Connect with us

Vanalar

Duyar Vana Genel Müdürü Çizmecioğlu: “Hedefimiz 2020’de yüzde 50 ihracat oranına ulaşmak”

Yayın Tarihi:

on

 

Duyar Vana 67 ülkeye ihracat yapan ve sektöre yön veren firmalardan. Geçtiğimiz yılın sonunda Duyar Vana A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine getirilen Faruk Çizmecioğlu’yla bir söyleşi gerçekleştirdik. Faruk Çizmecioğlu, yeni görevi ve Duyar Vana firmasıyla ilgili pek çok önemli açıklamada bulundu.

Duyar Vana Genel Müdürü Faruk Çizmecioğlu

Öncelikle sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

1966 doğumluyum. 1987 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldum, Londra ve Paris’te dil eğitimlerini tamamlayarak meslek hayatıma başladım.

Altı yıl boyunca Oyak Renault Firması lojistik departmanında farklı pozisyonlarda görev aldıktan sonra Uluslararası Dış Ticaret alanında çalıştım.

2004 yılında Türk Hava Yolları’nda göreve başladım, 2004-2009 tarihleri arasında Pazarlama ve Satış Başkanlığı görevini üstlendim, ardından 2010 yılında Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildim.

Üretim Planlama, Gelir Yönetimi, Kurumsal İletişim, Kurumsal Anlaşmalar ve tüm dünyadaki Türk Havayolları ofislerinin yönetiminden sorumlu olarak yaptığım çalışmalar neticesinde 2011 yılında yapılan bir araştırmada yılın en iyi 25 pazarlama yöneticisi içinde birinci seçildim, Türk Havayolları’ndaki pazarlama ve satıştan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevinden 30 Nisan 2014 tarihinde ayrılarak, Lufthansa ve THY ortaklığı olan Sunexpress havayolunun Türkiye Genel Müdürlüğüne atandım. Yapılan çalışmalar neticesinde THY 2004 cirosu 1 milyar USD iken 2014’te 10 milyar USD’ye gelmiş, Sunexpress şirketinde ise 2015 yılında tarihinin en yüksek ciro ve kârlılık oranına ulaşılmıştır. 2015 Mayıs ayında THY’deki görevlerimden emekli olarak ayrıldım. THY Teknik, Turkbine, Sunexpress, TGS, Aslan Çimento, Oyak Yatırım Menkul Kıymetler şirketlerinde yönetim ve denetim kurullarında da çalıştım. 01.11.2017 tarihi itibariyle de Duyar Vana A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine atandım.

Duyar Vana’nın hikâyesi ülkemiz adına birçok başarı hikâyesini içerisinde barındırması açısından oldukça kayda değerdir.

1965 yılında zor şartlar altında Karaköy’de küçük bir atölyede faaliyetlerine başlayan Duyar Vana, Turquality programına seçilmiş sektöründeki tek firma olarak dünya markası olma yolunda gerekli adımları atmaktadır. Halihazırda dünyanın 67 farklı ülkesine ihracat yapan ve sektörüne yön veren önemli bir firma haline gelmiştir.

Vana üretimimizin büyük bir kısmını İstanbul Esenyurt’ta, 16 bin metrekarelik alan üzerine kurulu yeni fabrikamızda gerçekleştirmekteyiz. Üretim aşamalarımızın tamamı tesis içerisinde yerleşik olan 5 bin metrekarelik talaşlı imalat sahasında, CNC kontrollü yatay işleme, dikey işleme ve torna tezgâhlarında gerçekleştirerek müşterilerimize sunulmaktadır.

Üretimin en önemli bölümlerinden biri olan modelleme işlemi de yine kendi bünyemizde bulunan kalıphane bölümünde, güncel dizayn programları ile CNC tezgâhlardan oluşan makine parkında yapılmaktadır.

Kıraç Fabrikamıza ek olarak, Gürpınar’da 8 bin metrekare alan üzerine yerleşik Döküm fabrikamız, Ataşehir’de 1.000 metrekare alan üzerine kurulu Sprinkler Üretim Tesisimiz, yine Dilovası Mermerciler Sanayi Sitesi’nde 2.800 metrekaresi kapalı olmak üzere, toplam 3.500 metrekare alan üzerine kurulmuş Gebze döküm fabrikamız bulunmaktadır.

Son olarak Çerkezköy’de İtalyan T.İ.S. Group firmasıyla ortaklaşa kurduğumuz ve özellikle çift flanşlı çifözel kelebek vana imalatı yaptığımız bir fabrikamız daha bulunmaktadır.

Bu anlamda yatırımlarımız tüm hızıyla devam edecektir.

Piyasaya sunduğunuz ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yangın grubunda yerli üretici olarak ıslak alarm vanası, sprinkler, test ve drenaj vanası, izlenebilir kelebek vana, NRS ve OS&Y sürgülü vanaları, biz UL/FM Belgeli ve ilk yerli üretici olarak üretiyoruz. Bunun yanında bu sene kuru alarm vanası, farklı tip sprinklerler ve akış anahtarı gibi ürünleri pazara süreceğimiz bir sene olacak.

Çok geniş bir ürün gamına sahibiz. Yangın kısmının dışında HVAC kısmında da yenilikçi ürünler piyasaya sunmaya çalışıyoruz. Var olan ürünlerin yanı sıra yeni geliştirdiğimiz kompakt grup dediğimiz pislik tutucular, kelebek-küresel karışımlı dediğimiz LUG küresel vanalar, seri imalatına başladığımız komple kauçuk kaplı kelebek vanalar ve vulkanize kelebek vanalar mevcut.

Ağırlıklı olarak hangi sektörlere çözüm üretiyorsunuz?

Daha çok AVM, hastane, konut, okul, havaalanı, otel, fabrika ve devlet yatırımlarında çözüm üretiyoruz. Yangın ve HVAC olmak üzere iki ana başlıkta bu projelere değer katıyoruz.

