Connect with us

Borular

TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi), Duyar ürünlerini tercih etti

Yayın Tarihi:

on

TANAP yani Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi Azerbaycan doğal gazının boru hatlarıyla birlikte Türkiye üzerinden Avrupa’ya transfer edilmesini kapsayan dünyanın sayılı ve önemli projelerinden birisidir.
Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacını karşılayacak olan yüzyılın projesinde Duyar markalı ürünler kullanıldı. Başta “statik balans vanası” olmak üzere HVAC grubu ürünlerin kullanıldığı bu projenin 2018 Haziran ayında bitirilmesi planlanmaktadır.

TANAP Nedir?
Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi yani TANAP, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’nde yer alan üretim sahası ve Hazar Denizi’nin güneyindeki üretim sahalarından alınan doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması projesidir. TANAP Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile birleştirilerek Güney Doğal Gaz Koridorunu oluşturan önemli bir projedir.
TANAP, Türkiye-Gürcistan sınırında yer alan Ardahan Pasof’tan başlayarak Erzurum, Erzincan, Sivas, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir, Bursa, Çanakkale, Tekirdağ ve Edirne gibi şehirlerden geçerek Yunanistan sınırındaki İpsala ilçesinde son bulacaktır. Bu noktadan ise Avrupa ülkelerine doğal gaz aktarılacak olan TAP projesine bağlanacaktır. Proje kapsamında ülkemizin sınırları içerisinde Eskişehir ve Trakya bölgelerinde ulusal doğal gaz iletim
şebekelerinde bağlantı için iki çıkış noktası yapılması planlanmaktadır.
Proje kapsamında oluşturulacak olan istasyonlar şunlardır:
– 7 kompresör istasyonu,
– 4 ölçüm istasyonu,
– 11 pig istasyonu,
– 49 blok vana istasyonu,
-Türkiye’deki ulusal doğal gaz şebekesini beslemek amacıyla 2 gaz çıkış istasyonu.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Borular

Plastik boruların çevre ve sağlık açısından faydalarını biliyor muyuz?

Yayın Tarihi:

on

İnşaat sektöründeki gelişmeler, temiz su, atık su, drenaj, doğal gaz dağıtım şebekelerinin artışı, tarımda akıllı sulama gibi farklı nedenlerle gün geçtikçe plastik boru kullanımının ağırlık kazandığı görülüyor. Araştırmalar, dünyada plastik boru kullanım oranının her yıl yüzde 6-7 oranında arttığını gösteriyor. Peki plastik boru kullanımının artmasının nedenleri neler?

Daha düşük karbondioksit emisyonu

GF Hakan Plastik’in bünyesinde bulunduğu İsviçre merkezli Georg Fischer’in (GF), çevresel performans analizinde uzmanlaşmış bağımsız bir İsviçre şirketine hazırlatmış olduğu araştırma, dünyanın önde gelen yaşam döngüsü envanter veri tabanı olan Ecoinvent’e dayanıyor.

Yapılan bu çalışma için hazırlanan aşağıdaki grafikte, termoplastik boru sistemlerinin çevre performansının kalitesi, yapı teknolojisi, sanayi, su ve gaz dağıtım alanlarındaki uygulamaları için ömürleri değerlendirilerek gösteriliyor. (Analizde, yaygın olarak kullanılan plastiklerin her biri için bir metre uzunluğundaki borunun çevreye olan etkisi, ana rakip malzemelerle [DN25, 80, 150 ve 400] karşılaştırılmış).

Bu çalışmadan ve mevcut olan diğer simülasyonlardan elde edilen veriler, boru üretiminde daha yaygın olarak kullanılan malzemeler karşılaştırıldığında, plastik boru kullanımında karbondioksit emisyonlarında tasarruf sağlanabileceğini ortaya koyuyor.

