Connect with us

Vanalar

Dikkan Vana 40. yılında yeni hedeflere yürüyor

Yayın Tarihi:

on

İzmir merkezli köklü vana üreticisi Dikkan Vana’ya, ISK Sodex Fuarı’nda bir ziyaret gerçekleştirdik. Fuar telaşesi esnasında bize vakit ayıran ve tafsilatlı açıklamalarda bulunan Dikkan Şirketler Grubu Satış ve Pazarlama Direktörü Alkım Gür’e teşekkür ediyor ve sizleri bu keyifli sohbetle baş başa bırakıyoruz.

Öncelikle sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Alkım Gür, Dikkan Şirketler Grubu’nda yaklaşık 2 yıldır satış ve pazarlama direktörü olarak görev yapmaktayım. Dikkan Grup, İzmir’de yerleşik bulunan, bu yıl 40. yılını kutlayan bir şirketler grubudur. Grup 6 ana iş kolu ile operasyonlarını sürdürmektedir.

Amiral gemimiz Dikkan Vana denizcilik sektörüne, enerji tesislerine, endüstriyel tesislere, su ve atık su proseslerine vana üretmektedir. Birçok farklı alaşımın üretimini gerçekleştiriyoruz. Vana üretiminde; model, tasarım, Ar-Ge, döküm, işleme ve montaj gibi tüm üretim süreçlerini kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda Türkiye’nin ilk ve tek entegre tesisine sahip vana üreticisiyiz.

İkinci iş kolumuz Dikkan Kablo ile alçak gerilim kabloları üretiyoruz. Bu alanda üretim kapasitesi ve teknoloji anlamında Türkiye’nin ilk beş üreticisinden birisiyiz. Avrupa’nın birçok ülkesine yoğun bir şekilde ihracat gerçekleştiriyoruz. Hem bakır hem de alüminyum kablo olarak geniş bir ürün portföyüne ve gerekli kalite sertifikalarına sahip durumda pazarda her geçen gün daha da güçleniyoruz.

Üçüncü iş kolumuz Dikkan Hadde çatısı altında pirinç ve bronz külçe, takoz ve çubuk üretimi yapıyoruz. Bu ürünlerimiz genellikle armatür, savunma sanayii, mobilya ve elektrik sektörlerinde yarı mamul olarak kullanılıyor. Bu alanda da iç piyasada ilk üreticilerden biri olduğumuz gibi Almanya ve İtalya’ya da ihracat yapıyoruz.

Dördüncü iş kolumuz ise Dikkan Döküm. Bu alanda hem vana fabrikamız için döküm gerçekleştiriyoruz hem de dışarıya fason döküm gerçekleştiriyoruz. Dünyadaki tüm bilindik sertifika kuruluşlarından onaylı bir dökümhaneyiz.

Beşinci iş kolumuz, çekme, savurma ve kuma döküm teknikleriyle bronz üretimleri gerçekleştirdiğimiz İz Metal firmamız.  Bu ürünler de genelde kesin çizgilere ve standartlara sahip olan havacılık sanayiinde kullanılıyor.

Son iş kolumuz da Işıksan Geri Dönüşüm Tesisleri’dir. Aliağa’daki grubumuza ait gemi geri dönüşüm tersanelerimiz ile hurda gemileri uluslararası standartlara uygun olarak tekrar sanayiye kazandırıyoruz. Son dönemde petrol fiyatlarının düşüşüyle birlikte pek çok petrol platformu kullanım dışı kaldı. Son iki yıldır yoğun bir şekilde petrol platformlarını geri dönüştürme işlemlerini yürütüyoruz. Petrol platformlarının sökümü ciddi bir bilgi ve birikim gerektiriyor. Işıksan da bu alandaki tecrübesiyle dünya çapında bir firmadır.

Gemicilik sektörüne sunduğunuz çözümlerden bahsettiniz, biraz daha açar mısınız?

Kuruluşunun 40. yılını kutladığımız şirketimizin amiral gemisi ve 40 yıldır faal olan kısmı Dikkan Vana’da yaptığımız üretimin yüzde 70’i de denizcilik sektörüne yönelik olarak gerçekleşiyor. Yaklaşık 30 yıldır Avrupa’ya çok yoğun ticaret gerçekleştiriyoruz. Bu sektördeki iş hacmimizin yüzde 80’ini Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’ya yaptığımız ihracat oluşturuyor. Denizcilik çok ciddi sertifikasyon isteyen bir iş kolu ve her gemi, sertifika kuruluşlarının onayından geçmek zorunda olduğu için geminin bütün komponentlerinin onaylanması gerekmektedir. Bizim şirketimizin en büyük özelliklerinden bir tanesi tüm bu sertifikasyona sahip olmasıdır.

Ürün portföyü olarak baktığımızda hem alaşım hem de vana tipi anlamında çok geniş bir portföye sahibiz. Bu denli geniş bir portföye sahip ikinci bir firma ne Türkiye’de ne de Avrupa’da yok. Bu anlamda Avrupa’da buhar vana ve sürgülü vana gibi belirli ürün gruplarında pazar lideriyiz. Dikkan Vana globalde çok bilindik bir marka. 30 yıl önce yapılmış bir gemi bizim geri dönüşüm tesislerimize geldiği zaman Dikkan vanalarının kullanıldığını görebiliyoruz. Bizim bir müzemiz var, bu tarz vanaları orada sergiliyoruz.  

Satış ve satış sonrası hizmetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Avrupa’da birçok ülkede ve lokasyonda temsilcilerimiz ve partnerlerimiz var. Satışlarımız Avrupa çapındaki bu geniş ağ aracılığıyla gerçekleştiriliyor.