Kuvvetli bir bayi ağınız olduğunu biliyoruz. Satış ve satış sonrası hizmetleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Yurtiçinde 65’e yakın bayi ağımız ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bayi dışı satış kesinlikle yapmıyor ve bayilerimizi iş ortaklarımız olarak görüyoruz. Bayilerimizin çoğuyla uzun yıllar süren iş ortaklığımız var. Satış sonrası kısmından bahsedecek olursak müşterilerimizle karşılıklı iş birliği ve alışverişimiz devam ettiği sürece müşterilerimizin bizimle ilgili algılarını izlemek, ölçmek ve değerlendirmek için kuruluşumuz, verdiğimiz hizmetler, yaklaşımlarımız, ürünlerimizin kalitesi ve diğer unsurlar açısından memnuniyet derecelerini tespit etmek üzere etkin ve çift yönlü iletişim açısından satış sonrasını fırsat olarak görüyoruz. Bu kapsamda sektörde ISO10002 müşteri memnuniyet yönetimi belgesine sahip tek firmayız.

Sayılı yerli vana üreticilerinden biri olarak Duyar Vana, Ar-Ge çalışmaları kapsamında neler yapıyor?

Tüm teknik hacmimiz ile yeni yatırımlara ve yeni ürünlere odaklandık. Duyar Vana’nın Turquality teşvik programında yer aldığını tekrar vurgulamak istiyorum. Bünyemizde toplamda 6 adet üretim tesisi ve her birine ait bir Ar-Ge yapılanması mevcut. Mevcut halde İstanbul’da Esenyurt Vana, Ataşehir Sprinkler, Gürpınar Dökümhane, Gebze Dökümhane tesislerinin yanı sıra İtalyan T.İ.S. markası ortaklığı ile T.İ.S.-Duyar olarak Çerkezköy bölgesinde özel grup endüstriyel vana üretimi gerçekleştiren bir tesise sahibiz. Buna ek olarak ozon mühendisliği üzerine faaliyet gösteren, sanitasyon ve sterilizasyon konularında hizmet veren bir iştirakimiz daha mevcut.

Sprinkler ve yangın grubu vanaları konusunda Türkiye’nin tek belgeli üreticisiyiz. Ürün kalitemizi tarafsız olarak belgelemek ve kalite/güvenlik standartlarımızı yakalamak için dünyaca ünlü onay kuruluşları ile birlikte çalışıp bu alanda ciddi belgelendirme çalışmaları ya da diğer tabirle yatırımlar gerçekleştirdik.

Şimdiye kadar çok önemli bir bütçe ile ürünlerimizin özellikle yangın fazındaki UL/FM/LPCB gibi belgelendirme süreçlerini tamamlayarak dünya pazarında rekabet açısından ciddi bir avantaj yakaladık.

Bu dinamizmle, son dönemde geliştirdiğimiz ve üretimine başladığımız Islak Alarm Vanaları, Kuru Alarm Vanaları, OS&Y Yükselen Milli Vanalar, NRS Gate Vanalar, Sprinkler, Test ve Drenaj Vanaları’na ek olarak Sanayi Bakanlığı tarafından da verimlilik ödülüne layık görülen Lug tipi pislik tutucularımızın da içerisinde olduğu kompakt ürünlerimizin tasarım ve imalatlarını gerçekleştirdik. 2018 yılı içerisinde de yerli izleme anahtarlı kelebek vanalarımızı ve akış anahtarını piyasaya sürmeye amaçlıyoruz.

Özet halinde Duyar Vana bünyesinde, bütün yeni ürün tasarımı, özel ürün uygulamaları, sertifikasyon çalışmaları ile Ar-Ge politikamızı diri tutarak sektörümüze ve ülkemiz ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyoruz.

Verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramları Duyar Vana için ne ifade ediyor?

Verimlilik ve sürdürülebilirlik birbirini tamamlayan ve net olarak birbirine bağlı olan olgulardır.

Bu iki olgu arasında denge kurulamadığında markanız, tesisiniz, çalışanlarınız ya da paydaşlarınız üzerinde kontrolünüzü kaybedersiniz. Ülkemiz de son 20 yılı yüzeysel olarak incelediğimizde bile, bu döngü üzerinde hâkimiyetini kaybetmiş nice dev markaların hüzünlü hikâyesi ile karşılaşıyoruz.

Özellikle günümüzde rekabetin yoğunlaşması, dünyanın her yerinden mal temininin kolaylaşması ile kâr marjlarının iyice daralması neticesinde mevcut kaynakları verimli kullanmak, kaynak ve para israfına mahal vermeden üretimi devam ettirebilmek tüm sanayi şirketleri için özel bir önem taşıyor. Operasyonel mükemmellik ve etkinlik konusu, üretim yapan şirketler için sürdürülebilir kârlılık hususunda artık birinci sıraya yerleşmiştir. Zaten bu konuyu ıskalayan veya gerekli önemi vermeyen şirketlerin önümüzdeki yıllarda ayakta kalma şansı da kalmayacaktır.

Temel ilkemiz sektörde liderliğimizi sürdürmek ve hem Türkiye için hem de sektör adına sürdürülebilir değer üretirken Pazar üretici marka olmaktır.

Sektörün Endüstri 4.0 kapsamındaki gelişimini değerlendirir misiniz?

Dördüncü Endüstri Devrimi, buhardan elektriğe ve dijitalleşmeye sarf edilen yolun son etabı diyebiliriz. Muhakkak elektronik sistemlerin manuel iş gücünün yerini alacağı bir geleceğe yürüyoruz. Sadece içinde bulunduğumuz sektör için değil tüm sektörlerde artık sistemleşme ve standartlaşma beraberinde rekabet gücünü getiriyor.

Büyük dünya devi üreticilerin sektörel inovasyon hamlelerinin bu çağın başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Sektörlerin %80’i şu anda tarif edildiği anlamda Endüstri 4.0’ın gerisinde. Kalan %20’lik pay ise lokal olarak bu çerçeve içerisinde. Önümüzdeki 15 yıl içerisinde lokal adaptasyonların devam edeceğini fakat biraz önce de bahsettiğim anlamıyla Endüstri 4.0 uyumunun sağlanabilmesi için önümüzde birkaç yıla daha ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Duyar Akademi çalışmasıyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Duyar Akademi, Duyar Vana markasının en önemli projelerinden bir tanesidir. Bu vesile ile gerek müşterilerin gerek paydaşlarımızın gerekse de öğrencilerin mühendislik görgülerini artırmaya yönelik paylaşımları bu projeyle gerçekleştiriyoruz.

