Connect with us

Vanalar

Vana – otomasyon serüveni

Yayın Tarihi:

on

Bilâl Aydemir, Makine Mühendisi (Ar-Ge Departmanı), Duyar Vana Makine Sanayi A.Ş.

İnsanoğlunun tarihsel serüveni ve yolculuğu her ne kadar sürprizler, acılar, savaşlar ve var olma mücadelesiyle dolu olsa da değişmeyen tek şey hayatını idame etmek için gösterilen gayret olmuştur. Bu gayretin temelini bugün de olduğu gibi “su” oluşturmaktadır. Piramitleriyle ünlü Eski Mısır medeniyeti gücünü Nil nehrinden almıştır, günümüzde varlığı devam etmeyen birçok ulus suyun gücüyle medeniyet kurabilmişken yok olma sebebi ise yine “su” yani suyu kaybetmeleri olmuştur. Biz Türklerin dahi Orta Asya’dan Mezopotamya’ya hatta dünyanın birçok yerine olan yolculuğunun temelinde yine su yok mu?

Medeniyetin suya ulaşma yolculuğunda su, insanı sürekli kendine çekti. Oğuz Kağan, destanında 700’lü yıllarda suyu, denizi işaret etmiştir. Osmanlı’nın Akdeniz’e, Karadeniz’e, Marmara’ya ulaşması da dedelerinin bu hayalini gerçekleştirme yolculuğudur. Oğuz Kağan dedemiz daha deniz, daha müren*… diye 700’lü yıllarda suyu hedef göstermiştir.  Suya ulaşma ve su sevdasıdır Türkleri Orta Asya’dan çıkaran, Anadolu’ya, Akdeniz’e, Marmara’ya ulaştıran. Tarihin birçok döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de İstanbul başta olmak üzere birçok yere su kemerleri inşa edilerek bir nevi suya yön verilmiş, böylece medeniyetin ve refahın devamı sağlanabilmiştir.

Biz Ademoğlunun su ile “duygusal” mücadelesi bugün dünden daha dramatik ve karmaşık bir hal alarak artmıştır. Suyun kaldırma gücü ile geçmişte/günümüzde gemilerimizi rahatça yüzdürürken gelişen teknoloji ile suyu çok daha farklı şekilde kullanabiliyoruz; örneğin, su jetleri ile çeliği mükemmel bir hassasiyetle kesebilmekteyiz. Isınmak için ihtiyacımız olan enerjiyi su ile taşırken yine bir güç üretecinin ürettiği atık ısıyı su ile ortamdan uzaklaştırmaktayız (bu atık enerjiyi faydalı iş olarak kullanmanın yolları sürekli aranmalı!). Suyun gücünden, nimetlerinden bu denli yararlanan insanoğlu suyu kontrol etmek için farklı cihazlar ve yöntemler geliştirmiştir. Vana dediğimiz cihaz grubu ise suyu/havayı kontrol etmek için geliştirilen ana ürün gruplarından sadece bir tanesi.

Vanalar, insanoğlunun başta su ve hava olmak üzere, çeşitli akışkanlara hükmetmek, bu akışkanların; geçişini veya durdurulmasını sağlamak, debisini ayarlamak, geri dönüşünü engellemek, akış yönünü değiştirmek, akış basıncını sınırlamak ve akış emniyetini sağlamak gibi amaçlara ulaşmak için kullanılan mekanik yönsel cihazlardır.

Diğer bir tanımlama ile vana; akışkanlara yol veren, onları durduran, karıştıran veya akışkanın yönünü ve/veya miktarını, basınç veya sıcaklığını değiştirebilen bir cihazdır.

