Connect with us

Sektör Haberleri

Kalitede de “Her şey birbirine bağlıdır”

Yayın Tarihi:

on

Kalite yönetimi, müşterinin beklentisinin aşılmasını hedefleyen, ekip çalışmasını destekleyen, tüm süreçlerin gözden geçirilmesini ve iyileştirilmesini sağlayan bir yönetim felsefesidir. GF Hakan Plastik, kalite anlayışı ve hedeflerini, tesislerinde kurmuş olduğu sistemlerden müşterilerine sunduğu ürün/hizmetlere kadar her aşamaya yansıtmayı ilke ediniyor.

Birleşmiş Milletler‘in 1990 yılında aldığı kararla her yıl kasım ayının ikinci perşembe günü kutlanan Dünya Kalite Günü; kalite konusunda farkındalığın artırılması amacıyla alınan bu karara paralel olarak Avrupa Kalite Teşkilatı’na (EOQ) üye ülkelerde de kasım ayının ikinci haftası Avrupa Kalite Haftası olarak kutlanıyor. 

Bu yıl 11 Kasım tarihinde kutlanan Dünya Kalite Günü dolayısıyla bir açıklama yapan GF Hakan Plastik, kalite konusunda da sürdürülebilirliğin önemine değiniyor:

“Küresel anlamda ürün ve hizmetlerin dolaşımının sınırların ötesine ulaşmasıyla birlikte tüketicilerin farklı ürün ve hizmetlerle karşı karşıya kalması müşteri ihtiyaç, istek ve beklentilerinin de değişimini beraberinde getiriyor. Günümüzde müşterilerin ihtiyaç, istek ve beklentilerini karşılayan işletmeler rakiplerine karşı önemli rekabet avantajı elde edebiliyor. Müşteriye yakın olmanın ve memnuniyet yaratmanın temel şartı, kaliteli ürün ve hizmet üretebilmektir. Bu bağlamda doğru kontrol tanımlaması çok önemlidir. Kontrol, herhangi bir faaliyetin önceden saptanan kurallar çerçevesi içinde belirli amaçları gerçekleştirecek biçimde yürütülmesini sağlama fonksiyonu olarak tanımlayabiliriz. Kalite kontrolü ise ürün kalitesini geliştirmeyi, ulaşılan kalite düzeyini sürdürmeyi ve ürün maliyetini olası en düşük seviyede tutmayı amaçlar. Kalite kontrol ürünün tasarımından müşteriye teslimine kadar da devam eder.”

“GF Hakan Plastik olarak yönetim sistemleri kapsamında (ISO 9001 / ISO 14001 / ISO 45001 / ISO 17025) ve yasal şartlar dahilinde kalite sürdürülebilirliğimizi sağlamayı ve müşterilerimize sunmaya devam etmeyi amaçlıyoruz. Gerçek kalite, sadece üretim birimini değil, kuruluşların bütünündeki yönetim, insan kaynakları, tedarikçiler, dış etkenler gibi tüm unsurlar ve süreçlerin etkileşimi ile yakalanır. Çünkü bunların tamamı sonuçta ortaya çıkan ürün veya hizmetin kalitesine etki eder.” 

“Her şey birbirine bağlıdır’ ifademizle Dünya Kalite Günü ve Avrupa Kalite Haftası’nı kutluyoruz.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Sektör Haberleri

Wilo 2021 sürdürülebilirlik raporu açıklandı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Wilo, 2021 Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Sürdürülebilirlik stratejisiyle hedeflerini belirleyerek önemli uygulamaları hayata geçiren Wilo, 2021 yılında Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi’ne (SBTI) de katılarak, sürdürülebilirliğe olan bağlılığını bir kez daha vurgulamış oldu. Sektörde öncü konumda olan Wilo Grup, yaklaşık 1 milyon 700 bin Euro net satışıyla, 2021 mali yılında yeni bir rekora imza attı. 2025 yılına kadar 100 milyon insana temiz su ulaştırma amacıyla faaliyetlerini yürüten marka, inovatif su altyapı çözüm ürünleriyle yüzde 15 oranında bir büyüme yakaladı. Akıllı atık su ürünlerinde ise yüzde 35’lik bir büyüme yakalayan Wilo Grup, aynı yıl içerisinde 10 bin 696 enerji çözümleri projesine de imza attı. 

