Connect with us

Kimya

İKMİB’den jet hızında yerlileştirme hareketi!

Yayın Tarihi:

on

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Kasım ayı başında açıkladığı Türkiye’nin ihracat ürünlerinin yüzde 67’sini oluşturan ithal ara ürünlerini, Türkiye’de üretme projesine ilişkin İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), ana kimya ve alt sektörlerde yerlileştirme hareketi başlatmaya hazırlanıyor. Yerlileştirme için özel bir komite kuran İKMİB, Sanayi Bakanlığı’ndan ilgili görevlilerin de bulunduğu yerlileştirme komitesiyle yakın zamanda Sanayi Bakanlığı ile görüşecek ve çalışmalarını hızlıca hayata geçirecek.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Türkiye’nin dış ticaret açığını kapatmak amacıyla başlattığı projede, kimya ve ilaç sanayisi, yarı iletken elektronik ürünler, makine ve teçhizat, gıda sanayisi ve motorlu kara taşıtları olmak üzere 5 ana sektör belirlendi. Bu sektörlerdeki ara malların ithal edilmeden doğrudan Türkiye’de üretilmesi için başlıklar oluşturuldu. Öncelikli olarak üretilmesi gereken sektörler arasında yer alan kimya sektöründe alt ürünlerin belirlenip yerlileştirilmesine katkı sağlamak amacıyla İKMİB tarafından “Kimya Sektörü Yerlileştirme Alt Komitesi” oluşturuldu. Komite, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz başkanlığında kimya sanayisinin ilgili alt segmentlerinden katılan sektör temsilcilerinden oluşuyor.  

İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Hükümetimizin başlatmış olduğu ürün yerlileştirme projesi ihracata ve dolayısıyla da Türkiye’nin büyümesine katkı sağlayacak çok önemli bir çalışmadır. Biz de İKMİB olarak bu projeyi destekliyoruz. Kimya ve ilaç sanayisindeki ana başlıklar olan petro kimya ürünleri, polimerler, amino bileşenler, nano-teknolojik ürünler ve aşılar kategorilerindeki yerlileştirilebilecek alt ürünleri belirlemek üzere bir komite oluşturduk. Bu komitemiz Sanayi Bakanlığı’ndan ilgili görevlilerin de yer aldığı kimya sektörünün ilgili alt sektörlerini temsil eden kişilerden oluşuyor. Bu konudaki ilk toplantımızı gerçekleştirdik. Komite olarak en kısa zamanda çalışmalarımızı Sanayi Bakanlığı’mıza sunacağız.”

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Kimya

Wilke, Türkiye’de üretime başlayacak

Yayın Tarihi:

on

Alman endüstriyel yağ üreticisi Wilke Türkiye’de üretim tesisi kurmaya hazırlanıyor.

Türkiye ofisini 6 ay önce kuran şirket, bu kısa zamanda ulaştığı satış rakamları ve pazarın ilgisiyle 2017 ‘de üretim tesisi kurma kararı aldı.

Son yıllarda Avrupalı sanayicilerin Türkiye’de yapılandığına dikkat çeken WİLKE CEO’su Thomas Klein; “Türkiye, gelişen ve büyüyen bir ekonomiye sahip. Biz de endüstriyel yağ pazarında yer almak ve büyümek için tarihi bir kararla İstanbul’da ofis açtık” dedi.

 

 

Türkiye ofisinin açılmasında önemli bir rol üstlenen WİLKE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Sedat GÜRAĞAÇ; “Dünyada endüstriyel yağ üretimi konusunda global bir marka olan WİLKE neden Türkiye’de olmasın dedim ve Almanya merkezde görüşmelere başladım. Teklifim büyük bir heyecan uyandırdı. Girişimlerimizi tamamladıktan sonra 2016 Haziran ayında Türkiye’deki şirketimizi kurduk.

 

Pazara hızlı bir giriş yaptıklarını ve 6 aylık süreçte ciddi bir satış hacmine ulaştıklarını ifade eden Sedat GÜRAĞAÇ; İlk 6 aylık performansımızla Almanya’nın dikkatini çekmeyi başardık ve 2017 yılı içinde Türkiye’de üretim tesisi açma kararı aldık.” dedi.

