Connect with us

Pompalar

Grundfos’tan BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine destek

Yayın Tarihi:

on

Dünyanın önde gelen pompa üreticisi Grundfos, sürdürülebilirlik konusuna küresel olarak verdiği önemin yanı sıra su teknolojileri konusundaki uzmanlığı ve enerji verimliliği yüksek pompa çözümleri sayesinde Birleşmiş Milletler’in yoksulluğa son vermek, gezegenimizi korumak, dünyadaki herkes için sağlık koşullarını iyileştirmek ve refahı artırmak üzerine belirlediği hedeflerin ön planına yerleşti.

Birleşmiş Milletler, bu hedefler doğrultusunda tüm dünyada yoksulluğa ve açlığa son
vermek, daha sağlıklı bireyler yetişmesine katkıda bulunmak, iklim değişikliğiyle savaşmak ve temiz su ve sıhhi koşullara erişimi kolaylaştırmak gibi pek çok önemli alanı kapsayan “17 Sürdürülebilirlik Kalkınma Hedefi” listesini 2015 yılında yayınladı.

Grundfos, 17 hedefin 15’inin doğrudan veya dolaylı olarak suyla ilgili olmasından dolayı, suyun BM’nin daha iyi bir dünya öngörüsüne yönelik oynadığı rolün önemini
vurgularken, kendisini özellikle iki hedefle aynı eksene getiriyor; su ve sağlıkla ilgili olan 6 ve iklim değişikliğiyle ilgili olan 13’üncü hedef.

Alanının teknolojik ve düşünce lideri konumunda olan ve sürdürülebilirliği DNA’sında
taşıyan Grundfos, müşterilerine enerji verimliliği en yüksek, güvenilir ve uzun vadeli su çözümlerini sunuyor. Grundfos bu çerçevede uzmanlık dalı olduğu ve dünyanın dört bir yanındaki insanlar için en büyük farkı yaratabileceğini bildiği için, 6 numaralı sürdürülebilirlik kalkınma hedefini çalışmalarının belkemiği haline getirmiştir.

Dünya su rezervlerini daha iyi hale getiriyor

Grundfos, her gün en zorlu koşullarda yaşamını sürdüren insanlara temiz su ve sıhhi
koşullar sağlamak için uluslararası organizasyonlarla birlikte çalışıyor. Dünyanın en büyük mülteci kamplarından bazılarına temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir içme suyu sağlamak için STK’lar ve BM kurumlarıyla işbirliği yapıyor.  

Grundfos, çalışanları tarafından yürütülen yardım kuruluşu Water2Life ile yenilikçi
teknolojileri, profesyonel hizmet ve destekle bir araya getiren BM ödüllü Grundfos projesi Lifelink gibi girişimlerin yanı sıra, bütüncül iş modelleri ve çok paydaşlı ortaklıklarıyla gelişmekte olan dünya ülkelerine sürdürülebilir su kaynakları sağlanmasına yardımcı oluyor.

Lifelink’in, World Vision ile birlikte sürdürülebilirliği geliştirmek için pazara dayalı bir
girişimi olan, güneş enerjisiyle çalışan 46 su otomatı kurduğu Kenya’dan Grundfos’un Danimarka Mülteci Konseyi İnsani Ortaklık Laboratuvarı ile işbirliği yaparak Bidi mülteci kampındaki mültecilere ilk defa içme suyu getirmek için akıllı su sebilleri kurduğu Uganda’ya kadar yapılan yardım projeleri milyonlarca insanın daha iyi ve güvenli bir yaşam sürmelerine katkıda bulunuyor.

Grundfos diğer yandan pompa yenileme işlemlerine fon sağlamak için yeni ve yaratıcı yollar bulmaya da devam ediyor. Örneğin, Kamboçya’da su temin firması olan Takeo’nun eski ve miadını doldurmuş olan manuel pompaları, debiyi talebe göre otomatik ayarlayan verimliliği yüksek bir sistemle değiştirebilmesi için “tasarruf ettikçe öde” modelini getirdi. Takeo, bu iş için gerekli kaynağı bakım, sızıntı ve enerji maliyetlerinden elde ettiği kazançlarla uzun bir vadede karşıladı. Şimdiyse daha önce günde yalnızca birkaç saat su sağlanabilen ücra köylere bile 7/24 su sağlayabiliyor. 

