Connect with us

Endüstri 4.0

Devridaim makineleri ve sahtekârlık

Yayın Tarihi:

on

“Asrın buluşu. Yaşamımızı da kökünden değiştirecek buluş”. “Garajında icat ettiği makineyle fizik yasalarını alt üst etti”. “Emekli öğretmenin geliştirdiği kendi kendine çalışan motor”. “Suyla çalışan araba geliştirildi”. “Uçak mühendisinin tek başına geliştirdiği havayla çalışan uçak tasarımı uluslararası ilgi gördü”. “NASA’dan teklif aldı ama o, buluşunun vatanında kalmasını yeğledi”… Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu tür haberler ara sıra medyaya konu olmayı başarır. Hatta bu türden haberler önemli bilimsel kurumların adı kullanılarak ve saygın kişilerin katılımı sağlanarak bir ciddiyet havası içinde medyanın ilgi odağı olabiliyor. 

Tabii ki bu zarif sahtekârlık kokan cümleler sadece bilim dünyasında kurulmaz; günümüzde hala zihinlerde canlı olan “Çiftlik Bank”, “Sahte Bal” üreticileri ve “Bu ürünü deponuza koyun yakıt tasarrufu elde edin” gibi örneklerle birçok alanda bu sahtekârlık devam etmekte. Bu “yiğit” insanlar ürün tanıtımlarında ülkenin önde gelen üniversitelerinden alınan “Onay” belgelerini televizyon programlarında çekinmeden gösterirler. Aslında çekinmelerine gerekte yok, çünkü bu belgelerin çoğu üniversitelerin verdiği olumsuz belgelerdir ve kişinin istediği şey de tam olarak budur; yani kurumun antetli raporudur, bu raporun olumlu olmayacağını kendisi de bilir (ki ekranlarda gösterilen belgelerde kurum amblemi dışında pek bir şey okunmaz)… Tüm bunların kök nedeni insanın yeme-içme gibi doğal bağımlılık seviyesindeki bir ihtiyacından; “inanma isteği”nden kaynaklanır. Aşk, din, sahtekârlık bu güdü üzerinden yükselir. Ama biz akşam eve rahat gidebilmek için bu işin sadece bilim tarafını ele alalım.

Bilim insanoğlunun yöntemli bir şekilde evreni anlama çabasıdır. Mutlak bir gerçekten daha çok yanlışlığı kanıtlanabilir, sınanabilir bilginin peşindedir. Yani doğruluğu kanıtlanamıyorsa yanlışlığının kanıtlanması büyük bir başarı, hatta doğruluğunun dolaylı olarak sınanması gibidir, bu yöntemi en çok matematikçiler kullanır çünkü soyut çalışırlar, tüm iş ekipmanları kâğıt ve kalemdir. Bilginin üretilmesinde bilim insanlarının kişisel duygu ve zaaflarının etkisi en aza indirilmeye çalışılır, çünkü bilimde “bence” yoktur.

Dünyanın enerji sorununu kökten çözecek ucuz yöntemler ve makineler bulma çabası, geçmiş yüzyıllarda birçok bilim insanını meşgul etti. Devridaim makinesi fiziksel anlamda dışarıdan enerji alımına gerek duymadan kendi kendine sonsuza dek hareket eden kuramsal bir makine demektir. Bugünkü genel kullanımı çerçevesinde tanımı biraz daraltacak olursak, devridaim makinesi, dışarıdan hiçbir enerjiye (yakıt, ısı, hareket vb.) gereksinim duymaksızın, kullanılabilir hareket ya da elektrik enerjisi üretip dışarıya aktaran bir makinedir. Sistem bir miktar enerji verilerek harekete geçirildikten sonra hiçbir zaman enerjiye gereksinim duymaz ve sonsuza dek durmadan enerji üretir. Böylesine büyük vaatleri ve sonuçları olan, insanoğlunun enerji sorununu kökten çözecek bir buluş yapma düşü, tarih boyunca insanların ilgisini çekti. Bilinen en eski devridaim makinesi, 1150 yılında Hintli matematikçi ve gökbilimci Bhaskara’nın geliştirdiği bir çark sistemidir. 