Bu halihazırda ISO 10002 müşteri memnuniyeti yönetim sistemi belgesine sahip olan markamızın, öğretici kanadında bulunduğu, teknik ve görsel öğeler ile ürünlerini desteklediği bir platform. Gerek ürünlerimize ait detaylı animasyonları gerek ürünlerimize ait montaj videolarını gerekse de yine ürünlerimize ait revit çizimleri bu platformda paylaşmak suretiyle sektörümüzdeki duyarlılığı arttırmayı amaçlıyoruz. 2018 yılı içerisinde Duyar Akademi platformunu daha canlı ve verimli hale getirebilmek için projeler üretmeye devam ediyoruz. Bu projelerden bir tanesi de vana seçim programı olacaktır. Yıl sonuna yetiştirmeye çalıştığımız bu proje üzerinde ciddi emek sarf ediyoruz şu anda.

Piyasadaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rekabet tüm sektörler için var olma kuralıdır. Bir marka rekabet sağlayamadığı her platformda silinmeye mahkûmdur, karşıtında ise rekabet edebildiği her alan kendi gelişimini sağlar. Bu, literatür araştırmalarında 10 yıllık azami bir süre şeklinde tariflenir.

Sektör bazında değerlendirecek olursak, yerli üreticilerin bu konuda daha avantajlı olduğunu düşünüyoruz. Fakat bazı hallerde ise sektör dinamikleri bizi tam ters istikamette düşünmeye zorlayabiliyor.

Özellikle bizim gibi yerli üreticileri, kol kola girerek kendi standartlarımızı oluşturma konusunda teşvik etmeye çalışıyor ve dost firmalar olarak görüyoruz. Bu konuda STK’larda, üniversitelerde yani kısaca kendimizi ifade edebildiğimiz tüm platformlarda pek çok çağrımız mevcut bu konuyla ilgili.

Genel olarak sektörümüzde adil olmayan, etik dışı rekabet durumları ile karşılaşıyor muyuz? Evet, karşılaştığımızı söyleyebiliriz fakat bu bizim politikalarımızı, değerlerimize olan bağlılığımızı ve rekabet gücümüzü sekteye uğratmayacak kadar zayıf. “Dünya için Türkiye’de üretiyoruz” sloganımız gün geçtikçe daha da anlam kazanıyor ve bizi motive ediyor. Globalleşen dünyada, rekabetin had safhada olduğu bir süreçte kaliteden taviz vermeden, dünya standartlarında ürünler üretmek ve bu ürünleri tüm dünyaya satabilmek ciddi bir meziyet gerektiriyor.

Diğer yandan özellikle son yıllarda petrol fiyatlarının düşmesi ile Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkeler ile güvenlik sorunları olan Kuzey Afrika, Irak, Suriye vb. gibi ülkelerde iş yapan Türk inşaat firmaları ve mekanik taşeronları yurtiçine döndüler. Bu sebeple yurt içindeki işlerdeki rekabet bu firmalar ile birlikte çok daha zor koşullara geldi. Fiyat odaklı pazarda ürün kalitesine dikkat etmek artık çok daha büyük önem arz ediyor.

Dünya markası olma yolunda başka ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? İhracatın cironuz içindeki payı nedir? İhracat için odaklandığınız pazarlar nerelerdir?

Bildiğiniz gibi TURQUALITY® Programı’nın amacı, 2023 yılına kadar Türkiye’den 10 firmayı dünyada marka yapmak. Bu bağlamda yaklaşık 2 yıldır tam marka destekte olan Duyar Vana A.Ş. sektörde tek firma olarak faaliyetlerine devam ediyor.

Tüm bunlara ek olarak dünyanın çeşitli yerlerinde fuarlara katılıyoruz. Bunların içinde Amerika’daki NFPA Conference & Expo, Çin’de ve Rusya’da düzenlenen yangın fuarlarıyla Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde düzenlenen fuarlar da var. Dünyanın tüm coğrafyasındaki ilgili fuarlarımıza katılıyoruz.

Duyar Vana’nın ihracat oranları sürekli artış göstermekle birlikte hedefimiz 2020’de yüzde 50 ihracat oranına ulaşmak. Şu anda üretimimizin yüzde 25’ini ihraç ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bunun artacağını düşünüyoruz.

2017 yılında tüm iklimlendirme sektöründe en fazla ülkeye ihracat yapan firma ödülü ve vana sektöründe en yüksek ciro yapan ihracat firması olduk.

Kısa ve uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz projelerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

Kısa vadede elimizdeki Ar-Ge ve üretim hacmini kullanarak teknolojik ürünler konusundaki gelişimimize pazarımızı ve satış ağımızı büyüterek devam edeceğiz. Bunun getirisi olarak kısa-orta ve uzun dönemde ihracat konusunda sektörümüzde dünya markası olmak en önemli kurumsal hedefimizdir.

 

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Vanalar

Vana – otomasyon serüveni

Yayın Tarihi:

on

Bilâl Aydemir, Makine Mühendisi (Ar-Ge Departmanı), Duyar Vana Makine Sanayi A.Ş.

İnsanoğlunun tarihsel serüveni ve yolculuğu her ne kadar sürprizler, acılar, savaşlar ve var olma mücadelesiyle dolu olsa da değişmeyen tek şey hayatını idame etmek için gösterilen gayret olmuştur. Bu gayretin temelini bugün de olduğu gibi “su” oluşturmaktadır. Piramitleriyle ünlü Eski Mısır medeniyeti gücünü Nil nehrinden almıştır, günümüzde varlığı devam etmeyen birçok ulus suyun gücüyle medeniyet kurabilmişken yok olma sebebi ise yine “su” yani suyu kaybetmeleri olmuştur. Biz Türklerin dahi Orta Asya’dan Mezopotamya’ya hatta dünyanın birçok yerine olan yolculuğunun temelinde yine su yok mu?

Medeniyetin suya ulaşma yolculuğunda su, insanı sürekli kendine çekti. Oğuz Kağan, destanında 700’lü yıllarda suyu, denizi işaret etmiştir. Osmanlı’nın Akdeniz’e, Karadeniz’e, Marmara’ya ulaşması da dedelerinin bu hayalini gerçekleştirme yolculuğudur. Oğuz Kağan dedemiz daha deniz, daha müren*… diye 700’lü yıllarda suyu hedef göstermiştir.  Suya ulaşma ve su sevdasıdır Türkleri Orta Asya’dan çıkaran, Anadolu’ya, Akdeniz’e, Marmara’ya ulaştıran. Tarihin birçok döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de İstanbul başta olmak üzere birçok yere su kemerleri inşa edilerek bir nevi suya yön verilmiş, böylece medeniyetin ve refahın devamı sağlanabilmiştir.