İklim değişikliğiyle mücadele

Enerji kullanımının azaltılması, karbon bazlı emisyonları azaltmak ve iklim değişikliği sorunuyla mücadele etmek için küresel olarak yürütülen çalışmaların merkezini oluşturuyor. Tüm dünyadaki enerji tüketiminin %10’unun pompa kaynaklı olduğu tahmin ediliyor. Ancak Grundfos’un en yeni ve enerji verimliliği yüksek modellerine geçiş yapılmasıyla enerji tüketiminde %4 azalma sağlayarak küresel ısınmaya karşı önemli bir adım atılabilir.

Dünyanın dört bir yanından şirketler en yeni Grundfos pompa sistemlerini kurduktan sonra enerjide %60’a kadar tasarruf sağladıklarını bildirmeye devam ediyor. Bu projeler sağlık ve yaşam koşullarında iyileşme ve daha güvenilir ve güvenli su kaynağı oluşumuna katkıda bulunmak gibi daha pek çok avantaja sahip.

Örnek olarak Qujiang Su Şebeke Yönetimi, Şanghay’da kentleşmenin giderek artmasıyla eskimiş olan su şebeke sisteminde daha fazla baskı oluşması nedeniyle Grundfos’tan yardım istedi. Grundfos, mevcut su şebekesi üzerinde gerçekleştirdiği bir denetim sonrasında iki pompa istasyonunun kötü tasarım ve eskiyen ekipmanlar sebebiyle verimsiz çalıştığını tespit etti. Son model Grundfos pompalarıyla sunulan çözüm sayesinde daha sağlam bir su şebekesi kurulurken, toplumun da yaşam kalitesinde artış sağlanmasının yanı sıra iki istasyonda %30 ve %17 enerji tasarrufu elde edildi. 

Eşgüdümlü bir yaklaşım şart

Grundfos Bağlılık ve Sorumluluk Müdürü Pia Yasuko, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri bize ortak bir anlayış getirirken daha iyi bir geleceğe yönelik de bir yol haritası sağlıyor” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Biz bu hedeflerle Grundfos’un güçlü yönleri arasında bağlantı kurma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz. Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini dünyamızı gelecek nesiller için daha iyi bir yer haline getirirken değerlere dayalı ve sürdürülebilir bir firma olma vizyonumuzu destekleyen çift taraflı bir kazanç fırsatı olarak görüyoruz.”

Hedefleri BM’nin hedef tarih olarak belirlediği 2030 yılına kadar gerçekleştirmek için
ilgili tüm tarafların birbiriyle eşgüdümlü bir yaklaşım içerisinde olması gerekmektedir. Grundfos bunun için dev uluslararası firmalar, bireyler, devletler ve ilgili kuruluşlar arasında farkındalık yaratmak amacıyla atağa geçti.

Eylül ayında New York’ta gerçekleştirilen BM Global Compact Liderler Zirvesi’nde
konuşma yapan Grundfos İcra Kurulu Başkanı Mads Nipper, şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik ve sorumluluk yalnızca kağıt üzerinde iki kelimeden ibaret değildir. Bunlar geleceği düşünen her firmanın DNA’sına sağlam bir şekilde işlenmiş olmalıdır, tıpkı kısa vadeli kârların ötesini düşünen Grundfos gibi. Bizler müşterilerimizi daima sürdürülebilir ürünlerden oluşan bir portföyle destekledik ve desteklemeye de devam edeceğiz.

“Stratejilerimiz ile Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında bağ kurmak bizim köklerimizin doğal bir uzantısı. Bu hedeflerle çalışmak ise Grundfos’un dünya çapında hali hazırda sürdürdüğü sürecin bir parçası.” 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin ve web portallarının editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Pompalar

Dünyanın ilk yapay zekâlı pompası Wilo Stratos MAXO

Yayın Tarihi:

on

Teknolojideki öncülüğüyle dünyada pompa endüstrisine liderlik yapan Wilo, yeni ürünü Stratos MAXO ile akıllı pompa dönemini başlattı. Sistem verimliliği, enerji tasarrufu ve kullanım kolaylığı açısından çığır açan Stratos MAXO, en karmaşık sistemler için bile kolay ve kullanışlı çözümler sunuyor.

Yenilikçi ürünleriyle suya en hızlı ve en verimli şekilde yön veren Wilo, 150 yıllık teknoloji deneyimiyle pompa sistemleri sektörüne öncülük yapıyor. Bina teknolojilerinden, altyapı uygulamalarına ve endüstriyel uygulamalara kadar farklı alanlarda uzman bir marka olarak hizmet veren Wilo, bugüne kadar hayatı kolaylaştıran pek çok “ilk”i gerçekleştirdi.

