Connect with us

Vanalar

Vana – otomasyon serüveni

Yayın Tarihi:

on

İnsanoğlunun tarihsel serüveni ve yolculuğu her ne kadar sürprizler, acılar, savaşlar ve var olma mücadelesiyle dolu olsa da değişmeyen tek şey hayatını idame etmek için gösterilen gayret olmuştur. Bu gayretin temelini bugün de olduğu gibi “su” oluşturmaktadır. Piramitleriyle ünlü Eski Mısır medeniyeti gücünü Nil nehrinden almıştır, günümüzde varlığı devam etmeyen birçok ulus suyun gücüyle medeniyet kurabilmişken yok olma sebebi ise yine “su” yani suyu kaybetmeleri olmuştur. Biz Türklerin dahi Orta Asya’dan Mezopotamya’ya hatta dünyanın birçok yerine olan yolculuğunun temelinde yine su yok mu?

Medeniyetin suya ulaşma yolculuğunda su, insanı sürekli kendine çekti. Oğuz Kağan, destanında 700’lü yıllarda suyu, denizi işaret etmiştir. Osmanlı’nın Akdeniz’e, Karadeniz’e, Marmara’ya ulaşması da dedelerinin bu hayalini gerçekleştirme yolculuğudur. Oğuz Kağan dedemiz daha deniz, daha müren*… diye 700’lü yıllarda suyu hedef göstermiştir.  Suya ulaşma ve su sevdasıdır Türkleri Orta Asya’dan çıkaran, Anadolu’ya, Akdeniz’e, Marmara’ya ulaştıran. Tarihin birçok döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de İstanbul başta olmak üzere birçok yere su kemerleri inşa edilerek bir nevi suya yön verilmiş, böylece medeniyetin ve refahın devamı sağlanabilmiştir.

Biz Ademoğlunun su ile “duygusal” mücadelesi bugün dünden daha dramatik ve karmaşık bir hal alarak artmıştır. Suyun kaldırma gücü ile geçmişte/günümüzde gemilerimizi rahatça yüzdürürken gelişen teknoloji ile suyu çok daha farklı şekilde kullanabiliyoruz; örneğin, su jetleri ile çeliği mükemmel bir hassasiyetle kesebilmekteyiz. Isınmak için ihtiyacımız olan enerjiyi su ile taşırken yine bir güç üretecinin ürettiği atık ısıyı su ile ortamdan uzaklaştırmaktayız (bu atık enerjiyi faydalı iş olarak kullanmanın yolları sürekli aranmalı!). Suyun gücünden, nimetlerinden bu denli yararlanan insanoğlu suyu kontrol etmek için farklı cihazlar ve yöntemler geliştirmiştir. Vana dediğimiz cihaz grubu ise suyu/havayı kontrol etmek için geliştirilen ana ürün gruplarından sadece bir tanesi.

Vanalar, insanoğlunun başta su ve hava olmak üzere, çeşitli akışkanlara hükmetmek, bu akışkanların; geçişini veya durdurulmasını sağlamak, debisini ayarlamak, geri dönüşünü engellemek, akış yönünü değiştirmek, akış basıncını sınırlamak ve akış emniyetini sağlamak gibi amaçlara ulaşmak için kullanılan mekanik yönsel cihazlardır.

Diğer bir tanımlama ile vana; akışkanlara yol veren, onları durduran, karıştıran veya akışkanın yönünü ve/veya miktarını, basınç veya sıcaklığını değiştirebilen bir cihazdır.

Vanalar, borulama-proses armatürleri içinde ağırlıklı bir yer tutarlar. Günümüzde geniş bir yelpazede; basit açma, kapama musluklarından, aşırı karmaşık servo sistemlere uzanan ve akışkanların kontrolü için kullanılan çok fazla sayıda vana mevcuttur. Bunlar; uzay uygulamalarında kullanılan çok küçük ölçme vanalarından, çapı metrelerle, ağırlığı tonlarla ifade edilen boru hattı vanalarına kadar değişiklik gösterebilmektedir. Değişik amaçlı kullanımlarda, kontrol edilen akışkan; bilinen sıvılar, gazlar, buharlar, radyoaktif malzeme olabileceği gibi, katı partiküller içeren sıvılar ve gazlar da olabilir. Hatta çimento, un gibi katı tozlar da akışkan olarak dikkate alınabilir. Vanalar; vakum bölgesinden, 7000 bar ve üzerindeki basınçlara, -2000C soğuktan, ergimiş metal sıcaklıklarına kadar kullanılabilmektedir. Ömürlerine gelince; sadece bir kere açma/kapama yapabilecek vanalar olduğu gibi, bakım ve onarım gerektirmeden binlerce kere açma/kapama yapması beklenen vanalar da vardır.

