Connect with us

Vanalar

Akışkan teknolojilerinde 40 yılın tecrübesi: Sunsay Mühendislik

Yayın Tarihi:

on

Türkiye’nin köklü firmalarından Sunsay Mühendislik’in kurucusu Yusuf Kenan Sayar’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Firmalarının 40 yıllık yolculuğunun yanı sıra ülkemizin ve sektörün genel durumuna ilişkin pek çok değerlendirmede bulunan Yusuf Bey’e teşekkür ediyor ve sizleri bu keyifli sohbetle baş başa bırakıyoruz.

Yusuf Kenan Sayar

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1942 Adana doğumludur.

Adana Meslek Lisesi’ni bitirip, akabinde Makine Teknikerliği okuduktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden 1966 yılında mezun olmuştur.

Sırasıyla,

  • 1966-1970 yılları arasında Karayolları 17. Van Bölge Müdürlüğü’nde (5 yıl) Bakım Müdürü,
  • 1970-1976 yılları arasında STFA Kadıncık 2. Barajı’nda Bakım Müdürü,
  • 1976-1977 yılları arasında STFA-Libya (Tripoli-Trablus) Limanı Şantiye Makine Bakım Müdürü,
  • Libya dönüşü de Doğuş Holding’in kurucusu Ayhan Şahenk Bey’e Samsun Baraj İnşaatı Danışmanlığı

görevlerini yaptıktan sonra 1978 yılında “su, buhar, kimyasal ve endüstriyel akışkan teknolojileri” alanında endüstriyel tesislerin ihtiyaçlarına yönelik faaliyet yapmak üzere kendi firmasını kurmuştur.

Şirketi kurduğu yıllarda satışın yanında özellikle o yıllarda çok eksik olan endüstriyel konularda eğitim faaliyetlerini de paralel yürüterek şirketine vizyon kazandırıp büyüme sağlamıştır.

Sunsay’ın tarihçesinden ve faaliyet alanlarından bahseder misiniz?

Pompalar, vanalar ve ölçü kontrol ürünleri olmak üzere 1978 yılından bu yana 3 ana dal üzerinde faaliyet göstermekteyiz.

Sunsay’ın başlarda hidrolik-pnömatik ekipmanlar, hortum ve küresel vanalar imalatı gibi geniş bir yelpazesi varken sonrasında kurumsallaşma ve daha da sadeleşerek büyüme gibi hedeflerle bu 3 ana gruba yönelimi olmuş ve 1992 yılında isim değişikliğine gidilerek Sunsay Mühendislik adını almıştır.

1994 yılında eğitimini Almanya’da tamamlayan, Avrupa etiğine önem veren, Avrupa stratejisi ve disipliniyle yetişen Sunsay’ın 2. jenerasyonu Hakan Sayar’ın imalatın iptalini istemesi üzerine firmamız imalatı bırakmış ve beraberinde 1996 yılında Avrupa’daki, başta Alman firmaları olmak üzere kendi sektöründe isim yapmış güçlü firmaların bölge distribütörlükleri alınmıştır. Adana firması olmamıza rağmen vizyonel ilerleyişimizle firmamız büyümüş, personel sayımız artmış ve mevcut yerinden ayrılıp daha büyük ve daha kaliteli bir mevkiiye taşınmıştır.

2009 yılındaki ekonomik krizi gerek pazarlama kabiliyeti gerek müşteri memnuniyeti odaklı hizmetlerimizle fırsata çevirebildiğimizi söyleyebiliriz. Çünkü Türkiye’nin ağırlıklı ilk 500 firmasıyla çalışmaktayız. Kurumsal, yatırım kapasitesi sürekli olan, ihracat yapan, üretimi öyle veya böyle bir şekilde durmayan firmalarla çalışmaktan keyif alıyoruz. O dönemde birçok sektör dururken petrol ve enerji sektörüne ağırlık verilmişti. Petrol sektörüne yoğunlaşarak o dönemde Amerika’daki petrol sektöründen faydalanabilmek için bir tesis kurma yolunda ilerleyerek 3. jenerasyon sayesinde de Amerika California’da Sunsay Export firması kuruldu. Bunun haricinde Almanya’da ve İstanbul’da irtibat ofislerimiz bulunmaktadır.

Türkiye distribütörlüğünü yapıyor olduğumuz,

– İsviçre menşeli WEY Bıçaklı Sürgülü Vanalar,

– Hollanda menşeli WOUTER WITZEL Kelebek vanalar,

– İspanya menşeli BVALVE Metal Körüklü Globe Vanalar,

– İsviçre menşeli CHEMVALVE PTFE/PFA Kaplı Kelebek Vanalar,

– Almanya menşeli PONNDORF Hortum Pompalar,

Türkiye Partnerliğini yürüttüğümüz DITEC Kumaş ve Bez Kompansatörler ve bölge bayiliğini üstlendiğimiz birçok markanın endüstriyel ürünleriyle müşterilerimize 40 yıldır hizmet sağlamaktan onur duyuyoruz.

Yakın zamanda pazara sunduğunuz ya da sunacağınız yeni bir ürün bulunuyor mu? Varsa bu ürün hakkında değerlendirme yapar mısınız? Şayet ürün pazara çıktıysa ne zaman çıktı, özellikleri neler, satışlarınıza sağladığı katkı nedir?