Vanalar, borulama-proses armatürleri içinde ağırlıklı bir yer tutarlar. Günümüzde geniş bir yelpazede; basit açma, kapama musluklarından, aşırı karmaşık servo sistemlere uzanan ve akışkanların kontrolü için kullanılan çok fazla sayıda vana mevcuttur. Bunlar; uzay uygulamalarında kullanılan çok küçük ölçme vanalarından, çapı metrelerle, ağırlığı tonlarla ifade edilen boru hattı vanalarına kadar değişiklik gösterebilmektedir. Değişik amaçlı kullanımlarda, kontrol edilen akışkan; bilinen sıvılar, gazlar, buharlar, radyoaktif malzeme olabileceği gibi, katı partiküller içeren sıvılar ve gazlar da olabilir. Hatta çimento, un gibi katı tozlar da akışkan olarak dikkate alınabilir. Vanalar; vakum bölgesinden, 7000 bar ve üzerindeki basınçlara, -2000C soğuktan, ergimiş metal sıcaklıklarına kadar kullanılabilmektedir. Ömürlerine gelince; sadece bir kere açma/kapama yapabilecek vanalar olduğu gibi, bakım ve onarım gerektirmeden binlerce kere açma/kapama yapması beklenen vanalar da vardır.

Havacılık, madencilik, nükleer santral, denizaltı ve gemicilik alanlarındaki ilerleme vanalara olan bakış açısını bir hayli değiştirmiş durumda. Örneğin madencilik sektöründe yerin yüzlerce metre altındaki bir vanayı uzaktan kontrol edebilmek elzemken denizaltı sektöründe vananın çok yüksek basınçlara dayanım göstermesi beklenmekte, bunu yanında bir nükleer santralde kullanılan vanaya uzaktan kontrolün elzemliğinin yanında yüksek sızdırmazlık ve basınç-sıcaklık dayanımı da gerekmektedir. Aynı şekilde bir uçakta kullanılan vanada da benzer özellikler baş göstermektedir. Üstüne üstlük tüm bunlara ilaveten negatif yöndeki sıcaklık ve basınç dayanımları da eklenince sektör çalışanları olarak bizlerin önünde yol almamız gereken koca bir yol görünmekte.

Dünyamızı son yıllarda apayrı bir rüyaya sürükleyen dijital dönüşüm ile beraber gelen akıllı ev, konut, ofis, yangın kontrol vb. beklentileri karşılamak için yine vanalara ciddi bir iş yükü düşmekte.

Duyar ailesi olarak tüm bu değişimleri oldukça yakından takip edip değerlendirmekteyiz. En optimum-verimli atılımlarla ihtiyaç duyulan alanlara dönük çözümler gerçekleştirmekteyiz.

Bilgi çağında olduğumuz bugün her bilgiye kolayca ulaşabilmemize rağmen maalesef bilgiyi hayata geçirme konusunda, dünyanın geri kalanı gibi, elbetteki sorunlar çıkmakta ve bizler de bu sorunların üstesinden gelmek için çaba harcıyoruz. Söz, günümüz mühendislerinin çabasına gelmişken, akışkan kontrolündeki en temel kavram olan debi üzerindeki ilk sayılabilecek bilimsel çalışmaya değinmeden olmaz sanırım. Bunun için 22 Eylül 1791’de İngiltere’nin Outhgill kasabasının demircisi James ile bir çiftçi kızı Margaret Hastwell çiftinin (evlilikleri 1786) dört çocuğundan üçüncüsü olarak London Bridge’e yakın Newington Butts’da dünyaya gelen Michael Faraday’ın 1832 yılında Thames Nehri’nde gerçekleştirdiği deneye bir göz atalım.

Bilindiği üzere manyetik debimetrelerde kullanılan prensip Faraday’a dayanmaktadır. (B) manyetik alanına dik olarak (V) hızıyla hareket eden (Q) elektrik yükü, (F) kuvveti tarafından etkilenir.

F=QxVxB    (1)

Pozitif ve negatif yüklerin her ikisi de var olduğunda bu kuvvet, yüklerin ayrılmasına neden olur ve bu kuvvet, (E) elektrostatik kuvveti ile dengelenir.

F=QxE      (2)

1 ve 2 eşitlikleri Faraday’ın indüksiyon yasasını temsil eder

E=VxB

Bu yasa şu şekilde formüle edilebilir: (L) uzunluğundaki bir elektrik iletken, (V) hızı ile (B) manyetik alanının akış hatlarına dik olarak hareket ederse, iletkenin iki ucu arasında Ui   gerilimi indüklenir.

