Connect with us

SU VE ATIKSU YÖNETİMİ

COVID-19’un su ve atıksu yönetimine etkileri

Yayın Tarihi:

on

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi, COVID-19’un su ve atıksu yönetimine etkilerine dair bir rapor hazırladı ve kamuoyuyla paylaştı.

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yayınlanan raporda pandeminin durdurulması, halk sağlığına etkilerinin azaltılması ve ortadan kaldırılması için bir dizi önlemin alınması gereltiği vurgulanırken, bu önlemler arasında “su ve atıksu” yönetimininde büyük önem taşıdığı belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, pandemi ilan edilen ‘SARS-CoV-2 (COVID-19)’ virüsünün; ‘İçme ve Kullanma Suyu Arıtma Tesisleri’, ‘İçme ve Kullanma Suyu Şebekeleri’, ‘Atıksu ve Yağmur Suyu Kanalizasyon Sistemleri’ ile ‘Atıksu Arıtma Tesislerindeki’ olası etkileri, korunma yöntemleri ve alınması gereken tedbirler, Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi tarafından incelenerek değerlendirilmiştir.”

Raporda, atıksularda da virüs tespit edildiği bilgisi paylaşılırken, şunlar belirtildi: “Hollanda Ulusal Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü araştırmasına göre, COVID-19 vakalarının Hollanda’da ortaya çıkması ile atıksularda COVID-19 tespit edilmiştir. COVID-19 yeni bir tip virüs olduğu ve bu konuda Türkiye’de henüz bir çalışma yapılmadığı için Dünya sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Çevre Koruma Ajansı (EPA), Hollanda Ulusal Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü (RIVM), Su Çevre Federasyonu (WEF), Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) vb. uluslararası kuruluşların inceleme, araştırma bulguları ve görüşleri ile daha önce yaşanan SARS ve MERS salgınlarından sonra yapılan araştırmalar ile son üç ayda COVID-19 ile ilgili yapılan çalışmalardan oluşturulan makale ve yayınlar incelenerek referans alınmış ve değerlendirilmiştir. Su Çevre Federasyonu (WEF); COVID-19’un fekal-oral yoldan bulaşabileceğini belirtmiştir. Enfekte olan bazı hastaların, ateş yerine enfeksiyonun erken evrelerinde ishal yaşadıklarını fark edilmesi ile hasta dışkısında yapılan ölçümlerde COVID-19 tespit etmişlerdir. Ancak SARS ve MERS gibi ilgili koronavirüs salgınlarından elde edilen verilere dayanarak COVID-19 virüsünün fekal-oral yoldan bulaşma riskinin düşük olması beklenmektedir. Amerikan Çevre Koruma Ajansı (EPA), çıkış suyu dezenfeksiyon ünitesinden geçen atıksu arıtma tesislerinde; virüslerin ve diğer patojenlerin giderildiğini ve virüsün dezenfeksiyona özellikle duyarlı olduğunu belirtmektedir.

Koronavirüsün; atıksulardan alınan numunelerde doğru ölçümü oldukça zor olup, bu konuda çok az araştırma yapılmıştır. Ancak, Korona virüsün özellikle insan dışkısı ile kanalizasyon sistemine karıştığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar COVID-19 virüsünün yaklaşık dört hafta insan dışkısında canlılığını sürdürebildiğini göstermiştir. Hatta iyileşen hastaların bile bir süre sonra dışkılarında yeniden korona virüs tespit edilmiştir. Bu durumun virüsün insan bağırsak sisteminde tekrar çoğalmasından kaynaklanabileceği tahmin edilmektedir. 