İlk sirkülasyon pompasını icat eden Wilo, içinde bulunduğumuz dijital çağda dünyanın ilk akıllı pompasını geliştirdi. Wilo’nun geliştirdiği ilk yapay zekâlı pompa olan Stratos MAXO, sektördeki rekabetin çıtasını yükseltiyor.

Stratos MAXO, şu özellikleriyle fark yaratarak hayatı kolaylaştırıyor:

  • Öğrenme yeteneğine sahip Stratos MAXO, “Dynamic Adapt Plus” özelliği ile sistemi her 24 saatte bir analiz ediyor ve veri girişine gerek kalmadan en verimli çalışma noktasını kendi öğreniyor.
  • “Multi-Flow Adaptation” özelliği sayesinde; primer devre pompaları, Wilo-Net ile işletme verilerini alarak sekonder devre pompalarının debi ihtiyacına göre çalışmasını belirliyor.
  • Bina otomasyonuyla ve farklı mahallerdeki pompalar ile iletişim halinde kalarak sistem verimliliğini maksimize ediyor.
  • Akıllı telefonlar ve tabletler ile herhangi bir adaptör olmadan pompa verilerine kolayca ulaşmayı sağlıyor.

Wilo Stratos MAXO’nun detaylı teknik özellikleri

Stratos MAXO; “dynamic adapt plus”, “multi-flow adaptasyonu”, “sabit debi”, “T-sabit” ve “ΔT- sabit” olmak üzere beş yeni kontrol fonksiyonuna sahip.

Stratos MAXO; “dynamic adapt plus” özelliği sayesinde; pompa içerisindeki sıcaklık ve akış sensörlerini kullanarak 24 saatlik periyotlarla akışı analiz ediyor. Pompa, sisteme çalışma noktası set edilmeden gerçek çalışma noktasını bulabiliyor. Sürekli olarak sistemi izlemesi ve sistemdeki değişime göre kendi performansını ayarlaması Stratos MAXO’nun en önemli özelliklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Multi-flow adaptasyonu ile primer devre pompası, tüm sekonder devre pompaları ile iletişim halinde çalışıyor. Primer pompa, işletme verilerini ve sekonder devre pompaların ihtiyacını, Wilo – Net üzerinden algılayarak sekonder tarafın debisi dahil toplam debiyi sağlıyor.

Sabit debi fonksiyonu ile ısıtma ve soğutma proseslerinde debi, kapasitelere uygun olarak karşılanarak, kullanıcıyı pahalı ve verimsiz kontrol vanaları ihtiyacından kurtarıyor. Ayrıca pompa debisi maksimum ve minimum aralıkta sınırlandırılabiliyor. Bu sayede sistemin hidrolik dengesizlik riski azalırken, ihtiyaç değiştiğinde harici ekipmanlara gerek duyulmuyor.

Pompa ömrünü uzatan özellikler

Sistemdeki tüm vanalar kapalı olduğunda, ürün sisteme adapte olabilmek için minimum akışa ulaşana kadar pompa motoru duruyor. Her 5 dakikada bir, birkaç saniye pompa yeniden çalışıyor; pompa içinde bulunan akış kontrol sensörü ile akış kontrol ediliyor. Bu şekilde bekleme modundayken enerji tüketimi 1 w/s’den daha küçük oranda gerçekleşiyor. Bu sayede elektrik tasarrufu sağlanırken, pompanın aşırı ısınması önleniyor ve pompa ömrü uzuyor.

Yüzde 80’e varan elektrik tasarrufu

Stratos MAXO’da, ΔT- sabit sıcaklık kontrolü ile primer ve sekonder devre arasındaki sıcaklık farkını sabit tutacak şekilde primer pompanın devrini ayarlaması sağlanıyor. Bu sayede primer pompa, sekonder pompanın ihtiyacı kadar çalışarak yüzde 80’e kadar elektrik tasarrufu sağlıyor.

Hızlı ve kolay montaj için geniş elektronik gövdesi, çalışma ve ayar için 4,2” led ekranı, kataforez kaplamalı gövde ve rakor/ flanş bağlantı seçeneği, Wilo-Connector ve yeşil düğme teknolojisi ile kolay kurulum, tek kablolu kolay bağlantı, klemens kutusuna erişim için çıkarılabilir kontrol paneli, ısı kaybını azaltmak için izolasyon ceketi ve EC motor sayesinde yüksek performans, Stratos MAXO’nun dizaynında dikkat çeken diğer özellikleri arasında yer alıyor.