Biz Ademoğlunun su ile “duygusal” mücadelesi bugün dünden daha dramatik ve karmaşık bir hal alarak artmıştır. Suyun kaldırma gücü ile geçmişte/günümüzde gemilerimizi rahatça yüzdürürken gelişen teknoloji ile suyu çok daha farklı şekilde kullanabiliyoruz; örneğin, su jetleri ile çeliği mükemmel bir hassasiyetle kesebilmekteyiz. Isınmak için ihtiyacımız olan enerjiyi su ile taşırken yine bir güç üretecinin ürettiği atık ısıyı su ile ortamdan uzaklaştırmaktayız (bu atık enerjiyi faydalı iş olarak kullanmanın yolları sürekli aranmalı!). Suyun gücünden, nimetlerinden bu denli yararlanan insanoğlu suyu kontrol etmek için farklı cihazlar ve yöntemler geliştirmiştir. Vana dediğimiz cihaz grubu ise suyu/havayı kontrol etmek için geliştirilen ana ürün gruplarından sadece bir tanesi.

Vanalar, insanoğlunun başta su ve hava olmak üzere, çeşitli akışkanlara hükmetmek, bu akışkanların; geçişini veya durdurulmasını sağlamak, debisini ayarlamak, geri dönüşünü engellemek, akış yönünü değiştirmek, akış basıncını sınırlamak ve akış emniyetini sağlamak gibi amaçlara ulaşmak için kullanılan mekanik yönsel cihazlardır.

Diğer bir tanımlama ile vana; akışkanlara yol veren, onları durduran, karıştıran veya akışkanın yönünü ve/veya miktarını, basınç veya sıcaklığını değiştirebilen bir cihazdır.

Vanalar, borulama-proses armatürleri içinde ağırlıklı bir yer tutarlar. Günümüzde geniş bir yelpazede; basit açma, kapama musluklarından, aşırı karmaşık servo sistemlere uzanan ve akışkanların kontrolü için kullanılan çok fazla sayıda vana mevcuttur. Bunlar; uzay uygulamalarında kullanılan çok küçük ölçme vanalarından, çapı metrelerle, ağırlığı tonlarla ifade edilen boru hattı vanalarına kadar değişiklik gösterebilmektedir. Değişik amaçlı kullanımlarda, kontrol edilen akışkan; bilinen sıvılar, gazlar, buharlar, radyoaktif malzeme olabileceği gibi, katı partiküller içeren sıvılar ve gazlar da olabilir. Hatta çimento, un gibi katı tozlar da akışkan olarak dikkate alınabilir. Vanalar; vakum bölgesinden, 7000 bar ve üzerindeki basınçlara, -2000C soğuktan, ergimiş metal sıcaklıklarına kadar kullanılabilmektedir. Ömürlerine gelince; sadece bir kere açma/kapama yapabilecek vanalar olduğu gibi, bakım ve onarım gerektirmeden binlerce kere açma/kapama yapması beklenen vanalar da vardır.

Havacılık, madencilik, nükleer santral, denizaltı ve gemicilik alanlarındaki ilerleme vanalara olan bakış açısını bir hayli değiştirmiş durumda. Örneğin madencilik sektöründe yerin yüzlerce metre altındaki bir vanayı uzaktan kontrol edebilmek elzemken denizaltı sektöründe vananın çok yüksek basınçlara dayanım göstermesi beklenmekte, bunu yanında bir nükleer santralde kullanılan vanaya uzaktan kontrolün elzemliğinin yanında yüksek sızdırmazlık ve basınç-sıcaklık dayanımı da gerekmektedir. Aynı şekilde bir uçakta kullanılan vanada da benzer özellikler baş göstermektedir. Üstüne üstlük tüm bunlara ilaveten negatif yöndeki sıcaklık ve basınç dayanımları da eklenince sektör çalışanları olarak bizlerin önünde yol almamız gereken koca bir yol görünmekte.

Dünyamızı son yıllarda apayrı bir rüyaya sürükleyen dijital dönüşüm ile beraber gelen akıllı ev, konut, ofis, yangın kontrol vb. beklentileri karşılamak için yine vanalara ciddi bir iş yükü düşmekte.

Duyar ailesi olarak tüm bu değişimleri oldukça yakından takip edip değerlendirmekteyiz. En optimum-verimli atılımlarla ihtiyaç duyulan alanlara dönük çözümler gerçekleştirmekteyiz.

Bilgi çağında olduğumuz bugün her bilgiye kolayca ulaşabilmemize rağmen maalesef bilgiyi hayata geçirme konusunda, dünyanın geri kalanı gibi, elbetteki sorunlar çıkmakta ve bizler de bu sorunların üstesinden gelmek için çaba harcıyoruz. Söz, günümüz mühendislerinin çabasına gelmişken, akışkan kontrolündeki en temel kavram olan debi üzerindeki ilk sayılabilecek bilimsel çalışmaya değinmeden olmaz sanırım. Bunun için 22 Eylül 1791’de İngiltere’nin Outhgill kasabasının demircisi James ile bir çiftçi kızı Margaret Hastwell çiftinin (evlilikleri 1786) dört çocuğundan üçüncüsü olarak London Bridge’e yakın Newington Butts’da dünyaya gelen Michael Faraday’ın 1832 yılında Thames Nehri’nde gerçekleştirdiği deneye bir göz atalım.

Bilindiği üzere manyetik debimetrelerde kullanılan prensip Faraday’a dayanmaktadır. (B) manyetik alanına dik olarak (V) hızıyla hareket eden (Q) elektrik yükü, (F) kuvveti tarafından etkilenir.

F=QxVxB    (1)

Pozitif ve negatif yüklerin her ikisi de var olduğunda bu kuvvet, yüklerin ayrılmasına neden olur ve bu kuvvet, (E) elektrostatik kuvveti ile dengelenir.

F=QxE      (2)

1 ve 2 eşitlikleri Faraday’ın indüksiyon yasasını temsil eder

E=VxB

Bu yasa şu şekilde formüle edilebilir: (L) uzunluğundaki bir elektrik iletken, (V) hızı ile (B) manyetik alanının akış hatlarına dik olarak hareket ederse, iletkenin iki ucu arasında Ui   gerilimi indüklenir.