Vana konusu oldukça kritik. Bir gemiye vana monte ediliyor ve gemi uzak denizlere açılıyor. Seyir esnasında vanayla ilgili bir problem yaşanabilir. Böyle durumlarda hızlı müdahale gerekebiliyor. Bu noktada üreticinin hem teknik bilgi hem ulaşılabilirlik olarak hem de ürünün ya da yedek parçanın sağlanabilir olması anlamında kuvvetli bir servis ağına sahip olması önem kazanıyor. Bu noktada çok ciddi çalışmalarımız var. Yeni bir mobil aplikasyon devreye aldık. Bu aplikasyon sayesinde Dikkan müşterisi olan birisi dünyanın neresinde olursa olsun, şirketimize ulaşıp gerekli teknik bilgiyi ve desteği alabilecek. Tüm bayilerimiz de yine bu sisteme kayıtlı olacak. Onlar da gerekli yedek parça, sarf malzemesi ve teknik desteği bu sistem aracılığıyla sağlayabilecekler.

Denizcilik piyasası son 3-4 yılda ciddi bir daralmaya girdi. Bu durumda pazarda rekabet de giderek kızışıyor. Bu şartlarda üreticilerin koluna yeni bilezikler takması lazım ki pazarda daha kuvvetli olabilsinler. Hem satış hem satış sonrası hem ürün sonrası hizmet hem de sertifikasyon anlamında rakiplerimizin önüne geçecek, katma değer sağlayacak adımları atmak durumundayız. Kendimizi devamlı geliştirecek, teknolojik ilerlemeye ayak uydurabilecek çıkışlar arıyoruz.

ISK Sodex 2018’e ilişkin bir değerlendirmede bulunur musunuz?

2 yıl önce Sodex Fuarı CNR’de yapılmıştı, bu yıl TÜYAP’a alındı. Açıkçası fuardan, fuardaki yerimizden, vana üreticilerinin bodrum kata yerleştirilmiş olmasından hiç hoşnut değiliz. Bu anlamda bu soruyla ilgili maalesef pozitif bir şey söyleyemeyeceğim. Fuarlar bizim için, yeni müşteri bulmaktan ziyade mevcut müşterilerimizle bir araya geldiğimiz, pazarda var olduğumuzu gösterebileceğimiz, bir nevi prestij alanları. Bu alanlar için çok ciddi yatırımlar yapılıyor. Hem finansal açıdan hem insan kaynağı ve zaman açısından hem de manevi açıdan çok ciddi yoruluyorsunuz. Bu anlamda 2 sene sonraki Sodex’te yine bu alanda olacaksak, vana üreticileri olarak pek de katılma taraftarı değiliz.

Sektörün Endüstri 4.0 kapsamındaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaklaşık 3 yıldır tüm sektörler Endüstri 4.0 konusuyla çalkalanıyor. Bildiğiniz gibi ilk kez 2013 yılında Almanya’da düzenlenen bir fuarda dile getirildi Endüstri 4.0, sonra 2015 yılında Davos’ta Almanya Başbakanı Angela Merkel ülke stratejisi olarak ortaya koydu. Sonra da hepimiz bunu konuşmaya başladık. Biz, yaklaşık bir yıl önce bünyemizde bir proje ekibi oluşturduk. Bu ekip yoğun olarak Endüstri 4.0 projeleri üstüne çalışıyor. Bizim üretimimiz oldukça emek yoğun bir üretim. Vana üretiminde döküm, talaşlı imalat, montaj ve test prosesleri var. Endüstri 4.0 ve insandan bağımsız üretim için oldukça zor prosesler. Bu açıdan biz Endüstri 4.0’ı şu an proje bazlı, üretimin belirli aşamalarını pilot olarak seçip bu aşamalarda ne tür dönüşümler yapabiliriz değerlendiriyoruz. Güzel sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. Akıllı fabrika adı altında önemli değişiklikler yaptık bu süreçte. Dijital ikiz simülasyon uygulamalarında ciddi çalışmalarımız var. Geçen yılın sonunda Ar-Ge merkezi unvanını aldık. Türkiye’de Ar-Ge merkezine sahip ilk vana üreticisi olduk. Bu da bizim için çok önemli bir gurur kaynağı. Üretim hattının belirli kısımlarını tamamen simülasyona aktardık. Bir ürünün üretimini bilgisayar ortamında tasarlayabiliyoruz. Önce modeli tasarlıyoruz, tasarladığımız modelin dökümünü yapıyoruz, dökümün kalitesini oradan görebiliyoruz. Talaşlı imalat işlemlerinde de keza bu simülasyonu kullanabiliyoruz. Bunu tüm üretim prosesine yaymak için çalışmalar yapıyoruz. Bunun dışında, sisteme entegre ettiğimiz birkaç tane üretim robotu var. Bu robotlar aracılığıyla datayı üretimden alıp sisteme aktaracak şekilde bir uygulamayı başlattık. İzmir’de Endüstri 4.0 konulu iki sempozyuma sponsor olduk. ISK Sodex 2018’de Endüstri 4.0 konulu bir sunum yaptık.

Verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramları şirketiniz için ne ifade ediyor?

Verimlilik ve sürdürülebilirlik Endüstri 4.0 yaklaşımının da üç ana konusundan biri. Endüstri 4.0’ın hedeflerinden birincisi “time to market” yani pazara giriş zamanıdır. İkincisi esnek üretimdir. Üçüncüsü ise verimlilik ve sürdürülebilirliktir.

