Connect with us

Sektör Haberleri

Xylem Türkiye Genel Müdürü Altuğ Bilgiç: “Türkiye’ye daha yüksek katma değer sunmaya hazırız”

Yayın Tarihi:

on

Küresel su teknolojisi şirketi Xylem, altın sponsoru olduğu 6. Su Kayıp ve Kaçakları Türkiye Forumu ve Sergisi’nde sektör oyuncuları ile bir araya geldi. Etkinlik kapsamında gerçekleşen ‘Su Yönetiminde Yenilikçi Çözümler’ konulu oturumda yaptığı konuşmada, ürün ve hizmetleriyle suyu transfer eden, arıtan, analiz eden ve çevreye yeniden kazandıran bir şirket olduklarını belirten Xylem Türkiye Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, Türkiye’de yeni yatırım planları ile büyümeye odaklandıklarını açıkladı.

Su ile ilgili en zorlu sorunlara karşı yenilikçi çözümler geliştiren küresel su teknolojisi şirketi Xylem, Altyapı ve Kazısız Teknolojiler Derneği tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın himayesinde düzenlenen 6. Su Kayıp ve Kaçakları Türkiye Forumu ve Sergisi’nde su yönetimi alanındaki yenilikçi çözümlerini anlattı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen etkinliğin altın sponsoru olan şirket, sergi alanındaki standında su ile ilgili son teknoloji ürün ve sistemlerini ziyaretçilere tanıttı. Etkinliğin ilk gününde gerçekleşen ‘Su Yönetiminde Yenilikçi Çözümler’ konulu oturumda konuşma yapan Xylem Türkiye Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, suyun daha iyi kullanımı, korunması ve gelecekte yeniden kullanılması için yeni teknolojiler geliştirdiklerini ve Türkiye’de yeni yatırım planları ile büyümeye odaklandıklarını vurguladı.

Su kaybının ekonomiye yansıması yıllık 39 milyar dolar 

Konuşmasında dünya genelinde yılda toplam 126 milyar metreküp su kaçağı olduğunun altını çizen Altuğ Bilgiç, “Dünyada kişi başına günde 77 litre su kaybı mevcut. Yalnızca Avrupa’da su kayıp ve kaçağı yüzde 25 seviyelerinde. Su kaybının dünya ekonomisine yansıması ise yıllık 39 milyar dolar değerinde. Tüm kaçak suların atmosferde meydana getirdiği karbondioksit salımını bertaraf etmek için Brezilya’nın toplam dörtte biri kadar yeni ormanlara ihtiyacımız var. Oysa günümüzde ileri teknoloji ile su kayıplarını kolaylıkla tespit etmek, hatta kestirimci bakım sayesinde kayıp meydana gelmeden riskleri belirlemek ve yönetmek mümkün. Örneğin, Xylem’in patentli teknolojisi olan Smart Ball, boru hattında günde 30 kilometre yol katederek noktasal su kaçaklarını tespit edebiliyor. Bir diğer inovatif ürünümüz olan Pipe Diver ise kaçak olması muhtemel yerleri tespit ederek su kayıplarının önüne geçiyor” dedi.

“Türkiye’ye daha yüksek katma değer sunmaya hazırız”

Xylem’in farklı kategorilere ait markaları ve çözümleri, prefabrik terfi istasyonları, atık su tesisleri, su kaybı yönetimi, fatura analitiği ve optimizasyonu, atık su şebekesi ve arıtma sistemi optimizasyonları alanlarındaki çalışmaları hakkında bilgiler veren Bilgiç,“7 kıtada, 150 ülkede faaliyet gösteren Xylem olarak; ileri teknolojiye sahip pompa, mikser, hidrofor, bakım sistemleri ve farklı cihazlarımızla suya yön veriyor, su ile ilgili en zorlu sorunları çözüyoruz. İnovatif ürün ve hizmetlerimizle suyu transfer ediyor, arıtıyor, analiz ediyor ve çevreye yeniden kazandırıyoruz. Kamusal alanlar, endüstriyel tesisler, konutlar ve ticari yapılar başta olmak üzere pek çok farklı alanda suyun daha verimli kullanımını sağlayan çözümler sunuyoruz. Su endüstrisindeki derin uygulama uzmanlığımızla; daha az enerji kullanan, yaşam döngüsü maliyetlerini azaltan, kullanıcılara ve faaliyet gösterdiğimiz topluluklara çevresel faydalar sağlayan yüksek verimli su teknolojileri üretmeye odaklanıyoruz. Bu doğrultuda Xylem’in küresel gücü ve ileri teknolojisi ile Türkiye’ye daha fazla katma değer sunabilmek adına var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün ülkemizin çok sayıda kamu ve belediye projesinde ürünleriyle yer alan bir şirket olarak; stratejik konumu, dinamik nüfusu, mühendislik gücü ve endüstriyel alandaki başarıları ile dikkat çeken Türkiye’nin yüksek potansiyeline inanıyoruz. Ülkemizin bu potansiyelini ortaya koyarken daha da güçlenmesi adına yaşlanan altyapısının yenilenmesi alanında her türlü yenilikçi çözümü sunmaya hazırız. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde Türkiye’de yeni yatırım planlarımız bulunuyor” şeklinde konuştu.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Sektör Haberleri