 

Dünya genelinde 5 üretim tesisi bulunan Wilke, son teknoloji laboratuvarları ve yüksek performanslı üretim kapasitesi ile dünyanın önemli yağ üreticileri arasında yer alıyor.

 

Yıllık 24.000 ton blending kapasitesine sahip kuruluş, suda çözünen ve çözünemeyen metal işleme sıvıları, pas önleyiciler, bakım yağları, motor yağları gibi geniş bir ürün yelpazesine sahip.

 

Devamını Oku

Kimya

Siemens,Türkiye’de biyokütleye enerji veriyor

Yayın Tarihi:

on

 

Endüstriyel buhar kazanı üreticisi Mimsan tarafından sipariş edilen Siemens SST-111 buhar türbini, Oltan Köleoğlu Enerji’nin Ankara’ya 250 kilometre mesafede yer alan Mecitözü ilçesindeki biyokütle santralinde enerji üretecek. Projenin, 2017 yazında devreye alınması hedefleniyor.

Dünyanın fındık üretiminin dörtte üçünün gerçekleştirildiği Karadeniz’de kullanılacak  olan türbin , elektrik üretmek için fındık kabukları ve tarımsal atıkları kullanan bölgenin lider firması Oltan Köleoğlu Enerji’nin biyokütle santralinde kullanılacak. Oltan Köleoğlu Enerji, SST 111 buhar türbini ile verimli, esnek çalışabilen, düşük bakım maliyetleri ile 5MW’lık  biyokütle santraline sahip olacak.

 

Siemens Türkiye’nin uzman teknik çözümlerine ilave olarak geliştirdiği finansal çözümler de enerji yatırımcılarının türbin seçiminde önemli rol oynuyor

Kompakt buhar türbini SST-111 yaklaşık 5 megavat elektrik üretiyor.

 

Devamını Oku

Kimya

Petrokimya’ da aşınma ve korozyonu önlemek için doğru seçim: Akımsız nikel kaplamalar

Yayın Tarihi:

on

Petrokimya sektöründe her yıl milyonlarca dolara mal olan korozyon ve aşınma kayıpları, fonksiyonel kaplama teknolojilerine olan talebi artırmaktadır.

 

Giriş

Petrokimya sektöründe her yıl milyonlarca dolara mal olan korozyon ve aşınma kayıpları, fonksiyonel kaplama teknolojilerine olan talebi artırmaktadır. Akımsız nikel kaplamalar, oldukça yıpratıcı ortamlarda çalışan santral ekipmanlarının ömürlerinin artırılması, bakim onarım harcamalarının iyileştirilmesi ve proseslerdeki parça değiştirme amaçlı duruşların azaltılması için uzun yıllardır bu talebi karşılamaktadırlar.

Bu kaplama uygulaması, yüksek korozyon performansı ve ustun aşınma direnci ile en karmaşık yapıdaki parçaları bile homojen olarak kaplayabilmektedir. Bu ustun özellikleri, akımsız nikel teknolojisini petrokimya ve enerji santralleri için vazgeçilmez hale getirmiştir. Ekonomik faktörlere olan yüksek getirisi de ucuz karbon çeliğinin kaplanması ile üst düzey paslanmaz ve/ veya özel alaşım malzeme ile benzer performansı yakalıyor olmasıdır.

Bu anlamda gelecek dönemde kullanım alanlarının daha da genişlemesi beklenmektedir. Petrokimya sektörü 3 ana bolümden oluşmaktadır. Bunlar deniz kuyuları, toprak kuyuları ve rafinerilerdir. Bu makale de akımsız nikel kaplamaların rafinerilerdeki uygulama alanlarına, sağladığı maliyet avantajlarına ve bakim onarım faaliyetlerine olan etkilerine yer verilmiştir.

