Connect with us

Sektör Haberleri

Mitsubishi Electric ile geleceğin sürdürülebilir çözümleri

Yayın Tarihi:

on

Akıllı çözümlerle çevreyi koruyan ve enerji üreten bir toplumun oluşmasına katkı sağlamak amacıyla teknolojiler geliştiren Mitsubishi Electric, yeşil bir şirket olma felsefesinin ışığında gerçekleştirdiği global ölçekli yenilikleri ve iş birlikleriyle dikkat çekiyor. Doğayla uyumlu yaşamayı esas alan “Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonu 2050” hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyan uygulamalar hayata geçirdiklerini vurgulayan Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket Saraçoğlu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında sürdürülebilir teknolojilerin öneminin altını çizdi. 

Çevre dostu kurumsal bir firma olarak sorumluluklarını yerine getirme kararlığını her fırsatta gösteren Mitsubishi Electric, imza attığı teknolojilerle kaynakların etkili kullanımını ve geri dönüşümünü destekleyecek çözümler sunuyor. “Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonu 2050” ile çevre sorunlarının uzun vadeli çözümüne ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunan şirket, öncelikli olarak tüm değer zincirindeki sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar net sıfıra indirmeyi amaçlıyor. Nisan 2021 sonrasındaki uzun bir döneme odaklanan yeni vizyonda çevrenin korunmasının kurumsal öncelik olarak kabul edildiğini söyleyen Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket Saraçoğlu, gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak için hayata geçirdikleri çalışmaları paylaştı.

Çevresel Eylem Planı ile daha iyi bir gelecek hedefleniyor

Şirketin hedeflerini belirleyen çevre vizyonu hakkında konuşan Şevket Saraçoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Herkes için daha iyi bir gelecek sunmak amacıyla hava, kara ve su kaynaklarını yüreğimiz ve teknolojilerimizle korumak beyanıyla oluşturulan Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonu 2050, üç çevresel eylem planına dayanıyor. Bunlardan ilki çevre sorunlarını çözmek için çok çeşitli iş alanlarında farklı teknolojiler uygulamak, ikincisi gelecek nesiller için iş inovasyonları geliştirmek ve uygulamak, üçüncüsü ise yeni değerleri ve yaşam tarzlarını toplumla paylaşmak. Önceliklerimiz arasında iklim değişikliği tedbirleri

buy cheap kamagra oral jelly

, kaynak sirkülasyonları, birlikte yeni değerler yaratmak, insan kaynakları geliştirmek gibi farklı hedefler yer alıyor. Tüm bu hedefler çerçevesinde doğa ile uyum içinde yaşayan, düşük karbonlu ve geri dönüşüm odaklı bir toplum için çalışıyoruz ve şimdiden çok sevindirici sonuçlar almaya başladık. Örneğin, ürünlerimizin kullanımı sırasında oluşan sera gazı emisyonlarında 2001 mali yılına göre yaklaşık yüzde 36’lık bir azalma sağladık. Üretim operasyonları sebebiyle yaşanan CO2 emisyonlarında ise geçmiş yıllara oranla yaklaşık yüzde 56’lık bir azalma kaydettik. Bu konudaki en temel hedefimiz ise CO2 emisyonunu 2050 itibariyle yüzde 80’den fazla azaltmak.”

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu faaliyetler 

Birleşmiş Milletler tarafından 2016 ila 2030 yılları arasında ulaşılmak üzere küresel çapta belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalıştıklarını ifade eden Şevket Saraçoğlu, “Mitsubishi Electric Grubu, sürdürülebilirlik inisiyatiflerini kurumsal yönetiminin temeli olarak görüyor ve kurumsal felsefe sistemini oluşturan ‘amaç’, değerlerimiz’ ve ‘sözümüz’ doğrultusunda tüm kurumsal faaliyetlerinde sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları hayata geçiriyor. İklimlendirmeden sanayiye uzanan çok geniş kapsamlı bir teknoloji şirketi olarak bu hedefler için değer yaratmaya yönelik girişimleri daha da teşvik ederek SKA’ların gerçekleştirilmesine özel bir katkı sağlayacağız. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda şirket içinde eğitimler düzenliyor, sürdürülebilir gelecek farkındalığını şirketimizin her katmanına yaymayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.