Virüsün Gastroentestinal (mide-bağırsak) sistemden solunum sistemine geçişi ile ilgili bir bulguya rastlanmamıştır. Hijyen şartlarının sağlanamaması ile yayılan virüs, bunun dışında tuvaletlerden, sıhhi tesisat ve havalandırma sistemi hataları nedeniyle de yayılabilmektedir. Sıhhi tesisattaki ve havalandırma sistemindeki hatalar nedeni ile 2003 yılında, Hong-Kong da 50 katlı bir binada SARS koronavirüsün başka dairelere taşınarak bina içinde yayılmasına ve bunun sonucunda 342 kişinin enfekte olmasına, 42 kişinin de ölümüne yol açmıştır. Bu duruma banyolarda suyu boşalmış sifonlar ve doğru projelendirilmemiş havalandırma sistemlerinin neden olduğu tespit edilmiştir. COVID-19 virüsü için de; apartmanlarda arızalı tuvaletlerden yayılması olası riskler olarak değerlendirilmelidir.

Atıksularda; koronavirüs, sıcaklığa ve katı madde miktarına bağlı olarak canlılığını birkaç saatten birkaç güne kadar sürdürebildiği tespit edilmiştir. Çin’de SARS hastalarının tedavi edildiği iki hastane atıksuların da yapılan incelemelerde, koronavirüsün ham atıksu da 20ºC’de 2 gün, 4ºC’de ise 14 gün varlığını koruduğu belirlenmiştir. 

“Klasik Aktif Çamur Prosesinden” oluşan biyolojik arıtma sistemi çıkış suyunda SARS korona virüsüne rastlanmamıştır. Ancak atıksuda bulunan Askıda Katı Maddelerin (AKM) virüse koruma sağladığı tespit edilmiştir. Bu nedenle koronavirüs; ham atıksuda varlığını ön arıtmadan geçmiş atıksuya göre daha fazla koruyabilmektedir. 

İstanbul’da kentsel atıksuların yaklaşık %68’i sadece ön arıtma işleminden sonra biyolojik arıtma işlemine tabii tutulmadan deniz deşarjı ile İstanbul Boğazına ve Marmara denizine iletilmektedir. Kentin denize kıyı semtlerinde bazı noktalarda (restaurant, konut vb.) kaçak deşarjlar nedeni ile özellikle düşük sıcaklık koşullarında aktif koronavirüsün özellikle midyeler ve diğer deniz canlılar tarafından taşınması mümkün olacaktır. Bu konuda atıksu yönetimlerinin; kanalizasyon sistemlerinde ve deniz alıcı ortamında dikkatli bir izleme yapması gerekmektedir. 

İstanbul’da atıksu arıtma tesisi çıkış sularının az da olsa bir kısmı, peyzaj amaçlı bitkilerin sulanmasında kullanılmaktadır. Anadolu’da ise bazı yerleşim yerlerinde, kanalizasyondan doğrudan alınan atıksular sulama amaçlı kullanılmaktadır. Bu durum virüslerin insana taşınmasında önemli risk oluşturmaktadır. Özellikle sulama işleminin fıskiyeler ile yapılması nedeni ile sulama suyunda bulunan virüsler kolaylıkla ortama yayılabilecektir. Bu durum halk sağlığı için tehlike oluşturmakta olup, bu işlemler; su ve atıksu yönetimlerince engellenmelidir.”

Genel değerlendirme

“Su ve atıksu yönetimlerinde çalışan emekçilerin; sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır. Atıksu toplama ve iletme sistemleri ile atıksu arıtma sistemleri çalışanları genellikle atıksularda bulunan mikroorganizmaların etkisinde kalmakta ve enfeksiyon ile tehlikeli hastalıklarla karşılaşmaktadır. Atıksu arıtma sistemlerini işleten operatörlerin atıksuların etkisinden korunması amacıyla; sahada güvenli çalışma koşulları sağlanmalı, mühendislik ve idari kontroller daha sıklıkla yapılarak kişisel koruyucu donanımlar da (KKD) olmak üzere, rutin uygulamaları takip etmeleri sağlanmalıdır.

Salgının yayılmasının ve etkisinden korunmanın en etkili yönteminin kişisel temizlik ve yaşam alanlarının temizliği olarak bilinmektedir. Bu amaç ile suyun kesintisiz ve temiz olarak halkın kullanımına iletilmesi esas olmalıdır. Suyun ücretsiz dağıtımı sağlanarak salgından korunma mücadelesinde halkın eşitliği sağlanmalıdır. Bu işlem borcundan dolayı suya erişimi engellenen bütün herkes için yapılmalıdır.

