Connect with us

Etkinlikler

Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul’un Yeni Tarihi Belirlendi

Yayın Tarihi:

on

İnşaat sektörünün trendlerinin konuşulacağı ve en yeni yapı teknolojileri ve yapı ürünlerinin sergileneceği 43. Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul 2020 Fuarı’nın 18-22 Nisan 2020 olan tarihi, küresel çapta yaşanan COVID-19 gündemi nedeniyle değiştirildi. Ticaret Bakanlığı’nın da Nisan 2020 sonuna kadar gerçekleştirilmesi beklenen fuarların ertelenmesi konusundaki kararının ardından yapılan değerlendirme sonrası, yeni tarih 24-28 Ağustos 2020 olarak belirlendi. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Fuar, planlandığı şekilde yeni tarihinde gerçekleştirilecek.

Yapı Fuarı’nı düzenleyen, küresel fuarcılık şirketi Hyve Group’un Türkiye Genel Müdürü Kemal Ülgen, yaptığı açıklamada; Ticaret Bakanlığının aldığı kararı yerinde bulduklarını belirtti. Ülgen şöyle devam etti: “Son dönemde küresel çapta yaşanan COVID-19 virüsünün yol açtığı yaygın hastalık durumu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalığın pandemi olarak tanımlanması, iş dünyasında ciddi bazı önlemler alınmasını gerektirmiştir. Çalışanlarımızın, katılımcılarımızın ve ziyaretçilerimizin sağlığı her zaman birinci önceliğimizdir. Türkiye’nin en önemli sektörlerinden yapı ve inşaat alanında düzenleyeceğimiz fuarımızı 24-28 Ağustos 2020 tarihlerinde düzenleme kararımızı tüm paydaşlarımızın anlayışla karşılayacağından eminiz. Katılımcılarımızı ve kamuoyunu her türlü gelişmeden haberdar edeceğiz.”

Balkanlar, BDT ülkeleri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan geniş bölgenin en büyüğü olan, dünyada ise ilk 5’te yer alan Fuar, 4 gün boyunca tüm dünyadan ziyaretçilerini ağırlamak için hazırlıklarına devam ediyor. Ticaret Bakanlığı’nın desteği ile Hyve Group tarafından düzenlenecek olan Fuar, güçlü küresel ağını inşaat sektörüne aktararak yeni iş, ortaklık ve satın alım fırsatları yaratmayı hedefliyor. Turkeybuild İstanbul, sektör stratejisini desteklemek, bilgi alışverişi sağlamak, inovasyonu teşvik etmek ve de yapı sektörünün kamu, özel sektör ve akademik boyutları arasında etkileşim sağlayarak yeni fikirlerin tanıtılmasını sağlamak için iş geliştirmeye yönelik etkinliklerle dolu verimli bir platform sağlıyor. 2019 yılında 135 ülkeden toplam 68.738 kişinin ziyaret ettiği Fuar’da 12 farklı ülkeden 555 kuruluş katılımcı olarak yer almıştı. 2020 yılında bu rakamların iç pazar ve dış pazar dinamiklerindeki hareketlenmeye bağlı olarak artması bekleniyor.

Devamını Oku

Etkinlikler

Bugün Uluslararası Dünya Su Günü

Yayın Tarihi:

on

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1993 yılında, tatlısu kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve sürdürülebilirliğe odaklanmayı teşvik etmek amacıyla, 22 Mart tarihini Uluslararası Dünya Su Günü ilan etmiştir. Her yıl farklı bir temayla kutlanan Dünya Su Günü’nün 2020 yılı teması “Su ve iklim değişikliği”dir.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne göre iklim değişikliği, karşılaştırılabilir bir zaman periyodunda gözlemlenebilen doğal iklim değişikliğinin yanı sıra direkt veya dolaylı yollarla küresel atmosferin yapısını bozan insan faaliyetlerinin sonucunda iklimde oluşan değişimler olarak tanımlanmaktadır. Gelinen noktada durumu “küresel iklim krizi” olarak adlandırmak çok daha yerinde olmaktadır.

Küresel iklim krizi, fosil yakıt tüketimi, arazi kullanımındaki değişimler, ormansızlaşma ve endüstriyel süreçler gibi insan kaynaklı etkinliklerle atmosfere salınan sera gazlarının, doğal sera etkisini kuvvetlendirmesinin sonucu olarak yerkürede oluşan iklim değişikliklerini ifade etmektedir. Yeryüzünde yaşanan iklim krizinin tarihçesi çok eski olmakla birlikte iklim üzerinde insan etkilerinin Sanayi Devrimi ile başladığı kabul edilmektedir. Sanayi Devrimi’yle birlikte artan fosil kaynak tüketimi, arazi kullanımındaki değişiklikler ve ormanların tüketilmesi gibi insan etkinlikleri atmosferdeki sera gazı birikimlerini hızla artırmıştır.