Ayrıca, daha önce yapılan araştırma sonuçlarını da destekleyen bu çalışma, plastik boru sistemlerinin diğer sistemlere göre daha yüksek performansa sahip olduğunu gösteriyor. Termoplastikler, özellikle nakliye ve montaj değerlendirmelerinde düşük ağırlıkları sayesinde yüksek puan alıyor. Tamamen plastik çözümlerin, geleneksel malzemeler kullanılan diğer boru sistemlerinden daha hafif olması nedeniyle karbonun kapladığı alan üzerinde olumlu bir etki yarattığı görülüyor. Bu da daha düşük karbon emisyonu ile çevrenin korunması yönünde olumlu bir fayda sağlıyor.

Dayanıklılık

Plastik boruların esneklik ve dayanıklılık özellikleri, Türkiye gibi deprem bölgesinde  olan ülkeler için çok daha fazla önem kazanıyor. Plastik boruların bu özellikleri kurulan sistemlerin depremden daha az zarar görmesi, oluşabilecek tehlikelerin en aza indirilmesi, yüksek maddi kayıpların önüne geçilmesi yönünde avantajlar sağlıyor. Plastik borular, bu tip olumsuz koşullarla karşılaşılmadığı taktirde ve doğru koşullarda döşendiğinde 50 yıla kadar uzun bir süre kullanım imkânı sunuyor.

Temiz ve sağlıklı suya ulaşım

Güvenilir su; zararlı bakteriler, zehirli materyaller ve kimyasallar içermeyen sudur. 

Bugün 2.1 milyar insan evinde güvenilir içme suyuna ulaşamıyor, sağlık sorunları ile yüzyüze kalıyor. Küresel ısınma, kaynakların doğru kullanılmaması gibi nedenlerle azalan temiz su kaynaklarının korunması, doğru ve güvenilir şekilde ulaşımının sağlanması bu nedenle büyük önem taşıyor. Plastik boruların tarımda sulamadan konutlarda su kullanımına kadar geniş bir alanda tercih edilmesinin bir nedeni de yapısal özellikleri ile suyun temiz ve sağlıklı bir şekilde ulaşımına olanak sağlamasıdır.

Su kaynaklarına kimyasal atıklar ve maddelerin karışmaması için bu zararlı maddeleri taşıyan malzemelerin hijyen, dayanıklılık, korozyona uğramama, sızdırmazlık ve bakım kolaylığı gibi özelliklere sahip ürünler olması gerekiyor.

Tüm bu özelliklere sahip olan plastik borular, geri dönüştürülebilir olma özeliği ile de yüksek sürdürülebilirlik düzeyi yakalıyor.

Devamını Oku

Borular

Tesisatınız kışa hazır mı?

Yayın Tarihi:

on

GF Hakan Plastik, havaların iyiden iyiye sertleşmeye başladığı, güneşe rağmen keskin soğukları hissetmeye başladığımız günlerde uyarıyor: “Tesisatınız kışa hazır mı?”

Yıllık rutin olarak yapılan çatı, pencere, kombi vb. bakımlarının yanı sıra ev tesisatlarının da bakıma ihtiyacı olduğu kesinlikle unutulmamalı. Bu nedenle GF Hakan Plastik yetkilileri tesisat sisteminde su donmaları, ani boru patlamaları vb. sorunlar karşısında alınabilecek tedbirler konusunda ipuçları veriyor:

Evdeki su tesisatları ve kombi tesisatları gibi sistemlerde su, uzun süre akmadan duruyorsa ve bina içindeki sıcaklık düşmeye başlamışsa tehlike var demektir. Durgun su +4°C’de donmaya başlar ve 0°C’de tamamen donarak buz halini alır. Tesisattaki su homojen bir şekilde donduğunda, borular patlayabilir, eksene paralel çatlayabilir.

Su, genelde homojen donmaz. Yani, suyun tamamı aniden buz olmaz. Bu ortamda “donmuş” suyun “donmamış” suya yapmış olduğu basınç çok yüksektir. Birçok boru tipi de bu kadar yüksek basınca dayanamayarak sınıfta kalmaktadır. GF Hakan Plastik Aquasystem PP-R borularının anlık basınç dayanımı 120 bara kadar çıkmakta ve zorlu kış şartlarına dayanmaktadır.