Çevreci teknolojileriyle yüksek enerji tasarrufu sağlıyor

Sadece ürünlerinin teknolojisi, güvenilirliği ve kalitesiyle değil çevre duyarlılığı ve enerji verimliliği konusunda da öncü olduklarını söyleyen Saraçoğlu, “Sanayi 4.0’a yanıtımız olan dijital fabrika konseptimiz e-F@ctory ile fabrikalara çok daha hızlı, verimli ve çevreci üretim imkanı tanıyoruz. Maliyet tasarrufu sağlayan ve yönetimden üretim katına kadar tüm fabrika katmanlarını optimize etmek için ileri teknolojileri kullanan e-F@ctory, işletmelerin çevreci üretimde bir adım önde olmalarına katkı sağlıyor. Ek olarak enerji verimliliğinin ve kesintisizliğin büyük önem taşıdığı veri merkezi soğutma alanında ise MULTIDENSITY ürünümüzle kolay işletim imkânı tanıyan soğutma sistemleri sunuyoruz. Ayrıca su alanında yaşanan temel sorunları çözmek için geliştirdiğimiz Aquatoria® ile şehir suyu yönetimini yapay zekâ ile en uygun hale getiriyor, su yönetimini dijitalleştirerek kısıtlı kaynakları en verimli şekilde kullanmanın önünü açıyoruz” dedi.

İklimlendirmede doğa dostu çözümlerle fark yaratıyor 

İmza attıkları iklimlendirme sistemleri ile yüksek düzeyde enerji verimliliği sağladıklarını belirten Şevket Saraçoğlu, “Enerji tüketiminin yoğun olduğu iklimlendirme sektöründe geleneksel yaklaşımlar ve teknolojilerle tam verim elde etmek zor olduğundan daha inovatif ve yenilikçi bir anlayışı önemsiyoruz. Bunun için tüketicilerimize yapay zekâ teknolojileriyle desteklenmiş ve sistem ömrünü tamamlayana kadar çevreye dost bir yaklaşım sergileyen bir ürün yelpazesi sunuyoruz. A+++ sınıfının özelliklerini aşan Legendera serisi, A+++ soğutma ve A++ ısıtma verimliliğine sahip EnviroME serisi klimalarımızla konutlarda verimliliği en üst seviyeye çıkarıyoruz. HareME serisi duvar tipi klimalarla ise düşük CO2 eşdeğeri ile çevreci yaklaşımımızı devam ettiriyoruz” dedi. Firmanın ekolojik hassasiyetine vurgu yapan Saraçoğlu, şöyle devam etti: “Doğa dostu R32 soğutucu akışkan kullanılan serimizde, yüksek sezonsal verimlilik değerleri ve düşük enerji tüketimine imkân tanıyor, klima alanında yüzde 94’e varan geri dönüşüm oranıyla gezegenimize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz. Çevreye herhangi bir olumsuz etkileşimi bulunmayan karbondioksit akışkanlı sistemleri tasarlayan bir teknoloji şirketi olarak sadece çözüm sunmuyoruz, gezegenimizin geleceği adına bu gazın daha yaygın kullanılması için de her alanda çalışıyoruz. Buradaki temel hedefimiz, daha az soğutucu akışkan kullanarak verimi artırmak, karbon emisyonunu kısıtlamak ve karbon ayak izini küçültmek…”