20. yüzyıldaysa bu tür araştırmalar ve uğraşlar daha çok amatör araştırmacıların ilgi alanı oldu; hâlâ da olmakta. Ne yazık ki konunun toplumun gözündeki çekiciliği ve vaat ettiği getirilerin büyüklüğü, birçok bilim dışı insan ve bunlardan çıkar uman kişiler için de bitmez tükenmez bir hazine olarak görülüp kötüye kullanılıyor. Geliştirilen devridaim makinelerinin teknik ayrıntıları çok karmaşık olabilir; mekanik, elektrik, elektromanyetik, kimyasal işlemler kullanılmış olabilir ya da çok başvurulan bir yöntem olarak “gizlilik ilkesi” ne sığınarak teknik ayrıntılar açıklanmamış olabilir.

Orta çağdan günümüze kadar bu konuda ortaya atılan düşüncelerin ve başarılı olduğu ileri sürülen makinelerin sayısı binlercedir. Hatta bu konuda alınan patent sayısı da yüzlercedir. Günümüzde bile dünyada elinde tasarımlarıyla ya da garajında kurduğu makinelerle patent ofislerinin, bilimsel araştırma merkezlerinin ve medya kuruluşlarının kapılarını aşındıran birçok mucit vardır. Farklı ilkelerle çalışan bu binlerce icadın tek bir ortak özelliği vardır: Hiçbiri uygulamada başarılı olamamıştır. Eğer biri bile başarılı olsaydı, bugün daha farklı bir dünyada yaşıyor olurduk.

Başarısız olmalarının nedeni, biraz temel fizik bilgisi olanlar için çok açıktır. Devridaim makineleri, kuramsal olarak termodinamik yasalarıyla çelişir. Termodinamiğin birinci yasası, enerjinin korunumudur ve bize şunu söyler: Enerji bir biçimden bir başkasına dönüşse de toplam enerji her zaman sabittir; enerji yok edilemez, yoktan var edilemez. Enerji doğada değişik biçimlerde bulunur: Isı (termal), hareket (kinetik), elektrik, manyetik, ışık (elektromanyetik), kimyasal, nükleer ve yerçekimi potansiyel enerjisi gibi. Bütün doğal olaylarda ve kullandığımız makinelerde enerji bir biçimden başka bir biçime dönüşür. Hidroelektrik santraller suyun potansiyel enerjisini önce hareket(kinetik), sonra da elektrik enerjisine dönüştürür. Araba motorları benzindeki kimyasal enerjiyi hareket enerjisine çevirir. Başlangıçta 100 birim enerji varsa, en sonda da değişik biçimlerdeki enerjinin toplamı 100 birimdir. Bir alet geliştirip 100 verip 101 almak olanaksızdır. Devridaim makinelerinin ihlal ettiği bir başka temel fizik kuramı termodinamiğin ikinci yasası olan entropidir. Bütün doğal olaylarda düzensizlik (entropi) artar. Örneğin dağın tepesinde duran bir taşın, yerçekimi potansiyel enerjisi vardır. Taş vadiye yuvarlandığında bu enerji önce hareket (kinetik) enerjisine dönüşür. Taş hareketsiz duruma ulaştığında sürtünme ve çarpmalardan dolayı bütün enerji artık ısı enerjisine dönüşmüştür. Başlangıçtaki yerçekimi potansiyel enerjisi 100 birimse, son durumda çevreye yayılmış olan ısı enerjisi de 100 birim olur. Bu termodinamiğin birinci yasasıdır. İkinci yasanın öngördüğüyse taşın yuvarlanmasının yönüyle ilgilidir. Taş kendiliğinden vadiye yuvarlanır ve durur. Düzensizlik artmıştır ve bu doğaldır. Ama hiçbir şekilde çevredeki ısı taşta yeniden toplanıp taşı ilk bulunduğu noktaya çıkaramaz. Vadinin dibindeki taş ve çevreye yayılmış ısı durumu, dağın tepesinde duran taşa göre daha düzensiz bir durumdur. Bütün doğal olaylar daha düzensiz bir duruma doğru akar. Kendiliğinden dağa çıkan bir taş görmememizin fiziksel açıklaması budur. Tabii ki esnek bir düzenek kurup (trambolin gibi) düşen taşı, kendi enerjisiyle geriye fırlatmasını sağlayabiliriz. Ama ne kadar mükemmel bir düzenek kurarsak kuralım, fazladan enerji harcanmadan 100 m’den düşen taş yeniden 100 m’ye ulaşamaz. Yani %100 verimli bir makine hiç bir zaman yapılamaz. Kullanılabilir enerji her zaman azalır. Bu teknolojik bir problem değil, bir fizik yasasıdır. Termodinamiğin birinci yasası, “başta 100 birim toplam enerji varsa sonda da 100 birim vardır” der. İkinci yasaysa “başlangıçta 100 birim yararlı enerji varsa, son durumda bu miktar 100 birimden kesinlikle az olacaktır” der.