Ui = BxLxV

B: Manyetik indüksiyon

L: İletken uzunluğu

V: Hareket eden iletkenin hızı

Elektrik iletkeni çubuğu içinden iletken sıvı geçen bir boru ile yer değiştirdiğimizde manyetik alana dik düzlemde sıvı boyunca bir gerilim üretilecektir ve gerilim akış hızı boyunca orantılı olacaktır. Debi ölçüm teorisi şu şekilde şematize edilebilir:

Ui: İndüklenen voltaj

B: Manyetik indüksiyon

Di: Boru iç çapı

V: Ortalama akış hızı

Sıvı ile temas eden iki elektrot yerleştirilerek oluşan gerilim ölçülür. Elektrotlar, elektriksel olarak yalıtılmış bir boruya, (B) manyetik alanına dik olacak şekilde yerleştirilirler.

Ui elektrot voltajı manyetik alan ve akış hızı ile orantılıdır. Ancak sensörlerin kalibrasyonunun yapıldığı akış profili ile ölçümün yapıldığı akış profili arasında büyük farklar olduğunda alınan ölçüm değerleri hatalı olabilir. Genelde iyi tanımlanmış bir akış profili sağlamak için, ölçüm noktasından önce ve sonra belirli uzunlukta düz boru olması gerekir. Düz boru uzunluğu da dirsek, valf vs. gibi akımı bozucu elemanlara bağlıdır. Uygulamada düz boru uzunluğu; girişte 5xDi (iç çap) ve çıkışta 3xDi olarak hesaplanır.

ISO/TR 6817- 1980E standardına göre elektromanyetik debimetrenin yapısı şu şekildedir:

Prensip olarak açıkladığımız Faraday’ın kendisine ait olan bu teoriyi kendisi doğrulamak için 1832 yılında Thames nehrinde şöyle bir deney yaptı:

Yeryüzü sabit bir manyetik alan ürettiğinden, Faraday iki elektrot yerleştirip bunlar arasındaki voltajı ölçmenin yeterli olacağını düşündü. Ancak deney bu aşamada başarısız oldu. Faraday önemli bir pratik problem ile karşılaştı: Metal elektrot ile su arasında, şekildeki gibi bir elektrokimyasal voltaj oluşmaktaydı.

Debiye bağlı voltaj (Ui) ve elektrokimyasal voltajın (Uec) her ikisi de D.C. Voltaj olduğundan bunları birbirinden ayırmak imkânsızdır.

Faraday, elektrokimyasal voltaj sorununa bir çözüm buldu, akışkanın geçtiği boru etrafına manyetik bir bobin koydu ve bu bobini sinüzoidal bir manyetik alan oluşturan A.C. Voltaj ile besledi. Buna göre debi ile orantılı voltaj şekildeki gibi sinüzoidal olacaktı.

Sonuçta debi ile orantılı voltajı elektro kimyasal voltajdan ayırma olanağı sağlandı. Manyetik bobini A.C. Akımı ile beslemek elektrokimyasal hata voltajını yok etmişti ancak diğer bir hataya yani transformatik voltaja yol açmıştı.

Manyetik bobin ve elektrot kabloları bir transformatör oluşturur. Bunun sonucunda debi sinyali (Ui) ile 900 faz değiştirmiş bir hata voltajı oluşur. Diğer yandan, elektrik hattındaki salınımlar ölçme sinyaline etkirler. Üstüne üstlük 50 Hz’lik sinyal voltajı diğer elektrikli cihazlardan ölçme sinyaline etkiyen gürültüler (noise) yaratır…

1832 yılında kendi teorisini ispatlamak için bizzat Faraday tarafından yapılan ilk deney ve iyileştirmeler 186 yıllık hikâyesi süresince devam etti ve karşılaşılan her problem tek tek çözülerek günümüze gelindi. Hâlâ bu konudaki iyileştirmeler insanoğlunun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmek için devam etmekte. Bir nevi medeniyetin gücü denilen bilgi duvarını tek tek tuğlalar koyarak yükseltmenin ne kadar önemli olduğu bu örnek ile apaçık görülmekte.

Bu hikâye biz gibi teknolojiyi yakalama gayreti gösteren ülkelerin sihirli değnek arama gayretlerinin ne denli saçma olduğunun çok net bir göstergesidir. Teknolojik ilerlemenin daha anlamlı ve mümkün olabilmesi için bilgiye daha fazla değer verilmeli ve bu işlerle uğraşanların mümkün olduğunca “bence” ile başlayan cümlelerden kaçınmaları gerekir…

53 yıllık serüveni boyunca her gün yeni bir tuğla ile örüp yükselttiği bilgi duvarı ve hafızasını daha da büyütüp derinleştiren Duyar Vana, gelecekte daha saygın ve vurucu çalışmalarıyla varlığını daha etkili bir şekilde sürdürecektir. Duyar Vana’nın insanlık, bilim dünyası ve ülkemiz için nice güzel çalışmalar yapması dileğiyle…

Not: Bu yazıyı okuyanların tek kelime ile “okudum” notunu veya varsa görüş ve önerilerini e-posta (bilal.aydemir@duyarvana.com.tr) ya da mesaj ile bildirmelerini rica ederim.

Kaynaklar

  1. Gülbaz, Y. K., Endüstriyel Ölçme ve Kontrol, (1994), İstanbul, İ.T.Ü.
  2. http://www.tesisat.org/vanalar-ve-vana-secimi-ile-ilgili-hesaplar.html
  3. Topçu R.A., Su Medeniyettir, Medeniyet Su ile Yeşerir, (2016), İstanbul, Adell.

* Müren: Akarsu, dere, ırmak.

Devamını Oku

Vanalar

Yangın koruma sistemlerinde yerli güç: Duyar Vana

Yayın Tarihi:

on

Duyar Vana 1965’ten beridir sektörünün en kaliteli, en güvenilir ve en yenilikçi ürünlerini üretmeye devam ediyor. Yangın koruma sistemlerinde de geniş ürün yelpazesine sahip olan Duyar, Esenyurt’ta 15 bin metrekare kapalı alanda yer alan üretim tesisleri, Ataşehir’de bin metre kare alana sahip sprinkler üretim tesisi ve Gürpınar’da 8 bin metrekare üzerine kurulu, Türkiye’nin tam otomasyon ile üretim yapan sayılı dökümhanelerinden birinde üretim süreçlerini devam ettirmektedir.