Atmosferde yer alan CO2 ve diğer sera gazı oranlarında Sanayi Devrimi’nden sonra başlayan hızlı artışa paralel olarak, ortalama yüzey sıcaklıklarında da küresel çapta belirgin ısınma eğilimleri gözlenmiştir. Dünya çapında yapılan bilimsel çalışmalar, ortalama yüzey sıcaklıklarının 20. yüzyılda yaklaşık olarak 0.6°C oranında arttığı sonucunu ortaya koymaktadır Yağışlar, aynı yüzyılda kuzey yarımkürenin orta ve yüksek enlem bölgelerinde %5-10 değerinde artarken, subtropikal karaların önemli bir bölümünde yaklaşık %3 oranında azalmıştır.

İklim krizi, Dünya su döngüsünü bozuyor

İklim krizinin kilit unsurlarından biri, suyu okyanuslardan atmosfere, karaya, nehirlere, göllere ve ardından yeniden denizlere ve okyanuslara kesintisiz şekilde dağıtan Dünya su döngüsü üzerindeki etkisidir. İklim krizi atmosferdeki su buharı seviyelerini arttırmakta ve su bulunabilirliğini daha az öngörülebilir bir hale sokmaktadır. Bu durum, bazı yerlerde daha yoğun yağışa bazı yerlerdeyse, özellikle de yaz aylarında çok şiddetli kuraklıklara sebep olabilmektedir. Farklı bir ifade tarzıyla, küresel iklim krizi, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu, gelecekte daha fazla sel gibi aşırı iklim olayı ve çok ciddi kuraklık riskleri olduğu anlamına gelmektedir. Sel ve kuraklıklardan okyanus asitleşmesine ve yükselen deniz seviyelerine kadar, iklim krizinin su üzerindeki etkilerinin önümüzdeki yıllarda giderek şiddetlenmesi beklenmektir. Günümüzde hava ve okyanus sıcaklıklarının arttığını, kar ve buzulların yaygın bir şekilde eridiğini ve deniz seviyelerinin yükseldiğini gösteren pek çok araştırma mevcuttur.

Daha aşırı ısı dalgaları, insan sağlığı üzerindeki etkilerine ek olarak daha yüksek buharlaşma oranlarına sebep olmakta ve bu çoğu zaman zaten su kıtlığı yaşayan yerlerde su kaynaklarının daha da azalmasına neden olmaktadır.

Aşırı sıcaklıklardaki olağanüstü artışın yanı sıra, akarsu debilerinde de azalmalar gözlenmektedir. Bu durum şiddetli kuraklık risklerinin yanı sıra, ürün veriminde düşüş, biyoçeşitlilik kaybı ve orman yangınları gibi riskleri arttırmaktadır.

Küresel iklim krizinin göller ve nehirlerin ortalama su sıcaklığı üzerinde yarattığı etki, tatlı su sistemleri üzerinde önemli değişikliklere sebep olmaktadır. İklim krizinin neden olduğu bu durum, su habitatları üzerinde, kirlilik dahil diğer baskıları artıran bir etkide bulunmaktadır.

İklim krizinin, gelecek on yıllarda da devam etmesi beklenmektedir.

İklim krizinin, gelecek on yıllarda da devam etmesi beklenmektedir. Gelecekteki iklim krizinin ölçeğini ve etkilerini iki etken belirleyecektir. İlki, sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel anlaşmaların ne derecede uygulanabilir olacağıdır. İkincisi ise mevcut olan ve gelecekte öngörülen aşırı iklim olaylarından doğabilecek riskleri asgari düzeye indirmeye yönelik stratejilerin ve politikaların belirlenip uygulanmasıdır. Gözlemlenen iklim değişiklikleri, ekosistemler, ekonomi ve insan sağlığı ve refahı üzerine şimdiden geniş etkilere neden olmaktadır.

Şehir ve bölge yönetimleri, sellerin ve aşırı iklim olaylarının etkilerini asgari düzeye indirmek için su yönetiminde sürdürülebilir ve akılcı uygulamaları tespit etmek ve uygulamaya geçmek için çalışmalar yapmaktadır. Sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğini hafifletmek iklim krizinin etkilerini azaltma politikalarının merkezinde yer almaktadır.

Daha az su kullanımı ve israfın önlenmesi bu adaptasyon stratejilerinin kilit unsurudur. İç sular ve kıyılar boyunca sel riski altındaki bölgelerin belirlenmesi, iklim krizinin öngörülen risklerinin hesaplanması ve bu riskleri azaltmak için tedbirler alınması gerekmektedir.