Geleceğin yeşil yapıları için bütünsel çözümler sunuyor

Verimli, güvenilir ve uzun ömürlü olacak şekilde tasarlanmış, sınıfının en iyi bina sistemleriyle geleceğin yeşil binaları için bütünsel çözümlere imza attıklarını söyleyen Saraçoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Veri merkezlerinden otellere kadar birçok alanda tercih edilen iklimlendirme çözümlerinden tek bir noktadan farklı lokasyonlardaki birden fazla yapıyı kontrol eden bina yönetim sistemine, enerji tüketimini azaltan elektrik sistemlerinden asansör ve yürüyen merdivenlerine kadar uzanan geniş bir hizmet ağı sunuyoruz. Bunun yanı sıra AVM’ler, gökdelenler ve hastaneler gibi çok yüksek oranda enerjiye ihtiyaç duyan yapılarda kontrollü enerji yönetim sistemlerimizle dikkat çekiyoruz. Doğaya saygılı, ekolojik denge ile uyumlu, verimliliği ve enerji tasarrufunu esas alan iklimlendirme, bina yönetim ve elektrik sistemlerinin yanı sıra asansör ve yürüyen merdiven çözümlerimizle geleceğin yapılarını bugünden inşa edecek teknolojiler sunmayı hedefliyoruz. Bu konuda yakın bir zamanda çok önemli bir yatırıma imza attık ve sıfır enerjili bina konseptinin yaygınlaştırılması hedefiyle SUSTIE Merkezi’ni hayata geçirdik. Geleceğin enerji verimli şehirleri için Japonya Kamakura’daki Bilgi Teknolojileri Ar-Ge Merkezi’nde kurulan SUSTIE, sıfır enerjili bina uyumlu enerji tasarrufu teknolojilerinin geliştirilme ve test aşamalarını kolaylaştırmayı amaçlıyor.”

Uluslararası sıralamalarda öne çıkıyor 

Ekolojik hassasiyeti teknolojik gelişmelerden bağımsız düşünmediklerini ve bu kapsamda fikri mülkiyet girişimlerinin çok değerli olduğuna inandıklarını söyleyen Saraçoğlu, “Sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında WIPO GREEN teknoloji platformuna partner statüsüyle dahil olduk. Bu sayede çevre dostu teknolojilerimizi açık inovasyonu desteklemek için de kullanmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda iklim değişikliği faaliyetleri konusunda gösterdiğimiz başarıdan ötürü uluslararası kar amacı gütmeyen CDP’nin en yüksek sıralama olan A Listesi’nde yer aldık. Amacımız bu başarıyı daha ileriye taşıyarak geleceğimiz ve gezegenimiz için daha yaşanabilir bir dünya bırakmak” diye konuştu.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Sektör Haberleri

Çevreyi kurtarma operasyonu

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Hidrojenin elektrik, ısı ve mobilite alanları üzerindeki muhtemel etkisi nedeniyle enerji piyasası büyük bir geçiş aşamasıyla karşı karşıya kalmış durumda. Hidrojen, kimya ve çelik sektörlerindeki işlemlerde de kullanılabiliyor ve rafinerilerdeki CO2 emisyonlarını önemli ölçüde azaltabiliyor. Bu ortamlarda belirli güçlüklerle başa çıkmak için gelişmiş vanalara ihtiyaç duyulurken; vana endüstrisi zaten bununla başa çıkmak için yola çıktı.

Bazı ülkeler hidrojen kullanımı için rotayı belirlemiş durumdalar: Örneğin Almanya, potansiyelini fark etti ve yaklaşık iki yıl önce, sübvansiyonlar da sağlayarak Ulusal Hidrojen Stratejisi’ni yapılandırdı. Bu stratejiler, aynı zamanda çevrenin korunmasına da katkıda bulunabiliyor. Konuyla ilgili Alman Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, “Esnek enerji taşıyıcıları, enerji geçişi için vazgeçilmezdir ve Alman şirketleri için yeni piyasaların önünü açar” açıklamasını yaptı. Almanya bu adımı atarken, hidrojenin üretimi, nakliyesi, depolanması, dağıtımı ve kullanımı hakkında uluslararası çalışmalar dahil olmak üzere sistematik bir yaklaşım izliyor.