YENADER: Jeotermal kaynaklardan daha fazla yararlanmamız gerekiyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Ülke olarak mevcut potansiyelimiz doğrultusunda yaşanılan enerji arzı krizine karşı yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi gerektiğini belirten, YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman, “Jeotermal enerji kaynakları bakımından Türkiye öncü bir konumda. Ülkemizin jeotermal enerji kurulu gücü Kasım 2022 sonu itibarıyla 1686 MW’ı bulmuş durumda. Var olan potansiyelimizi daha verimli kullanmak için jeotermal enerji santrali yatırımlarının devlet tarafından desteklenerek, canlandırılması önem taşıyor” dedi.

Jeotermal potansiyeli bakımından Avrupa’nın 1. ülkesi ve kurulu güç bakımından dünyanın 4. ülkesi konumunda olan Türkiye, dikkatleri üzerine çekiyor. Türkiye’nin enerji üretiminde jeotermal enerjinin yıldızı parlıyor. Jeotermal enerji kaynak zengini olan Türkiye, direkt kullanımlardaki (balneoloji, ısıtma-soğutma vb.)  termal enerji kullanımının yanı sıra, aynı kaynağın elektrik enerjisi kullanımında da dünyada öncüler arasında yerini aldı.

Yenilenebilir, sürdürülebilir, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yeşil bir enerji türü olan jeotermal enerji; yerin derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu sıcak su ve buhardan yapay yollarla elde edilen bir enerji türü olarak tanımlanıyor. Aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer alan ülkemiz, jeopolitik ve coğrafi konumu sebebiyle jeotermal kaynaklar açısından oldukça zengin bir ülke konumunda yer alıyor. Ülkemizin jeotermal enerji potansiyelinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği (YENADER) Başkan Yardımcısı Ali Karaduman şu açıklamalarda bulundu: “2022 Ekim sonu itibarıyla ülkemizin jeotermal enerji kurulu gücü 1686 MW’ı bularak, üretilen toplam elektrik enerjisi içindeki payı %3,5 oldu. Ülke olarak jeotermal kaynaklardan daha fazla yararlanmamız gerekiyor. Yaklaşan enerji arzı krizine karşı yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi gerekiyor. YEKDEM fiyatlarını, artan ham madde fiyatları ile karşılaştırdığımızda özellikle jeotermal enerji santrali yatırımlarının durağan hale geldiği gözlemleniyor. Yeni bir enerji santralinin oluşumu izinler dahil minimum 36 ay. Tam da bu nedenle duran jeotermal enerji santrali yatırımlarının tekrardan canlandırılması ülkemizin enerji yatırımlarının atağa geçmesi için de elzemdir.”

Jeotermal çevreye dost bir enerji türü

Mevsim koşullardan, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha az etkilenen, jeotermal enerjinin sürdürülebilir ve yenilenebilir bir kaynak olarak ülkemiz ve geleceğimiz açısından çok değerli olduğunu vurgulayan Ali Karaduman, “Jeotermal enerjinin temiz bir enerji türü olarak adlandırılmasındaki en önemli sebeplerden birisi ise; teknolojik jeotermal enerji üretim prensiplerine uyulması halinde, jeotermal enerji ile yapılan elektrik üretimi, ısıtma ve diğer uygulamalarda, hiçbir zararlı atık maddenin çevreye ve atmosfere atılmamasıdır.  Jeotermal enerji santrallerinden, enerji üretmek için fosil yakıtlar kullanılmadığı için azot ve sülfür dioksit emisyonları sıfırdır” dedi. 

Jeotermalin enerji potansiyeli

Jeotermal enerji, dünyanın magmatik ısısından elde edilen doğal bir enerji kaynağı. Dünyanın çekirdeği olan magmadan kabuk kısmına ve buradan da bazen yüzeye kadar çeşitli yollarla ulaşan ısı, yüzey kayaçlarını ve bu kayaçların çatlak ve boşluklarını dolduran akışkanları ısıtır. Çatlak ve boşluklardaki aşırı ısınmış sular, yer altına açılmış kuyularla yeryüzüne çıkarıldıklarında, içerdikleri ısı enerjisi direkt ısıtıcı olarak kullanıldıkları gibi, mekanik enerjileri de türbin-jeneratörlerde elektrik enerjisine dönüştürmek suretiyle endüstrinin çeşitli alanlarında değerlendiriliyor.

