Connect with us

Vanalar

Duyar Vana Genel Müdürü Çizmecioğlu: “Hedefimiz 2020’de yüzde 50 ihracat oranına ulaşmak”

Yayın Tarihi:

on

 

Duyar Vana 67 ülkeye ihracat yapan ve sektöre yön veren firmalardan. Geçtiğimiz yılın sonunda Duyar Vana A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine getirilen Faruk Çizmecioğlu’yla bir söyleşi gerçekleştirdik. Faruk Çizmecioğlu, yeni görevi ve Duyar Vana firmasıyla ilgili pek çok önemli açıklamada bulundu.

Duyar Vana Genel Müdürü Faruk Çizmecioğlu

Öncelikle sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

1966 doğumluyum. 1987 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldum, Londra ve Paris’te dil eğitimlerini tamamlayarak meslek hayatıma başladım.

Altı yıl boyunca Oyak Renault Firması lojistik departmanında farklı pozisyonlarda görev aldıktan sonra Uluslararası Dış Ticaret alanında çalıştım.

2004 yılında Türk Hava Yolları’nda göreve başladım, 2004-2009 tarihleri arasında Pazarlama ve Satış Başkanlığı görevini üstlendim, ardından 2010 yılında Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildim.

Üretim Planlama, Gelir Yönetimi, Kurumsal İletişim, Kurumsal Anlaşmalar ve tüm dünyadaki Türk Havayolları ofislerinin yönetiminden sorumlu olarak yaptığım çalışmalar neticesinde 2011 yılında yapılan bir araştırmada yılın en iyi 25 pazarlama yöneticisi içinde birinci seçildim, Türk Havayolları’ndaki pazarlama ve satıştan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevinden 30 Nisan 2014 tarihinde ayrılarak, Lufthansa ve THY ortaklığı olan Sunexpress havayolunun Türkiye Genel Müdürlüğüne atandım. Yapılan çalışmalar neticesinde THY 2004 cirosu 1 milyar USD iken 2014’te 10 milyar USD’ye gelmiş, Sunexpress şirketinde ise 2015 yılında tarihinin en yüksek ciro ve kârlılık oranına ulaşılmıştır. 2015 Mayıs ayında THY’deki görevlerimden emekli olarak ayrıldım. THY Teknik, Turkbine, Sunexpress, TGS, Aslan Çimento, Oyak Yatırım Menkul Kıymetler şirketlerinde yönetim ve denetim kurullarında da çalıştım. 01.11.2017 tarihi itibariyle de Duyar Vana A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine atandım.

Duyar Vana’nın hikâyesi ülkemiz adına birçok başarı hikâyesini içerisinde barındırması açısından oldukça kayda değerdir.

1965 yılında zor şartlar altında Karaköy’de küçük bir atölyede faaliyetlerine başlayan Duyar Vana, Turquality programına seçilmiş sektöründeki tek firma olarak dünya markası olma yolunda gerekli adımları atmaktadır. Halihazırda dünyanın 67 farklı ülkesine ihracat yapan ve sektörüne yön veren önemli bir firma haline gelmiştir.

Vana üretimimizin büyük bir kısmını İstanbul Esenyurt’ta, 16 bin metrekarelik alan üzerine kurulu yeni fabrikamızda gerçekleştirmekteyiz. Üretim aşamalarımızın tamamı tesis içerisinde yerleşik olan 5 bin metrekarelik talaşlı imalat sahasında, CNC kontrollü yatay işleme, dikey işleme ve torna tezgâhlarında gerçekleştirerek müşterilerimize sunulmaktadır.

Üretimin en önemli bölümlerinden biri olan modelleme işlemi de yine kendi bünyemizde bulunan kalıphane bölümünde, güncel dizayn programları ile CNC tezgâhlardan oluşan makine parkında yapılmaktadır.

Kıraç Fabrikamıza ek olarak, Gürpınar’da 8 bin metrekare alan üzerine yerleşik Döküm fabrikamız, Ataşehir’de 1.000 metrekare alan üzerine kurulu Sprinkler Üretim Tesisimiz, yine Dilovası Mermerciler Sanayi Sitesi’nde 2.800 metrekaresi kapalı olmak üzere, toplam 3.500 metrekare alan üzerine kurulmuş Gebze döküm fabrikamız bulunmaktadır.

Son olarak Çerkezköy’de İtalyan T.İ.S. Group firmasıyla ortaklaşa kurduğumuz ve özellikle çift flanşlı çifözel kelebek vana imalatı yaptığımız bir fabrikamız daha bulunmaktadır.

Bu anlamda yatırımlarımız tüm hızıyla devam edecektir.

Piyasaya sunduğunuz ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yangın grubunda yerli üretici olarak ıslak alarm vanası, sprinkler, test ve drenaj vanası, izlenebilir kelebek vana, NRS ve OS&Y sürgülü vanaları, biz UL/FM Belgeli ve ilk yerli üretici olarak üretiyoruz. Bunun yanında bu sene kuru alarm vanası, farklı tip sprinklerler ve akış anahtarı gibi ürünleri pazara süreceğimiz bir sene olacak.