Ui = BxLxV

B: Manyetik indüksiyon

L: İletken uzunluğu

V: Hareket eden iletkenin hızı

Elektrik iletkeni çubuğu içinden iletken sıvı geçen bir boru ile yer değiştirdiğimizde manyetik alana dik düzlemde sıvı boyunca bir gerilim üretilecektir ve gerilim akış hızı boyunca orantılı olacaktır. Debi ölçüm teorisi şu şekilde şematize edilebilir:

Ui: İndüklenen voltaj

B: Manyetik indüksiyon

Di: Boru iç çapı

V: Ortalama akış hızı

Sıvı ile temas eden iki elektrot yerleştirilerek oluşan gerilim ölçülür. Elektrotlar, elektriksel olarak yalıtılmış bir boruya, (B) manyetik alanına dik olacak şekilde yerleştirilirler.

Ui elektrot voltajı manyetik alan ve akış hızı ile orantılıdır. Ancak sensörlerin kalibrasyonunun yapıldığı akış profili ile ölçümün yapıldığı akış profili arasında büyük farklar olduğunda alınan ölçüm değerleri hatalı olabilir. Genelde iyi tanımlanmış bir akış profili sağlamak için, ölçüm noktasından önce ve sonra belirli uzunlukta düz boru olması gerekir. Düz boru uzunluğu da dirsek, valf vs. gibi akımı bozucu elemanlara bağlıdır. Uygulamada düz boru uzunluğu; girişte 5xDi (iç çap) ve çıkışta 3xDi olarak hesaplanır.

ISO/TR 6817- 1980E standardına göre elektromanyetik debimetrenin yapısı şu şekildedir:

Prensip olarak açıkladığımız Faraday’ın kendisine ait olan bu teoriyi kendisi doğrulamak için 1832 yılında Thames nehrinde şöyle bir deney yaptı:

Yeryüzü sabit bir manyetik alan ürettiğinden, Faraday iki elektrot yerleştirip bunlar arasındaki voltajı ölçmenin yeterli olacağını düşündü. Ancak deney bu aşamada başarısız oldu. Faraday önemli bir pratik problem ile karşılaştı: Metal elektrot ile su arasında, şekildeki gibi bir elektrokimyasal voltaj oluşmaktaydı.

Debiye bağlı voltaj (Ui) ve elektrokimyasal voltajın (Uec) her ikisi de D.C. Voltaj olduğundan bunları birbirinden ayırmak imkânsızdır.

Faraday, elektrokimyasal voltaj sorununa bir çözüm buldu, akışkanın geçtiği boru etrafına manyetik bir bobin koydu ve bu bobini sinüzoidal bir manyetik alan oluşturan A.C. Voltaj ile besledi. Buna göre debi ile orantılı voltaj şekildeki gibi sinüzoidal olacaktı.

Sonuçta debi ile orantılı voltajı elektro kimyasal voltajdan ayırma olanağı sağlandı. Manyetik bobini A.C. Akımı ile beslemek elektrokimyasal hata voltajını yok etmişti ancak diğer bir hataya yani transformatik voltaja yol açmıştı.

Manyetik bobin ve elektrot kabloları bir transformatör oluşturur. Bunun sonucunda debi sinyali (Ui) ile 900 faz değiştirmiş bir hata voltajı oluşur. Diğer yandan, elektrik hattındaki salınımlar ölçme sinyaline etkirler. Üstüne üstlük 50 Hz’lik sinyal voltajı diğer elektrikli cihazlardan ölçme sinyaline etkiyen gürültüler (noise) yaratır…

1832 yılında kendi teorisini ispatlamak için bizzat Faraday tarafından yapılan ilk deney ve iyileştirmeler 186 yıllık hikâyesi süresince devam etti ve karşılaşılan her problem tek tek çözülerek günümüze gelindi. Hâlâ bu konudaki iyileştirmeler insanoğlunun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmek için devam etmekte. Bir nevi medeniyetin gücü denilen bilgi duvarını tek tek tuğlalar koyarak yükseltmenin ne kadar önemli olduğu bu örnek ile apaçık görülmekte.