Havacılık, madencilik, nükleer santral, denizaltı ve gemicilik alanlarındaki ilerleme vanalara olan bakış açısını bir hayli değiştirmiş durumda. Örneğin madencilik sektöründe yerin yüzlerce metre altındaki bir vanayı uzaktan kontrol edebilmek elzemken denizaltı sektöründe vananın çok yüksek basınçlara dayanım göstermesi beklenmekte, bunu yanında bir nükleer santralde kullanılan vanaya uzaktan kontrolün elzemliğinin yanında yüksek sızdırmazlık ve basınç-sıcaklık dayanımı da gerekmektedir. Aynı şekilde bir uçakta kullanılan vanada da benzer özellikler baş göstermektedir. Üstüne üstlük tüm bunlara ilaveten negatif yöndeki sıcaklık ve basınç dayanımları da eklenince sektör çalışanları olarak bizlerin önünde yol almamız gereken koca bir yol görünmekte.

Dünyamızı son yıllarda apayrı bir rüyaya sürükleyen dijital dönüşüm ile beraber gelen akıllı ev, konut, ofis, yangın kontrol vb. beklentileri karşılamak için yine vanalara ciddi bir iş yükü düşmekte.

Duyar ailesi olarak tüm bu değişimleri oldukça yakından takip edip değerlendirmekteyiz. En optimum-verimli atılımlarla ihtiyaç duyulan alanlara dönük çözümler gerçekleştirmekteyiz.

Bilgi çağında olduğumuz bugün her bilgiye kolayca ulaşabilmemize rağmen maalesef bilgiyi hayata geçirme konusunda, dünyanın geri kalanı gibi, elbetteki sorunlar çıkmakta ve bizler de bu sorunların üstesinden gelmek için çaba harcıyoruz. Söz, günümüz mühendislerinin çabasına gelmişken, akışkan kontrolündeki en temel kavram olan debi üzerindeki ilk sayılabilecek bilimsel çalışmaya değinmeden olmaz sanırım. Bunun için 22 Eylül 1791’de İngiltere’nin Outhgill kasabasının demircisi James ile bir çiftçi kızı Margaret Hastwell çiftinin (evlilikleri 1786) dört çocuğundan üçüncüsü olarak London Bridge’e yakın Newington Butts’da dünyaya gelen Michael Faraday’ın 1832 yılında Thames Nehri’nde gerçekleştirdiği deneye bir göz atalım.

Bilindiği üzere manyetik debimetrelerde kullanılan prensip Faraday’a dayanmaktadır. (B) manyetik alanına dik olarak (V) hızıyla hareket eden (Q) elektrik yükü, (F) kuvveti tarafından etkilenir.

F=QxVxB    (1)

Pozitif ve negatif yüklerin her ikisi de var olduğunda bu kuvvet, yüklerin ayrılmasına neden olur ve bu kuvvet, (E) elektrostatik kuvveti ile dengelenir.

F=QxE      (2)

1 ve 2 eşitlikleri Faraday’ın indüksiyon yasasını temsil eder

E=VxB

Bu yasa şu şekilde formüle edilebilir: (L) uzunluğundaki bir elektrik iletken, (V) hızı ile (B) manyetik alanının akış hatlarına dik olarak hareket ederse, iletkenin iki ucu arasında Ui   gerilimi indüklenir.