Çok geniş bir ürün gamına sahibiz. Yangın kısmının dışında HVAC kısmında da yenilikçi ürünler piyasaya sunmaya çalışıyoruz. Var olan ürünlerin yanı sıra yeni geliştirdiğimiz kompakt grup dediğimiz pislik tutucular, kelebek-küresel karışımlı dediğimiz LUG küresel vanalar, seri imalatına başladığımız komple kauçuk kaplı kelebek vanalar ve vulkanize kelebek vanalar mevcut.

Ağırlıklı olarak hangi sektörlere çözüm üretiyorsunuz?

Daha çok AVM, hastane, konut, okul, havaalanı, otel, fabrika ve devlet yatırımlarında çözüm üretiyoruz. Yangın ve HVAC olmak üzere iki ana başlıkta bu projelere değer katıyoruz.

Kuvvetli bir bayi ağınız olduğunu biliyoruz. Satış ve satış sonrası hizmetleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Yurtiçinde 65’e yakın bayi ağımız ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bayi dışı satış kesinlikle yapmıyor ve bayilerimizi iş ortaklarımız olarak görüyoruz. Bayilerimizin çoğuyla uzun yıllar süren iş ortaklığımız var. Satış sonrası kısmından bahsedecek olursak müşterilerimizle karşılıklı iş birliği ve alışverişimiz devam ettiği sürece müşterilerimizin bizimle ilgili algılarını izlemek, ölçmek ve değerlendirmek için kuruluşumuz, verdiğimiz hizmetler, yaklaşımlarımız, ürünlerimizin kalitesi ve diğer unsurlar açısından memnuniyet derecelerini tespit etmek üzere etkin ve çift yönlü iletişim açısından satış sonrasını fırsat olarak görüyoruz. Bu kapsamda sektörde ISO10002 müşteri memnuniyet yönetimi belgesine sahip tek firmayız.

Sayılı yerli vana üreticilerinden biri olarak Duyar Vana, Ar-Ge çalışmaları kapsamında neler yapıyor?

Tüm teknik hacmimiz ile yeni yatırımlara ve yeni ürünlere odaklandık. Duyar Vana’nın Turquality teşvik programında yer aldığını tekrar vurgulamak istiyorum. Bünyemizde toplamda 6 adet üretim tesisi ve her birine ait bir Ar-Ge yapılanması mevcut. Mevcut halde İstanbul’da Esenyurt Vana, Ataşehir Sprinkler, Gürpınar Dökümhane, Gebze Dökümhane tesislerinin yanı sıra İtalyan T.İ.S. markası ortaklığı ile T.İ.S.-Duyar olarak Çerkezköy bölgesinde özel grup endüstriyel vana üretimi gerçekleştiren bir tesise sahibiz. Buna ek olarak ozon mühendisliği üzerine faaliyet gösteren, sanitasyon ve sterilizasyon konularında hizmet veren bir iştirakimiz daha mevcut.

Sprinkler ve yangın grubu vanaları konusunda Türkiye’nin tek belgeli üreticisiyiz. Ürün kalitemizi tarafsız olarak belgelemek ve kalite/güvenlik standartlarımızı yakalamak için dünyaca ünlü onay kuruluşları ile birlikte çalışıp bu alanda ciddi belgelendirme çalışmaları ya da diğer tabirle yatırımlar gerçekleştirdik.

Şimdiye kadar çok önemli bir bütçe ile ürünlerimizin özellikle yangın fazındaki UL/FM/LPCB gibi belgelendirme süreçlerini tamamlayarak dünya pazarında rekabet açısından ciddi bir avantaj yakaladık.

Bu dinamizmle, son dönemde geliştirdiğimiz ve üretimine başladığımız Islak Alarm Vanaları, Kuru Alarm Vanaları, OS&Y Yükselen Milli Vanalar, NRS Gate Vanalar, Sprinkler, Test ve Drenaj Vanaları’na ek olarak Sanayi Bakanlığı tarafından da verimlilik ödülüne layık görülen Lug tipi pislik tutucularımızın da içerisinde olduğu kompakt ürünlerimizin tasarım ve imalatlarını gerçekleştirdik. 2018 yılı içerisinde de yerli izleme anahtarlı kelebek vanalarımızı ve akış anahtarını piyasaya sürmeye amaçlıyoruz.

Özet halinde Duyar Vana bünyesinde, bütün yeni ürün tasarımı, özel ürün uygulamaları, sertifikasyon çalışmaları ile Ar-Ge politikamızı diri tutarak sektörümüze ve ülkemiz ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyoruz.

Verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramları Duyar Vana için ne ifade ediyor?

Verimlilik ve sürdürülebilirlik birbirini tamamlayan ve net olarak birbirine bağlı olan olgulardır.

Bu iki olgu arasında denge kurulamadığında markanız, tesisiniz, çalışanlarınız ya da paydaşlarınız üzerinde kontrolünüzü kaybedersiniz. Ülkemiz de son 20 yılı yüzeysel olarak incelediğimizde bile, bu döngü üzerinde hâkimiyetini kaybetmiş nice dev markaların hüzünlü hikâyesi ile karşılaşıyoruz.