Duyar Vana yangın koruma sistemleri grubunda 12 farklı ürün bulunmaktadır.

Duyar sprinkler, kullanımı kolay ve son derece güvenlidir. Sprinkler, özel olarak tasarlanan boru ağı üzerine korumaya ihtiyaç duyulan alanı kapsayacak şekilde yerleştirilir. Sızdırmazlık elemanının önemli parçalarından biri olan cam tüp içindeki sıvı yangın tarafından üretilen sıcaklık nedeniyle genişler ve patlar. Yangın esnasında ortam sıcaklığı beklenen maksimum ortam sıcaklığının 30°C üzerindeki sıcaklıklarda seçilmesi gereklidir. Yangın üzerindeki sprinkler cam tüpünün patlaması ile basınç altındaki su deflektöre (dağıtıcı) çarparak yangın üzerine püskürtülür. Sadece yangın esnasında sıcaklık artışı olan sprinkler patlar ve su akışı sağlanır.

Pendent Sprinkler: Duyar pendent sprinkler ürünü asma tavan olan veya aşağı yönlü sprinkler kullanımı uygun olan alanlarda tercih edilmektedir. Su aşağı yönlü konik olarak genişleyerek atış yapar. Rozet ile birlikte de kullanılabilen bu ürün hem standart tepkimeli hem de hızlı tepkimeli olarak üretilmektedir. Ürünün kullanım alanları; konut, otel, hastane, AVM, yurt ve iş merkezleridir. Pendent sprinkler ürünü sulu yangın söndürme sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE, CE, FM, UL ve LPCB sertifikaları bulunmaktadır.

Upright Sprinkler: Duyar upright sprinkler ürünü asma tavan olmayan alanlarda deflektör kısmı yukarı gelecek şekilde montaj yapılabilen bölümlerde tercih edilmektedir. Su deflektöre çarparak aşağı yönlü konik olarak genişleyerek atış yapar. Konut, otel, hastane, AVM, otopark, yurt ve iş merkezi gibi projelerde kullanılmaktadır. Islak, kuru ve ön tepkimeli sistemlerde kullanılırlar.

Ürüne ait TSE, CE, FM, UL ve LPCB sertifikaları bulunmaktadır.

Sidewall Sprinkler: Duyar sidewall sprinkler ürünü asma tavan olmayan ve borulamanın tavanda gözükmeyeceği yerlerde tercih edilmektedir. Montajları duvar üzerine yapılır. İleri ve aşağı yönlü atış yaparlar. Sadece ıslak sistemlerde ve düşük-orta tehlike sınıflarında kullanılır. Konut, otel, hastane, yurt, AVM gibi projelerde kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE, CE, FM, UL ve LPCB sertifikaları bulunmaktadır.

Islak Alarm Vanası: Islak alarm vanası suyun donma ihtimali olmayan uygulamalar için dizayn edilmiştir. Borular içinde basınçlandırılmış halde bekleyen su, sprinklerin yangın nedeniyle devreye girmesi sonucunda yangın bölgesine deşarj olur. Basınçlı su sistemi sürekli olarak beslenirken aynı anda geciktirme hücresini de doldurur. Hücre dolduktan sonra hücre üzerindeki basınç anahtarı tetiklenir. Basınç anahtarı yangın ihbar sistemine veya otomasyon sistemine alarm bilgisini ulaştırır. Basınç anahtarı tetiklendikten sonra su, su motorlu gonga ulaşır ve mekanik alarm verilmesini sağlar. Tüm ıslak borulu sistemler için özel olarak üretilmiştir.

Ürüne ait TSE, FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

Kuru Alarm Vanası: Kuru borulu sprinkler sistemi, boruların ve sprinklerin donma sıcaklığına maruz kalabileceği yerler, örneğin ısıtılmayan depolar, garajlar, otoparklar, çatı katları ve mağazalar için dizayn edilmiştir. Sprinkler tesisatında su yerine hava veya nitrojen gazı bulunur. Diferansiyel tip kuru alarm vanası özel klapesi sayesinde düşük basınçta hava ile yüksek basınçta suyun sisteme girişini engeller. Herhangi bir yangın anında patlayan sprinkler sebebiyle sistemdeki diferansiyel oran bozulur ve klapenin açılmasına sebep olur. Basınç anahtarı yangın ihbar sistemine veya otomasyon sistemine alarm bilgisini ulaştırır. Basınç anahtarı tetiklendikten sonra su motorlu gonga ulaşır ve mekanik alarm çalmasını sağlar. Tüm kuru borulu sistemler için özel olarak tasarlanmıştır.

İzlenebilir Kelebek Vana: Bölgesel kontrol vanası olarak tanımlanırlar. Mahal içi zonları birbirinden ayırmak (kontrol etmek) için, su besleme hatları üzerinde kesme vanası olarak kullanılırlar. Kesme veya kontrol amaçlı olarak kelebek vana veya yükselen milli vana kullanılır. Yangın sistemlerinde kullanılan tüm vanaların konumu görülebilir ve elektriksel olarak izlenebilir olmalıdır. Kelebek vanalar dişli kutulu volanlı tiptedir. Kelebek vanaların izleme anahtarı vana içindedir ve üzerinde açık kapalı konum göstergesi bulunur. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.  

