kendi tarzınızı değiştirin. Bazen karmaşık ve büyük projeler, stresin en önemli kaynaklarındandır. Eğer böyle bir projeyle karşılaşıldıysa yapılacak en önemli hamle; proje ve zaman yönetimi konusunda eğitim almak veya destek istemektir.
  • İşlerle ilgili sık sık not alınız, süreli işlerde ara kademeleri tespit edip o kademelere ait hedef ve zaman belirleyip bilgisayarınıza hatırlatmalar koyunuz. Planlı ve programlı çalışma becerinizi geliştiriniz.

Stres günümüz rekabetçi ve dinamik pazar koşullarında kaçınılmazdır. Bizim yapmamız gereken stresi kontrol altına almak, doğru tutum ve davranışla stresin iletişimimize ve performansımıza olumsuz etkide bulunmasına olanak vermemizdir. Aksi takdirde işte ve iletişimde sorun yaşadığımızda, bu bizim özel hayatımızda da mutsuz ve gergin olmamıza neden olacaktır. Özel hayatımız stresle başa çıkmada önemli bir destektir. Bu nedenle iş hayatına fazla odaklanıp, özel yaşamımızı ihmal ettiğimizde stres seviyemiz daha da artacaktır. 

Özetle stresi kontrol edip, daha dengeli ve huzurlu bir iş yaşamı ile özel yaşam yaşayabilmek tamamen kendimizin elindedir. İş hayatında hiçbir şeyin kolay olmadığı gibi, kendimizle uğraşmak ve kendimizi geliştirmek için sürekli çabalamak da zor ve yorucudur. Her zorluğun karşısında da başarı ve farklı olmak gibi sizi özel yapan bir ödül vardır. Zorluklar kişileri geliştirir. Stresin bizi olumsuz etkilememesi de kendimizi geliştirme yolundaki zorlukları göze almakla mümkündür.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Genel

Masdaf’ın ileri teknoloji pompa çözümleriyle tarımsal sulamada yüksek verim

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Türkiye pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor. Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve %20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini dile getiriyor.

Yıllık su tüketimi 54 milyar metreküp olan Türkiye’de, bu suyun 40 milyar metreküpü yani yüzde 74’ü tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Peki tarımsal sulamada; enerji ve kaynaklarını verimli kullanmak için neler yapmak gerekiyor? Pompa sektörünün lider markalarından biri olan Masdaf, tarımsal sulamada hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf sağlayacak mühendislik hesaplamalarını ve ileri pompa çözümlerini paylaştı. 

769,6 milyon dekarlık karasal büyüklüğünün yüzde 30,8’i tarım alanlarından oluşan Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 10’uncu sırada yer alıyor. Bu potansiyelin daha ileri taşınması ve hızla artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması için tarımsal üretimi ve verimliliği artıracak akıllı teknolojilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Modern tarımda yaygın olarak kullanılan damla sulama sistemleri ve akıllı pompa teknolojileri, tarımsal üretim ve verimliliği artıran teknolojilerin başında geliyor. Türkiye pompa sektörünün öncülerinden Masdaf, tarım arazileri ve sera alanlarında suyun verimli bir şekilde basınçlandırılması amacıyla geliştirdiği özel tip pompalar ile tarımda verimliliği artıracak çözümler sunuyor.

Tarımsal sulamada doğru pompa seçimi ile birim alanda maksimum verimlilik ve yüzde 20 ile 25 oranlarında enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirten Masdaf Satış Müdürü Cem Hanedanoğlu, “Tarım alanlarında verimli sulama için yüksek miktarda suya ve yüksek debiye ihtiyaç duyuluyor. Pompa sistemleri ile suyun doğru bir şekilde basınçlandırılması için sistem seçimi yapılırken; pompalanacak suyun sıcaklığına, özgül ağırlığına, temizliğine, pompaj debisine, sistemin geometrisine dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca; su kaynağına erişilebilirlik durumu, emme koşulları ve tesisin kurulacağı yer de sistem seçimi yapılırken göz önünde bulundurulması gereken hususlar arasında yer alıyor. Bu noktada öncelikli kriterimiz, tarım alanlarının su kaynağına olan mesafesi oluyor. Örneğin arazinin yakınlarında gölet, baraj, ırmak, göl ve dere gibi sabit su kaynakları bulunuyorsa; arazinin ve tesisatın durumuna göre uygun debi ve basınç değerlerinde ‘uçtan emişli veya splt çift emişli yatay santrifüj pompalar, yüksek basınç üreten yatay veya dikey kademeli tip santrifüj pompalar veya kendinden emişli pompalar’ ile su temini sağlıyoruz. Elektriğin temin edilemediği küçük arazilerin sulanmasında ise ağırlıklı olarak dizel veya benzinli motor ile çalışan kendinden emişli mobil üniteleri öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

Tüm mühendislik hesaplamaları dikkate alınarak yapılan pompa sistem seçiminin çiftçinin hem enerji ve su kaynaklarından hem de işletme ve sistem arızalarından kaynaklanan maliyetlerinden tasarruf etmesini sağladığını vurgulayan Hanedanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de tüketilebilir yer altı su potansiyelinin yaklaşık %75’i tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Sulama amacıyla kullanılan 450’ye yakın derin kuyu kaynaklarıyla da 1.316.794 hektar alan yani toplam sulanan alanın yaklaşık yüzde 26’sı sulanıyor. Tarımsal sulamanın ‘yer altı suları’ ile yapılabilmesi için de derin kuyu pompaları kullanılıyor. Masdaf olarak, yer altı sularının zeminden veya su hattından çekilebilmesi için çiftçilerimize, ‘BRX Serisi Derinkuyu Pompaları’ öneriyoruz. İşletmede de büyük kolaylık ve konfor sağlayan derinkuyu pompaları, bakım gerektirmiyor, su altında çalıştığı için gürültü ve titreşime neden olmuyor ve böylece rahat bir çalışma ortamı sunuyor. Pompa ve motor müdahale edilemeyen koşullarda olduğu için sistem, insan kaynaklı hatalara maruz kalmıyor.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com