Bina teknolojileri, su yönetimi ve endüstriyel uygulama alanlarına yönelik pompa ve pompa sistem çözümleri sunan küresel bir birinci sınıf tedarikçi olarak 150 yıldır tüm dünyada, 30 yıldır ise Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren Wilo, 2021 Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Su teknolojileri alanında dünya genelinde her yıl 10 milyon pompa üreten Wilo, küresel iklim hedeflerine ulaşma amacıyla imza attığı iş birlikleriyle 2021 yılında çok sayıda başarılı projeye ve faaliyete imza attı. İklim dönüşümü alanında Alman Sürdürülebilirlik Ödülü’nün sahibi ve dünya çapındaki “50 İklim ve Sürdürülebilirlik Liderinden” biri olan marka, küresel iklim hedeflerine ulaşma yolunda çalışmalarını sürdürüyor. Sürdürülebilirliğe etkin biçimde katkıda bulunmayı yükümlülüğü olarak gören Wilo, 2025 yılına kadar dünyanın dört bir yanındaki üretim tesislerinde karbonsuz operasyonlar gerçekleştirmek ve referans alınan 2018 yılına kıyasla emisyonları en az yüzde 60 azaltmak için faaliyetlerini yürütüyor. 

Hem inovatif çözümleriyle hem de sürdürülebilir faaliyetleriyle geleceğe uyumlu bir şekilde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Wilo Türkiye Genel Müdürü Altuğ Arkaya, “Sürdürülebilirlik stratejilerimizin bir parçası olarak, insanların hayatlarını derinden etkileyecek altı küresel mega trend benimsedik: Globalleşme, akıllı şehirler, enerji sorunu, iklim değişikliği, kuraklık ve dijital dönüşüm. Bu maddelerinin her biri için 2025 yılına kadar belirlediğimiz bir sürdürülebilirlik stratejimiz bulunuyor. Sürdürülebilirliğin stratejik olarak her alanda iyileştirilebilmesi ve devamlılığının sağlanabilmesi için üst düzey yöneticilerimizin kontrolünde yürütülen bir sürdürülebilirlik konseyi kurduk. Bu alandaki kararlarımız konsey tarafından alınıyor. Tüm dünyanın odağında olan 2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı kapsamında bizler de Wilo olarak iklim liderliğimizi geliştirmek için çalışmalarımızı sunduk. Yaptığımız çalışmalarla şirketimizin karbon ayak izini azaltırken aynı zamanda temiz suya ulaşabilen insanların sayısını da artırmayı hedefledik. Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu olarak 2025 yılına kadar Wilo olarak ulaşmayı hedeflediğimiz ana maddeler mevcut. Bunlar; karbon emisyonlarını 50 milyon ton azaltmak, iklimden bağımsız üretim sağlamak, yüksek verimlilikle yılda 1,8 terawatt saat enerji tasarrufu sağlamak ve akıllı ürün portföyümüzü yılda yüzde 15 genişletmek” şeklinde konuştu.

“Yeşil hidrojenin öncülerinden olmak için çalışıyoruz”

Wilo olarak, hidrojen üretiminde, depolamasında, dağıtımında ve kullanımında küresel bir oyuncu olma hedefiyle çalıştıklarını dile getiren Arkaya, “Sanayiden ulaşıma hatta ısıtma sistemlerine kadar hayatımızın her alanında yeşil enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Su ve yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılarak üretilen hidrojen karbonsuzdur ve bu nedenle ‘yeşil’ hidrojen olarak anılır. Yeşil hidrojen, iklim hedeflerine ulaşmak için sadece ideal değil, aynı zamanda gerekli bir çözümdür. Dünya genelinde pek çok ülke bu konuda atılımlar yaparken bizler geleceğe hazırlık olarak şimdiden hidrojen üretimi, depolaması ve nakliyesi için kullanılabilecek ürünler ve çözümler sunuyoruz. Bunlardan, hidroelektrik jeneratörlerini çalıştırmak için ters çalışan pompalar, rüzgar türbinlerindeki soğutma devresi pompaları ve fotovoltaikler için su püskürtme sistemlerinin pompaları ürünlerimizden sadece birkaçını oluşturuyor. Bu süreçte Wilopark’da kurulumunu başlattığımız H2 Powerplant pilot tesisimizi bu yıl içinde devreye sokmayı planlıyoruz. Kısacası biz Wilo Grup olarak geleceğin enerji kaynağının üretilmesi için hazırız” dedi. 