Atıksu arıtma tesislerinde ve içme suyu arıtma tesislerinde çalışan personelin COVID-19 bulaşma riskini azaltmak için, personelin temasta olduğu yüzeyler uygun dezenfektanlar ile sürekli dezenfekte edilmelidir. Personeller arasındaki sosyal mesafenin korunacağı ve personelin mümkün olduğu kadar az kişi ile temas sağlayacağı bir çalışma düzenine geçilmelidir.”

İçme ve kullanma suyu kullanımı

“Su; arıtma sistemleri merkezi arıtma sistemlerinden dezenfekte edildikten sonra şebekeye verilmektedir. Merkezi su arıtma sistemleri ve şebekelerin de; suların dezenfeksiyonu ile ilgili kontroller daha fazla yapılmalı, konut girişlerinden alınan su numunelerinde kontroller sürekli yapılarak şebekede meydana gelebilecek mikrobiyolojik kirlenme izlenmeli ve bu doğrultuda gerekli tedbirler alınmalıdır.

Merkezi su arıtma sisteminin bulunmadığı yerleşim alanlarında; kaynaktan temin edilen sular mutlaka dezenfekte edilerek kullanılmalıdır. Suyun dezenfeksiyonunda aşağıdaki yöntemler kullanılabilir.

İçme ve kullanma suları ultrafiltrasyon (virüs partikül çapına göre), nanofiltrasyon ve reverse osmos sistemlerinden birinden geçirildikten sonra kullanılabilir.

Ham içme sularının dezenfeksiyonunda Ultraviole (UV) ile dezenfeksiyon yöntemi kullanılabilir. 254 nm UV-C ultraviyole ışık, bakterileri, virüsleri ve diğer zararlı mikroorganizmaların DNA veya RNA’larına zarar vererek inaktive eder. İçme ve kullanma sularının UV ile dezenfeksiyonda, UV ünitesi depodan sonra direk kullanım hattına monte edilmelidir. İçme ve kullanma sularına, sıvı ve gaz kimyasallar ile dezenfeksiyon işlemi yapılabilir. Uygun bir dezenfeksiyon yöntemine erişim yoksa; içme veya kullanma suyu kaynatılarakta dezenfekte edilebilir.”

Atıksu, kanalizasyon ve atıksu arıtma tesisleri

“Ön arıtma işleminden sonra, doğrudan deşarj edilen kentsel atıksular; deşarj noktasından önce içinde 0,2 mg/L serbest klor kalacak şekilde dezenfeksiyon işlemine tabi tutulmalıdır.

Hastaneden kaynaklanan atıksular; kanalizasyon şebekesine verilmeden önce, 10 dakika 10 mg/l klor ile veya 30 dakika 40 mg/l Klordioksit ile temas ettirilerek dezenfeksiyonu sağlanmalıdır. Bu işlemler için otomasyona dayalı izleme yapılabilecek tesisler kurulmalıdır.

Atıksuların dezenfeksiyonunda Ultraviole (UV) ile dezenfeksiyon yöntemi kullanılabilir. 254 nm UV-C ultraviyole ışık bakterileri, virüsleri ve diğer zararlı mikroorganizmaların DNA veya RNA’larına zarar vererek inaktive eder. Arıtılmış atık suların dezenfeksiyonunda, ultraviyole ünitesine girecek suda askıda katı madde miktarının 30 mg/l’den az olması gerekmektedir.

Atıksulara, yaygın olarak sıvı ve gaz kimyasallar ile dezenfeksiyon işlemi yapılabilir. COVID-19 virüsünün; atıksu arıtma tesisi giriş ve çıkışlarındaki varlığı, atıksu kanalizasyon sistemlerindeki varlığının tespiti ile hastalığın yayılım riski korelasyonunun kurulması, COVID-19‘un deniz suyundaki varlığı ve deniz canlılarına etkisi araştırılmalı bu konuda halk sağlığı için bilgilendirilme yapılmalıdır.

Meskun mahallerde açıktan akan kanalizasyon akıntıları veya kanalizasyon hatlarında arıza varsa temas edilmeyip ilgili yerel yönetimlere bilgi verilmelidir.