Akıllı mobil cihazlarla uzaktan erişim kolaylığı

Akıllı telefonlar ya da tabletlerle herhangi bir adaptör olmadan direkt bluetooth arayüz bağlantısı ile Stratos MAXO’nun işletme bilgilerine erişilebiliyor. Uzaktan erişim kolaylığı ile pompa üzerinde açma, kapama gibi işlemler yapılabilirken, pompaların eş yaşlanma prensibinde çalışması da görülüyor. Bu şekilde çalışma modu konfigürasyonu, özellikle de erişilmesi zor pompalar için çok faydalı bir özellik olarak dikkat çekiyor.

Entegre frekans konvertörlü, yüksek verimli Wilo-Stratos MAXO ürün grubu, sirkülasyon sistemlerindeki ısıtma, soğutma, güneş enerjisi, jeotermal enerji ve domestik sıcak su uygulamalarında fark yaratmaya hazırlanıyor.

Wilo-Stratos MAXO ailesinin üyeleri; Stratos MAXO, Stratos MAXO-D ve Stratos MAXO-Z, yapay zekâ, tasarım ve kullanım kolaylığı sağlayan özellikleriyle bina otomasyonuyla iletişimin gerekli olduğu uygulamalarda akla gelecek ilk pompa grubu olma iddiasını taşıyor.

Devamını Oku

Pompalar

Standart Pompa, Yeşilyurt Demir Çelik’i ağırladı

Yayın Tarihi:

on

Türkiye’nin ilk 500 kuruluşu arasında daima üst sıralarda yer alan Yeşilyurt Demir Çelik’in çalışanları, 7-8 Mart tarihleri arasında Standart Pompa’nın fabrikasını ziyaret etti. Gelen konuklara Standart Akademi kapsamında “Teknik Pompa ve Tesisat” eğitimi verildi ve ayrıca montaj ve demontaj atölyesi gerçekleştirildi.  Yararlı paylaşımlara sahne olan ziyarette, demir çelik  tesislerinde karşılaşılan problemler dinlendi ve etkin çözümler üretildi.

Bilindiği gibi demir-çelik endüstrisinde, yoğun şekilde endüstriyel pompa kullanılıyor. Türkiye’nin ilk %100 yerli pompa üreticisi olan Standart Pompa, ihtiyaca özel çözümler, enerji verimliliği, zor koşullara dayanım, hızlı servis ve yedek parça temini gibi endüstrinin büyük önem verdiği kriterleri daima yerine getirerek güvenilir bir iş ortağı olarak hizmet veriyor.

Devamını Oku

Pompalar

Kavitasyon testi

Yayın Tarihi:

on

Laboratuvar ortamında kavitasyon altındaki çeşitli malzemelerin uğradıkları erozyon oranını ölçmek için farklı test cihazları ve metotları geliştirilmiştir. Kavitasyon testinde genellikle akışın içine yerleştirilen şekiller, hızın ve malzemenin erozyon üzerindeki etkisini ölçmek için kullanılır. Test ortamının ince bir delikten yüksek basınç farkı ile genişlediği jet aparatının kullanımı buna örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer örnek ise buhar türbinlerinde meydana gelen su damlası erozyonu kavitasyon ile aynı hasara neden olmaktadır. Bu sebeple su damlası erozyonu cihazlarıyla yapılan testler de kullanılabilir.

Laboratuvar ortamında yapılan testlerin iki dezavantajı vardır:

Kavitasyon koşulları santrifüj pompalardaki akıştan temel olarak farklıdır. Hidrodinamik kavitasyon yoğunluğu bilinmiyor ve elde edilen sonuçlar büyük belirsizlikler barındırmaktadır.

Kısa test süreleri elde etmek için, genellikle pompalarda önemli ölçüde daha büyük olan kavitasyon yoğunlukları kullanılır. Bu nedenle testler gelişmiş erozyon için geçerlidir ve hasar mekanizmasının yorulma sürecine benzediği erozyon başlangıcına yakın işlemler için geçerli değildir. Bununla birlikte, malzemenin ya da sıvı özelliklerinin, malzeme ya da korozyon faktörleri biçiminde gelişmiş kavitasyon üzerindeki etkisinin belirlenmesi isteniyorsa, bu tür test cihazları, bu tür testlerin pompalar üzerinde gerçekleştirilmesinin olası maliyetleri nedeniyle tek uygun seçeneği temsil eder.

Elektrokimyasal ölçümler yoluyla kavitasyon erozyonunu tespit etmek ve ölçmek için girişimlerde bulunulmuştur. Proses, çelikler üzerindeki pasivasyon katmanlarının kabarcık patlaması ile yok edilmesine ve daha fazla yerel korozyon oluşmasına dayanmaktadır. Test sonucunda aşındırıcı numune ve referans elektrot arasındaki potansiyel fark kaydedilir. Bu fark erozyon yoğunluğunun ölçüsüdür.