Suyun Donması Nedeniyle Yaşanabilecek Boru Patlamalarının Sebepleri ve Çözüm Önerileri

PP-R boru tesisatları donma tehlikesine karşı korunmalı ve donma riskinin olduğu bölgelerde yalıtım yapılmalıdır. Tesisat uzun süre kullanılmayacak ise tesisattaki suyun boşaltılmış olmasına dikkat edilmeli ve boruların donma neticesinde oluşacak yüksek basınçlar nedeniyle zarar görmesi engellenmelidir.

Soğuk hava ve tesisatın içinde kalan sudan kaynaklı sorunlar hem emeklerin boşa gitmesine hem de ekstra masrafa neden olabilmektedir. Bu nedenle, tesisatların içinde test sonrası su bırakılmamasına özen gösterilmesi ve standartlara uygun ham maddelerden imal edilmiş PP-R boruların kullanılması çok önemlidir. GF Hakan Plastik Teknolojisi ile üretilen Aquasystem PP-R boru ve ek parçaları, tüm bu riskleri minimuma indirme konusunda avantaj yaratmaktadır.

Soğuk Havalarda Oluşan Boru Çatlaklarına Dikkat!

Özellikle soğuk havalarda ortaya çıkan bir başka tehlike de boruların çatlamasıdır. Bu durum uygulama öncesi oluşur ve dikkat edilmezse ilerleyen zamanlarda borularda sızıntılara ve daha da kötüsü patlamalara neden olabilir. Basınç taşıma kabiliyeti olan PP-R ham madden üretilen borular, malzeme yapısı gereği 0°C’de camsı özellik göstermeye başlar ve kırılganlık hassasiyeti daha fazla ortaya çıkar. Bu nedenle, şantiyede montaj işlemi yapan ustalara, tesisatın uzun ömürlü olabilmesi için sorumluluklar düşmektedir. PP-R boruların kullanımında (taşıma, uygulama vb.) her zaman özen gösterilmelidir ancak soğuk havalarda bu çok daha önemlidir.

Özellikle soğuk havalarda, PP-R ürünlerin uygulamadan önce boru uçlarından “5”er cm olacak şekilde ve keskin bıçak ağızlı bir boru makası ile kesilmesi bu sorunla karşılaşılmasının önüne geçmekte faydalı olacaktır. Çünkü borularda çatlama genellikle boruların uç kısımlarında (nadiren de orta kısımlarında) oluşur. Bunun sebebi ise boruların taşınma esnasında en kolay darbe aldığı yerin uç kısımlar olmasıdır. Ayrıca, boruların soğuk havalarda simit şeklinde taşınması da iç gerilme oluşturur ve orta kısımlarda çatlamalara neden olabilir.

Devamını Oku

Borular

Kondenstop Kontrolü ve Buhar Kaçakları ile Oluşan Maliyet

Yayın Tarihi:

on

Borular içerisinde nakil olurken basınç düşüşü sebebiyle sirkülasyon pompalarına gereksinim duymadığı için, “buhar” uzun mesafedeki proseslere ısı iletiminde en çok kullanılan akışkan tipidir.

Buhar yıllar içerisinde; gıda, tekstil, kimya, enerji ve ısıtma sektörlerinin ve birçok endüstriyel tesisin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Buhar; “kazan” adını verdiğimiz basınçlı kap içerisindeki suyun ısıtılarak doymuş veya kızgın buhar olarak üretilip, kullanım noktasına borular vasıtasıyla taşınabildiği; basınç, sıcaklık ve debi gibi özelliklerinin kontrol edilebildiği bir enerji olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok farklı sebeplerden dolayı buhar ısı kaybına uğrar ve yoğuşarak ilk hali olan su fazına dönüşür. Oluşan bu su “kondens” olarak adlandırılır.