Yeşil hidrojen üretmek için elektrikten gaza santrallere ihtiyaç var: Bu santrallerde elektrik ve sudan elektroliz yoluyla hidrojen üretmek için rüzgar ve güneş enerjisi kullanılıyor. Almanya, İskandinav ülkeleri, İsviçre, Avusturya, Fransa, İtalya ve Macaristan gibi Avrupa ülkelerinde elektrikten gaza santraller halihazırda faaliyette. Küresel ölçekte bu bitkiler Çin, Kanada, Arjantin ve diğer ülkelerde de kullanılıyor.

Zorlu bir ortam

Elektroliz sadece hidrojen değil aynı zamanda oksijen de elde edildiği için işlemler özel zorluk taşıyor. Konuyla ilgili Hartmann Valves, “Her ikisi de ilgili vanalar ve malzemeleri için tamamen farklı gereksinimlere sahip çok zorlu ortamlardır” açıklamasını yapıyor. Enerjiden gaza santrallerde kullanılan hidrojen vanaları için gereksinimler diğer gaz uygulamalarıyla karşılaştırılabilir.

Doğru malzeme seçimi, özellikle hidrojen gevrekliğini önlemek için çok önemlidir. Uzun vadede vanaların küçük moleküllü hidrojene karşı sızdırmazlığını güvence altına almak için tasarım mühendisliği ile alınacak önlemler önem taşıyor. Bu nedenle Hartmann Valves, tesislerdeki güvenliği gerektiğinde daha da artırmak için basınç yönünde birden fazla bariyeri bulunan, uzun hizmet ömrüne sahip gaz geçirmez metal yataklı küresel vanalar sunuyor. Mutlak kesinlik ve güvenlik için malzeme uygunluk testleri ve hidrojen emisyon testleri gereklidir. Bunlar, tesis operatörüne daha sonra kullanılacak hidrojen ortamıyla ilgili gerçek emisyonları tahmin edebilme konusunda ek güvenlik sağlıyor.

Hidrojen, ortama karşı hava geçirmez şekilde kapatılmış mağaralarda saklanabilir. Hartmann Valves, kuyu başlıklarının yer üstü tesisleri ile yer altı depolama arasındaki arayüzde kullanıldığını açıklıyor. Kuyu başlıklarına ek olarak, boru hatları ve kompresör istasyonları için küresel vanalar kullanılır.

Patlamaya yol açabilecek yoğunlaşmadan kaçınma

Ayrıca Waldemar Pruss Armaturenfabrik, tamamen hidrojen vanalarına bağlı güçlüklerle başa çıkmaya odaklanıyor. Yüksek düzeyde yüklü basınç taşıyan bileşenler için özel bir risk, hidrojen kırılganlığıdır. Bu, hidrojenin metal kafese temas etmesinden kaynaklanan ve çatlak oluşumuna yol açan bir malzeme yorgunluğudur. Şirket bunun ciddiye alınması gereken bir risk olduğunun altını çiziyor. Hidrojen aynı zamanda en düşük yoğunluğa sahip kimyasal elementtir ve malzemeler arasında nispeten daha kolay yayılır. Waldemar Pruss, “Bunu önlemek için mil ve mahfaza contalarına özel çözümler gerektiğini” belirtiyor. Hidrojenin kokusuz ve tatsız olmasının konsantrasyonuna bağlı olarak da ortam havasıyla patlayıcı şekilde reaksiyona girebilmesi nedeniyle özel dikkat gösterilmesini öneren şirket, “Bu nedenle malzemeleri seçerken sertlik değerlerini, patlayıcı dekompresyon ve süneklik açısından kullanıma uygunluklarını kontrol etmeye büyük özen gösteriyoruz” açıklamasını yapıyor.