Azaltılmış ekolojik ayak iziyle güvenli ürün nakliyesi

Sadece sundukları ürünlerle değil iş süreçlerinde de önceliklerinin sürdürülebilirlik olduğunu vurgulayan Arkaya, şu ifadeleri kullandı: “Ambalaj çözümlerine sorumlu yaklaşmak, döngüsel ekonominin önemli bir parçası. Bu kapsamda lojistik süreçlerimizde yüzde 100 yeniden kullanılabilir ambalaj kullanmak, ham madde ve çevreye zararlı malzeme kullanımını azaltmak uzun vadeli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Örneğin; yüksek verimli Wilo-Stratos MAXO ürünümüzün 10 yıllık kullanım ömrü boyunca gerçekleştirdiği karbon emisyonunun yaklaşık 0,7 kg’ının ambalaj kaynaklı olduğunu biliyoruz. Bu oran toplu ürün satışlarında baktığımızda kayda değer bir seviyeye ulaşıyor. Bu yüzden biz de bu ambalajların yeniden kullanılabilirliğini, azaltılmasını veya ikame edilmesini ve geri dönüştürülebilirliğini analiz ediyoruz ve yeniden kullanılabilir ambalajlar ile teslim edilen malların payını kademeli olarak en az yüzde 60’a yükseltmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra bütün Wilo tesislerinde döngüsel ekonomi ve israfı önlemek öncelikli hedefimiz. Bu kapsamda da 2025 yılına kadar grup genelinde yüzde 90’ın üzerinde bir geri dönüşüm oranı yakalamak için çalışıyoruz.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

Modern tesis otomasyonu için yeni konumlandırıcı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Akıllı uygulama konsepti, basit devreye alma işlemi, tekil konfigürasyon seçenekleri ile valf uzmanı GEMÜ’nün yeni geliştirdiği çözüm, tesislerin otomatize kontrol süreçlerinde optimum destek sağlıyor. GEMÜ’nün birçok avantaj sağlayan yeni 1441 cPos-X elektro-pnömatik konumlandırıcısı, çok çeşitli görevlerdeki kontrol uygulamaları için uygun bir yapıda. 

GEMÜ 1441 cPos-X ile ilk kez çift-tel teknolojisine sahip bir kontrolör ekleyerek, konumlandırıcı ve proses kontrolör yelpazesini genişletiyor. Geliştirilen yeni ürün her şeyden önce, kablolamanın basitleştirilmesi söz konusu olduğunda avantajlar sağlıyor. Saha cihazı, sinyal kaynağı üzerinden besleniyor ve bu nedenle başka bir güç kaynağı gerektirmiyor. GEMÜ 1441 cPos-X bünyesinde pasif analog 4–20 mA geri besleme sinyali ile dijital giriş ve çıkış sinyalleri bulunuyor. Lineer ve çeyrek turlu aktüatörlü hem tek etkili hem de çift etkili pnömatik proses vanaları için uygun olan GEMÜ 1441 cPos-X konumlandırıcıda entegre lineer hareket sensörünün uzunluğu 75 mm’dir. Alternatif olarak harici montaj da yapılabilen üründe, elektrik bağlantısı M12 konnektörler veya iç terminal şeritli kablo girişleri ile yapılabilir.

Özel olarak geliştirilmiş uygulama kullanarak çalıştırılan yeni konumlandırıcı, Bluetooth Low Energy aracılığıyla cihaza bağlanır. Denenmiş ve test edilmiş SpeedAP fonksiyonuyla otomatik olarak çalışmaya başlamasının ardından, kontrolörün temel konfigürasyonu kontrol görevine özel olarak uygun bir şekilde uyarlanabilir. Ayrıca, cihaz durumu ve hata mesajları, hata teşhisini önemli ölçüde basitleştiren düz metin olarak görüntülenebilir. Konumlandırıcıya entegre edilmiş durum göstergesi, çalışma davranışı hakkında en önemli bilgileri görüntüler. Uygulama, ilgili mağazalardan iOS ve Android işletim sistemleri için ücretsiz olarak temin edilebilir.