Ui = BxLxV

B: Manyetik indüksiyon

L: İletken uzunluğu

V: Hareket eden iletkenin hızı

Elektrik iletkeni çubuğu içinden iletken sıvı geçen bir boru ile yer değiştirdiğimizde manyetik alana dik düzlemde sıvı boyunca bir gerilim üretilecektir ve gerilim akış hızı boyunca orantılı olacaktır. Debi ölçüm teorisi şu şekilde şematize edilebilir:

Ui: İndüklenen voltaj

B: Manyetik indüksiyon

Di: Boru iç çapı

V: Ortalama akış hızı

Sıvı ile temas eden iki elektrot yerleştirilerek oluşan gerilim ölçülür. Elektrotlar, elektriksel olarak yalıtılmış bir boruya, (B) manyetik alanına dik olacak şekilde yerleştirilirler.

Ui elektrot voltajı manyetik alan ve akış hızı ile orantılıdır. Ancak sensörlerin kalibrasyonunun yapıldığı akış profili ile ölçümün yapıldığı akış profili arasında büyük farklar olduğunda alınan ölçüm değerleri hatalı olabilir. Genelde iyi tanımlanmış bir akış profili sağlamak için, ölçüm noktasından önce ve sonra belirli uzunlukta düz boru olması gerekir. Düz boru uzunluğu da dirsek, valf vs. gibi akımı bozucu elemanlara bağlıdır. Uygulamada düz boru uzunluğu; girişte 5xDi (iç çap) ve çıkışta 3xDi olarak hesaplanır.

ISO/TR 6817- 1980E standardına göre elektromanyetik debimetrenin yapısı şu şekildedir:

Prensip olarak açıkladığımız Faraday’ın kendisine ait olan bu teoriyi kendisi doğrulamak için 1832 yılında Thames nehrinde şöyle bir deney yaptı:

Yeryüzü sabit bir manyetik alan ürettiğinden, Faraday iki elektrot yerleştirip bunlar arasındaki voltajı ölçmenin yeterli olacağını düşündü. Ancak deney bu aşamada başarısız oldu. Faraday önemli bir pratik problem ile karşılaştı: Metal elektrot ile su arasında, şekildeki gibi bir elektrokimyasal voltaj oluşmaktaydı.

 

Debiye bağlı voltaj (Ui) ve elektrokimyasal voltajın (Uec) her ikisi de D.C. Voltaj olduğundan bunları birbirinden ayırmak imkânsızdır.

Faraday, elektrokimyasal voltaj sorununa bir çözüm buldu, akışkanın geçtiği boru etrafına manyetik bir bobin koydu ve bu bobini sinüzoidal bir manyetik alan oluşturan A.C. Voltaj ile besledi. Buna göre debi ile orantılı voltaj şekildeki gibi sinüzoidal olacaktı.

Sonuçta debi ile orantılı voltajı elektro kimyasal voltajdan ayırma olanağı sağlandı. Manyetik bobini A.C. Akımı ile beslemek elektrokimyasal hata voltajını yok etmişti ancak diğer bir hataya yani transformatik voltaja yol açmıştı.

Manyetik bobin ve elektrot kabloları bir transformatör oluşturur. Bunun sonucunda debi sinyali (Ui) ile 900 faz değiştirmiş bir hata voltajı oluşur. Diğer yandan, elektrik hattındaki salınımlar ölçme sinyaline etkirler. Üstüne üstlük 50 Hz’lik sinyal voltajı diğer elektrikli cihazlardan ölçme sinyaline etkiyen gürültüler (noise) yaratır…

1832 yılında kendi teorisini ispatlamak için bizzat Faraday tarafından yapılan ilk deney ve iyileştirmeler 186 yıllık hikâyesi süresince devam etti ve karşılaşılan her problem tek tek çözülerek günümüze gelindi. Hâlâ bu konudaki iyileştirmeler insanoğlunun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmek için devam etmekte. Bir nevi medeniyetin gücü denilen bilgi duvarını tek tek tuğlalar koyarak yükseltmenin ne kadar önemli olduğu bu örnek ile apaçık görülmekte.