 İşin felsefesi ise Termodinamiğin ikinci yasasında şunu der; evren bir bütün halinde ölüyor. Bu yasa bir bakıma Yaratıcının varlığını ve evrenin sonunun geleceğini kanıtlar…

 Bilim insanları ne kadar uyarırsa uyarsın, yüzyıllardır süregelen devridaim makinesi yapmaya çalışanlar, bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle daha karmaşık düzenekler ve daha ileri teknolojili modellerle ortaya çıkmayı sürdürecektir. Bildiğimiz kadarıyla dünyada çalışan tek devridaim makinesi, patent ofislerinin dönen kapılarıdır: Bu kapılar, hiçbir enerji gerektirmeden, devridaim makinesi icat ettiğini ileri sürenler sayesinde sonsuza kadar dönmeye devam edecek gibi görünüyor.

Kaynakça:

  1. R.Tanel, 2006, Termo. İkinci Yasası ve Entropi K. Ö. İ. Ö. Y. E. İ., İzmir, Dokuz Eylül Üni.
  2. M.Guillen(PH.D), 2001,  Dünyayı Değ.B.D., Ankara, Tübitak P.B.K.
  3. Y.Ekinci, Doç.Dr.(İsviçre Federal Tek. Ens., Zürih), 70, 12-2008, Ankara, BTD.

Endüstri 4.0

Cobot’lar gelecekteki yeni mesleklerin önemli bir parçası olacak

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dünyada gelişen teknoloji, değişen yaşam tarzlarıyla birlikte her gün yeni meslekler ortaya çıkıyor. 2025’te, mevcut işlerin çoğunun otomatikleşeceği ve 58 milyon yeni iş ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Geleceğin mesleklerinde cobotların önemli bir rol oyacağına dair açıklamalarda bulunan Universal Robots Türkiye ve MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, günün ihtiyaçları ve gelişen teknolojiyle doğacak yeni mesleklerle birlikte, geleceğin çalışanlarının da bu mesleklere şimdiden hazırlanması gerektiğini söyledi. 

Dünya Ekonomik Forumu’na göre, 2025 yılında, mevcut işlerin yarısından fazlası otomatikleşecek ve Endüstri 4.0 dönüşümü ile 58 milyon yeni iş ortaya çıkacak. Bu nedenle iş dünyası, otomasyonun farklı alanlarında uzmanlaşmış profesyonellere ihtiyaç duyacak. Geleceğin çalışanlarının yeni mesleklere şimdiden hazırlanması gerektiğini belirten dünyanın 1 numaralı kolaboratif robot üreticisi Universal Robots Türkiye ve MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, cobot’ların eğitim hayatının da önemli bir parçası haline geleceğine yönelik açıklamalarda bulundu.

Geleceğin mesleklerinde cobot kullanımı artıyor

Sanayi endüstrisi, gelecekte giderek daha yaygın şekilde otomatikleşse dahi insanın odakta kalmaya devam edeceğini kaydeden Gök, “Robotik otomasyonun faydaları ile insanın eleştirel düşünme gibi alanlardaki benzersiz bilişsel yeteneklerinin birleştiği yeni bir süreç doğuyor. İnsanlar ve kolaboratif robotların bu kombinasyonuna “Endüstri 5.0” diyoruz. Bunun sonucunda günümüzdeki mesleklerin birçoğu endüstri 5.0’a adapte olacak. Gelecekte kolaboratif robot kullanabilen doktorlar, sağlık mühendisleri, robotik tarım operatörleri gibi yeni multidisipliner meslekler daha fazla ön plana çıkmaya başlayacak. Bu yeni gelişmelerle birlikte, insana özgü iş yapma şekillerini daha nitelikli kılacak” dedi. 