İklim krizinin olumsuz etkileri sıcaklık artışı, yağışların düzensizliği, bazı yörelerde aşırı yağış bazılarında kuraklık beklentisidir. Bu etkilerin tarımda verim kayıplarına, dünyada nüfusun gıda güvenliğinin riske girmesine, salgın hastalıklara ve açlık sorunlarına yol açacağı öngörülmektedir.

Küresel ısınmaya bağlı olarak görülen iklim krizi sonucu su potansiyelinde meydana gelen azalmayla birlikte nüfus artışına paralel olarak su talebinin artması, su kaynaklarının etkin kullanımını zorunlu kılmaktadır. Suyun yoğun kullanıldığı tarım sektöründe, iklim krizi sonucu kuraklığın etkilerini hafifletmek amacıyla ekim teknikleri, mahsul çeşitlendirme ve toprak kullanım yönetimi tekniklerinin yanı sıra su tüketimini azaltan basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması da adaptasyon çalışmaları arasında yer almaktadır. Hayvancılıkta, yerel hayvanların mera arazilerinde otlatılması da adaptasyon önlemleri içerisinde bulunmaktadır.

Uluslararası Dünya Su Günü, “Su ve iklim değişikliği” temasıyla küresel krize dikkat çekmektedir.

Devamını Oku

Etkinlikler

GF Hakan Plastik’ten Dünya Su Günü Mesajı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

“İklim değişikliği ve su ilişkisi, her geçen gün bize daha akıllı yöntemler kullanmamız ve geleceğimizi güvence altına almamız gerektiğini ortaya koyuyor”

22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle açıklamada bulunan GF Hakan Plastik Türkiye ve Ortadoğu Bölge Başkanı Batuhan Besler, dünya su döngüsünün  bozulmaya başlamasının başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok bölgesinde etkilerini hissettirmesi ve gelecek için planlı şekilde eylemde bulunulması gerekliliği üzerinde durdu.

İsviçre merkezli GF Piping Systems’ın bünyesinde bulunan GF Hakan Plastik’in Türkiye ve Ortadoğu Bölge Başkanı Batuhan Besler, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Besler açıklamasında, 2020 yılı teması olan “Su ve İklim Değişikliği” ilişkisinin her geçen yıl kendisini daha fazla hissettirdiğini belirterek şunları kaydetti:

“Suyun çıkarılması, güvenli şekilde taşınması, dağıtılması bizim uzmanlık alanımız. Su, bizim vazgeçilmezimiz. 22 Mart Dünya Su Günü’nün 2020 temasının Su ve İklim Değişikliği olması bu nedenle bizim için değerli.

Dünyanın halihazırda büyüme hızı, tüketim alışkanlıkları ve iklim değişikliği su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Su kaynakları, yani göller, nehirler ile kıtaları çevreleyen okyanus ve denizler de etkileniyor. Buzullar eriyor, deniz suyu sıcaklıkları ve tuzluluk oranları değişiyor, dolayısıyla deniz ekosistemi değişiyor. Bu değişim bizim yaşam şekillerimizde de etkisini gösteriyor.

İklim değişikliği atmosferdeki su buharı seviyelerini artırıyor ve su bulunabilirliğini daha az öngörülebilir hale getiriyor. Bu kimi yerlerde daha yoğun yağmur fırtınaları, kimi yerlerde özellikle yaz aylarında çok şiddetli kuraklıklar yaşayabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl aşırı sıcaklıklar sayısız can aldı ve kuraklığa yol açtı, mahsullere zarar verdi ve içimizi acıtan yangınlar gördük. Dünyanın farklı ülkelerinde yine su taşkınları haberlerini üzüntü ve korku içinde takip ettik.

Her geçen gün yaşamımızı etkileyen farklı olaylar karşımıza çıkıyor. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve sosyal yaşamdan ekonomiye etkilerini yüksek risk seviyesinde yaşadığımız Koronavirüs’ten korunmak için ellerimizi hangi sıklıkta ve nasıl yıkamamız gerekliliği üzerine uyarılar sağlık kurumlarınca yapılıyor. Su, hayatımızın merkezinde. Temiz suya ulaşılması bir yaşam şartı. Bu nedenle iklim değişikliği ve su ilişkisi, her geçen gün bize daha akıllı yöntemler kullanmamız ve geleceğimizi güvence altına almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Bunun için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi, iklim değişikliğine etki eden faktörlerin kontrol altına alınmasına katkı sağlaması ve planlı bir şekilde eylemde bulunulması gerekiyor.