Bu hikâye biz gibi teknolojiyi yakalama gayreti gösteren ülkelerin sihirli değnek arama gayretlerinin ne denli saçma olduğunun çok net bir göstergesidir. Teknolojik ilerlemenin daha anlamlı ve mümkün olabilmesi için bilgiye daha fazla değer verilmeli ve bu işlerle uğraşanların mümkün olduğunca “bence” ile başlayan cümlelerden kaçınmaları gerekir…

53 yıllık serüveni boyunca her gün yeni bir tuğla ile örüp yükselttiği bilgi duvarı ve hafızasını daha da büyütüp derinleştiren Duyar Vana, gelecekte daha saygın ve vurucu çalışmalarıyla varlığını daha etkili bir şekilde sürdürecektir. Duyar Vana’nın insanlık, bilim dünyası ve ülkemiz için nice güzel çalışmalar yapması dileğiyle…

Not: Bu yazıyı okuyanların tek kelime ile “okudum” notunu veya varsa görüş ve önerilerini e-posta (bilal.aydemir@duyarvana.com.tr) ya da mesaj ile bildirmelerini rica ederim.

Kaynaklar

  1. Gülbaz, Y. K., Endüstriyel Ölçme ve Kontrol, (1994), İstanbul, İ.T.Ü.
  2. http://www.tesisat.org/vanalar-ve-vana-secimi-ile-ilgili-hesaplar.html
  3. Topçu R.A., Su Medeniyettir, Medeniyet Su ile Yeşerir, (2016), İstanbul, Adell.

* Müren: Akarsu, dere, ırmak.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Vanalar

LESER LNG POSV valfleriyle, sıvılaştırmada işletme verimliliğini artırıyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Rusya’nın Baltık Denizi kıyısındaki doğal gazı Batı Avrupa’ya taşıyan Kuzey Akımı boru hattının başlangıç ​​noktasında yer alan kompresör istasyonunda, sıvılaştırılmış doğal gazın üretimi, depolanması ve taşınmasında tesis kompleksinin lisanslayıcısı olan Linde, komplekste karşılaştığı güçlükleri LESER ile aştı.

Linde, yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon ton LNG olan, Rusya’nın Baltık Denizi kıyısındaki kompresör istasyonunda; sıvılaştırılmış doğal gazın üretimi, depolanması ve taşınmasında tesis kompleksinin lisanslayıcısı olarak görev alıyor. Tesiste gerekli olan kriyojenik ortam sıcaklıkları, münferit bileşenlerin teknik tasarımında güçlük çıkarıyor. Tedarikçilerinden teknik gereksinimleri çözmelerinin yanı sıra, teslimatlarını zamanında ve güvenilir bir biçimde yerine getirmelerini bekleyen Linde, çözüme LESER ile ulaşıyor.

LNG’nin ekonomik olarak sunulabilmesi için sıvılaştırma sürecinin verimli bir şekilde tasarlanması gerekiyor. -161 ila -164 °C’lik gerekli kriyojenik ortam sıcaklıkları, tesisteki münferit bileşenlerin teknik tasarımında güçlük çıkarıyor. Özellikle aşırı basınç durumlarında kriyojenik işlemde ve Rusya ortam sıcaklıklarında bile son koruma olarak güvenilir bir şekilde çalışması gereken emniyet valfleri için de aynı durum ortaya çıkıyor.

Doğal gaz sıvılaştırma tesislerinde kullanım için tüm gereksinimleri karşılayan ve kusursuz bir ürün yelpazesi sunan LESER, müşterisine LNG POSV valfleriyle sıvılaştırmada işletme verimliliğini artıracak bir çözüm sundu. Teknik gazlar alanında LESER ile uzun yıllardır çalışan Linde, sıvı helyum uygulamaları için sıcaklıkları -269 °C’ye kadar düşen projelerde, kriyojenik pazardaki LESER’in bilgi birikimine güvendi. Hava ayırma tesislerinin proje yönetimindeki ortak deneyim ve LESER’in tüm LNG ürün yelpazesi, özellikle PopAction versiyonundaki modüler Cryo-POSV, Linde için önem arz ediyor.

LESER çözümü

Emniyet valflerinin sızdırmazlığını gerçek koşullar altında -146 °C’nin altındaki ortam sıcaklıklarında kendi kriyojenik test tezgahında kanıtlayan LESER, hassas helyum sızıntı testi, DIN EN 13648-1 standardını esas alıyor. Tesis verimliliği, ilgili alanlarda Pilot Kumandalı Emniyet Valfleri’nin (POSV) kullanılmasıyla da destekleniyor. Bu çözüm, yaylı emniyet valflerinin aksine, tepki verene kadar sıkı olan ve böylece tesisin tepki basıncına göre daha yüksek çalışma basıncı gereksinimini karşılıyor. Altı POSV valfi, sıvılaştırma tesisinde LIMUM® teknolojisinin verimliliğini destekliyor. LESER LNG POSV, uzun yıllardır standart bir çözüm olarak kullanılarak LPG uygulamalarındaki kendini kanıtlayan tasarımı temel alıyor.