Balonlar sünek bir malzeme üzerinde yeterli yoğunlukta patlarsa, malzemenin maruz kalmasının ilk aşamasında plastik deformasyon nedeniyle oyuklaşma gözlenir. Kabarcıkların boyutuna ve malzemeye bağlı olarak, oyuk çapları 10 ila 50 μm arasındadır. Çukurların sayısı ve ebadı kavitasyon yoğunluğu için bir ölçü olarak kabul edilir. Her bir durumda talep edilecek önemli test maliyetleri, geniş endüstriyel uygulamalarını engellemektedir.

Yukarıda açıklanan cihazlarla yapılan testlere yapılan önemli çabalara rağmen, endüstriyel uygulamada yeterince genel, doğru ve basit olacak olan çark hasarı tahmini için hiçbir yöntem geliştirilmemiştir. Bunun sebebi kavitasyon erozyonu, 3 boyutlu iki fazlı akış, termodinamik etkiler ve mikro aralıktaki malzeme reaksiyonları ile karmaşık bir yapıya sahip olmasıdır. Basit test cihazlarında teorik yaklaşımlar ve erozyon testleri ile pompalara veya diğer makinelere aktarılabilecek genel olarak geçerli çözümler elde etmek mümkün değildir. Bunun nedeni, dönen çark içindeki akış ve basınç dağılımının, dönen diskler veya sabit kanallar veya hava folyoları ile yeniden üretilememesidir.

Santrifüj pompalardaki kavitasyon erozyonunu kesin olarak bilimsel bir şekilde tahmin etmek amacıyla tanımlamaya çalışırken, aşağıdaki etkiler genel olarak uygulanabilir bir formda analitik, sayısal veya deneysel olarak yakalanmalıdır:

Giriş akışı; Rulmanlar arası çalışan pompaların emiş gövdeleri pompa çarkına tek tip olmayan 3 boyutlu akışlar üretir. Sonuç olarak görülme sıklığı, kavitasyon uzunluğu ve kabarcık hacmi çevreye göre değişir.

Kısmi yük devirdaimini dikkate alarak çark akışı, yerel hız ve kanatlarda basınç dağılımı ile karakterize edilir. Buhar kabarcıklarının gelişimi ve büyümesi, yerel statik basıncın buhar basıncına düştüğü bölgedeki çekirdeklerin dinamik karakteristikleri ile belirlenir. Gaz içeriği ve termodinamik sıvı özellikleri kabarcık büyümesini etkiler. Sıradaki boşluk, kanadın etrafındaki akışla etkileşime girer. Tamamen farklı kavitasyon biçimleri bulunabilir

Statik basıncın buhar basıncını aştığı bölgelere girişte baloncukların patlaması, malzeme için yük spektrumunu temsil eden hidrodinamik kavitasyon yoğunluğunu oluşturur. Aslında, büyüme ve patlama bölgeleri, boşluk salındığından dolayı ayrılamaz. Yoğunlaşamayan gazların içeriği ve termodinamik işlemler, patlama olayını ve dolayısıyla hidrodinamik kavitasyon yoğunluğunu etkiler.

Yukarıda bahsedilen karmaşık fiziksel ilişkileri analitik olarak, sayısal olarak ve deneysel olarak yeterince genel bir şekilde açıklama olasılığı çok azdır. Türbülanslı tek fazlı veya iki fazlı akışlarda basınç kaybı ve ısı transferi gibi nispeten daha basit işlemlerin bile neredeyse yalnızca ampirik korelasyonlar kullanılarak hesaplandığını düşünülecek olursa ampirik korelasyonlar endüstriyel uygulamada kavitasyon hasarı tahmini için uygulanabilir tek alternatiftir.

Ampirik yöntemlere başvurulurken, mümkün olan en fazla sayıda test sonucu, fiziksel fonksiyonlarla fiziksel olarak ilgili benzerlik parametreleriyle ilişkilendirilir. Bu şekilde, tanımlanmış geometrilere ve akış koşullarına sahip mevcut testler diğer konfigürasyonlara aktarılabilir. Ampirik korelasyonların dağılması süreçle ilgili fiziksel parametrelerin sayısı ile ilişkilidir. Basit iki fazlı akışların ampirik korelasyonları ±%100’den daha fazla belirsizliklerden etkilenebildiğinden, kavitasyon erozyonunun son derece karmaşık fenomeniyle daha da büyük bir saçılma kabul edilmelidir.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com