Gök, cobotların bakımından üretimine, yazılımından kurulumuna kadar tüm süreçlerde yer alabilecek nitelikli çalışanların yetişmesi gerektiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Kolaboratif robotlar yani cobot’lar sadece üretimde yer almakla kalmayacak. Gelecekte hizmet, eğitim, eğlence gibi farklı alanlarda karşımıza daha çok çıkacak ve günlük hayatın içine girecek. Uzmanlık gerektiren disiplinlerin önemli bir parçası haline gelecek. Mevcut meslekler cobot teknolojisi ile bütünleşik hale gelerek ya yeniden adlandırılacak ya da cobot teknolojisinin sağladığı avantajlarla yeni meslekler ortaya çıkacak. Uzmanlık alanı fark etmeksizin dijitalizasyon kavramını yakından takip etmenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

“Sadece üretim değil, eğitim anlamında da bazı şeyleri değiştirmek istiyoruz”

Cobot’larla sadece üretim anlamında değil, eğitim anlamında da bazı şeyleri değiştirmek istediklerini kaydeden Gök, “Dijital endüstriye geçişi başarıyla tamamlayabilmemizi sağlayacak en önemli unsur, eğitimdir. Bu nedenle meslek liseleri, teknik eğitim merkezleri veya üniversitelerdeki bu alandaki eğitimleri çok önemsiyoruz. Universal Robots olarak cobot’larıyla geleceğin çalışanlarını buluşturmamız ve onları en kısa zamanda bu teknolojiyle tanıştırmamız gerekiyor” dedi.

Universal Robots, gençleri geleceğin üretim modeline hazırlıyor   

Eğitimin ve robotik sektörün geleceğine katkı sunmak adına “Cobot ile sınıflarda teoriden pratiğe geçin!” mottosuyla yeni bir eğitim kampanyası başlattı. Eğitimde cobot dönüşümünü hayata geçiren şirket hem öğrencilere hem öğretmenlere destek vermeye devam ediyor. Universal Robots Cobot Eğitim Kiti sayesinde öğrenciler, öğretmenleri gözetiminde robot çevre elemanları ve ekosistemiyle uygulamalarını yapabiliyor. Öğrenciler ayrıca, Türkçe, ücretsiz ve çevrimiçi UR Akademi eğitimlerine katılıyor, cobot’un kurulumu ve programlanmasıyla ilgili temel bilgiler ediniyor.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

IoT ihtiyaçları için yenilikçi SCADA çözümleri

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Dijital üretim ve IoT alanındaki gelişmeleri destekleyen Mitsubishi Electric, mevcut MAPS SCADA yazılım ailesinin bir tamamlayıcısı olarak “GENESIS64” seri adıyla iki yeni sistem izleme ve proses kontrolü yazılımını geliştirerek Avrupa, Ortadoğu ve Afrika pazarlarına yönelik SCADA ürün ailesini genişletti. Yeni geliştirilen yazılımlar; küçük üretim hatları için izleme ve kontrolden birden fazla tesise sahip büyük fabrikalar için izleme ve iş zekâsına, proses otomasyonundan tesisat ve bina otomasyonuna kadar pek çok IoT ihtiyacını karşılayacak. 

“GENESIS64 Basic SCADA” çözümü, küçük üretim hatlarının ihtiyaç duyduğu temel fonksiyonları sunan giriş düzeyi bir yazılım olarak geliştirildi. “GENESIS64 Advanced SCADA” ise fabrika, bina ve tesisatların geniş ölçekli takibi için tam özellikli bir SCADA yazılım paketi olarak dikkat çekiyor. 

Büyük sistem ihtiyaçlarına sahip müşteriler için geliştirilen “GENESIS64 Advanced SCADA”; bulut bilişim tabanlı sunucusuz bir sistemin kurulmasına yardımcı olarak yedeklemeli, çoklu tesis veya diğer yüksek güvenlikli, büyük ölçekli sistemlerin hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Bu üst sınıf yazılım, akıllı gözlükler ve akıllı saatler gibi cihazlara da bağlanarak uzaktan izleme yapmak veya çalışma talimatlarını uzaktan vermek isteyen müşterileri destekleyecek. Bu yazılım, ayrıca üretim dünyasındaki yeni normali destekleyen diğer bir özellik olarak operatörlerin izleme ekranıyla fiziksel temasının önlenmesine yardımcı olan yapay zekâ destekli akıllı asistan hoparlörler sayesinde sesli komutlarla kullanılabilecek. 