LESER, LNG’de düşük sıcaklık aralığı için ve ilgili proje gereksinimlerine uyarlama yapılabilmesi amacıyla tasarımı modüler olarak daha da geliştirdi: Rusya’daki tesiste, buharlaştırıcı kullanılmış ve pilotta gaz halinde bir ortam durumu sağlamak için pilot ana vanadan termal olarak ayrıldı. Ana valfteki pistonun sızdırmazlığı için sıcaklığa dayanıklı PTFE bileşiği, yaylı ağızlıklı keçenin -162 °C’ye kadar düşük çalışma sıcaklıklarında kullanılmasını sağlıyor. Ana valf, pistonun sızdırmazlığı için bir PTFE bileşiği ile donatıldı. Özel koltuk burcu tasarımı, ıslanan giriş alanında yumuşak bir conta gerektirmez. Kontrol pilot valfi, çeşitli gereksinimler için Pop Action ve ModuulateAction versiyonlarında düşük sıcaklığa dayanıklı yumuşak conta kullanılıyor.

Projelerin gereksinimleri için özel olarak tasarladığı ‘Proje Montajı’ üretim segmentiyle müşterilerine en uygun koşulları sağlayan LESER, proje departmanıyla ilk aşamadan projenin devreye alınmasına kadar Linde’ye destek verdi.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Vanalar

Süt tesislerinde bakım

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Süt tesislerinde bakım, her zaman, kesintisiz makine performansı, kesintisiz çalışma ve prosesler konularına kapsamlı bir yaklaşım sağlayan ihtiyaçların sürekli değerlendirilmesi ile karakterize edilmiştir. Uzun vadede giderlerin azalmasını ve gelirlerinin artmasını doğrudan etkilediği için  iyi yönetilen bir şirkette en önemli birimlerden biridir.

Günümüzde, hijyenik proses hatlarında meydana gelen problemler için sadece elektrik, mekanik veya teknik dokümantasyon okumada değil, aynı zamanda otomasyon, bilgisayar işletimi veya temel enerji analizinde de kapsamlı yetkinlik gerekmektedir.

Acil durumların karmaşıklığı, olası tüm senaryoları öngörmeyi ve üretim sürecini eski haline getirmek için gerekli tüm gerekli parça ve bileşenlerle önceden stoklamayı imkansız hale getirir. Tapflo Group Global Pazarlama Müdürü Mikolaj Laguna-Horodniczy, “Ek olarak, üretim tesislerinde çoğu zaman yeterince büyük bir yedek parça deposu yoktur ve yedek parçalara bütçe ayırmak ile ilgilenmezler. Bu nedenle, akış çözümleri tedarikçilerinin, hijyenik valfler gibi müşteriye anında teslim edebilecek, böylece arıza süresini en aza indirebilecek büyük bir yedek parça  stoğuna sahip olması önemlidir.” diyor. 

Bakım departmanında yüksek bir teknik seviye oluşturmak uzun vadeli bir süreçtir ve bazı şirketlerin belirli görevleri outsource etmesini gerektirir. Tapflo, acil durumlarda güvenilir ortağınız olmak için servis departmanının yetenek ve niteliklerinin geliştirilmesine yıllardır özel önem vermektedir. Tapflo Group Hijyenik Ürünler Uzmanı Paweł Równicki, “Talebinize hızlı yanıt vermeyi, çok çeşitli bakım hizmetlerini, özel endüstriyel otomasyonu ve kapsamlı tanılamayı garanti ediyoruz.” diyor.

Tapflo, ürün portföyünü başka bir birinci sınıf hijyenik vana markasıyla genişletiyor: Cipriani Harrison vanalar!