Özellikle günümüzde rekabetin yoğunlaşması, dünyanın her yerinden mal temininin kolaylaşması ile kâr marjlarının iyice daralması neticesinde mevcut kaynakları verimli kullanmak, kaynak ve para israfına mahal vermeden üretimi devam ettirebilmek tüm sanayi şirketleri için özel bir önem taşıyor. Operasyonel mükemmellik ve etkinlik konusu, üretim yapan şirketler için sürdürülebilir kârlılık hususunda artık birinci sıraya yerleşmiştir. Zaten bu konuyu ıskalayan veya gerekli önemi vermeyen şirketlerin önümüzdeki yıllarda ayakta kalma şansı da kalmayacaktır.

Temel ilkemiz sektörde liderliğimizi sürdürmek ve hem Türkiye için hem de sektör adına sürdürülebilir değer üretirken Pazar üretici marka olmaktır.

Sektörün Endüstri 4.0 kapsamındaki gelişimini değerlendirir misiniz?

Dördüncü Endüstri Devrimi, buhardan elektriğe ve dijitalleşmeye sarf edilen yolun son etabı diyebiliriz. Muhakkak elektronik sistemlerin manuel iş gücünün yerini alacağı bir geleceğe yürüyoruz. Sadece içinde bulunduğumuz sektör için değil tüm sektörlerde artık sistemleşme ve standartlaşma beraberinde rekabet gücünü getiriyor.

Büyük dünya devi üreticilerin sektörel inovasyon hamlelerinin bu çağın başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Sektörlerin %80’i şu anda tarif edildiği anlamda Endüstri 4.0’ın gerisinde. Kalan %20’lik pay ise lokal olarak bu çerçeve içerisinde. Önümüzdeki 15 yıl içerisinde lokal adaptasyonların devam edeceğini fakat biraz önce de bahsettiğim anlamıyla Endüstri 4.0 uyumunun sağlanabilmesi için önümüzde birkaç yıla daha ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Duyar Akademi çalışmasıyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Duyar Akademi, Duyar Vana markasının en önemli projelerinden bir tanesidir. Bu vesile ile gerek müşterilerin gerek paydaşlarımızın gerekse de öğrencilerin mühendislik görgülerini artırmaya yönelik paylaşımları bu projeyle gerçekleştiriyoruz.

Bu halihazırda ISO 10002 müşteri memnuniyeti yönetim sistemi belgesine sahip olan markamızın, öğretici kanadında bulunduğu, teknik ve görsel öğeler ile ürünlerini desteklediği bir platform. Gerek ürünlerimize ait detaylı animasyonları gerek ürünlerimize ait montaj videolarını gerekse de yine ürünlerimize ait revit çizimleri bu platformda paylaşmak suretiyle sektörümüzdeki duyarlılığı arttırmayı amaçlıyoruz. 2018 yılı içerisinde Duyar Akademi platformunu daha canlı ve verimli hale getirebilmek için projeler üretmeye devam ediyoruz. Bu projelerden bir tanesi de vana seçim programı olacaktır. Yıl sonuna yetiştirmeye çalıştığımız bu proje üzerinde ciddi emek sarf ediyoruz şu anda.

Piyasadaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rekabet tüm sektörler için var olma kuralıdır. Bir marka rekabet sağlayamadığı her platformda silinmeye mahkûmdur, karşıtında ise rekabet edebildiği her alan kendi gelişimini sağlar. Bu, literatür araştırmalarında 10 yıllık azami bir süre şeklinde tariflenir.

Sektör bazında değerlendirecek olursak, yerli üreticilerin bu konuda daha avantajlı olduğunu düşünüyoruz. Fakat bazı hallerde ise sektör dinamikleri bizi tam ters istikamette düşünmeye zorlayabiliyor.

Özellikle bizim gibi yerli üreticileri, kol kola girerek kendi standartlarımızı oluşturma konusunda teşvik etmeye çalışıyor ve dost firmalar olarak görüyoruz. Bu konuda STK’larda, üniversitelerde yani kısaca kendimizi ifade edebildiğimiz tüm platformlarda pek çok çağrımız mevcut bu konuyla ilgili.

Genel olarak sektörümüzde adil olmayan, etik dışı rekabet durumları ile karşılaşıyor muyuz? Evet, karşılaştığımızı söyleyebiliriz fakat bu bizim politikalarımızı, değerlerimize olan bağlılığımızı ve rekabet gücümüzü sekteye uğratmayacak kadar zayıf. “Dünya için Türkiye’de üretiyoruz” sloganımız gün geçtikçe daha da anlam kazanıyor ve bizi motive ediyor. Globalleşen dünyada, rekabetin had safhada olduğu bir süreçte kaliteden taviz vermeden, dünya standartlarında ürünler üretmek ve bu ürünleri tüm dünyaya satabilmek ciddi bir meziyet gerektiriyor.

Diğer yandan özellikle son yıllarda petrol fiyatlarının düşmesi ile Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkeler ile güvenlik sorunları olan Kuzey Afrika, Irak, Suriye vb. gibi ülkelerde iş yapan Türk inşaat firmaları ve mekanik taşeronları yurtiçine döndüler. Bu sebeple yurt içindeki işlerdeki rekabet bu firmalar ile birlikte çok daha zor koşullara geldi. Fiyat odaklı pazarda ürün kalitesine dikkat etmek artık çok daha büyük önem arz ediyor.

Dünya markası olma yolunda başka ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? İhracatın cironuz içindeki payı nedir? İhracat için odaklandığınız pazarlar nerelerdir?