Test & Drenaj Vanası: Sprinkler sistemlerindeki test ve bakımların yapılabilmesi amacıyla kullanılan vanalardır. İçindeki değişik ölçülerdeki orifis sayesinde sadece bir sprinklerden geçen akışa eşit akış oluşturarak, bir sprinkler su akışı durumunda hatlardaki alarm cihazlarının kontrol amaçlı testlerinin yapılması sağlanır. Sistemdeki en küçük sprinkler ve test drenaj vanasının orifis çapları eşit olmalıdır. Vana konumu değiştirilerek drenaj vanası olarak borulardaki suyun boşaltılması için de kullanılırlar. Akışın gözlenebilmesi için üzerinde gözetleme camı bulunur. İçindeki değişik ölçülerdeki orifis sayesinde sadece bir sprinklerden geçen akışa eşit akış oluşturarak, bir sprinkler su akışı durumunda hatlardaki alarm cihazlarının kontol amaçlı testlerinin yapılması sağlanır. Sistemdeki en küçük sprinkler ve test drenaj vanasının orifis çapları eşit olmalıdır. Vana konumu değiştirilerek drenaj vanası olarak borulardaki suyun boşaltılması için de kullanılırlar. Akışın gözlenebilmesi için üzerinde gözetleme camı bulunur. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

OS&Y Vana: Bölgesel kontrol vanası olarak tanımlanırlar. Mahal içi zonları birbirinden ayırmak (kontrol etmek) için, su besleme hatları üzerinde kesme vanası olarak kullanılırlar. Kesme veya kontrol amaçlı olarak kelebek vana veya yükselen milli vana kullanılır. Yükselen milli vanalar; tam açık konumunda düzgün akışı bozmayan, açık konumu milin yukarı aşağı hareketi ile gözle izlenebilen, izleme anahtarı takılarak elektriksel izleme yapılabilen sürgülü vana tipidir. Kelebek vanalara oran ile daha az hidrolik kayıp oluştururlar. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

NRS Vana: Ana hatlar ve hidrant sistemlerinde toprak altı su hatlarını kesmek ve kontrol etmek amaçlı kullanılan vanalardır. Açık/kapalı konumu görülebilen post indikatörleri ile birlikte kullanılabilir. Yer altında post indikatörü ile birlikte kullanılması durumunda vana odasına gerek duyulmaz. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

Akış Anahtarı: Sprinkler sistemlerinde, herhangi bir sprinklerin devreye girmesi durumunda, oluşan akış ile sisteme elektriksel bilgi göndermek amacıyla kullanılır. Yanlış alarmı önlemek için geciktirme üniteleri mevcuttur. 90 saniyeye kadar geciktirme yapabilirler. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Yer Üstü Yangın Hidrantı: Yer Üstü Yangın Hidrantları, riskli alanlarda yangın durumunda yetkililerin su ihtiyaçlarını karşılamaları ve yangına hızlı müdahale edebilmeleri için tasarlanmıştır. Hidrantlar, iki çıkışa sahip döküm gövde, vana mekanizması ve bu mekanizmaya kontrol eden milden oluşmaktadır. Tüm sulu yangın sistemlerinde, yangın tesisatlarında kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE belgesi bulunmaktadır.

Yer Altı Yangın Hidrantı: Yer Altı Yangın Hidrantları, sulama ağızları zeminin altında ve kapağı yer üstünde olan hidranttır. Hidrant vanayı kumanda eden mil, otomatik boşaltma vazifesi gören yaylı çek valf ve ana gövdeyi oluşturan döküm parçalar ve hortum bağlantı rakorundan (kurt ağızı) meydana gelmektedir. Hidrant anahtarı yardımıyla mil kumanda edilerek açma kapama işlemi gerçekleştirilir. Gövde üzerinde bulunan yaylı çek valf su kullanımı olmadığı zamanlarda hidrant içindeki suyu boşaltarak soğuk havalarda donmayı engellemektedir. Tüm sulu yangın sistemleri, sulama sistemleri ve yangın tesisatlarında kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE belgesi bulunmaktadır.

Devamını Oku

Vanalar

Korozif akışkanlar için dizayn edilmiş PFA kaplı vanalar ve pompalar

Yayın Tarihi:

on

PFA (perfluoroalkoxy) olarak bilinen termo-fluroplastik kaplama malzemesi, pompa, vana ve tanklarda kullanılan, özel alaşımlı yüksek maliyetli malzemelere alternatif oluşturmaktadır. PFA; basınçlı sinterleme olarak işlenen PTFE’nin yerini büyük ölçüde almıştır. PFA; oldukça şeffaf bir malzeme olduğu için kalite-kontrol prosedürlerinin uygulanmasında büyük kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca PFA’nın yoğun bir moleküler yapısı olduğu için PTFE’ye göre geçirgenlik katsayısı daha düşüktür. Diğer bir deyişle, bazı kimyasalların malzemeye nüfuz ederek korozyona yol açmasına karşı, PFA malzeme PTFE’ye göre daha dayanıklıdır. Bu özellik bariyer etkisi olarak adlandırılabilir.

PFA’nın Bariyer Etkisi

Klor, brom ya da flor içeren ürünler malzemeye nüfuz ederler ve korozyona sebebiyet verirler. PFA; her ne kadar yüksek bariyer etkisine sahip olsa da 3 mm kalınlığına sahip kaplamalarda başarılı bir servis ömrü gösterememiştir ve malzemede zamanla korozyon oluşmuştur, dolayısıyla ekipmanın metal kısmının hasarlandığı gözlemlenmiştir. Yapılan çeşitli çalışmalarda/deneylerde 5 ya da 6 mm kalınlığındaki kaplamalarda çok daha uzun servis ömrü gözlemlenmiştir. Bu genel bir durumdur ve küre vanalar için bu kalınlık değeri geçerlidir. Pompa gövdelerinde standart olarak 5-6 mm kalınlığında kullanılan PFA kaplamalar da gözlemlenebilir. Pompa mili, izolasyon kovanı, manyetik taşıyıcıları gibi pompalarda kullanılan ıslak yüzeylerde fonksiyonel nedenlerden ötürü malzeme kalınlığı arttırılamamaktadır.

Yüksek Geçirgenlik Direnci

Geçirgenliğe / nüfuza karşı daha dayanıklı malzeme temin etmek için birçok çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaktadır. Malzeme mühendisleri, -60°C ile +200°C arasında PFA ile aynı kimyasal ve sıcaklık dayanımlara sahip, PFA’ya göre nüfuza karşı daha dayanıklı ve ayrıca erime sürecine de uygun bir malzeme bulmaya odaklanmışlardır. Sonuç olarak da PFA-P (P, permeation yani nüfuz anlamına gelmektedir) malzemesinin bu amaçlı kullanıla bileneceğini bulmuşlardır.  Taşıyıcı polimer olan PFA, malzemeyi korozyona dirençli dolgu malzemesiyle zenginleştirir. PFA-P malzemesinin elektrik akımına karşı yüzey direnci PFA’ya benzemektedir. Saf PFA, pompa, vanalarda kaplama malzemesi olarak kullanıldığında -60°C ile +200°C arasında ve vakum ile 25 bar arasında çalışma olanağı vermektedir.