Devamını Oku

Etkinlikler

Nükleer endüstri İstanbul’da buluştu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Nükleer enerjinin yerli sanayicilere sunduğu fırsatların tartışıldığı 3. Nükleer Santraller Fuarı ve 7. Nükleer Santraller Zirvesi – NPPES, yaklaşık 2 bin ziyaretçi, 120 stant açan firma ve 300 ticari eşleştirme görüşmesine ev sahipliği yaptı. Sürdürülebilir büyüme için ekolojik ekonominin de altı çizildi

Türkiye’nin nükleer enerjideki kararlığı, yerli firmaların bu alandaki yatırımlarını her geçen yıl artırıyor. Nükleer enerji sektöründe tedarikçi ve alt yüklenici olmak isteyen Türk firmalarını, dünyanın önemli nükleer oyuncularıyla buluşturan 3. Nükleer Santraller Fuarı ve 7. Nükleer Santraller Zirvesi – NPPES, 300 ticari eşleştirme görüşmesinin yapılmasına aracılık etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun destekleriyle Nükleer Mühendisler Derneği (NMD) tarafından Ankara Sanayi Odası (ASO) ile birlikte düzenlenen NPPES, 120 stant ile katılan firmayı ve yaklaşık 2 bin ziyaretçiyi ağırladı.

Rusya, Almanya ve İspanya başta olmak üzere; ABD, Ukrayna, Slovenya, Letonya, İtalya, Belçika, Macaristan ve Fransa gibi birçok ülkeden firma ve temsilciler ticari eşleştirme görüşmeleri için İstanbul’da NPPES’te buluştu.

Sera gazı salınımında yüzde 17 tasarruf mümkün
Ekonominin ekolojik yönetilmesine tüm dünyanın ihtiyacının olduğunun altını çizen NPPES ve NMD Başkanı Erol Çubukçu, nükleer santrallerin elektrik sektöründen kaynaklanan sera gazı salınımında yaklaşık yüzde 17 tasarruf sağlayarak ve 2 milyar tonun üzerinde karbondioksit emisyonunu engelleyerek sürdürülebilir ekonomiye destek olduğunu vurguladı. Üretim zinciri tümüyle ele alındığında, nükleer enerjinin sera gazı salınımı konusunda en temiz seçeneği bizlere sunduğunu ifade eden Çubukçu, NPPES’te küresel ısınmayla mücadelede kilit bir rol oynayan nükleer enerjiden ülkemizin nasıl pay alacağının tartışıldığını bildirdi.

NPPES’ten iş birlikleri çıkıyor
Türk sanayicisini, nükleer enerji alanında bekleyen fırsatlarla buluşturmak için çalıştıklarını açıklayan ASO Başkanı Nurettin Özdebir, NPPES’te yapılan ticari eşleştirme görüşmelerinde ASO bünyesinde kurulan NÜKSAK – Nükleer Sanayi Kümelenmesi’nden birçok firmanın yer aldığını belirtti. Firmaların geçtiğimiz yıllarda yurt dışından önemli nükleer oyuncularla NPPES’te tanışıp ticari evlilikler ve anlaşmalar imzaladıklarını söyleyen Özdebir, bu yıl da başta Akkuyu NGS olmak üzere yurt dışında yapımı devam eden nükleer santral projeleri için de faydalı görüşmelerin yapıldığını sözlerine ekledi. Türk sanayicisinin nükleer endüstriye yönelik üretim yapabilecek yetkinlikte olduğunu bildiren Özdebir, ihtiyaç duydukları uluslararası iş ağı konusunda NPPES’in önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekti.

Zirve’de neler konuşuldu?
NPPES’in ilk gününde gerçekleşen oturumlar şunlar oldu; Küresel Ölçekte Nükleer Enerji: Mevcut Eğilimler ve Nükleer Santral Projelerinde İnşaat Deneyimi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesinin Kilometre Taşları ve Akkuyu NGS’de Rosatom ile İş Birliği Deneyimi.

NPPES’in ikinci günü ise yine şu önemli oturumlara ev sahipliği yaptı; İspanya Nükleer Deneyimi: Foro Nükleer Kümelenmesi, Akkuyu NGS Projesinde Tedarik Uygulamaları ve Nükleer Altyapı, TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) ve NDK (Nükleer Düzenleme Kurumu) tarafından işletilen düzenleyici, bilimsel ve teknik süreçler hakkında bilgilendirme ile Tedarik Süreci Oturumu: Belgelerin Hazırlanması ve Sunulması Eğitimi.

Mothers for Nuclear’in kurucusundan Türk annelerine destek çağrısı
Çocuklarını ve onlara miras kalacak gezegeni kirlilikten ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerinden koruma sorumluluğu hisseden anneler tarafından kurulan Mothers for Nuclear ilk kez Türkiye’de bir etkinliğe katıldı. Nükleerin güvenli bir enerji kaynağı olduğunun altını çizen Mothers for Nuclear’in Kurucularından Heather Hoff, iklim değişikliğiyle mücadelede nükleer enerjinin önemini katılımcılarla paylaştı ve Türk annelere destek çağrısında bulundu.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com