Bildiğiniz gibi TURQUALITY® Programı’nın amacı, 2023 yılına kadar Türkiye’den 10 firmayı dünyada marka yapmak. Bu bağlamda yaklaşık 2 yıldır tam marka destekte olan Duyar Vana A.Ş. sektörde tek firma olarak faaliyetlerine devam ediyor.

Tüm bunlara ek olarak dünyanın çeşitli yerlerinde fuarlara katılıyoruz. Bunların içinde Amerika’daki NFPA Conference & Expo, Çin’de ve Rusya’da düzenlenen yangın fuarlarıyla Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde düzenlenen fuarlar da var. Dünyanın tüm coğrafyasındaki ilgili fuarlarımıza katılıyoruz.

Duyar Vana’nın ihracat oranları sürekli artış göstermekle birlikte hedefimiz 2020’de yüzde 50 ihracat oranına ulaşmak. Şu anda üretimimizin yüzde 25’ini ihraç ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bunun artacağını düşünüyoruz.

2017 yılında tüm iklimlendirme sektöründe en fazla ülkeye ihracat yapan firma ödülü ve vana sektöründe en yüksek ciro yapan ihracat firması olduk.

Kısa ve uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz projelerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

Kısa vadede elimizdeki Ar-Ge ve üretim hacmini kullanarak teknolojik ürünler konusundaki gelişimimize pazarımızı ve satış ağımızı büyüterek devam edeceğiz. Bunun getirisi olarak kısa-orta ve uzun dönemde ihracat konusunda sektörümüzde dünya markası olmak en önemli kurumsal hedefimizdir.

 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Vanalar

Buhar Kolektörü ve Buhar Hattı Üzerinde Önerilen Kondens Cebi Tasarımları

Yayın Tarihi:

on

Ersun GÜRKAN

Ayvaz, ARI-Armaturen Türkiye Ürün Müdürü

Endüstri Mühendisi

 

Buhar kazanı sonrası; buhar kolektörü ve kondens cepleri tasarımı sistemin sağlıklı ve uzun ömürlü hizmet verebilmesi açısından çok önemlidir. Özellikle globe vanaların zaman zaman yarı açık konumda çalıştırılması fark basıncına bağlı olarak kısa sürede sit-klape yüzeylerinin aşınması sonucu vana içinde kaçak ve/veya mil sızdırmazlık elemanının zarar görerek milden kaçak oluşmasına neden olabilir. Standardın dışında yüksek bir fark basıncı ile vanayı açmak bile mümkün olmayabilir. Bu nedenle vanaların kullanılacağı noktalarda çalışma şekli ve sistemin zaman içinde değişen fark basınçları göz önünde bulundurulmalıdır.

Aşağıda Şekil-1’de görülen buhar kolektörü tasarımında buhar vanalarının yanında baypas vanasının bulunması nedeni; sistem devreye alınırken vananın iki ucundaki basıncın eşitlenmesi sağlanarak büyük vananın yavaşça açılması, herhangi bir koç darbesi oluşumunu ve vananın zarar görmesi engellenmektedir. Buradaki diğer bir fayda yüksek fark basıncı nedeniyle açılamayan vananın da açılır hale getirilmesidir. Kolektör üzerindeki ana buhar vanalarının üzerindeki hat boşaltma vanaları, ana buhar vanaları açılmadan önce kapalı sistemde birikmiş olan kondensin hattan uzaklaştırılması içindir. Kolektör altında özellikle dış ortam etkileri, donma vb. nedenlerden ötürü ilk tercih olarak bimetalik buhar kapanı tavsiye edilir. Termodinamik veya şamandıralı buhar kapanı isteğe göre seçilebilir. Unutulmamalıdır ki 1 bar fark basıncı ve altında termodinamik buhar kapanı çalışmaz. Kolektör altındaki sıvı atıcı ise sistem durduğunda ayarlanan basınca göre otomatik olarak kondens tahliyesini yapar ve sistemdeki kondensi boşaltır. Basınç yükseldiğinde ise otomatik olarak kapanır. Sistemin normal ve vuruntusuz bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Kolektör üzerindeki emniyet ventili aşırı basınca karşı kolektör ve vana gruplarını korur. Emniyet ventilinin çıkış borusunda damlama borusu olmalıdır. Tahliye sonucunda yoğuşan buhar, kondens olarak burada birikir ve emniyet ventilinin çalışmasını engeller ve korozyona neden olur.

Buhar hattı üzerindeki ceplerin, buhar hattının uygun bir yalıtıma sahip olması durumunda 50 metrede bir, yalıtım olmaması durumunda 30 metrede bir olacak şekilde oluşturulması tavsiye olunur. İhtiyaç noktasında hesabı yapılarak boru hattında oluşan kondens miktarına göre kondens cepleri mesafeleri belirlenebilir. Ayrıca buhar hatlarında boru alt yüzeyinde oluşan kondensin kolayca buhar akışı yönünde akarak cebe dökülebilmesi için buhar hattına eğim verilmelidir. Birçok kaynakta 7/100 vb. değerler görülebilir ve 100 metrede bir 7 metre boru hattının kotunun düşürülmesi anlamına gelir. Fakat bu değer pratikte çok mümkün değildir. Bunun yerine 5/1000 çok daha gerçekçi bir değerdir. Kondens cep tasarımının amacı kondensi, karbon çelik boruya temas eden su içindeki oksijenden dolayı oluşan pas parçacıklarını ve tortuyu toplamaktır. Bu nedenle cebin tam altına konan ve boşaltma için kullanılan kesme vanaları kullanılma sıklığına bağlı olarak kaçırır. Bu vana grubunu cebin altına değil yanına almaktır. Burada en iyi çözüm sistemin durdurulduğu ve bakıma alındığı dönemlerde kör flanşı çıkararak cebi temizlemektir. Bu mümkün değilse farklı tasarım çözümleri de mevcuttur. Pratikte kondens cebi çapı ve buhar hattı çapı DN100’e kadar aynı kabul edilir. Daha büyük buhar hattı çaplarında ise; kondens cebi çapı, buhar hattı çapının 3/4’ü olarak alınır.