Geçirgenlik direncini test edebilmek adına, klorin gazı ile 7 bar ve 150°C’de bir test yapılmıştır. Testte farklı et kalınlıklarına sahip PFA-P ve saf PFA karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak; PFA-P malzemesinin, saf PFA’ya göre nüfuz oranı yaklaşık yarısıdır. Bu durum kritik, yüksek sıcaklıklarda çok daha net görülmektedir.

Bazı Örnekler

150 °C sıcaklıkta, monoklorasetik asit çözeltisi ile özel malzemeden imal vanalar ve DN25 ölçüsünde PFA-P malzemeli Richter Pumps & Valves üretimi KN/F-P modelindeki vana test edilmiştir. 18 ay boyunca sürekli kullanım sonrasında, KN/F-P modelinde vananın problemsiz şekilde çalıştığı gözlemlenmiştir. Dahası PFA-P malzemeli vananın maliyeti özel malzemeli vanaya göre çok daha düşüktür. PFA-P kaplı KN serisinde vanalar geniş kullanım alanlarına sahiptir ki -60°C ile 200°C, 1 mbar’dan 16 bar’a kadar kullanılabilirler.

KN serisi vanaların ölçüleri DN15’ten DN200’e kadar ya da ½” ‘den 8” ‘e kadar değişmektedir. Flanşlar ISO 5752-1/7005-2 ve ANSI B16.10/B 16.5 Cl.150 standartlarına uygun üretebilmektedir. PFA, FEP, anti statik PFA-L ve PFA-P malzemeleri kaplama malzemesi olarak piyasada bulunmaktadır. Richter, yaşanan sorunları analiz ederek PFA-P malzemenin uygulama bazında gerekip gerekmediğine karar vermektedir. Birçok uygulamada, PFA ya da PTFE kullanmak yerine PFA-P kaplı parçalar kullanılırken ana parçalarda PFA malzemesi tercih edilmektedir. Uygulamaya bağlı olarak, KN serisi vanalar PFA ya da Al2O3 küre ile kullanılabilmektedir.

Pompalarda Kullanımı

PFA-P, kaplama malzemesi olarak pompalarda da kullanılır ve bu şekilde pompaların ömrünün uzamasına katkı sağlar. Örnek vermek gerekirse; 50 °C’de trifloroasetik asit çözeltisi ile çalışan PFA kaplı manyetik bir pompada, 3 ay sonunda çözeltinin kaplamaya nüfuz etmesinden kaynaklı sorunlar çıktığı gözlemlenmiştir. Pompanın kaplı iç metalik aksamı korozyona uğramış ve döner kısımda sıkışma meydana gelmiş. Aynı pozisyonda PFA-P kaplı MNK pompa 12 aydır problemsiz şekilde çalışabilmiştir. MNK serisi, 1 ile 375 m3/saat debiyi ve maksimum 145 metre basma yüksekliğini karşılayabilmektedir. Bu serideki pompalar akuple ya da kaplinli şekilde -60°C ile 200°C sıcaklık aralığında ve 16 bar’a kadar ya da bazı ilave aksesuarlarla 25 bar’a kadar çalışabilmektedir. PFA/PTFE, antistatik PFA/PTFE, yeni PFA-P ve PP/PE-UHMW kaplama malzemesi olarak kullanılabilmektedir. Akışkan ile temas eden ıslak yüzeylerin hepsi, metalik olmayan( kaplı plastik ) malzemelerden oluşmaktadır.

MNK serisi, metalik olmayan, indüksiyon akımını ayıran izolasyon kovanı sayesinde kaynama noktasına yakın ürünlerle de çalışılmasına olanak vermektedir. 180 °C’deki FHC-H2SO4-HF içeren çözelti ile çalışan PFA kaplı bir manyetik pompada, en fazla 12 aylık çalışma sonunda tüm ıslak yüzeylerde korozyon nedeniyle problemler ortaya çıkarken, PFA-P kaplı MNK serisi pompada ise aynı çözelti ile 2 sene boyunca herhangi bir bakım yapılmadan çalışmaktadır. Diğer bir uygulamada ise 125°C’de H2SO4-HF karışımı ile çalışan bir pompanın TFM-PTFE malzemeden izolasyon kovanında yine benzer sorunlar yaşanmış ve PFA-P malzemeli izolasyon kovanı kullanılmaya başlanmıştır. Altı ve on iki ay sonrasındaki testlerde problemin tekrarlanmadığı görülmüştür.

Makalede örnekleri verilen küre vanalar ve pompalar haricinde, PFA-P kaplamaların kontrol vanalarında, gözetleme camlarında, tank boşaltma vanalarında da kullanılabildiğinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.  Detaylı bilgi için firmamızla irtibata geçebilirsiniz.

Düşük Basınç Kontrol Vanaları

Uygulama Alanları

LPV serisinin doğrudan etkili taşma valfi, aşındırıcı ve saf sıvılar, gazlar ve buharlarla kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Aşağıdaki proseslerde kullanılır:

  • -120 mbar (-1,7 psi) vakum değerinden 200 ° C (400 ° F) ‘ye kadar olan sıcaklıklarda +120 mbar (+1,7 psi) gösterge basıncına kadar
  • Doldurma sırasında havalandırma için
  • Boşaltma sırasında solunum için
  • İşlem veya sıcaklık bağlantılı hacim varyasyonlarında
  • Reaktör kolonlarında
  • Cam veya plastik astarlı veya Hastelloy®, titanyum vb. veya borosilikat camdan yapılmış kaplarda
  • Koruyucu gaz tabakaları olan kaplarda LPV, bir boru üzerinde açılı olarak veya bir boruda düz hizada olarak monte edilebilir.

Ürün Özellikleri

LPV serisi, tesis operatörlerine önemli avantajlar sunmaktadır:
Ayar basıncı, ağırlığın eklenmesi / çıkarılmasıyla çalışma parametrelerindeki sonraki değişikliklere uyacak şekilde uyarlanabilir.
LPV DIN EN 12266-1’e göre gaz, sıvı veya kabarcık geçirmez.

Diğer Özellikler:

  • Direkt etkili, ağırlık yüklü
  • Orantılı açış özelliği
  • Kolay bakım
  • PFA / PTFE sayesinde ıslanan yüzeyler yapışmaz

Detaylı Bilgi için www.seterm.com

Devamını Oku

Trendler