Bu hikâye biz gibi teknolojiyi yakalama gayreti gösteren ülkelerin sihirli değnek arama gayretlerinin ne denli saçma olduğunun çok net bir göstergesidir. Teknolojik ilerlemenin daha anlamlı ve mümkün olabilmesi için bilgiye daha fazla değer verilmeli ve bu işlerle uğraşanların mümkün olduğunca “bence” ile başlayan cümlelerden kaçınmaları gerekir…

53 yıllık serüveni boyunca her gün yeni bir tuğla ile örüp yükselttiği bilgi duvarı ve hafızasını daha da büyütüp derinleştiren Duyar Vana, gelecekte daha saygın ve vurucu çalışmalarıyla varlığını daha etkili bir şekilde sürdürecektir. Duyar Vana’nın insanlık, bilim dünyası ve ülkemiz için nice güzel çalışmalar yapması dileğiyle…

Not: Bu yazıyı okuyanların tek kelime ile “okudum” notunu veya varsa görüş ve önerilerini e-posta (bilal.aydemir@duyarvana.com.tr) ya da mesaj ile bildirmelerini rica ederim.

Kaynaklar

  1. Gülbaz, Y. K., Endüstriyel Ölçme ve Kontrol, (1994), İstanbul, İ.T.Ü.
  2. http://www.tesisat.org/vanalar-ve-vana-secimi-ile-ilgili-hesaplar.html
  3. Topçu R.A., Su Medeniyettir, Medeniyet Su ile Yeşerir, (2016), İstanbul, Adell.

* Müren: Akarsu, dere, ırmak.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Vanalar

Duyar Vana ve Arel Üniversitesi’nden akıllı vana üretimi işbirliği protokolü

Yayın Tarihi:

on

Duyar Vana, Akıllı Vana Üretimi İşbirliği projesi kapsamında Arel Üniversitesi ve KOSGEB ile işbirliği protokolü imzaladı.

Duyar Vana, KOSGEB ve Arel Üniversitesi iş birliği ile geliştirilecek proje ile tesisat sektörüne Endüstri 4.0 ve Nesnelerin İnterneti (IIoT) bilişim teknolojilerini, akış kontrol vanaları ile birleştirerek çözüm üretmeyi hedefliyor.

Duyar Vana, katılmaya hak kazandığı “Araştırma-Geliştirme, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı” kapsamında geliştirmeye başladığı Akıllı Vana Üretimi projesi ile akış parametrelerini online izleyebilmeyi, yönetebilmeyi ve bu akış parametrelerinden çıktılar elde edebilmeyi hedefliyor.

Duyar Vana yetkilileri tarafından yapılan açıklamada; projenin yaratacağı farklılıklar ile beraber tesisat sektörüne yeni bir bakış açısı kazandıracağı belirtildi.

Akıllı Vana Konsepti projesinin 2020 yılı başında hayata geçmesi planlanıyor.

1965 yılından bu yana faaliyette olan Duyar Vana firması; 15 bin metrekare kapalı alan üzerinde kurulu merkez üretim tesisleri ve 8.000 metrekare üzerine kurulu dökümhane ile üretimini sürdürmektedir.

70’ten fazla ülkeye ihracat yapan Duyar Vana; ürettiği mamullerin dizaynını; dökümünü; imalatını; montajını; test ve kontrollerini kendi tesislerinde; uzman ekibiyle yapmaktadır.

Devamını Oku

Vanalar

FAF Vana’ya “En Çok Vana İhracatı Yapan Firma” ödülü

Yayın Tarihi:

on

FAF Vana, İklimlendirme Sanayi İhracatçılar Birliği’nin (İSİB) tarafından düzenlenen “2018 Yılı Başarılı İhracatçılar Ödül Töreni”nde, 2018 yılının en çok vana ihracatı yapan firması olarak ödüllendirildi.