Biz şirketimiz içerisinde, yaklaşık 2 buçuk yıldır ERP sistemi çerçevesinde bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Bu sistem şu an üretim hatlarının her noktasına temas etmiş durumda. Aynı zamanda QR kod uygulamamız var. Bu QR kodlar sayesinde her ürünün ve komponentin üretim sürecini takip edebiliyoruz. Böylece üretim verimliliğiyle ilgili ciddi bir data topluyoruz. Bu da bizim için verimliliği artırma anlamında çok önemli bir dönüşüm. Bir elektronik tesisinde insan görmeyebilirsiniz mesela, otomasyon ne kadar fazlaysa verimlilik de o kadar yüksektir bu tarz üretimlerde. Vana üretimindeyse verimlilik daha çok insana ve ürünün kalitesine bağlıdır. Burada esas olan minimal kaynaklarla maksimum verim elde etmektir. Bizim Kaizen ve 5S uygulamalarımız şu an şirketin her departmanında aktif olarak kullanılıyor. Kaizen projeleriyle verimlilik anlamında çok ciddi çıktılar elde ediyoruz. İzmir’de Makine Mühendisleri Odası’nın Kaizen etkinliğinde 3 tane projemiz ödül aldı.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi planladığınız projeleri bizimle paylaşır mısınız?

Dikkan Grup oldukça hızlı gelişen ve her sene bünyesine yeni iş kolları katan ya da katmaya çalışan bir bakış açısıyla yönetiliyor. Örneğin kablo fabrikamız yaklaşık 2 buçuk yıl önce yapmış olduğumuz bir yatırım. Döküm ve metal sektörüyle ilintili gibi dursa da aslında apayrı bir iş kolu. Çok ciddi bir yatırımdı ve şu an geri dönüşünü alıyoruz. Aslında bizim istediğimiz ve şu anda gerçekleştirdiğimizi düşündüğümüz şey, tamamen entegre bir sistem oluşturmaktır. Gemi geri dönüşümle sisteme kazandırdığımız metali tüm üretim kollarımızda değerlendirmek ve bu metal bilgimizle de işlerimizi daha da geliştirmek istiyoruz. Bu entegre sisteme uygun olabileceğini düşündüğümüz yeni iş kollarını bünyemize eklemeyle ilgili çalışmalarımız var. 5 yıllık stratejik planımız dahilinde 6 olan iş kolu sayımızı 8’e çıkarmak istiyoruz. Dolayısıyla üzerinde çalıştığımız iki ana iş kolumuz daha var. Bunlarla ilgili yatırımları da önümüzdeki yıllarda devreye alacağız.

Bunun dışında, Avrupa, Ortadoğu ve Uzakdoğu’da farklı iş kollarıyla ilgili farklı yapılanmalarla ilgili çalışıyoruz. Dikkan Grup olarak daha global bir şirket olma yolunda çalışıyoruz. Ortadoğu’da bir bölge ofisimizin açılışını gerçekleştirdik. Avrupa’da ve Uzakdoğu’da da bununla ilgili çalışmalarımız var. Artık daha global bir yapıya doğru evriliyoruz. Varmak istediğimiz hedef, bundan 10 yıl sonra dünya haritasını açtığınız zaman her kıtada, her ülkede bir şekilde dokunabileceğiniz bir Dikkan noktası oluşturmak.

Aynı zamanda, petrol ve gaz endüstrisine yönelik API vana grubunu ürün portföyümüze ekledik. Bu ürün grubuyla denizcilik ile su ve atık su sektörlerinin dışında üçüncü bir sektöre de çözüm üreteceğiz.  

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Öncelikle böyle bir imkân yarattığınız için teşekkür ediyorum. Biz biliyoruz ki Türkiye’yi ileriye taşıyacak istikamet her zaman daha doğru, daha kaliteli ve daha teknolojik üretim yapan pazarlardır. Bunun da başında Avrupa pazarları geliyor ve biz de hep orayı hedefledik. Ama tabii Türkiye’de de varız ve fuarlarda ve bu tür yayınlarda kendimizi gösteriyoruz. Dikkan’ın ne kadar güçlü ve yurt dışında bilinirliliği yüksek bir marka olduğunu da artık Türkiye pazarına da göstermek istiyoruz. Bu fırsatı yarattığınız için tekrar teşekkür ederim.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Vanalar

Ayvaz, “Türkiye’yi ilklerle buluşturmaya devam edecek”

Yayın Tarihi:

on

Ülkenin köklü şirketlerinden Ayvaz’ın İcra Kurulu Başkanı Serhan Alpagut’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Ayvaz’ın tarihinden yeni e-ticaret sitesine ve sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok konuda bizlere bilgi sunan Sayın Alpagut’a teşekkür ediyor ve sizleri bu söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Adım Serhan Alpagut. 1970 yılında Sakarya’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Karadeniz Ereğlisi’nde tamamladım. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Mezun olur olmaz Ayvaz’da çalışmaya başladım. Kariyerimin ilk iki yılı boyunca imalatta çalışarak, uygulama bilgimi geliştirme fırsatı buldum. Sonraki iki yıl boyunca İç Satış Mühendisi olarak görevlendirildim. O yıllarda şirket olarak ihracat çalışmalarına odaklanmaya başladığımız için, takip eden dört yıl boyunca yurt dışında görevlendirildim. Başarılı geçen bu dönemin ardından Türkiye’ye tekrar döndüm ve Satış Müdürlüğü görevinde rol almaya başladım. Uzun bir süre Ticaret Müdürlüğü adı altında, hem satış hem de satın alma konularında şirketimize katkılar sunmak için çalıştım. 2003 yılında Yönetim Kurulu Üyesi olduğum şirketimizde, 2010 yılı itibariyle İcra Kurulu Başkanı sıfatıyla çalışmalar yürütüyorum.