Valfler, hijyen endüstrisinde hayati bir sistem bileşeni olmuştur. Tapflo şirketi, 2020’den beri  Cipriani Harrison Valves hijyenik vanalarını müşterilerine sunmaktadır. Şu anda, 3000’den fazla çeşitli tipte vana (aseptik, flap, mantar, mixproof, vb.) doğrudan Tapflo deposundan temin edilebiliyor ve böylelikle teslimat zamanlarını maksimum kısaltma garantisi veriyor. 

Cipriani Harrison Valves, 30 yıldır dünyanın her yerinden müşterilere başarılı bir şekilde tedarik eden, ürünlerini Amerika, Asya veya Avrupa pazarında, kompleks teknolojik proseslerin işleyişini sağlayan hijyenik paslanmaz çelik vananın dünya standartlarında bir üreticisidir. Tapflo Group Türkiye Ülke Direktörü Cüneyt Başar, “Rekabetçi fiyat avantajı, sağlam tasarımı ve üstün kalitesi nedeniyle müşterilerimize Cipriani Harrison vanalarını tam bir güvenle sunuyoruz.” diyor.

Ürün özellikleri:

-Tüm bileşenler standart olarak FDA, 3A, EHEDG’ye göre tam hijyen sertifikasına ve ayrıca EN10204’e göre 3.1 malzeme sertifikasına sahiptir.

– Tüm vana tipleri 304L ve 316L’lik hijyenik paslanmaz çeliktendir.

– Gerekli ortama uyum sağlamak için kapsamlı bir salmastra seçeneği yelpazesi mevcuttur. 

– Farklı standartlara uygun tüm boyutlar için tüm seçenekler mevcuttur.

 Tapflo Group, bağımsız, İsveçli aile firması olup, havayla çalışan diyaframlı pompaların, santrifüj pompaların ve diğer endüstriyel proses ekipmanlarının üretici ve küresel tedarikçisidir.

Tapflo ürünleri ve hizmetleri 6 kıtada 75 ülkede mevcuttur. Tapflo olarak, müşterilerimizin rahatlığı için en yüksek Tapflo hizmet kalitesini garanti eden Tapflo Grup Şirketlerimiz ve özenle seçilmiş distribütörler tarafından dünya çapında temsil edilmekteyiz.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

ÖZKAN Makina birçok alanda ilkleri barındıran 20 milyon euroluk yeni fabrikasını açtı

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Kelebek vana başta olmak üzere, iğne vana, çek vana, vantuz ve demontaj parçası gibi fonksiyonel vana sistemleri alanında lider üreticilerden biri olan ÖZKAN Makina, 20 milyon euroluk yatırım değerine sahip Project Pearl Fabrikası’nı hayata geçirdi. Temelleri 2019 yılında atılan ve ÖZKAN Makina’nın iki fabrikasına ek olarak inşa edilen 7.000 metrekarelik tesis, birçok alanda tek olma özelliği taşıyor.

1983 yılında üretime başlayan ve 2011 yılından bu yana tüm dünyada tanınan Hawle Avusturya Grubu çatısı altında faaliyetlerine devam eden ÖZKAN Makina, İzmir Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan iki fabrikasına ek olarak inşa edilen dünyanın en modern kelebek vana tesisi Project Pearl’in açılışını gerçekleştirdi. Hawle Avusturya Grup’un 20 milyon Euro yatırım yaparak son teknoloji makinelerle donattığı 7.000 metrekarelik tesis; Özkan Makina Genel Müdürü Alexey Kuznetsov, Özkan Makina Genel Müdürü Ümit Şevik ve Hawle Avusturya Grup Yönetimi’nden üst düzey isimlerin katıldığı törenle açıldı.

Hawle Avusturya Grup Yönetimi ve Özkan Makina Genel Müdürleri – DN2500 çaplı iki kelebek vananın önünde

Son teknolojiyle donatılan tesis, DN100’den DN2600 çapa kadar vana gövdelerinin işlenmesine olanak sağlarken, uzun yıllar korozyona karşı koruma anlamına gelen GSK kalite standartlarına göre boya yapılan Türkiye’deki tek tesis olma özelliğini taşıyor. Birçok ilki barındıran tesisteki üretimin tüm dünyaya ulaştırılması planlanırken; üretimden sonra tüm ürünler, EN standardı veya farklı ülkelerden talep edilen farklı standartlara göre basınç testlerine giriyor.

Açılış töreninde bando ekibinin gösterisi

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com