Peyzaj ve tarım amaçlı bitkilerin sulanmasında; atıksu arıtma tesis çıkış suyu veya doğrudan atıksuların kullanılması ile virüslerin kolaylıkla ortama yayılabileceği dikkate alınarak bu uygulama kesinlikle yapılmamalıdır. Su ve atıksu yönetimleri bu uygulama ile ilgili denetimleri titizlikle yapmalıdır.

Kanalizasyon sistemlerinden alınan atıksu örnekleri sürekli mikrobiyolojik olarak kontrol edilip, hastalık yapma riski olan virüsler, bakteriler ve benzeri biyolojik varlıklar erken dönemde tespit edilerek hastalıkların salgın haline gelmeden kontrol altına alınması sağlanmalıdır. Bu konuda yurtdışında araştırmalar başlamış olup, Ülkemizdeki Su ve Atıksu yönetimleri; Üniversiteler, TMMOB, Tabipler Odası ve diğer paydaşların bu konudaki görüşlerini dikkate alarak gerekli çalışmalar başlatmalıdır.”

 Atıksu konutlardan nasıl uzaklaştırılmalı?

“Konutlarda ve diğer ortak yaşam alanlarında, banyo ve tuvaletler gibi ortak havalandırma boşluğu kullanılan yerlerde havalandırmanın sadece dışarı yönlü gerçekleştiği kontrol edilmelidir. Dışarıya doğru akım oluşmuyorsa değiştirilmeli veya gerekli olmadıkça kapalı tutulmalıdır.

Konutlarda ve diğer ortak yaşam alanlarında, banyo ve tuvaletler; Sodyum Hipoklorit (çamaşır suyu yaklaşık %5 sodyum hipoklorit içerir), hidrojen peroksit vb. kimyasallar (su ile seyreltildikten sonra) ile düzenli olarak dezenfekte edilmeli, sifon çekilmeden önce klozet kapağı kapalı tutulmalıdır. Klor ile dezenfeksiyonun hemen ardından klozet kapağı kapatılıp klor temasının sağlanması amacıyla 10 dk. bekletilerek sifon çekilmelidir.

Konutlarda ve diğer ortak yaşam alanlarında, sıhhi tesisatın doğru ekipmanlar ile donatılmış olmasına ve sorunsuz çalıştığına dikkat edilmelidir. Banyo, tuvalet, mutfak ve yıkama yapılan alanlardan gelen kötü kokuların kaynağı araştırılmalı koku kaynağının sorunları giderilmelidir. Banyo, mutfak, vb. tüm su teçhizatlarının çalışan bir U-dirseği olduğu kontrol edilmelidir. U-dirseklerde su kaybını önlemek için tesisatta bulunan musluklar, sabah ve akşam olmak üzere günde en az iki kez beş saniye açılmalıdır. Atıksu borularında kaçak, çatlak, vb. tespit edilerek onarılmalı, kanalizasyon sistemi dışına yayılması engellenmelidir.”

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

SU VE ATIKSU YÖNETİMİ

Kentsel su sistemleri yönetimi yapay zeka ile daha verimli

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Mitsubishi Electric’in akıllı yazılım çözümü Aquatoria®, kentsel su sistemlerinde pompa optimizasyonu ile enerji tasarrufu sağlıyor.

Yapay zekâ, çok yüksek verilerin işlenmesinde ve otomasyon sistemlerinde gösterdiği yeteneklerle endüstrinin her alanını domine ediyor. İklim değişikliğine ve artan popülasyona bağlı olarak şehirlerdeki suyun yönetimi kritik öneme sahip olurken geliştirilen yapay zekâ temelli çözümler de su kaynaklarının geleceği için hayati bir rol üstleniyor. Teknolojinin global devleriden Mitsubishi Electric, su alanında yaşanan temel sorunları çözmek için geliştirdiği Aquatoria® ile şehir suyu yönetimini yapay zeka ile optimize ediyor. Mitsubishi Electric’in MAPS çözümü üzerine inşa edilen, proses yönetimi, görselleştirme ve kontrol paketinden oluşan Aquatoria, şehir suyu dağıtım şebekesi boyunca pompa optimizasyonu ile su basıncını dengeliyor ve enerji tasarrufu sağlıyor.