Jeotermal enerji dünyada yenilenebilir bir enerji kaynağı ve çevreye diğer enerji kaynaklarına göre daha az zarar veren temiz enerji kaynağı olarak biliniyor. Jeotermal kaynaklardan, haftada 7 gün ve günde 24 saat enerji üretilebilir. Bu nedenle, dünyada olduğu gibi ülkemizde de jeotermal kaynakların aranması, işletilmesi ve üretilen enerjinin halkımızın kullanımına sunulması için yoğun çalışmalar yapılıyor.

Jeotermal enerjiden en çok elektrik üretimi gerçekleştiren ülkelerin ABD, Endonezya, Filipinler, Türkiye, Yeni Zelanda ve Meksika olduğunu sözlerine ekleyen Ali Karaduman, jeotermal enerjinin başlıca kullanım alanlarını şu şekilde sıraladı: “Yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi olan jeotermal enerjiyi elektrik enerjisi üretimi; merkezi ısıtma ve soğutma, örneğin tarımda sera ısıtma uygulamaları; kaplıca amaçlı kullanım, termal turizm gibi pek çok alanda kullanarak ülkemizin ekonomisine büyük katkılar sağlamamız mümkün!”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

E.ON ve Messe Berlin’den iklim dostu gelecek için enerji ortaklığı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

E.ON ve Messe Berlin, geleceğe yönelik bir enerji tasarrufu projesi uyguluyor: 2025 yılına kadar E.ON, sergi alanlarının soğutma ve ısıtma tedarikini iklim dostu teknolojilere dönüştürecek. Gelecekte, çeşitli ısı kaynakları bir arada çalışacak ve önemli enerji, CO2 ve maliyet tasarruflarına ek olarak, bireysel enerji kaynaklarından da bağımsızlık sağlayacak. Teknolojik olarak oldukça zorlu bu projede dönüşüm, devam eden operasyonlar sırasında gerçekleşecek. Gelişmeyle ilgili konuşan Messe Berlin Genel Müdürü Dirk Hoffman, “Messe Berlin’de iklimin korunmasını çok ciddiye alıyoruz. Enerji tüketimimizi optimize etmek yıllardır merkezi bir endişe kaynağı oldu; Alman hükümeti, Berlin eyaleti ve mevcut enerji krizi tarafından belirlenen iklim hedefleri sonucunda daha da önemli hale geldi. İklim dostu ve maliyet etkin ısıtma ve soğutma kaynağına geçerek, operasyonlarımızda daha fazla sürdürülebilirlik yolunda önemli bir adım atıyoruz” dedi. Konuyla ilgili konuşan E.ON Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Patrick Lammers ise, “Berlin’de, ısı geçişinin mevcut binalarda nasıl çalışabileceğini ve dijital, ileriye dönük enerji konseptleriyle akıllıca tasarlanabileceğini gösteriyoruz. Bu, iklimin korunması, arz güvenliği ve ayrıca enerjinin karşılanabilirliği için vazgeçilmezdir. Almanya’da ısıtma sektörü enerji tüketiminin yüzde 50’den fazlasını oluşturmasına rağmen, ısı geçişi bugün hala gerekli düzeyde ilgi görmüyor. Bu da bu tür projeleri daha da önemli kılıyor” ifadelerini kullandı.

CO2 emisyonları, enerji tüketimi ve maliyetler önemli ölçüde azaltıldı

Planlanan yeni binalar ve dönüşümler ile ısıtma ve soğutma tedarikiyle ilgili iş birliği, Messe Berlin’in yeni bir verimli enerji kullanımı biçiminden faydalanmasını sağlayacak. Fuar kaynaklı mevcut atık ısının yaklaşık üçte ikisi geri dönüştürülebilecek ve gelecekte kullanılabilecek. Tüm enerji sisteminin dijitalleştirilmesi ve fuar alanlarındaki tüm binaların ve salonların sürekli izlenmesi de ek verimlilik kazanımları sağlayabilecek. E.ON uzmanları sahada, önceki doğal gaz ve petrol bazlı ısı kaynağının bir kısmını, yeni modern pelet kazan sistemiyle değiştiriyor. Mevcut ısı üretim tesislerinden bazıları pik yükleri karşılayacak şekilde modernize ediliyor. Bu, gelecekte ısı üretiminin en az yüzde 50’sinin yenilenebilir enerjilerden sağlanmasıyla karbon nötr olacağı anlamına geliyor. Ayrıca ekip, özellikle ısıtma şebekesindeki sıcaklıkları düşürme amacıyla, enerji merkezlerinde ve tüm ısıtma ve soğutma şebekesindeki sistem hidroliğini en son teknik standarda getirmek için Messe Berlin ile birlikte çalışıyor.