Şekil-2’de görüldüğü gibi eğer düz buhar hattı için bir cep isteniyorsa, buhar kolektöründe kullanılan tasarım geçerlidir. Buhar kapanı seçimi öncelikleri ve diğer her şey aynıdır. Sadece buhar hattı boru çapı hesabı farklıdır.

Şekil-3’te görüldüğü gibi tasarım aşağı yukarı aynıdır. Sadece dirsekle yükselen veya alçalan bir boru hattında, aşağıdan veya yukarıdan gelen akışla kondensin doğrudan cebe dolması sağlanmalıdır.

Şekil-4’te görüldüğü gibi tasarımda çok büyük bir farklılık bulunmamaktadır. Hat sonuna toplanan havanın atılabilmesi için buhara uygun hava atıcı ve vakum kırıcının tasarıma eklenmesi gerekliliği farkı oluşturmaktadır. Bileşenin vakum kırıcı özelliği sistemde oluşabilecek vakumu engellemek için sisteme hava alır, hava atıcı ise bu havayı dışarı atar.

Devamını Oku

Vanalar

Emerson’un yeni hava hazırlığı ürünleri serisi ile enerji tüketiminden ve maliyetten tasarruf edin

Yayın Tarihi:

on

ASCO Numatics™ 653 Serisi hava hazırlığı ürünleri, yüksek akış oranının gerekli olduğu uygulamalar için uygundur.Emerson, ASCO Numatics 653 Serisi hava hazırlama ürünlerinin piyasaya sunulacağını duyurdu. 3/4» ve 1» port boyutlarına sahip 653 Serisinin boyutuna göre yüksek bir akış oranı var. Bu müşterilerin aynı Filtre-Regülatörden veya Yağlayıcıdan (FRL) daha fazla sayıda ürüne güç verebilmesini veya tüm sistemdeki basınç düşüşünü azaltmasını sağlar; iki seçenek de potansiyel enerjiden ve maliyetten tasarruf edilmesine olanak tanır. 651, 652 ve 653 Serisindeki filtreler, regülatörler, filtre regülatörleri, yağlayıcılar, yeniden başlatmalar, hızlı tahliyeler, yönlendirme blokları ve kapatma valfleri yer almaktadır.

Emerson´da Makine Otomasyonu Uygulamaları Mühendisliği Yardımcı Başkanlığı görevini yürüten Scott Weickel »653 Serimizin kullanılmaya başlanması ile yüksek akışlı hava hazırlama ürünleri yelpazemiz global olarak büyük ölçüde genişlemektedir.» demiştir. »Yeni port ölçülerinin eklenmesi, uluslararası üreticilerin tek bir tedarikçiden ölçüleri 1/8 ile 1» arasında değişen gelişmiş teknolojili hava hazırlama ürünlerine ait kapsamlı bir yelpazeden seçim yapmasına olanak vermektedir. Böylece hem seçim hem de satın alma işlemleri kolaylaşmaktadır.»

Ölçüsü doğrultusunda sektörün en yüksek akış özelliklerine sahip ASCO Numatics 651, 652 ve 653 Serisi, yüksek hacimli hava gerektiren uygulamalarda veya alanın sınırlı olduğu yerlerde kullanım için idealdir. Orijinal ekipman üreticileri geniş sıcaklık aralığında (-40°C – 80°C) ve bu ürünün zorlu ortamlarda kullanılmasını sağlayan ATEX ve CUTR sertifikasyonundan ve proses endüstrisindeki valf pilot uygulaması gibi uygulamalardan faydalanacaktır. Modüler hava hazırlama ürünlerinin sağlam bir yapısı olup birleştirmesi, monte etmesi ve yerleştirmesi kolayca yapılmaktadır. Yeni kenar plaka flanşları manifold grubunun boruların ayrılmasına gerek kalmadan sökülmesine imkan verir.

651, 652 ve 653 Serisi öne bakan, okunması kolay, düşük profilli ölçüm aletleri içerir. İsteğe bağlı dahili kırmızı/yeşil basınç aralığı göstergeleri sayesinde istenen basınç kolayca izlenebilir. Küçük ölçüleri ve temiz çizgileri dayanıklı, modern görünümlü bir ekipman haline getirir. Uzun ömürlü lazerle çizilmiş etiketler ve kapaklar ürün bilgilerinin zorlu ortamlarda dahi görülebilmesine imkan verir. Ayrıca serinin birleştirme filtrelerine ve birleştirme filtresi/regülatör ünitelerine isteğe bağlı 3 mikron iç kıvrımlı ön filtre eklenmiştir. Böylece ayrı bir partikül filtresi kullanma ihtiyacının ortadan kalkmasının yanı sıra maliyet, ölçü ve ağırlık küçülmüş olur.