Su kaynaklarının temini, toplanması ve yönetilmesi özellikle büyük şebekelerin söz konusu olduğu kentlerde zorlukları da beraberinde getiriyor. Yapay zekâ, veri analitiği, regresyon modelleri ve çeşitli algoritmalar ise su yönetimi sürecindeki zorlukları nötralize etmeyi ve süreci efektif şekilde yönetmeyi mümkün kılıyor. Terfi merkezi ve vana gibi sistem bileşenlerinde otomasyon teknolojilerini uygulamak ve tüm bu kaynakları optimize eden bir kontrol platformunu hayata geçirmek ise istenilen verim ve kârlılığa ulaşmayı mümkün kılıyor.

Şehirlerdeki su yönetimini dijitalleştirerek kısıtlı kaynakları en verimli şekilde kullanmanın önünü açan Mitsubishi Electric, Aquatoria ile sistemin dinamiklerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak akılcı çözümler sunuyor. Su şebekesinin operasyon verimliliğini artıran özellikleriyle öne çıkan sistem, su şebekesi operatörünün müşterilere homojen bir kullanım deneyimi sunması, işletme maliyetlerini kontrol altına alması ve bakım ihtiyaçlarını minimum seviyede tutması için gerekli koşulları sağlıyor. 

Enerji tüketimini, su kaçaklarını ve bakım gereksinimlerini azaltan akıllı algoritma Kentsel su sistemleri için hassas kontrol sağlayan Aquatoria®, pompa istasyonunu tüketici   talebiyle uyumlu hale getirip aşırı basıncı ortadan kaldırıyor, her istasyonda optimum pompalama ünitesi seti seçimini otomatik hale getiriyor. Sudaki basıncı ilgili standartlarla uyumlu hale getiren sistem, su dağıtım sistemi içindeki yükü ve su kaçaklarını azaltıyor. Pompa ünitesindeki çalışmaları otomatik teşhis eden sistem, tahmine dayalı algoritmalar aracılığıyla anında aksiyon almayı sağlarken daha az personelle verimli bir şebeke yönetimi sunuyor.

Şehir suyu yönetiminde operasyonel mükemmellik sağlıyor

Mitsubishi Electric’in gelişmiş teknolojisi, şehirlerdeki su yönetimine çağın ötesinde bir perspektif kazandırıyor. Su yönetimi ekipmanlarını akıllı bir ağ kapsamında birbirlerine bağlayan yazılım katmanıyla koordinasyon içinde yönetilmesini sağlayan şirket, bunun için inverterler ve PLC’ler gibi akıllı cihazların yanı sıra sensörler kullanıyor. Yapay zeka ise tüm ağ veya sistemi ayrıntılı bir şekilde görselleştirerek gerçek zamanlı hassas kontrol için ihtiyaç duyulan veri ve geribildirimleri sunuyor. Operasyonel avantajları bir araya getiren Aquatoria, sistem basıncını kontrol ederek su kaçaklarını da minimize ediyor. Bu sayede su şebekesinin toplam sahip olma maliyetini önemli ölçüde düşürüyor. 

Kontrollü basınç ile daha az bakım daha çok verim

Aquatoria® teknolojisi, suyu en verimli şekilde şehrin kullanımına sunma özelliğiyle dikkat çekiyor. Bu kapsamda verimsiz çalışan ekipmanları tespit etmek için yapılandırılmış yazılım ile basınç kontrol edilerek şebeke yönetimi gerçekleştiriliyor. Aktif terfi merkezlerini otomatik olarak optimize edebilen sistem, enerji tüketimini azaltıyor. Aynı zamanda terfi merkezleri tüketici talebiyle uyumlu hale getirilirken pik basınçların önüne geçilmesi, dağıtım ekipmanının daha az gerilime tabi tutulması ve buna bağlı olarak da bakım ihtiyaçlarının azalması sağlanıyor. 