 

Uygulamalar

Kurulduğu bölgeye de bağlı olmak üzere, bir petrokimya rafinerisinde son derece korozif ve aşındırıcı servis şartları vardır. Bunlar, yüksek hidrojen sülfür ortamları, debili akan asit-baz kimyasallar, çamur-kum, deniz suyu veya klorlu buhar bulutları, güçlü rüzgar  koridorları, yüksek sıcaklık bölgeleri (~250C0) vb. olarak sıralanabilir.  Santrallerdeki önemli parçalardan olan akis kontrol üniteleri (vanalar, pompalar vb.) bu gibi ortamlarda uzun sure kullanılabilmeleri için akımsız nikel ile korunmaktadırlar. Vana gövdesini ve içindeki aç kapası (küre, sürgü ve/ veya vana soketi vb.) 75-125 mikron akımsız nikel ile kaplama suretiyle kullanım ömrü 2 yıla kadar çıkartılabilmektedir.   Kaplamanın homojen olması ile de sızdırmazlık derecesi (Metal-Metale) mekanizma için maksimuma çıkarılabilmektedir.

Isıl işlemsiz 450-650 HV, ısıl işlem ile 900-1200 HV mertebelerine çıkarılabilen sertlik değeri, debili akis suresince karbon çeliğinde yıllık 3 ile 5 mm’ lik korozyon oyuklarını oluşumunu 6 yıla kadar uzatabilmektedir. Ekonomik değeri yüksek bu parçalar özellikle içerisinden gecen erozif kimyasalların zamanla  alaşımları delmesi problemi de akımsız nikel kaplama ile giderilebilmektedir.  Nikel ince filmi düşük sürtünme katsayısı ve pürüzsüzlüğe sahiptir.

Bu durum akis sırasında kimyasalın içerisindeki empuritenin taban malzemeye saplanmasını da engellemekte ve bir sure sonra oluşacak olan yırtılmaları ortadan kaldırmaktadır.  Pompalar ise görevleri rutin olan ekipmanlardır ancak proseslerdeki önemleri büyüktür.

Pompa gövdeleri, emme ve basma soketleri, çamur pervaneleri, borulamalar akımsız nikel kaplamaların sıkça görüldüğü yerlerdir. Özellikle deniz suyuna maruz kalan dalgıç pompaların gövdelerinin 50 mikron kaplanması oldukça iyi bir örnektir. Bir petrokimya rafinerisinde binlerce tubular parça vardır. Emme pistonları, borular, merkez/ dağıtıcı vana yatakları, ekleme/ bitirme soketleri, karıştırma şaftları vb. donanımlar kimi zaman birleşme yerleri, kimi zaman çok yüksek debide akışkanın geçtiği sistemler kimi zaman da yeraltına gömülü olarak görev yapmaktadırlar.

Bu parçalar, korumasız olarak santral ortamına bırakıldıklarında ömrünü 3 ile 6 aylık surede tamamlamaktadırlar.  50 ile 100 mikron arasında değişen bir kalınlıkla akımsız nikel kaplanmaları, kullanımlarını 2 katı süreye çıkartmaktadır.

Tubular ürünler için kullanılan Hastelloy alaşımları ile karşılaştırıldığında, 100 mikron nikel kaplı karbon çeliği, N06985 Hastelloy G-3 ile benzer korozyon direnci göstermektedir.

Bu durumun fiyat/ performans’ a yansıması bir sonraki bolümde incelenmiştir. Petrokimya’ da ki akımsız nikel uygulamalarına özel sayılabilecek bir örnek de kimyasal ve su ayrıştırıcılarında kullanılan U borularıdır. Buradaki servis şartı sıcaklığın artmasına bağlı olarak yoğuşan kimyasalın ve buharlaşan suyun oluşturduğu yoğun korozif ortamın malzemeyi yıpratması sonucu ömrünü tamamlamasıdır.

Bu şartlarda sistemin sağlıklı çalışabilmesi ve kontrolünün sağlanması için akımsız nikel tüm diğer alternatif kaplamalar arasından özellikle homojenlik sağladığı için öne çıkmaktadır.

Akımsız nikeller farklı formlarda olabilir. Bu formlar da kaplamanın içerdiği fosfor oranına bağlı olarak adlandırılmaktadırlar. Düşük fosforlu, orta fosforlu ve yüksek fosforlu akımsız nikel kaplamalar. Petrokimyada kullanım daha çok mükemmel korozyon direnci sağladığı için yüksek fosforlu nikeldir ve kalınlıkları da uygulamasına göre 15 ile 250 mikron arasında değişmektedir.