Devamını Oku

Vanalar

Ayvaz, “Türkiye’yi ilklerle buluşturmaya devam edecek”

Yayın Tarihi:

on

Ülkenin köklü şirketlerinden Ayvaz’ın İcra Kurulu Başkanı Serhan Alpagut’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Ayvaz’ın tarihinden yeni e-ticaret sitesine ve sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok konuda bizlere bilgi sunan Sayın Alpagut’a teşekkür ediyor ve sizleri bu söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Adım Serhan Alpagut. 1970 yılında Sakarya’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Karadeniz Ereğlisi’nde tamamladım. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Mezun olur olmaz Ayvaz’da çalışmaya başladım. Kariyerimin ilk iki yılı boyunca imalatta çalışarak, uygulama bilgimi geliştirme fırsatı buldum. Sonraki iki yıl boyunca İç Satış Mühendisi olarak görevlendirildim. O yıllarda şirket olarak ihracat çalışmalarına odaklanmaya başladığımız için, takip eden dört yıl boyunca yurt dışında görevlendirildim. Başarılı geçen bu dönemin ardından Türkiye’ye tekrar döndüm ve Satış Müdürlüğü görevinde rol almaya başladım. Uzun bir süre Ticaret Müdürlüğü adı altında, hem satış hem de satın alma konularında şirketimize katkılar sunmak için çalıştım. 2003 yılında Yönetim Kurulu Üyesi olduğum şirketimizde, 2010 yılı itibariyle İcra Kurulu Başkanı sıfatıyla çalışmalar yürütüyorum.

Ayvaz’ın İcra Kurulu Başkanı Serhan Alpagut

Ayvaz hem sektörün hem de ülkenin köklü firmalarından. Firmanızın tarihçesinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Ayvaz, ticari hayatına 1948 yılında İstanbul Tarlabaşı’nda küçük bir imalathane olarak başladı. Sektöre Karaköy’deki Perşembe Pazarı’nda çıraklık yaparak giriş yapan Hacı Ayvaz, buradan elde ettiği bilgi ve deneyimleri kurucusu olduğu Ayvaz’a aktararak 16 kişilik küçük bir ekiple musluk üretimi yapmaya başladı. Şirket uzun süre kısıtlı imkânlarla fakat emin adımlarla ticari faaliyetlerine devam etti. 1960 yılında bronz gemi vanalarının üretim ve satışını gerçekleştirmeye başlayan Ayvaz, 1970’li yılların başlarında sanayide kullanılan çeşitli tipteki vanaları ürün gamına ekledi. 80’lerin başlarında ise ülke çapında tanınan bir marka haline gelmeye başladı. “Türkiye’de olmayanı üretmek” misyonuyla hareket eden Ayvaz, bir ilki gerçekleştirerek Fransız Calorstat firmasının lisansı ile EJMA standartlarında kompansatör üretmeye başladı. Türkiye’nin ilk kompansatör üreticisi olarak adını duyuran şirket; 1982 yılında İtalyan Fantini Cosmi firması lisansı ile Kazan Tağdiye Cihazı, 1983 yılında ise sahip olduğu uluslararası patent ile Kondenstop üretimine geçti. Tarlabaşı’ndaki imalathane artan taleplere yanıt veremediği için 1984 yılında Avcılar’da bir fabrikaya geçildi. Avcılar fabrikada, o güne kadar “sadece yurt dışından getirilen” paslanmaz çelik hortumu ülkemizde üretmek adına çalışmalara başlandı. Türkiye’nin ilk esnek metal hortumu işte burada, Ayvaz tarafından üretildi.

Bugün Ayvaz sadece merkez fabrikasında 500’ün üzerinde çalışanıyla Türkiye tesisat sektörüne adını yazdırmış büyük bir şirket. Yurt içinde 10 bölge müdürlüğü ve 78 bayi ile hizmet veren Ayvaz, yurt dışında Rusya, Bulgaristan, Çin ve Polonya’da üretim tesisleri; Rusya, Ukrayna, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan, Dubai, Polonya, Çin, Kazakistan ve Sırbistan’da ise bölge ofisleri ile satış organizasyonunu gerçekleştiriyor.

Piyasaya sunduğunuz ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ayvaz’ın ürün gamı gerçekten çok zengin. Pazarlama karmamızı ana ürün grupları olarak şöyle sıralayabilirim: Kompansatörler, esnek metal hortumlar, seviye kontrol cihazları, kondenstoplar yani buhar kapanları, vanalar, yangın grubu ürünleri ve yalıtım ürünleri. Kompansatör ve paslanmaz çelik hortum konusunda Türkiye’deki ilk üretici firmayız.

Ağırlıklı olarak hangi sektörlere çözüm üretiyorsunuz?