İklimlendirme Sanayi İhracatçılar Birliği’nin (İSİB) tarafından düzenlenen “2018 Yılı Başarılı İhracatçılar Ödül Töreni” 28 Mart tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, TİM Başkanı vekilleri, Zeki Poyraz ve İbrahim Pektaş ile pek çok sektör paydaşını bir araya getiren törende, toplam 17 kategoride ödül dağıtıldı.

Gecede, FAF Vana’ya, Türkiye’de En Çok Vana İhracatı Yapan Firmalarkategorisinde birincilik ödülü takdim edildi.

“Tasarımdan Ürüne Kalite” sloganıyla 1986 yılından beri gerek yurtiçi gerekse yurtdışında tercih edilen FAF Vana, ülke ekonomisine yaptığı katkıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Ürettiği kelebek vana, glob vana, küresel vana, kompansatör, çekvalf, pislik tutucu, pirinç ürünler ve özel imalatlarla FAF Vana; su, buhar, gaz, petrol ve atık su gibi pek çok farklı endüstriye hitap eden bir ürün gamına sahip.

“Sınırsız müşteri memnuniyeti” hedefiyle Ar-Ge çalışmalarını sürdüren FAF Vana’nın üretim kalitesi; ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi Sertifikası; ISO 14001:2015 Çevre Yönetimi Sertifikası; TS ISO 45001: İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sertifikası; CE İşareti; PED; (AB Basınç Ekipmanları Direktifi) Uygunluğu; GOST Rusya Kalite Belgesi; API 6D Monogram Yetki Belgesi; TSE sertifikalarıyla belgelenmiştir.

Devamını Oku

Vanalar

Duyar Vana, Fire Sprinkler Europe Madrid 2019’un gold sponsoru oldu

Yayın Tarihi:

on

Duyar Vana Fire Sprinkler Europe 2019 Madrid konferans ve fuar etkinliğinde Türkiye’yi başarıyla temsil ederek yerli üretim ürünlerini tüm dünya ile tanıştırdı.

27 Mart’ta İspanya’nın Madrid kentinde düzenlenen Fire Sprinkler Madrid 2019 etkinliğinde Avrupa ve tüm ülkelerdeki sprinkler profesyonelleri bir araya geldi. Bir gün süren konferansta ve uygulama haberleri yerel deneyimlerle birlikte standart güncellemeleri, mevcut araştırma ve yeni teknolojiyi kapsayan detaylı bir sunum programı gerçekleştirildi. Organizasyona 23 ülkeden 330 temsilcinin katıldığı etkinlikte Duyar Vana etkinliğin altın sponsoru oldu.

Konutlardaki yangın kaynaklı ölümler ile ilgili istatistiklerin de paylaşıldığı etkinlikte “Yangında Ölümden Korunma Mümkün” isimli kampanyanın başlatıldığı bilgisi verildi. Etkinlikte İspanya’nın yangın güvenliği yönetmeliğinde yer alan bilgiler tüm katılımcılar ile paylaşıldı.

EFSN Avrupa’daki güncellenen yangın ve sprinkler yönetmelikleri hakkında bilgi verdi. Ayrıca etkinlikte İspanya’daki sprinkler sistemleri için sertifikasyon gereklilikleri hakkında bilgiler de sunuldu. Etkinlikte 14 farklı konuşmacı tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Konuşma yapan kişiler arasında EFSN Başkanı, FM Global Yetkilisi, Tecnifuego Başkanı, IFSA Almanya yetkilisi yer almaktaydı.

Duyar Vana etkinlikte açmış olduğu stant ile katılımcı firmalara ve yetkililere ürünlerini sergileme ve üretim süreçleri hakkında bilgi verme fırsatı buldu.

Duyar Vana, etkinlikte Türkiye’yi başarıyla temsil ederek yerli üretim ürünlerini tüm dünya ile tanıştırdı.

08.30’da NH Collection Eurobuilding otelde başlayan etkinlik 17.20’de son buldu.

Fire Sprinkler Europe etkinliği 2020 yılında Hollanda’nın Amsterdam şehrinde gerçekleştirilecek.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com