Mitsubishi

Aquatoria®

Otomatikleştirilmiş izleme ve raporlama ile proaktif kullanım, verimli yönetim

Şehirlerdeki su şebekesinin verimli bir şekilde yönetilmesi ancak su ve proses veri akışlarının eş zamanlı alınarak sistemin gerçek zamanlı olarak takip edilmesiyle mümkün oluyor. Tesisler ile kontrol odası arasında etkili şekilde yapılandırılmış haberleşme sistemi de enerji tüketimi, su kaçaklarının belirlenmesi ve varlık yönetimi gibi durumlarda dağıtım kontrol sistemlerini yönetmek için önemli role sahip. Otomatikleştirilmiş izleme süreçleri ve raporlama ise su şebekesi personellerini monoton manuel analiz görevlerinden kurtararak proaktif geliştirme süreçlerine dahil edebilmeyi mümkün kılıyor. Bu geliştirmeler için güçlü bir altyapı sağlayan Aquatoria®, farklı uygulama senaryolarına uyarlanabilme esnekliğiyle dikkat çeken Mitsubishi Electric SCADA tabanlı yazılım platformu sunuyor. Verileri altyapıdaki değişiklikleri yansıtmak için kolaylıkla modifiye eden sistem, grafik kullanıcı ara yüzlerini (GUI) de kontrol odası ekranlarında gösteriyor. 

Farklı modüllerle, farklı görevleri yerine getirmek kolaylaşıyor

Aquatoria®, farklı görevleri hızlı ve verimli bir şekilde yerine getirmek için birçok farklı modüle sahip. Bunlardan biri olan “Konfigürasyon Modülü”, varlık eklemek veya varlıklarda değişiklik yapmak için kullanılırken, “Pompa Seçim Modülü” ise görev, verimlilik ve hizmet ömrü arasında bir denge oluşturmak için pompa varlıklarına manuel müdahalelere olanak tanıyor. Pompa istasyonlarının yanı sıra tüm su temini sürecinin otomatik çevrimiçi çalışma koşullarının değerlendirilmesi “Analitik Modülü” ile gerçekleştiriliyor. Sistem, kullanıcıların iletişim kanallarındaki düşük kalite nedenlerini değerlendirmelerini ve sorunlu konumları belirlemelerini sağlayan “Altyapı Diyagonistik Modülü” ile iş birliği içinde çalışıyor. Talep olması halinde ekstra olarak interaktif bir harita üzerine inşa edilen “Coğrafi Modülü” ise tesislerin yerini tespit ederek bunları yönetmeye ve kontrol etmeye yardımcı oluyor. Esnek ayarlar maksimum görünürlük sağlarken operatör ekranındaki kafa karıştıran enformasyonları da ortadan kaldırıyor. 

Yapay zekâ ile minimum yüzde 15 enerji tasarrufu sağlanıyor

Yaşamın temel kaynağı suyu teknolojiye entegre eden Mitsubishi Electric’in Aquatoria® algoritması, sistemdeki yönetim ve optimizasyonu yapay zekâ özelliğiyle sağlıyor. Yapa zekâ, sistemi oluşturan altı farklı yazılım modülünden biri olan “Adaptif Kontrol Modülü” içinde çalışıyor. Sistemin gelişmiş bilişsel zekâsı, özellikle birden fazla değişkenin rol oynadığı senaryolarda daha iyi sonuçlar üretilmesini sağlıyor. Örneğin; boru hattına hizmet veren bir dizi derin kuyu pompası sabit matematik modellerle yönetildiğinde iyi çalışmazken, Aquatoria® “fuzzy logic / duruma uygun davranma” algoritmalarıyla uyumlaştırma sağlandığında minimum yüzde 15 enerji tasarrufu elde edildiği görülüyor. 