Yuvarlak sızdırmazlık yuvaları

Müller Quadax, mutlak sızdırmazlığı sağlamak için valflerinde 4 katlı eksantrik yapı prensibi ile çalışıyor. Kelebek vanalar, çevresinde tek tip duvar kalınlığında yuvarlak sızdırmazlık yuvalarına sahiptir. Firma, “Tasarım, eliptik sızdırmazlık yuvasına sahip yaygın üçlü eksantrik tasarımlardan önemli ölçüde farklıdır. Malzeme genleşmelerinin yüksek sıcaklık dalgalanmaları nedeniyle tüm sızdırmazlık yüzeyi üzerinde homojen bir etkiye sahip olduğunu ve bu sayede optimum sızdırmazlık sağladığını” açıklıyor. Ayrıca Quadax® H2 Valfi, bu aşırı düşük sıcaklıklarda bile mükemmel şekilde çalışan malzemeden yapılmış özel bir sızdırmazlık halkası ile donatılmış yapıda.

Hidrojen dolum istasyonlarında emniyet vanaları

Goetze KG, elektrolizör üreticileri için yüksek basınçlı emniyet vanalarının yanı sıra hidrojen dolum istasyonları için emniyet vanalarının da tedarikini yapıyor. Enerji şebekesi ve endüstriye sunduğu mobilite de şirketin diğer odak noktasını oluşturuyor. Goetze, hidrojen teknolojisi ve tedarik güvenliğinde, Çinli ve İspanyol santrallerinden 1000 Bar’a kadar basınç için olan vana tedarikinde uluslararası ölçekte artan bir talep görüyor. Çin, bunun üzerinde özellikle duruyor. Dünyanın en büyük hidrojen dolum istasyonu da geçen yıl Pekin’de inşa edildi. Goetze, “Sekiz hidrojen yakıt pompası günlük olarak 600 araca yakıt ikmali yapmaya hazır. Bu, 200.000 metrekarelik bir hidrojen parkına yerleştirilmiş 5 tona kadar üretim kapasitesine sahip büyük hacim sayesinde mümkündür” açıklamasını yapıyor.

Teknik Güçlükler

Hidrojen dolum istasyonları için teknik gereksinimlerin geleneksel olanlardan daha yüksek olduğunu vurgulayan Herose, “Bu istasyonlarda gaz, düşük basınçlı depolama tanklarında yaklaşık 20 Bar’da depolanıyor. Ancak otomobil yakıt depolarında, gerekli enerji yoğunluğu nedeniyle hidrojenin önemli ölçüde daha fazla sıkıştırılması gerekir. Kompresörler gazı önce 1000 Bar’a kadar sıkıştırır ve ardından geçici olarak yüksek basınçlı tanklarda depolar. Yakıt ikmali sırasında gazın fazla ısınmasını önlemek için bir ön soğutucudan geçiyor. Yakıt doldurma işlemi elektronik olarak kontrol ediliyor ve depodaki basınç 700 Bar’da düzenleniyor. Basınç beklenmedik bir şekilde düşerse, emniyet vanası açılır ve fazla basıncın engellenmeden atmosfere kaçmasına olanak tanınır. Hidrojen havadan 13 kat daha hafif olduğu için yukarı kaçar ve tehlikeli değildir. Benzin istasyonu depolama tanklarından araba yakıt tanklarına geçiş için en yüksek güvenlik standartlarına sahip vanalar gereklidir” açıklamasını yapıyor.

Gelecekteki hidrojen kullanımı nasıl görünüyor?

Fraunhofer IFF’nin görüşüne göre, “sistematik olarak entegre hidrojen üretimi” değerli bir kavramdır. Sadece elektroliz sırasında üretilen hidrojen değil, oksijen de kullanılacaktır; yani kaynak veya kanalizasyon arıtma tesislerinin ozonlanması işlemleri de devreye alınacaktır. Fraunhofer IFF, “İlaçlar, pestisitler ve kozmetikler gibi sorunlu mikro kirleticiler, ozon eklenerek atık sudan çıkarılabilir” açıklamasını yapıyor. Diğer bir olası kullanım, oksijenin biyogaz tesislerinin kükürtten arındırılması için kullanılabileceği tarım sahasıdır. Bunlar umut veren, beklentileri artıran kullanım alanlarıdır.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Sektör Haberleri