Proses veya ana nakil hatlarında oluşmuş kondensin tahliyesi kondenstoplarla yapılmaktadır. Kondenstoplar; hava, gaz ve kondensi (suyu) otomatik olarak tahliye eden, fakat buharı tutan cihazlardır. Artan yakıt maliyetleri, artarak devam eden rekabet koşulları, sağlık ve emniyet tedbirleri, çevreye karşı alınması gereken önlemler üretici firmaları “üretim maliyetlerini azaltmaya yönelik” kontrol ve uygulamalara zorlamaktadır. Buhar sistemlerinde enerji tasarrufu yapılacak en önemli noktalardan biri kondenstoplardır. Sistem ve prosesin verimli ve emniyetli çalışabilmesi için, oluşan kondensin mümkün olduğu kadar çabuk ve doğru şekilde prosesten alınıp kayıp olmaksızın kondens toplama noktası olan “kondens tankına” iletilmesi gerekmektedir. Ayrıca kondensten oluşan flaş buhardan ısı geri kazanılacak “flaş buhar tank sistemleri” kurularak kullanma suyu, ısıtma radyatör suyu, duş alma suyu gibi durumlar için sıcak su elde edilebilir.

Kondenstoplar üç temel çalışma prensibine göre üretilirler

1. Mekanik prensiple çalışan kondenstoplar: Buhar ile kondens arasındaki yoğunluk farkını algılar ve kondensi buhar sıcaklığında tahliye ederler.

a) Ters kovalı kondenstop

b) Şamandıralı kondenstop

c) Yüzer şamandıralı kondenstop

2. Termostatik prensiple çalışan kondenstoplar: Buhar ile kondens arasındaki sıcaklık farklarını algılayarak kondensi buhar sıcaklığının altında tahliye eder.

a) Sıvı genleşmeli kondenstop

b) Bimetalik kondenstop

3. Termodinamik prensiple çalişan kondenstoplar: Kondens ile flaş buhar arasındaki dinamik farkları algılar ve kondensi buhar sıcaklığına yakın tahliye eder.

Kondenstop Buhar Kaçağı Kontrolü

Kondenstoplar arızalanmalarından veya yanlış seçilmelerinden dolayı ciddi enerji kayıplarına neden olabilir. Birçok farklı sebepten (Hatalı seçim, hatalı montaj, üretim hatası, proseste meydana gelen kimyasal veya fiziksel problemler vb) dolayı kondenstopta problem yaşanır ve karşımıza canlı buhar kaçağı veya proses verimsizliği çıkar. Doğru yere doğru kondenstop seçimi yapıldığında ise, -fiziksel ve kimyasal durumlar da sağlıklı olduğunda- sistemde ciddi bir enerji tasarrufu sağlanacaktır. Bu nedenle bir kondenstopun kontrolü ve bakımı, üretim bandındaki bir makine ile aynı derecede dikkate alınarak “periyodik olarak” yapılmalıdır.

Kondenstopların kontrolü, en az satın alınıp montajının yapılması kadar önemlidir. Kondenstoplar genelde işletmede montajı yapıldıktan sonra bakım personeli tarafından unutulan bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Halbuki bu ürünler mutlak surette arıza önleyici periyodik bakım programlarının içerisine dahil edilmelidir.

Periyodik bakım programlarında öncelikle kondenstopun kaçırıp kaçırmadığı ile ilgili ön kontrol yapılmalıdır. Kontroller; manuel kontrol, otomatik kontrol ve uzman kişiler tarafından sıcaklık, ses ve ölçü aleti ile yapılır.

Manuel kontrol yönteminde; kondenstop sonrasına Ayvaz KTV-10 3 yollu vananın dağıtıcı prensibi ile çalışan, kontrol anında vana kapalı duruma getirilerek akışı atmosfere vermesi ile akışın gözle izlenerek buhar mı yoksa kondensmi kontrolünün yapılmasına olanak sağlar . Burada, atmosfere açık test orifis çapı ile kullanılan kondenstop orifis çapının aynı olmasına dikkat edilmelidir. Bir diğer dikkat edilecek husus ise, atmosfere çıkan akışkanın buhar mı yoksa flaş buhar mı olup olmadığını daha sağlıklı anlamak için, KTV-10 test vanasının kendinden önce kullanılan çekvalften yaklaşık 20-30 cm ileriye montaj edilmesidir.