Ayvaz’ın İcra Kurulu Başkanı Serhan Alpagut

Ayvaz hem sektörün hem de ülkenin köklü firmalarından. Firmanızın tarihçesinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Ayvaz, ticari hayatına 1948 yılında İstanbul Tarlabaşı’nda küçük bir imalathane olarak başladı. Sektöre Karaköy’deki Perşembe Pazarı’nda çıraklık yaparak giriş yapan Hacı Ayvaz, buradan elde ettiği bilgi ve deneyimleri kurucusu olduğu Ayvaz’a aktararak 16 kişilik küçük bir ekiple musluk üretimi yapmaya başladı. Şirket uzun süre kısıtlı imkânlarla fakat emin adımlarla ticari faaliyetlerine devam etti. 1960 yılında bronz gemi vanalarının üretim ve satışını gerçekleştirmeye başlayan Ayvaz, 1970’li yılların başlarında sanayide kullanılan çeşitli tipteki vanaları ürün gamına ekledi. 80’lerin başlarında ise ülke çapında tanınan bir marka haline gelmeye başladı. “Türkiye’de olmayanı üretmek” misyonuyla hareket eden Ayvaz, bir ilki gerçekleştirerek Fransız Calorstat firmasının lisansı ile EJMA standartlarında kompansatör üretmeye başladı. Türkiye’nin ilk kompansatör üreticisi olarak adını duyuran şirket; 1982 yılında İtalyan Fantini Cosmi firması lisansı ile Kazan Tağdiye Cihazı, 1983 yılında ise sahip olduğu uluslararası patent ile Kondenstop üretimine geçti. Tarlabaşı’ndaki imalathane artan taleplere yanıt veremediği için 1984 yılında Avcılar’da bir fabrikaya geçildi. Avcılar fabrikada, o güne kadar “sadece yurt dışından getirilen” paslanmaz çelik hortumu ülkemizde üretmek adına çalışmalara başlandı. Türkiye’nin ilk esnek metal hortumu işte burada, Ayvaz tarafından üretildi.

Bugün Ayvaz sadece merkez fabrikasında 500’ün üzerinde çalışanıyla Türkiye tesisat sektörüne adını yazdırmış büyük bir şirket. Yurt içinde 10 bölge müdürlüğü ve 78 bayi ile hizmet veren Ayvaz, yurt dışında Rusya, Bulgaristan, Çin ve Polonya’da üretim tesisleri; Rusya, Ukrayna, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan, Dubai, Polonya, Çin, Kazakistan ve Sırbistan’da ise bölge ofisleri ile satış organizasyonunu gerçekleştiriyor.

Piyasaya sunduğunuz ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ayvaz’ın ürün gamı gerçekten çok zengin. Pazarlama karmamızı ana ürün grupları olarak şöyle sıralayabilirim: Kompansatörler, esnek metal hortumlar, seviye kontrol cihazları, kondenstoplar yani buhar kapanları, vanalar, yangın grubu ürünleri ve yalıtım ürünleri. Kompansatör ve paslanmaz çelik hortum konusunda Türkiye’deki ilk üretici firmayız.

Ağırlıklı olarak hangi sektörlere çözüm üretiyorsunuz?

Ürün gamımızda 3.000’den fazla ürün bulunuyor. Bu kadar geniş bir ürün gamı tabii ki çok zengin bir sektörel yelpazede kullanılıyor. Doğal gaz sektöründe, HVAC alanında, inşaat projelerinde, toplu konutlarda, AVM’lerde, rezidanslarda, gemi sanayiinde, güneş enerjisi sistemlerinde, fabrikalarda, rafinerilerde ve hemen her tür endüstride Ayvaz markasını görmek mümkün. Dünya çapındaki önemli yapılarda Ayvaz markası tercih ediliyor. Yurt içinde Zorlu Center, Torium AVM ve Varyap Meridian gibi dev projeler; yurt dışında ise Irak Baiji Rafinerisi, Rusya Toyota fabrikası ve Azerbaycan Bakü Havalimanı gibi prestijli yatırımlar şirketimizin referansları arasında yer alıyor.

Öncü bir firma olarak Ayvaz, AR-GE çalışmaları kapsamında neler yapıyor?

70 yıllık Ayvaz tarihinden gelen, sektörde “ilk”leri gerçekleştirme felsefesinden güç alarak Türkiye tesisat sektörünün ilk Ar-Ge Merkezi’ni faaliyete geçirdik. Bundan dolayı gururluyuz. Şimdilik 20 kişiden oluşan yüksek nitelikli Ar-Ge merkezinde katma değeri yüksek ürünler ve prosesler geliştirmeyi hedefliyoruz. İthal ürünlere alternatif olacak üstün özelliklere sahip milli muadiller üzerinde de çalışacağız. Bu teknolojik atılımla müşteri ihtiyaçları doğrultusunda ürünler üzerinde sürekli iyileştirmeler ve geliştirmeler yapma konusunda da fark yaratmayı hedefliyoruz. En iyi kalitede ürünlerin dünyada kabul edilmiş yasal şartlara, standartlara ve müşteri taleplerine uygun olarak tasarlanması, üretilmesi ve kaliteden ödün vermeden sunulması konusunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. 70 yıllık deneyimle elde ettiğimiz teknik bilgi birikimimizi, Ar-Ge merkezimizde inovasyona dönüştüreceğiz.  