Karmaşık jikle valfi ihtiyaçlarına IMI Critical Engineering çözümü

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

IMI Critical Engineering, yeni bir müşterisinin yeni geliştirilen su enjeksiyonlu şok valfleri kullanımında ortaya çıkan bir dizi karmaşık ihtiyacın hızlı bir şekilde çözüm bulmasına yardımcı oldu. Petrol ve gaz endüstrisindeki IMI Critical Engineering müşterisi, sahip oldukları kurulu vanalarla güvenilirlik, gürültü ve kapasite ile ilgili önemli sorunlar yaşıyordu. Yükseklik ve alan sınırlamalarının var olduğu özel çalışma koşullarını karşılayacak olağanüstü performansta vanalara ihtiyacı olan müşteri, mevcut tedarikçilerinden aldığı vanaları değiştirmek için uygun bir çözüm bulamadı. Bu çözümsüzlük de vanaların operasyonel verimliliğini azaltıp arıza sürelerini artırdı. Müşterisinin tesislerini ziyaret ederek, ihtiyaçlarını değerlendiren IMI Critical Engineering ekibi, hızlı bir çözüm sundu. Vana uzmanları, müşterinin sekiz jikle vanasını, 100DWI su enjeksiyonlu jikle valflerle değiştirerek yükseltme yapmasını tavsiye etti.

Yeni vananın müşteriye sağladığı faydalar:

  • Vanaların dönüşü için plan dışında kapama işlemine duyulan ihtiyacı ortadan kaldıran iyileştirilmiş operasyonel güvenilirlik,
  • Toplam yaşam döngüsü maliyetlerinin %40’a kadar azaltılmasıyla gelen kar ve kapasite artışı,
  • Gürültü yönergelerine bağlı daha az gürültü seviyeleri,
  • Gelişmiş kavitasyon ve erozyon kontrol tasarımı sayesinde vananın kullanım ömründe %50’ye varan artış.

Konuyla ilgili açıklama yapan IMI CCİ Proje Müdürü Manuel Bader, şu ifadeleri kullandı: “Bu müşterinin yalnızca operasyonel sorunlarını çözmekle kalmayıp aynı zamanda yükseklik ve alan gereksinimlerini de karşılayan hızlı bir çözüm bulmasına yardımcı olmaktan mutluluk duyduk. Yüksek mühendislik yeteneklerimizi kullanarak verimliliklerini daha da artırmak ve arıza sürelerini azaltmak için gelecekte onlarla tekrar çalışmayı dört gözle bekliyoruz.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

Pompalar

Wilo Türkiye, 30. yılını kutladı: Yeni hedef Türkiye’den global projelerde yer almak

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

İleri teknolojisi ile 150 yıldır tüm dünyada pompa sistemlerinin öncü markalarından biri olarak faaliyetlerini sürdüren Wilo, Türkiye’deki 30. yılını sektör paydaşları, çözüm ortakları ve sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen gala davetiyle kutladı. Gecenin açılış konuşmasını yapan Wilo Türkiye Genel Müdürü Altuğ Arkaya, “Öncelikli hedefimiz Türkiye’den global projelerde yer almak” dedi. Gecede konuşan bir diğer isim olan Wilo Grup Kıdemli Başkan Yardımcısı Jens Dallendoerfer ise, “Wilo Türkiye’yi sadece Türkiye değil, çevre ülkelere de hizmet verebilecek bir üretim merkezine dönüştürmek için yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