Kontrol havasının dozlanması için entegre aktüatör modülü, istenen valf pozisyonunun kesin olarak konumlandırılmasına izin verir. Aynı zamanda, boştayken kontrol havası tüketimi neredeyse sıfıra eşittir. Sonuç olarak GEMÜ 1441 cPos-X konumlandırıcı, kontrole özel gereksinimleri karşıladığı gibi ekolojik gereksinimleri de karşılar.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

Çevre teknolojileri fuarı IFAT Eurasia 2023’e talep artıyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Çevre teknolojileri ve atık yönetiminde en güçlü buluşma noktaları arasında yer alan IFAT Eurasia 2023’e, bir yıldan az bir zaman kaldı. Fuara katılım konusunda hem yurt içi hem de yurt dışından ciddi talep artışı yaşanırken, pandemi koşullarının ortadan kalkmasıyla uluslararası teknoloji üreticilerinin fuarda yer alma isteği artıyor.

Her geçen gün hem yurt içi hem de yurt dışından talebin arttığı IFAT Eurasia, 27-29 Nisan 2023 tarihleri arasında TÜYAP Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Etkinlikle ilgili konuşan EKO Fuarcılık Fuarlar Müdürü Namık Sarıgöl, IFAT Eurasia Uluslararası Çevre Teknolojileri Fuarı’nın çevre sorunlarına çözüm önerileri sunmaya devam edeceğini söyledi. İlk defa 1966 yılında Almanya’da organize edilen ve günümüzde her yıl Çin’de 3, Hindistan’da 2 ayrı şehirde ve Güney Afrika’da temsil edilen, Almanya ve Türkiye’de ise dönüşümlü olarak iki yılda bir düzenlenen IFAT fuarlar grubu, bu alanda dünyanın en önemli fuarları olma özelliğini taşıyor.

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın çevre teknolojilerini giderek daha önemli hale getirdiğine dikkat çeken Namık Sarıgöl “Türkiye çevre teknolojileri konusunda birçok ekipmanın da üretici ülkesi olma konumunda. Aynı zamanda, Türkiye’nin bu tip ürünlerin ihracatında da ciddi bir potansiyeli var. Endüstriyel atıklar başta olmak üzere AB Yeşil Mutabakatı günümüzden 2025 ve 2030’a kadar olan dönemi kapsayacak şekilde atık yönetiminde önemli kriterler getiriyor. Yerleşim birimlerinde oluşan atıkların yönetimi ve kaynağında toplanması ve en aza indirilmesi amaçlanıyor. İçilebilir su kaynaklarının korunmasının yanı sıra, atık suların yönetimi de ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. IFAT Eurasia bu teknolojilerin tanıtımı açısından önemli bir sergileme alanı olacak” dedi. Sektöre yönelik üretimde Avrupa ülkelerinin büyük bir ağırlığı olduğunu belirten Sarıgöl, “Türkiye’deki sanayi kuruluşları ve tedarikçilerin yanı sıra doğrudan Avrupa’dan da katılım olması önemli. 2021 yılında pandemiye rağmen gerek yurt içi gerekse uluslararası üreticilerden iyi bir katılım sağladık. Ziyaretçi konusunda ise Balkanlar, Ortadoğu, İran, Körfez ülkeleri başta olmak üzere yakın coğrafyalar önem taşıyor. Hem katılımcı hem de ziyaretçi konusunda IFAT Eurasia’nın en doğru adres olduğunu her fırsatta hatırlatıyoruz. Çevre teknolojileri ve atık yönetimi konusunda faaliyet gösteren tüm kuruluşların IFAT Eurasia’ya katılımı çok önemli. Coğrafi olarak da IFAT Eurasia ideal bir konumunda bulunuyor. Mesafeleri kısaltarak, teknolojileri ziyaretçilerimizin ayağına getiriyoruz” açıklamasında bulundu.

Çevre konusunda Türkiye’nin karnesini iyileştirmek

Çevre koruma konusunda Türkiye’de endüstrinin karnesini iyileştirmesi açısından da IFAT Türkiye’nin önemli bir platform ve buluşma noktası olduğunu vurgulayan Namık Sarıgöl, “IFAT Fuarları, teknoloji ve sanayisi gelişmiş ülkelerde önemli bir çekim merkezi. Almanya bu alanda sanayiye öncülük etmekle birlikte, Çin ve Hindistan’dan sonra Türkiye’yi Eurasia bölgesinde çevre teknolojilerinin önemli bir merkezi olarak görüyoruz. Türkiye çevre teknolojilerini ve atık yönetimi sistemlerini hem üreten hem de talep eden ülkeler için lojistik birtakım avantajlar da sunuyor. Özellikle, bulunduğumuz bölgede çevre teknolojileri alanında yatırım ihtiyacı yüksek olan ülkeler var. Türkiye, bu coğrafyada tedarik sağlayan ülke konumunda. Ortadoğu, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Balkan ülkeleri Türkiye’nin radarında. IFAT Eurasia ve İstanbul, bu anlamda en doğru buluşma noktası” diye konuştu.  