Dünya kentlerinde referans projelere imza atıyor

Dünyanın farklı şehirlerinde referans projeler hayata geçiren Mitsubishi Electric; Belarus’ta 1,9 milyonluk nüfuslu Minsk şehrinin yanı sıra birçok farklı kentin su yönetiminde çözüm ortaklığı yaptı. Yine Belarus’ta 360 bin nüfuslu Mogilev, 510 bin nüfuslu Gomel ve 116 bin nüfuslu Orsha şehirlerinde kurduğu akıllı su yönetim sistemleriyle kamu hizmeti sağlayan şirket, şebekelerin çalışma performansını önemli düzeyde yükselterek sızıntıları ve enerji kullanımını da azalttı.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

SU VE ATIKSU YÖNETİMİ

Xylem sürdürülebilirlik için suyu daha görünür kılıyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku

SU VE ATIKSU YÖNETİMİ

Masdaf, atık su transferinde biyolojik hayatı koruyan çözümler sunuyor

Yayın Tarihi:

on

Yazar:

İnovatif ve çevreci su teknolojileriyle yarım asırdır pompa sistemleri sektörünün lider markaları arasında yer alan Masdaf, “Dünyaya iyi gelecek” mottosu ile çözüm ortağı olduğu projelere, dünya kaynaklarını koruyan ürün ve hizmetler sunmaya devam ediyor. Masdaf, atık su uygulamalarına özel olarak geliştirdiği UKMS Kendinden Emişli Atık Su Pompaları ile kanalizasyon sularını ve endüstrilerdeki atık suları, ortama koku yaymadan ve atık su sızdırmadan transfer ederek, biyolojik hayatı ve insan sağlığını koruyor.

Dünya nüfusunun hızlı artışına ve sanayileşmeye paralel olarak su kaynaklarımızda yaşanan kirlilik oranı hızla artıyor. Kanalizasyon sularının ve endüstrilerdeki atık suların transferinin güvenli bir şekilde sağlanması hem ekolojik hayat hem de insan sağlığı açısından büyük önem taşıyor. 

Yüksek sızdırmazlık

Pompa sistemleri sektörünün liderlerinden biri olan Masdaf, atık su uygulamalarına yönelik olarak, çevreci bir anlayışla geliştirdiği UKMS Kendinden Emişli Atık Su Pompaları ile kanalizasyon gibi kirli suları ve endüstrilerdeki atık suları, ortama koku yaymadan ve atık su sızdırmadan transfer ederek, biyolojik hayatı ve insan sağlığını koruyor. 

Pompa sistemlerinde tıkanma yaşanmıyor

Üstün bir dizayna sahip olarak geliştirilen UKMS Kendinden Emişli Atık Su Pompalar, çevreci bir yaklaşımın yanı sıra işletmede de büyük avantajlar sağlıyor. Güçlü yataklama elemanları sayesinde uzun yıllar zor koşullar altında çalışabilen UKMS pompaların katı partikül geçirgenliği 76 mm’ye kadar çıkabiliyor. Bu sayede atık suların transferi esnasında, katı ve lifli partiküller nedeniyle pompa sistemlerinde tıkanma yaşanması önlenerek, işletmelerin pompa sistemlerinden kaynaklı bir kesinti yaşamasının önüne geçiliyor. 

İşletme ve bakım kolaylığı

Masdaf’ın atık su uygulamalarına yönelik olarak dizayn ettiği UKMS serisi pompalar, kolay temizlenebilir olmasıyla da işletmelere bakım kolaylığı sunuyor. Pompanın gövdesinde bulunan temizleme kapağı sayesinde, basılan akışkanın içerisinde bulunan büyük partiküller, pompayı tıkadığında, pompanın tesisattan sökülmesine gerek kalmadan bakımı yapılabiliyor. Kolay bakım özelliği, acil müdahale durumunda sistemin kesintiye uğramadan çalışması açısından da büyük önem taşıyor. 

Farklı kapasitelerde 2”, 3”, 4”, 6”, 8”, 10” çıkışlı 6 model seçeneği bulunan UKMS pompalar özellikle; otel, hastane, endüstrilerdeki atık suların tahliyesinde, şantiyelerde kazı sularının tahliye edilmesinde ve yağmur suyu ile taşkın sularının deşarj edilmesinde de etkili çözümler sunuyor. 

Masdaf hakkında detaylı bilgi için www.masgrup.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com