Ayvaz, sektörde inovasyon ve AR-GE denilince akla gelen, lider markalardan biri haline gelmiş durumda. Uzun yıllar sonucunda edindiğimiz teknik bilgi birikimimizi, yeni ürünler geliştirmek için kullanıyoruz. AR-Ge merkezimizde 2019-2010 için yeni ürün ve paket projeleri için hazırlık yapılıyor. Yeri geldikçe konuyla ilgili son gelişmeleri duyuracağız.

E-ticaret siteniz ayvazonline.com ile son tüketicilere ulaşıyorsunuz. Siteyle ilgili biraz bilgi verir misiniz? Son kullanıcılar niçin buradan alışveriş yapmayı tercih etmeli?

Ayvazonline, bizim uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir e-ticaret projesiydi. Türkiye’nin dört bir yanındaki -özellikle düşük miktarlarda alım yapmak isteyen- son kullanıcıların Ayvaz ürünlerine kolayca erişimini sağlamak amacıyla üç yıl kadar önce hayata geçirdik. Bu süreçte açıkçası beklediğimizden daha yüksek bir ilgiyle karşılaştık. Ürün gamımızdan çok farklı ürünlerin siparişini bu kanalla almaya başladık.

Sitemizin avantajlarını kısaca sıralayacak olursak; kullanıcılara oturdukları yerden, internete bağlı herhangi bir cihazdan kolayca alışveriş yapma imkânı sunuyoruz. Üyelerimizi, sipariş tutarları ne olursa olsun Türkiye’nin her yanına ücretsiz kargo seçeneğimizle mutlu ediyoruz. Müşterilerimizin kredi kartıyla alışveriş sürecini maksimum güvenlikte gerçekleştirmesi için 128 bit SSL güvenlik sertifikasına sahip olan sitemizde, kredi kartına vade farksız 4 taksit avantajı da sağlıyoruz.

Dünya hızla değişiyor ve bu hızı yakalayamayanlar geride kalıyor. Biz şirket olarak her zaman olduğu gibi bugün de geleceğin peşinden gidiyoruz. Kullanıcı odaklı, erişilebilir ve pratik çözümlerle dijital mecrayı maksimum derecede kullanmayı hedefliyoruz. Ayvazonline ile oyunun kurallarını değiştiriyoruz. Yeni sezonda sitemizin tanıtımına ağırlık vermeye ve birbirinden büyük indirimleri son kullanıcılara sunmaya hazırlanıyoruz. Her ay belirli bir ürün grubunda %50’ye varan indirimler kullanıcılara sunulacak ve Ayvaz kalitesinin her haneye girmesi amaçlanacak. Yani kısaca bizi takip etmeye devam edin demek istiyoruz.

Marka bilinirliğini artırma ve prestiji perçinleme konusunda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Ayvaz, halihazırda hem yurt içinde hem de yurt dışında “kalite” ve “güven” kelimeleriyle özdeşleşmiş bir marka. Ülkemize ve sektöre yenilikleri kazandırma misyonumuza ve mekanik tesisat sektöründe dünya çapında bir “marka” olma iddiamıza sonuna kadar bağlıyız. Bu bağlılık, Ayvaz çatısı altında sektöre sunduğumuz tüm ürün gruplarında ve hizmetlerimizde doğal olarak fark yaratmamızı sağlıyor ve markamızın yaygınlaşmasına katkıda bulunuyor. Fakat ihtisasınız ve iş alanınız makineler olsa bile, neden daha iyi olduğunuzu insanlara anlatmanız ve firmanızın görünen yüzüne de kurumsal kültürünüzü yansıtmanız lazım. Bu nedenle sadece insana, makine parkuruna değil firmamızın tanıtımına da yatırım yapıyor ve profesyonel bir tam hizmet ajansıyla çalışıyoruz.

Sektörde herkesin bildiği dergilerde yer almak, fuarlarda boy göstermenin çok ötesinde kendi alternatif tanıtım çalışmalarımızı planlıyor ve hayata geçiriyoruz. Örneğin, geçen sene Antalya’da, üç gün süren “Globally Local” isimli dev bir sempozyum gerçekleştirdik. Sektörümüzde birçok açıdan “ilk” niteliğindeki bu dev organizasyonda ulusal ve uluslararası çapta dev projelere imza atmış çok önemli proje sorumlularını, taahhüt firmalarının temsilcilerini, kontrolörleri ve kamu sektöründen önemli teknik kişileri ağırladık. Yurt dışından yabancı konuşmacıların ve alanında uzman akademi duayenlerinin de sunumlar yaptığı sempozyum, tartışmasız sektörün en konuşulan etkinliklerinden biri oldu. “Globally Local” sempozyumunun gelenekselleşeceğini buradan duyurabilirim. Şimdilik bu kadar bilgi verebiliyorum.

Sosyal sorumluluğa da oldukça önem veren bir firma olduğunuzu biliyoruz. Bu konuda neler söylersiniz?