Soğutma tedariki için toplam kapasitesi 46 megavat olan 4 yeni soğutma grubu kullanılacak. Ayrıca atık ısı, yeni bir soğurma tesisinde soğuk üretmek için verimli bir şekilde kullanılıyor. Devam eden operasyonlarda tüm çalışmalar etaplar halinde yürütülüyor. Dönüşümden sonra, Messe Berlin’in istikrarlı fiyatlardan ve planlama güvenliğinden faydalanacağı 15 yıllık bir enerji tedarik taahhüt anlaşması imzalanacak. Bununla birlikte, yalnızca önemli maliyet tasarrufları sağlanmakla kalmayacak, aynı zamanda CO2 emisyonlarında yılda yaklaşık 5.400 tona varan önemli bir azalma meydana gelecek. Ayrıca, E.ON’un yeni enerji konsepti, gelecekte daha fazla yenilenebilir enerjinin olası entegrasyonunu şimdiden hesaba katıyor. Almanya’nın en büyük çatı üstü güneş enerjisi santrallerinden biri şu anda Messe Berlin’in salon çatılarına inşa ediliyor. Burada üretilen güneş enerjisi gelecekte soğutma ve ısıtma sağlamak için de kullanılabilecek. E.ON için proje, Berlin’deki büyüme hamlesinde önemli bir adım anlamını taşıyor.

Kaynak: www.pressebox.com

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

İngiliz imalat firması, büyük küresel ürün hattını satın aldı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

İngiltere’deki bir üretim şirketinin büyüme planları, Avrupa’dan son teknoloji bir ürün hattının satın alınmasıyla heyecan verici bir sıçrama yaptı. Küresel teknoloji şirketi ABB tarafından Almanya’da üretilmiş olan VA akış ölçer ürün portföyünü yapmak üzere McMenon Engineering Services’in seçilmesinin ardından, bir dizi Değişken Alanlı (VA) akış ölçer artık Cumbria Workington’da üretilecek. Satın almanın ardından, ortaklık anlaşması kapsamında McMenon, ABB markasını taşıyan VA sayaçlarını tedarik etmeye devam edecek ve sayaçlar ABB’nin ürün gamının bir parçası olmaya devam edecek. 

Dünya çapında kaliteli akış ve sıcaklık ölçüm cihazları üreticisi ve tedarikçisi olan McMenon ve ABB uzun süredir devam eden bir ortaklığa sahip. Anlaşma, yeni iş sahaları yaratacak ve McMenon’un küresel iş gücünü neredeyse üçte bir oranında artıracak. Bu satın almayla birlikte, küresel akış ölçer ve sıcaklık cihaz pazarında oldukça tanınan bir isim olan McMenon, şimdi VA akış ölçerlerin büyük küresel üreticileri arasında yer alacak. ABB müşterileri hiçbir fark görmeyecek ve alışık oldukları ürün kalitesinin aynısı devam edecek. Konuyla ilgili konuşan McMenon CEO’su Anand Puthran, “McMenon’un ABB tarafından VA debimetre ürün portföyü için güvenilir yeni bir yuva olarak görülmesinden büyük gurur duyuyorum. Diğer küresel rakipler arasından seçilmiş olmamız, ürün mühendisliği ve üretim becerilerimizin kalitesinin ve inovasyon konusundaki itibarımızın kanıtıdır” dedi. Anlaşmanın bir kazanç olduğunu vurgulayan CEO’su Anand Puthran, “McMenon için bu, aynı zamanda İngiltere üretimi için de bir kazanç. Üretim operasyonlarının özellikle Almanya gibi işinde en iyi olan ülkelerden İngiltere’ye aktarılması pek sık rastlanan bir durum değil. Yakın zamanda West Cumbria’daki 75 yıllık üretim mirasını kutladık ve İngiltere üretiminde bayrağı dalgalandırmaya devam etmekten gurur duyuyoruz” açıklamasında bulundu.

Firmanın Baş Operasyon Sorumlusu Shiby Bernard ise, “Birkaç hafta içinde, McMenon’un parlak ekibi tüm ürün hattını İngiltere Workington’a başarıyla taşıdı. Bu satın alma, iş gücümüz ve yeni işler için istikrar, büyüme ve daha fazla fırsat yaratacak. McMenon, proaktif çabalar ve ekibinin mükemmel desteği sayesinde, pandemi ve Brexit’in yan etkilerinden çıkarken kendi geleceğini güvence altına almaya yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak: https://www.messekompakt.com/newsticker

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com