Ürün gamımızda 3.000’den fazla ürün bulunuyor. Bu kadar geniş bir ürün gamı tabii ki çok zengin bir sektörel yelpazede kullanılıyor. Doğal gaz sektöründe, HVAC alanında, inşaat projelerinde, toplu konutlarda, AVM’lerde, rezidanslarda, gemi sanayiinde, güneş enerjisi sistemlerinde, fabrikalarda, rafinerilerde ve hemen her tür endüstride Ayvaz markasını görmek mümkün. Dünya çapındaki önemli yapılarda Ayvaz markası tercih ediliyor. Yurt içinde Zorlu Center, Torium AVM ve Varyap Meridian gibi dev projeler; yurt dışında ise Irak Baiji Rafinerisi, Rusya Toyota fabrikası ve Azerbaycan Bakü Havalimanı gibi prestijli yatırımlar şirketimizin referansları arasında yer alıyor.

Öncü bir firma olarak Ayvaz, AR-GE çalışmaları kapsamında neler yapıyor?

70 yıllık Ayvaz tarihinden gelen, sektörde “ilk”leri gerçekleştirme felsefesinden güç alarak Türkiye tesisat sektörünün ilk Ar-Ge Merkezi’ni faaliyete geçirdik. Bundan dolayı gururluyuz. Şimdilik 20 kişiden oluşan yüksek nitelikli Ar-Ge merkezinde katma değeri yüksek ürünler ve prosesler geliştirmeyi hedefliyoruz. İthal ürünlere alternatif olacak üstün özelliklere sahip milli muadiller üzerinde de çalışacağız. Bu teknolojik atılımla müşteri ihtiyaçları doğrultusunda ürünler üzerinde sürekli iyileştirmeler ve geliştirmeler yapma konusunda da fark yaratmayı hedefliyoruz. En iyi kalitede ürünlerin dünyada kabul edilmiş yasal şartlara, standartlara ve müşteri taleplerine uygun olarak tasarlanması, üretilmesi ve kaliteden ödün vermeden sunulması konusunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. 70 yıllık deneyimle elde ettiğimiz teknik bilgi birikimimizi, Ar-Ge merkezimizde inovasyona dönüştüreceğiz.  

Ayvaz, sektörde inovasyon ve AR-GE denilince akla gelen, lider markalardan biri haline gelmiş durumda. Uzun yıllar sonucunda edindiğimiz teknik bilgi birikimimizi, yeni ürünler geliştirmek için kullanıyoruz. AR-Ge merkezimizde 2019-2010 için yeni ürün ve paket projeleri için hazırlık yapılıyor. Yeri geldikçe konuyla ilgili son gelişmeleri duyuracağız.

E-ticaret siteniz ayvazonline.com ile son tüketicilere ulaşıyorsunuz. Siteyle ilgili biraz bilgi verir misiniz? Son kullanıcılar niçin buradan alışveriş yapmayı tercih etmeli?

Ayvazonline, bizim uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir e-ticaret projesiydi. Türkiye’nin dört bir yanındaki -özellikle düşük miktarlarda alım yapmak isteyen- son kullanıcıların Ayvaz ürünlerine kolayca erişimini sağlamak amacıyla üç yıl kadar önce hayata geçirdik. Bu süreçte açıkçası beklediğimizden daha yüksek bir ilgiyle karşılaştık. Ürün gamımızdan çok farklı ürünlerin siparişini bu kanalla almaya başladık.

Sitemizin avantajlarını kısaca sıralayacak olursak; kullanıcılara oturdukları yerden, internete bağlı herhangi bir cihazdan kolayca alışveriş yapma imkânı sunuyoruz. Üyelerimizi, sipariş tutarları ne olursa olsun Türkiye’nin her yanına ücretsiz kargo seçeneğimizle mutlu ediyoruz. Müşterilerimizin kredi kartıyla alışveriş sürecini maksimum güvenlikte gerçekleştirmesi için 128 bit SSL güvenlik sertifikasına sahip olan sitemizde, kredi kartına vade farksız 4 taksit avantajı da sağlıyoruz.

Dünya hızla değişiyor ve bu hızı yakalayamayanlar geride kalıyor. Biz şirket olarak her zaman olduğu gibi bugün de geleceğin peşinden gidiyoruz. Kullanıcı odaklı, erişilebilir ve pratik çözümlerle dijital mecrayı maksimum derecede kullanmayı hedefliyoruz. Ayvazonline ile oyunun kurallarını değiştiriyoruz. Yeni sezonda sitemizin tanıtımına ağırlık vermeye ve birbirinden büyük indirimleri son kullanıcılara sunmaya hazırlanıyoruz. Her ay belirli bir ürün grubunda %50’ye varan indirimler kullanıcılara sunulacak ve Ayvaz kalitesinin her haneye girmesi amaçlanacak. Yani kısaca bizi takip etmeye devam edin demek istiyoruz.

Marka bilinirliğini artırma ve prestiji perçinleme konusunda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Ayvaz, halihazırda hem yurt içinde hem de yurt dışında “kalite” ve “güven” kelimeleriyle özdeşleşmiş bir marka. Ülkemize ve sektöre yenilikleri kazandırma misyonumuza ve mekanik tesisat sektöründe dünya çapında bir “marka” olma iddiamıza sonuna kadar bağlıyız. Bu bağlılık, Ayvaz çatısı altında sektöre sunduğumuz tüm ürün gruplarında ve hizmetlerimizde doğal olarak fark yaratmamızı sağlıyor ve markamızın yaygınlaşmasına katkıda bulunuyor. Fakat ihtisasınız ve iş alanınız makineler olsa bile, neden daha iyi olduğunuzu insanlara anlatmanız ve firmanızın görünen yüzüne de kurumsal kültürünüzü yansıtmanız lazım. Bu nedenle sadece insana, makine parkuruna değil firmamızın tanıtımına da yatırım yapıyor ve profesyonel bir tam hizmet ajansıyla çalışıyoruz.