Manuel kontrol metotlarından bir diğeri ise; kondenstop öncesine “gözetleme camı” monte edilerek, yine gözle kontrol yapılmasıdır. Gözetleme camından bakıldığında kondens görünüyor ise kaçak yok, eğer buhar görünüyor ise kaçak var demektir.

Kondenstop öncesine monte edilecek kontrol gövdeleri ile “yarı otomatik” olarak kondenstop kontrolü yapılır. Yoruma dayalı bir ölçüm olmadığı için kesin sonuç verir.

 

Fakat bu yöntemlerin hiçbiri kondenstopun ne kadar kaçırdığına dair bilgi vermez; sadece kaçırıp kaçırmadığı ile ilgili bilgi verir. Kaçak giderilmediği süre boyunca buhar üretim maliyetlerinin çok ciddi oranda artacağını söyleyebiliriz.

Ayvaz’ın uzman personeli tarafından kondenstopların kontrolleri yapılabilmektedir. Bu kontrol için Dr Trap adlı cihaz kullanılmaktadır. Dr Trap; sıcaklık ve ses bilgilerini algılayıp değerlendirerek sonuç bilgisini ekranında (Az, orta, çok kaçak) yazarak bize vermektedir. Ölçüm esnasında kondenstop tipi, çapı, bulunduğu bölüm, buhar elde ederken kullanılan yakıt birim fiyatı vb değerler girilmektedir. Kontrol sonucu oluşan tüm datalar cihazın kendine ait yazılımı ile bilgisayar ortamına aktarılabilir.

Firma yetkilileri bilgisayara aktarılan bu veriler ışığında hazırlanan grafiklere göre net kararlar verebilir ve aylık olarak kontrol edip yıllık olarak süreci takip edebilirler.

İdeal çalışan bir tesiste dahi %10 civarında buhar kaçakları söz konusudur. Bunun da %4-6’sı kondenstoplardan kaynaklanmaktadır. Eğer kontrol ve bakımlar yapılmazsa bu oran ciddi anlamda artış gösterecektir.

Örnek bir çalışma yapacak olursak; arızalı, buhar kaçıran ½” şamandıralı bir kondentop 6 bar basınçta orifis tam çapındaki kaçakta yaklaşık 18 kg/h buhar kaçırmaktadır. Firma çalışma mesaisini günde 8 saat, haftada 5 gün ve yılda 50 hafta olarak kabul edersek; 36.000 kg/yıl buhar kaybı oluşacaktır. Bu kayıp aslında %100 bir kayıp değildir. Kondens tankına dönmesi sebebi ile bir miktarı 70 c civarında geri alınmış olur. Biz burada %100 atmosfere veriyormuşuz şeklinde düşünürsek;

Sanayi tesislerinde 1 kg buhar elde etmek için yaklaşık 0,077 NM3 doğal gaz tüketilmektedir. Bu durumda 36.000 kg/yıl x 0,077 NM3 = 2772 NM3/yıl doğal gaz kayıp olarak tüketilecektir.

1 ton buhar üretim maliyeti yaklaşık 82 TL/tondur. Bu durumda parasal olarak kayıp buhar maliyeti 36 ton/yıl x 82 TL/kg = 2952 TL/yıl olacaktır.

Bu örnek, bir işletmedeki 1 adet kondenstop baz alınarak hazırlanmıştır. Kaçak kondenstop adedi arttıkça ciddi enerji kayıpları ve bunun sonucunda da yakıt maliyetlerinin arttığı görülecektir.

Milli enerji kaybımızın azaltılmasına yönelik olarak; buhar kullanan işletmeler büyük işçilik, yakıt ve diğer maliyetler harcanarak üretilmiş olan buharın enerjisinden maksimum seviyede faydalanmalıdır. Buhar veriminin en yüksek noktada kalmasını sağlamak için kullanılan ve tesisatın en önemli armatürü olan kondenstoplar (Buhar kapanları) aylık, 3 aylık, 6 aylık ve yıllık periyodik kontrol ve bakım programlarına dahil edilmelidir.

 

Serdar Ocaktan 

Endüstriyel Ürün Müdürü

Ayvaz

Devamını Oku

Trendler