Network oluşturmak için ideal platform

IFAT Eurasia’da hem inovatif bilgilerin hem de ürünlerin paylaşılırken, aynı zaman da network oluşturulduğuna dikkat çeken Namık Sarıgöl, şu ifadeleri kullandı: “Fuar tüm katılımcılar ve ziyaretçiler için aynı zamanda ortak bir bilgi havuzu. Üreticiler tedarikçileriyle buluşma şansı elde ediyor. Aynı zamanda karşılıklı fayda ve sinerji üretimi için de ideal bir fırsat oluyor. Atık yönetimi birçok alt başlık taşıyor. Bu alt başlıkları önem sırasına göre sınıflandırmak mümkün değil. Bu nedenle atık yönetimi planlamasını bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştirmek gerekiyor. Fuar Türkiye’deki üretici kuruluşları da yeni teknolojiler ve yeni buluşlar konusunda teşvik ediyor. Diğer ülkelerden gelen ziyaretçiler makine ve ekipman üreticileriyle buluşarak kendi ihtiyaçlarını dile getiriyorlar. Her yeni ihtiyaç inovasyonlar için de teşvik edici oluyor. Fuar, yüksek teknolojinin somutlaşmış halini görme fırsatı yaratıyor.”

Kamu sektörünün ve yerel yönetimlerin katılımı

Kamunun Yeşil Mutabakat veya Paris İklim Anlaşması gibi ortak normları gözeterek yapacağı her yeni düzenlemenin, ister istemez yeni teknolojilerin önünü açtığına dikkat çeken Namık Sarıgöl, gerek özel sektörün gerekse kamu kurumlarının fuara katılımının, çevre teknolojilerine uyum ve düzenlemeler açısından da önemli olduğunu belirtti. Sarıgöl, “Çevre politikalarını oluşturma ve denetleme açısından kamu önemli bir konumda. Çevre teknolojilerinde yerel yönetimler de en önemli paydaş durumunda. Atıkların toplanması, taşınması, biriktirilmesi, ayrılması ve yeniden değerlendirilmesi adımlarının her biri ayrı teknolojiler ve ekipmanlar gerektiriyor. Atık suların kimyasal ve biyolojik olarak arıtımı çok gelişmiş teknolojileri zorunlu kılıyor. Zararlı kimyasalların toprağa veya denize karışmasının orta ve uzun vadede dünyamıza vereceği zararı düşünmek bile istemiyoruz. Ama teknoloji kullanmadan bu zararları önlemek de mümkün değil” dedi. EKO Fuarcılık Fuarlar Müdürü Namık Sarıgöl, şöyle devam etti: “Hayat devam ediyor ve bir karar alırken, bu kararın uygulanmasını kolaylaştıracak ve mümkün kılacak teknolojilerin de geliştirilmesi gerekiyor. Aksi halde kararlar kağıt üzerinde kalacaktır. Bir diğer taraftan genel üretim süreci içinde kullanılan teknolojilerin çevresel etkilerinin de göz önüne alınması gerekiyor. Çevre bilinci geliştikçe kamu ihalelerinden ticari satışlara kadar her işlemde önerilen fiyat ve kalite kadar, ürünlerin ve üretim süreçlerinin çevreyle uyumlu olmaları da belirleyici bir faktör olacaktır. IFAT Eurasia’nın sonuçta bu kararların verilmesini kolaylaştıracak bir misyonu var.”

Pandemi süreci nedeniyle 4 yıl aradan sonra 30 Mayıs – 3 Haziran tarihlerinde Münih’te yapılan IFAT; 59 ülkeden 2.984 katılımcı firmayı, 155 ülkeden 119.000 ziyaretçi ile buluşturdu. 98 Türk şirketinin katıldığı IFAT’ta, İTO tarafından düzenlenen milli katılım büyük ilgi çekti.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com