SCADA ailesinin yeni üyeleriyle birlikte Mitsubishi Electric’in müşterileri, 2019 yılında Mitsubishi Electric tarafından satın alınan ABD Merkezli SCADA ve IoT analiz yazılım şirketi ICONICS, Inc. tarafından sağlanan SCADA çözümlerinin erişimine sahip olacak. Üreticiler, otomasyon ve proses kontrol sorunlarına çözüm bulunmasına yardımcı olmak amacıyla geliştirilen ICONICS yazılım teknolojisiyle Mitsubishi Electric’in uçtan buluta kadar geniş bir yelpazedeki yazılım ürün ve hizmetlerinden oluşan fabrika otomasyon teknolojisinden faydalanabilecek. Bu bütüncül entegrasyon, ilk olarak Mitsubishi Electric PLC’lerinden GENESIS64 SCADA yazılımına doğrudan bağlantıyla mümkün olurken otomatik algılama sayesinde hızlı ve sorunsuz bir başlangıç sağlıyor ve OPC sunucusuna duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

IoT Eurasia’da dijital fabrikalar ve robotların geleceği konuşuldu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Bu yıl 4. Kez ve online ortamda düzenlenen IoT Eurasia’da dijital fabrikalar ve robot teknolojileri masaya yatırıldı.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla robotların geleceğinden bahsederken, Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ile Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Mitsubishi Electric’in güncel teknolojilerini tanıttılar.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla etkinlikte yer aldı. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ve Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı ise “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Akıllı PLC Sistemleri ile entegre çalışan Servo-Motion Sistemlerindeki titreşim bastırma kontrolü özelliğini ve gelecek teknolojileri online olarak katılımcılara tanıttı.

Doğrudan veri gönderme fonksiyonları bulunan gelişmiş PLC serisi

Canlı demo sunumlarıyla gelişmiş titreşim bastırma teknolojisini tanıtan ve Mitsubishi Electric PLC ürünlerinin fonksiyonlarına değinen Merve Sarıhan, iQ-R serisi hakkında da şu bilgileri verdi: “Mitsubishi Electric’in beş PLC ailesi bulunuyor. MELSEC iQ-R Serisi; en son pazara sunulan, en yüksek performansa sahip, Mitsubishi Electric’in Sanayi 4.0’a yanıtı olan e-F@ctory için ideal fonksiyonlara sahip, MES ve ERP sistemlerine doğrudan veri aktarımını sağlayan bir PLC serisidir. iQ-R serisi Multi CPU sistem desteklidir, yani bir çok farklı prosesler için kullanılan CPU modülleri tek bir ana ünite üzerinde birlikte, yan yana kullanılabilirler. Yan yana monte edilen modüller, bir önceki serimizden yaklaşık 40 kat daha hızlı veri iletişimini destekleyen ana ünite sayesinde birbirleri ile yüksek hızda haberleşme sağlayabilir. Modüller arası senkronizasyon özelliği ile yan yana monte edilen CPU’lar ve modüller ile; Network senkronizasyon ile de aynı network hattı üzerindeki tüm ürünler birbirleri ile senkron çalışabilir. Ek olarak, birçok önleyici bakım ve güvenlik fonksiyonlarımız bulunmaktadır. MELSEC iQ-R Serisi mühendislik yazılımı GX Works3 ile tüm bu özellikler ve fonksiyonlar ilgili arayüzler ile parametresel olarak program yazmaya gerek kalmadan kolayca ayarlanabilir.” 

Düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili teknoloji

“Servo-Motion Sistemlerinde Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı yayında servo motorların özelliklerine değinen Ali Can Kıbrıslı ise şu açıklamalarda bulundu: “İleri teknolojiyle geliştirilmiş servo sürücülerimizde birçok özellik bulunuyor. Tek tuşla servo motoru sistemine uyumlu bir şekilde ayarlama yapılabiliyor. Servo sürücülerimiz içerisinde bulunan çoğu patentli yazılımlarımızdan bir tanesi de geliştirilmiş titreşim bastırma kontrolü. Makinede ve yükte oluşabilecek titreşimleri bastırabilmek için Mitsubishi Electric sürücülerde birden fazla dahili filtre bulunuyor. Gelişmiş titreşim bastırma kontrolünün üç atalet sistemini destekleyen titreşim bastırma algoritması sayesinde iki tür düşük frekanslı titreşim bastırılabiliyor. Bu fonksiyonun, bir kolun ucunda ve bir makinede üretilen yaklaşık 100 Hz veya daha düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili olduğunu söyleyebiliriz.”

Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com