Kalınlık arttıkça korozyon ve aşınma direnci de artmaktadır. Isıl işlem görmesi ile de daha sertleşebilme özelliği vardır. Kaplanacak malzemenin yapısında herhangi bir değişiklik meydana getirmemekle birlikte API (American Petroleum Institute) standartlarının dışında bir uygulama da değildir. Bu anlamda, devreye alınırken yapılan deneyler ve performans testleri ASTM ve MIL şartnamelerine paralellik göstermektedir.    Detaya girilmemekle birlikte, basınç kapları, reaktör ve eşanjör bağlantı ekipmanları, filtre gövdeleri, döner ekipman ve dişlileri, kompresör bıçakları ve emicileri, püskürtücüler ve sprey nozülleri santrallerdeki akımsız nikel için kullanım alanlarıdır.

Maliyet Avantajlari ve Bakim Onarım Faaliyetlerine Etkileri

Kaplama uygulaması sektör ne olursa olsun kullanışsız bir malzemeyi kullanışlı hale getirdiği için yüksek fayda maliyeti sağlamaktadır. Petrokimyada fazlaca kullanılan 300 serisi paslanmaz çelikler ve özel alaşımlar pahalı malzemelerdir.  Performans acısından karsılaştırılacak olursa, karbon çeliği 300 serisi çelikten daha hızlı korozyona uğramaktadır. 300 serisi çelik, paslanmaz alaşımlı olmasına rağmen deniz suyu veya Cl- olan ortamlarda korozyon, hızlıca ilerleyecektir. Çok yüksek dereceli pasive edilmiş paslanmaz malzeme de olsa, hidrojen sülfür ortamında ki bu ortamlarda oksijen genellikle çok az bulunur veya hiç bulunmaz, kritik derecelerde korozyon görülecektir.  Fiyat olarak karşılaştırılacak olursa, karbon çeliği < 300 serisi paslanmaz celik < hastelloy seklindedir. Bu sıralamaya 175 mikron akımsız nikel kaplanmış karbon çeliğini katıldığında standart karbon çeliği ile 300 serisi paslanmaz çelik arasına yerleşecektir. 

Bu anlamda, akımsız nikel kaplanmış her parça, ömrünü ortalama 2 katı süre artıracağı için bakım onarım maliyetleri oldukça iyileşecektir. 300 serisi malzemeden ucuz ve hastelloy’ a benzer performansa sahip olarak, fiyat/ performans acısından mükemmel sonuçlar ortaya koymaktadır. Çok pahalı olan alaşımların özelliklerine butik bir yüzey işlem ile ulaşıldığı için de satınalma kalemleri azaltılacaktır.  

Tüm bu maliyet avantajlarının birleştiği nokta ise bakim onarım duruşlarındaki azalmaların beraberinde getireceği üretim kazançları ile üretimin devamlılığının desteklenmesidir.  

Sonuç

Petrokimya gibi lokomotif sektörlerde sürdürülebilirlik temel unsurlardandır. Korozyondan ve aşınmadan kaynaklı problemler santral isletmecilerine milyonlara mal olmaktadır. Çözüm olarak, akımsız nikel kaplamalar hem fiyat/performans, hem teknoloji hem de üretimin devamlılığı anlamında yıllardır kullanımda olan fonksiyonel kaplama uygulamalarıdır. 

Bu konuda yapılacak her turlu çalışma ulusal bilgi birikimine katkı sağlayacak ve uluslararası rekabet gücünün artmasında destekleyici olacaktır. Ayrıca yeni teknik şartnamelerin oluşturulması ile de yurtdışına olan bağımlılık azalacaktır.

Caner EVIRGEN – Metalurji ve  Malzeme Mühendisi (BSc.),  canerevirgen@cagenindustries.com

CAGEN Endüstri Ltd. Şti.  İstanbul- Türkiye

Aralık 2016

 

Devamını Oku

Trendler