1872 yılında Dortmund’da bakır ve pirinç fabrikası olarak kurulan, 1992 yılında ise Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan Wilo, o tarihten bu yana Türkiye’de istikrarlı bir büyüme gerçekleştirerek sektörün lider markalarından biri haline geldi. İnşaat sektörünün içinde yer alan mekanik tesisat pazarında yenilikçi pompa sistemleri ile hizmet veren Wilo, Türkiye’de geçirdiği 30 yılı özel bir gala gecesiyle kutladı. Gecenin açılış konuşmasını yapan Wilo Türkiye Genel Müdürü Altuğ Arkaya, “Wilo, kurulduğu günden bu yana geçirdiği uzun ve başarılarla dolu süreçte yerel bir uzmanken dünya çapında bir oyuncu konumuna geldi. Bundan tam 30 sene önce, 23 Mart 1992’de, 300 m2’lik alanda 10-15 kişi ile Erenköy Ethemefendi’de başlayan Wilo Türkiye maceramız, her geçen gün daha da istikrarlı bir büyümeyle devam etti. Ufacık bir ekip ile başlayan yolculuğumuza, bugün 9.000 m2’lik alana kurulu merkez ofisimize bağlı olarak çalışan ekibimiz, yetkili satıcılarımız ve servislerimiz ile birlikte Türkiye genelinde yaklaşık 1.000 kişilik geniş bir aile ile devam ediyoruz. Ancak bunun yakın gelecekte bize yetmeyeceğini ve büyüme planlarını hızlandırmamız gerektiğini hissediyor ve görüyoruz.  Hoş bir tesadüftür ki bu sene Türkiye’de 30. yılımızı kutlarken dünyada 150. yılımıza girmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Öncelikli hedefimiz Türkiye’den global projelerde yer almak

30 yılı geri bıraktıkları Türkiye pazarı için öncelikli hedeflerini paylaşan Arkaya, “Bulunmadığımız yeni iş alanlarına girmek ve Türkiye’nin global organizasyondaki yerini sağlamlaştıracak yatırımlar yapmak, yenilikçi ürün ve hizmetleri pazara sunmak en önemli hedeflerimizdir” dedi.

“Yüksek verimli pompalar ile dünyadaki toplam elektrik tüketimi yüzde 4 azaltılabilir”

Türkiye için 2022 stratejileri içerisinde özellikle değişim pazarına odaklandıklarını dile getiren Arkaya, “Wilo olarak müşterilerimizin bir yandan kısıtlı enerji kaynaklarını daha verimli kullanarak sürdürülebilir gelişime katkıda bulunmalarını sağlarken, bir yandan da tasarruf edebilmeleri için Wilo Enerji Çözümleri hizmetini sunuyoruz. Çünkü pompalar tüm dünyada enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 10’luk kısmına sebep oluyor. Mevcut durumdaki pompaların yüksek verimli pompalar ile değişimi sayesinde dünyadaki toplam elektrik tüketimi yüzde 4 azaltılabilir; bu oranın yaklaşık 1 milyar insanın evinde tükettiği elektriğe eş değer olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

 “Wilo Türkiye’yi üretim merkezine dönüştürmek için yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz”

Geceye uzaktan bağlantı yoluyla katılan Wilo Grup Kıdemli Başkan Yardımcısı Jens Dallendoerfer de önemli bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye’nin, Wilo Gruba bağlı en önemli ülkelerden biri olduğunu dile getiren Jens Dallendoerfer, şu ifadeleri kullandı: “Wilo Türkiye, Wilo Grubu’nun en önemli iştiraklerinden biri. Wilo Türkiye, geçtiğimiz 30 yıl içinde sürekli olarak gelişti ve yükselişini aralıksız sürdürdü 30. yılımızda da yeniden Türkiye’de sektör lideri konumuna geldi. Bu gelişim bize gösterdi ki, Wilo Türkiye yalnızca Türkiye pazarına hitap etmenin çok daha fazlasını yapabilir. Bu potansiyeli değerlendirmek, Wilo Türkiye’yi sadece Türkiye değil çevre ülkelere de hizmet verebilecek bir üretim merkezine dönüştürmek için yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz. Konumu sayesinde Türkiye her zaman önemli bir rol oynayacak ve biz de bundan yararlanmak istiyoruz. Böylece hem Türkiye hem de dünyada Wilo’nun büyük potansiyele sahip Türkiye’deki başarı öyküsünü devam ettireceğiz. Geçtiğimiz 30 yıl boyunca bu yolculukta bize eşlik etmiş olan ve bugün geleceği inşa etmek üzere bizimle çalışan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederim.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com