Ayvaz, uzun zamandan beri sosyal sorumluluk faaliyetleriyle tüm sektöre örnek teşkil eden bir şirket. Kızılay’la iş birliği halinde gerçekleştirdiğimiz geleneksel kan bağışı organizasyonları, meslek liselerine sağladığımız teknik materyal destekleri, ihtiyaç sahipleri için belli dönemlerde yaptığımız kıyafet, defter, kitap bağışları bunlardan sadece birkaçı… Fakat bu sene, tüm bu sosyal sorumluluk faaliyetleri arasında belki de bizi en çok mutlu edenini gerçekleştirdik. Size kısaca anlatayım: Bir gün Hakkari Çukurca’da görev yapan bir öğretmenden şirketteki bir arkadaşımıza mesaj geldi. Kendisi bize yazdığı mesajda, okulundaki imkânların sınırlı olduğunu, öğrencilerin maddi açıdan sıkıntı çektiğini ve mümkünse destek vermemizi beklediğini belirtmişti. Biz de bunun üzerine okul müdürüyle irtibata geçerek konunun detaylarını öğrendik ve hangi noktalarda destek olabileceğimizi görüştük. Müdürümüz, Ayvaz’ın eğitime destek faaliyetlerindeki ciddi tutumunu göz önüne alarak bağış faaliyetini okul çapında yapıp yapamayacağımızı sordu. Büyük bir mutlulukla olumlu yanıt verdik ve çalışmalara başladık.

Okulun âtıl durumdaki konferans salonuna iki yüz adet konferans koltuğu; kütüphanesine çok sayıda masa ve sandalye gönderdik. Okulun eğitim materyali açısından eksiklik çeken anaokulu bölümü içinse Ayvaz çalışanları bir araya gelerek eğitici oyuncak ve çocuk kitabı alışverişlerinde bulundular. Yapılan tüm yardımlar şirketin Hadımköy’de yer alan merkezinde toplanarak büyük bir kamyona yüklendi ve bağış birkaç gün süren zorlu yolculuktan sonra sınır köyünde bulunan okula ulaştı. Ayvaz’ın desteğine teşekkürlerini bildirmek isteyen okul yönetimi tarafından okulun konferans salonuna “Ayvaz Konferans Salonu” adı verildi.

Ayvaz olarak eğitim alanındaki sosyal sorumluluk faaliyetlerine her zamankinden daha çok önem gösteriyoruz. Çünkü muasır medeniyetler seviyesini aşmak istiyorsak, ilk adımın eğitimle atılacağını biliyoruz. Biz üstümüze düşeni yapmakla yükümlü, sorumlu bir şirketiz. Çukurca’daki okulla yaptığımız bu iş birliği, şirket yöneticilerimizden çalışanlarımıza kadar tüm Ayvaz ailesinin yüzünü güldürdü. Yardımlarımız, desteklerimiz artarak devam edecek.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Ülkemize ve sektöre yenilikleri kazandırma misyonumuza ve sektöründe dünya çapında bir “marka” olma vizyonumuza sonuna kadar bağlıyız. Bu bağlılık, Ayvaz çatısı altında sektöre sunduğumuz tüm ürün gruplarında ve hizmetlerimizde doğal olarak fark yaratmamızı sağlıyor. Bu farkın yarattığı ivme, dünya çapında bir şirket olma yolunda ilerlememizi sağlıyor. 70 yıllık Ayvaz tarihinde ne olduysa, bundan sonra da o olacaktır. Türkiye’yi “ilk”lerle buluşturmaya devam edeceğiz; yapılamayanı yapmaya, kalite standartlarını yükseltmeye ve dünyada hak ettiğimiz yeri almaya çalışacağız.

Devamını Oku

Vanalar

Dikkan Vana, Ar-Ge ile büyüyor, Endüstri 4.0’a koşuyor

Yayın Tarihi:

on

İçinde bulunduğumuz dönemde 40. yılına ulaşma gururunu yaşayan Dikkan Vana, teknoloji, Ar-Ge ve tesis yatırımlarıyla geleceğini sağlam temeller üzerine kuruyor.

Dikkan Grup Genel Müdür Yardımcısı Saltuk Samir Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezine sahip vana üreticisi olduklarını hatırlatarak, “Yaklaşık bir yıl boyunca çok ciddi bir çalışma dönemi geçirerek bu unvanı aldık. Vana sektöründe Ar-Ge merkezi olan ilk marka olarak da çok ciddi imkânlarımız ortaya çıktı. Ar-Ge merkezimiz hem ürünün teknik yeterliliği hem de müşteriye sunulacak çözümlerde Endüstri 4.0 çerçevesinde birçok yeni çözüm ve çalışmaya imza atmamıza olanak sağladı. 40. yılımızda sanayi devrimini yaşamak üzere adımlar atıyoruz” şeklinde konuştu.

Eş zamanlı yatırımlar

Endüstri 4.0 konusu üzerinde kurum içi çalışmaların ayrıntılarından bahseden Samir, gerçekleşen yatırımların devam edeceğini belirtti. “Mobil aplikasyonumuzla ve web sitemizle doğru ürünü seç uygulaması ile artık kullanıcılarımızın kendi sistemlerine en uygun ürünü nasıl seçecekleriyle ilgili yönlendirme programlarımız mevcut. Böylece daha seçim aşamasından başlayarak teknik tecrübemizi müşterimize aktarmaya başlayabileceğimiz bir platform oluşturmayı başardık. Bünyemizde bulundurduğumuz 3 boyutlu yazıcı sistemleri ve dijital simülasyon gerçekleştirebilecek ileri düzey tasarım programları ile tasarım, model yapım ve ürünün seri üretime adapte edilmesi süreçlerini oldukça verimli, hızlı ve teknik olarak faydalı bir seviyede gerçekleştirebilecek altyapıya sahibiz” diyen Samir, Endüstri 4.0’ı yaklaşık 1,5 yıldır konuştuklarını ve bu konuda erken yola çıktıklarını ifade etti.