Sektörde herkesin bildiği dergilerde yer almak, fuarlarda boy göstermenin çok ötesinde kendi alternatif tanıtım çalışmalarımızı planlıyor ve hayata geçiriyoruz. Örneğin, geçen sene Antalya’da, üç gün süren “Globally Local” isimli dev bir sempozyum gerçekleştirdik. Sektörümüzde birçok açıdan “ilk” niteliğindeki bu dev organizasyonda ulusal ve uluslararası çapta dev projelere imza atmış çok önemli proje sorumlularını, taahhüt firmalarının temsilcilerini, kontrolörleri ve kamu sektöründen önemli teknik kişileri ağırladık. Yurt dışından yabancı konuşmacıların ve alanında uzman akademi duayenlerinin de sunumlar yaptığı sempozyum, tartışmasız sektörün en konuşulan etkinliklerinden biri oldu. “Globally Local” sempozyumunun gelenekselleşeceğini buradan duyurabilirim. Şimdilik bu kadar bilgi verebiliyorum.

Sosyal sorumluluğa da oldukça önem veren bir firma olduğunuzu biliyoruz. Bu konuda neler söylersiniz?

Ayvaz, uzun zamandan beri sosyal sorumluluk faaliyetleriyle tüm sektöre örnek teşkil eden bir şirket. Kızılay’la iş birliği halinde gerçekleştirdiğimiz geleneksel kan bağışı organizasyonları, meslek liselerine sağladığımız teknik materyal destekleri, ihtiyaç sahipleri için belli dönemlerde yaptığımız kıyafet, defter, kitap bağışları bunlardan sadece birkaçı… Fakat bu sene, tüm bu sosyal sorumluluk faaliyetleri arasında belki de bizi en çok mutlu edenini gerçekleştirdik. Size kısaca anlatayım: Bir gün Hakkari Çukurca’da görev yapan bir öğretmenden şirketteki bir arkadaşımıza mesaj geldi. Kendisi bize yazdığı mesajda, okulundaki imkânların sınırlı olduğunu, öğrencilerin maddi açıdan sıkıntı çektiğini ve mümkünse destek vermemizi beklediğini belirtmişti. Biz de bunun üzerine okul müdürüyle irtibata geçerek konunun detaylarını öğrendik ve hangi noktalarda destek olabileceğimizi görüştük. Müdürümüz, Ayvaz’ın eğitime destek faaliyetlerindeki ciddi tutumunu göz önüne alarak bağış faaliyetini okul çapında yapıp yapamayacağımızı sordu. Büyük bir mutlulukla olumlu yanıt verdik ve çalışmalara başladık.

Okulun âtıl durumdaki konferans salonuna iki yüz adet konferans koltuğu; kütüphanesine çok sayıda masa ve sandalye gönderdik. Okulun eğitim materyali açısından eksiklik çeken anaokulu bölümü içinse Ayvaz çalışanları bir araya gelerek eğitici oyuncak ve çocuk kitabı alışverişlerinde bulundular. Yapılan tüm yardımlar şirketin Hadımköy’de yer alan merkezinde toplanarak büyük bir kamyona yüklendi ve bağış birkaç gün süren zorlu yolculuktan sonra sınır köyünde bulunan okula ulaştı. Ayvaz’ın desteğine teşekkürlerini bildirmek isteyen okul yönetimi tarafından okulun konferans salonuna “Ayvaz Konferans Salonu” adı verildi.

Ayvaz olarak eğitim alanındaki sosyal sorumluluk faaliyetlerine her zamankinden daha çok önem gösteriyoruz. Çünkü muasır medeniyetler seviyesini aşmak istiyorsak, ilk adımın eğitimle atılacağını biliyoruz. Biz üstümüze düşeni yapmakla yükümlü, sorumlu bir şirketiz. Çukurca’daki okulla yaptığımız bu iş birliği, şirket yöneticilerimizden çalışanlarımıza kadar tüm Ayvaz ailesinin yüzünü güldürdü. Yardımlarımız, desteklerimiz artarak devam edecek.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Ülkemize ve sektöre yenilikleri kazandırma misyonumuza ve sektöründe dünya çapında bir “marka” olma vizyonumuza sonuna kadar bağlıyız. Bu bağlılık, Ayvaz çatısı altında sektöre sunduğumuz tüm ürün gruplarında ve hizmetlerimizde doğal olarak fark yaratmamızı sağlıyor. Bu farkın yarattığı ivme, dünya çapında bir şirket olma yolunda ilerlememizi sağlıyor. 70 yıllık Ayvaz tarihinde ne olduysa, bundan sonra da o olacaktır. Türkiye’yi “ilk”lerle buluşturmaya devam edeceğiz; yapılamayanı yapmaya, kalite standartlarını yükseltmeye ve dünyada hak ettiğimiz yeri almaya çalışacağız.

Devamını Oku

Trendler