“Çalışmaları Endüstri 4.0 komitemiz yürütüyor”

Dikkan Vana içinde 1 yıl önce kurulan proje ekibi, konu hakkında yoğun olarak çalışmalar yürütüyor. Bu konuda şirket içi geliştirici sunumlar ve toplantılar gerçekleştiriyor. Endüstri 4.0 kavramının tüm bileşenleri ile sisteme nasıl entegre olacağı hakkında projeler gerçekleştiriyor. Saltuk Samir, “Hedefimiz Endüstri 4.0’a entegre olurken sistemin bir sensör çöplüğüne dönmemesi. Gereksiz yatırımları önlemek için ince eleyip sık dokumamız gerektiğini biliyoruz. Bunun için de Endüstri 4.0’a en hızlı şekilde dönüşüm yapabilmeye hazır olan üretim noktalarını pilot noktalarımız olarak seçtik. Şu an kaynak robotumuzu ERP sistemimize bağlayarak süreci insandan bağımsız hale getirerek sistemdeki tasarım, model ve modeldeki değişiklikleri algılayıp tüm datayı ürün üzerine uygulayabileceği bağlantıyı oluşturmak üzerine çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

3 aşamada Endüstri 4.0

Endüstri 4.0 konusunu firma içinde 3 ana başlık ile ele aldıklarını belirten Samir, bu başlıkları şöyle açıkladı: “Ar-Ge ile birlikte yapılan çalışmalar ve kaynak robotunun bu birimle haberleşmesi Smart Production adını verdiğimiz vananın üretim tarafıyla ilgili geliştirme projemiz. Smart Valve için RFID cıvata ile vanaların montajını gerçekleştirip radyo dalgalarıyla vanadan gerçek zamanlı bilgilerin alınabildiği bir sistem geliştirme konusunda çalışmamız bulunuyor. Buna ek olarak vananın bulunduğu hattın basınç, sıcaklık ve akışkan değişiklikleriyle vananın davranışlarının değiştirilebileceği bir projemiz bulunuyor. Bu patent çalışmamız da Smart Valve modelimizin altında yer alıyor. Smart Business konusunda da müşterilerimizin ihtiyaçlarına nasıl destek olabileceğimizi, vananın kullanıcıya veya sisteme nasıl bir bilgi vermesi gerektiğiyle ilgili verileri elde etmeye çalıştığımız çalışmalarımız bulunuyor. Farklı dataları toplayabilecek sensörlerin, anlamlı bir veri bütünü haline getirilmesi ve sisteme fayda sağlayabilmesi adına özellikle elektronik, otomasyon ve siber çözümler üzerinde proje çalışmalarımız var.”

Devamını Oku

Vanalar

ÖZKAN Makine, ihtiyaca özel çözümleriyle fark yaratıyor

Yayın Tarihi:

on

ÖZKAN Makine Genel Müdürü Ümit Şevik sorularımız yanıtladı. Ümit Bey, ÖZKAN’ın ürün grupları ve üretim süreçleri hakkında bilgiler verirken, sektöre ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Sizleri bu söyleşiyle baş başa bırakıyoruz.

 

ÖZKAN Makine Genel Müdürü
Ümit Şevik

Öncelikle sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Ümit Şevik. Makine mühendisiyim. 2001 yılından beri ÖZKAN Makine AŞ’de satıştan Ar-Ge’ye farklı birimlerde çalıştım. 2016 yılından beri genel müdür olarak görevime devam ediyorum.

Piyasaya sunduğunuz ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

ÖZKAN’ın geniş bir ürün yelpazesi var. İçme suyu ve ham su hatlarında kullanılan izolasyon ve kontrol amaçlı vanalar, hava tahliye vanaları, çekvalfler ve bağlantı ekipmanlarının tasarım, üretim ve satış sonrası hizmetlerini gerçekleştiriyoruz. Ana ürün grubumuz çift flanşlı kelebek vanalar.

Bunlara ek olarak özel çözümler de üretiyoruz. Müşterimizin ihtiyacını dikkatle dinleyip, kullanıcıya özel çözümler üretiyoruz. Bu da rakiplerimize karşı ciddi bir avantaj sağlıyor. Her yeni çalışmada tecrübemize tecrübe katıyoruz. “Biz de bu ürün var. Bunu kullanın” demek yerine “Sizin için bu çözümü ürettik” diyoruz. Bu da kısa sürede yeni kilit müşterilerimiz olması anlamına geliyor.

Pek çok yeni ve farklı ürünümüz var. Başkalarının ilk defa duyduğu bir ürün, çoğu zaman bizim daha önce üretip, müşterimizin halihazırda kullanmakta olduğu bir uygulama oluyor.

Ağırlıklı olarak hangi sektörlere çözüm üretiyorsunuz?

Ağırlıklı olarak su tedariği için ürünler üretiyoruz. Ancak bizim ürünlerimiz kentlere su sağlayan ana hatlar, büyük pompa istasyonları ve enerji santralleri için. Yani ürünlerimizi yapı marketlerin raflarında göremiyorsunuz. Ancak dünyanın pek çok bölgesinde şehirlere su sağlayan hatlarda ÖZKAN’ın ürünleri kullanılıyor.

Endüstriyel kuruluşlar ve enerji santralleri için özel çözümlerimiz var. Zaman zaman tamamen kullanıcının istekleri doğrultusunda tasarlanıp, üretilen özel çözümler üzerinde çalışıyoruz.

Deniz suyu ve korozif akışkanlar için özel çalışmalarımız var. Madenlerden, deniz suyu arıtma tesislerine, büyük endüstriyel tesislerden, okyanusları dolaşan gemilere pek çok yerde ürünlerimiz kullanılıyor.

Satış ve satış sonrası hizmetleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Satış ekibimiz öncelikle müşterilerimizi dinliyor. Müşterinin neye ihtiyacı olduğunu anlayıp, bu doğrultuda bir çözüm sunuyoruz. Bu çözümün içinde Ar-Ge desteği, ürün, montaj ve devreye alma desteği ile satış sonrası destek de bulunuyor.

Hizmetlerimiz, satış öncesi proje desteği, ürün seçimleri ve alternatif çözümler üretmek olabiliyor. Satış sonrasında montaj ve devreye alma konusunda destek veriyoruz. Bakım ve onarım ile garanti ve servis isteklerinde de müşterimizin daima yanındayız. Ürünlerimiz dünyanın neresinde olursa olsun, birkaç gün içinde destek veriyoruz. Türkiye içinde bu süre saat mertebesinde.

ÖZKAN Makina, Ar-Ge çalışmaları kapsamında neler yapıyor?

Ar-Ge birimimiz pek çok proje takip ediyor. Bunların arasında mevcut ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye yönelik projeler, yeni ürün geliştirme projeleri ve üretim verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar bulunuyor.

Ayrıca bağlı bulunduğumuz Hawle Avusturya Grubu ile takip ettiğimiz ortak projeler de var.

Ar-Ge bizim için son derece önemli bir birim. Müşteri istekleri doğrultusunda özel imalat yaptığımız için, Ar-Ge birimimize çok iş düşüyor.

Verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramları ÖZKAN Makina için ne ifade ediyor.

İmalat yapan firmalar için şartlar her geçen gün ağırlaşıyor. Malzeme ve işçilik giderleri sürekli yükseliyor. Buna karşılık son kullanıcının beklentisi fiyatların düşmesi yönünde. Bu da üreticiyi ürünlerini daha kaliteli ancak daha ucuza üretmeye zorluyor.

Verimliliği ve üretim kapasitesini artırma üzerine çalışmalarımız ve buna bağlı bir yatırım planımız var. Amacımız daha kaliteli ürünleri daha uygun maliyetlerle kullanıcılarımıza ulaştırmak.

Tüm bu yatırımları ve değişimleri hayata geçirirken, bizi biz yapan değerlere de bağlı kalıyoruz. ÖZKAN bugün sektöründe kalitede öncü bir kuruluş. Pek çok yeniliği ülkemize ilk biz getirdik, getirmeye devam ediyoruz. Bunlar hep bizden bekleneni en iyi şekilde karşılama arzusu ile yapılan çalışmalar.

Sektörün Endüstri 4.0 kapsamındaki gelişimini değerlendirir misiniz?

Yurtdışında vana üreticileri Endüstri 4.0 kapsamında ciddi yatırımlar yapıyorlar. Merkezimiz ile beraber, biz de bu konuda çalışmalar yapıyoruz.

Ürünlerimizin yapısı ve proje bazlı çalışmamız nedeniyle seri imalat yapan firmalar kadar köklü değişimler planlayamıyoruz. Ancak pek çok prosesimizi Endüstri 4.0’a adapte etmek için çalışmalarımız devam ediyor.

Piyasadaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde, en kaliteli ürün ile en düşük kaliteli ürün aynı kefeye konuyor. Sonuçta konu fiyata endeksleniyor. Bu nedenle kaliteli imalatçının ihalelerde pek bir şansı olmuyor.

Şartnamelerin kaliteli ve kalitesizi ayırt edecek hale getirilmeleri gerekiyor. Kontrol ekiplerinin kaliteli ve kalitesizi ayırt edecek derecede yetkin olmaları da bir o kadar önemli.

Ürünleri son kullanıcı tarafından beğenilmeyen, çok sık arıza yapan, hatta daha ambalajlarından çıkarılmadan kullanılmaz hale gelen üreticiler ile aynı kefede tutulduğunuz bir ortam ne yazık ki adil olmaktan çok uzak.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz projelerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

Kısa vadede ürün ve hizmetlerimizi iyileştirme ve geliştirme projelerimiz var. Bunlara ek olarak ürünlerimize ve sistemimize ait kalite belgeleri üzerine de projelerimiz bulunuyor. Örnek vermek gerekirse, tüm ürünlerimiz CE belgeli. Farklı ülkeler için geçerli içme suyu onaylarımız var. Bunları giderek çoğaltıyoruz.

Orta vadede üretim kapasitemizi artırmaya yönelik projelerimiz var. Bu projelerin ilk adımları 2018 ilk çeyreğinde atıldı. Plan doğrultusunda devam ediyorlar.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Su hayat demektir. ÖZKAN’da bu değerli kaynağı, en az kayıp ve minimum enerji ile insanlara ulaştıracak çözümler üretiyoruz. Amacımız gelecek nesillere daha yaşanır bir dünya bırakmak.

Bizler ülkemizin su zengini olduğu öğretisi ile büyüdük. Ancak aslında su kaynaklarımız oldukça sınırlı ve sistemdeki kayıp ve kaçaklar nedeniyle bu sınırlı kaynak gerektiği gibi kullanılamıyor.

Kaliteli ürünlerin kullanıldığı sistemlerde bu kayıpların ciddi oranda düştükleri ve işletme maliyetlerinin de azaldığı bilinen bir gerçektir. Ülkemizde bu bilincin yerleşmesi için çalışıyoruz.

Devamını Oku

Trendler