Biz Sunsay Mühendislik olarak Avrupa’nın kendi alanında isim yapmış ancak Türkiye’de çok fazla tanınmayan üreticilerini Türkiye pazarı ile buluşturuyoruz ve burada en önemli husus üretilen ürünlerin “yeni nesil” diyebileceğimiz özelliklere haiz olması. Yakın zamanda pazara sunduğumuz en önemli ürünlerden bir tanesi ise değişmeyen contaya sahip yeni nesil “Kelebek Vanalar”dır. Bu ürün Türkiye’de yok denecek kadar az bilinmektedir ve aslen yapmış olduğumuz araştırmalarda piyasada bu özellikte olduğu belirtilen ürünlerin aslında üretim prosesi gereği doğru ürünler olmadığı tarafımızca tespit edilmiştir. Conta değişmemesi demek hem Kelebek Vana’nın en önemli yedek parça unsurlarından birisine ilerleyen eskime sürecinde ilave sipariş verilmemesi ile maliyet azaltılması demek hem de bu teknolojiyle vananın ömrünün çok daha uzun olmasını sağlamak demektir.

İlave olarak ise rakiplerine oranla mükemmel denecek derecede sızdırmazlık sağlayarak tehlikeli ortamların oluşmasını engellediği gibi çevresel koruma da sağlamaktadır. Hem insan hayatı hem de son dönemde bir o kadar üzerinde durulan çevrenin korunması hususları zaten bu tür ürünleri ön plana çıkarmaktadır.

Gerçek “Vulkanize Sistem” ile vana gövdesine adapte edilen conta sayesinde üretilen bu tür vanaların neredeyse sayısız avantajı olmakla birlikte aşağıdaki hususların bilinçli kullanıcıların dikkatini çekeceği kanaatindeyiz:

– Eşsiz sızdırmazlık konsepti ile çift taraflı %100 sızdırmazlık,

– Açma kapamada minimum aşınma,

– Düşük tork ihtiyacına bağlı ekonomik aktüatör seçimi,

– Tam geçiş sağlayan gövde dizaynıyla değişmeyen akış kapasitesi,

– Gövde ile birleştirilmiş liner sayesinde gövdeyle temassız akışkan geçişi,

– Contasız montaj imkânı,

– Gürültü izolasyonu,

– Gövde ile conta arasında sıfır korozyon,

– Vakum hattı için uygunluk (ki bu özellik bu vanayı özel yapmaktadır).

Sunsay olarak biz bu tür vana satışları ile kesinlikle uzun dönem maliyetleri düşürdüğümüzü, çevreye katkı sağladığımızı ve müşterilerimizin güvenini kazanarak farklı yeni nesil ürünleri kendilerine tanıtma fırsatı yakaladığımızı düşünüyoruz.

Pazarın ihtiyaçlarını nasıl analiz ediyorsunuz? Müşterileriniz için yaptığınız en faydalı uygulama neydi?

Pazarın ihtiyaçlarını en basit şekliyle sık müşteri ziyaretleri yaparak, sahadaki sorunlarını öğrenip, bahsi geçen yeni nesil ve masraflarını amorti eden özellikte ürünleri tanıtıp, müşterilerimizin denemesine fırsat vererek ve bu denemeler sonrası sorunlarına çözüm olup olmadığını netleştirerek takip ediyoruz.

Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimleri üretici firmalarla paylaşarak gerektiğinde “tailor made” dediğimiz “terzi usulü” üretimler ile müşteriye özel çözümler üretilmesi vasıtasıyla piyasaya ciddi katkılar sağladığımızı düşünüyoruz.

Müşterilerimiz için son dönemde yapmış olduğumuz faydalı uygulamalardan birine örnek vermek gerekirse, kimya sektöründe kullanılan ve gövdesel olarak çok ağır olduğu için insan gücü ile monte edilemeyen “Plug Vanalar” yerine yeni nesil çok daha hafif yani az sayıda insan gücü ile monte edilebilen, kullanımı daha kolay olan, ayrıca vana hat üzerinde çalışırken dahi sızdırmazlık contası yenilenebilen “Bıçaklı Vanalar” vermiş olmamız ve müşterilerimizin hem maliyet hem de olası iş kazaları açısından eski cins vanalara kıyasla risk oranı azaltılmış ürünler ile memnuniyetlerini kazanmış olmamızı söyleyebiliriz.

Pompa Vana kullanıcıları için özel tavsiyeleriniz var mı? Ürün seçimi konusunda nelere dikkat etmek gerekiyor?

Özellikle ürün seçimi konusunda pompa vana kullanıcılarına verebileceğimiz en önemli tavsiyeler şunlardır:

– Firmamız ve/veya benzer misyon ve vizyona sahip firmalar vasıtasıyla yeni nesil denen ürünleri doğru teknikler ile proseslerine uygun en verimli şekilde tetkik etmeleri,

– Firmamızın kendilerine sunmuş olduğu ürünler için deneme isteğimizin birinci aşamasında vizyonumuzda bulunan “ülkemize değer katma” hedefi bulunduğuna, dolayısıyla bizim gibi düşünen tüm firmalara fırsat vermelerine, yani önceliğimizin satıştan çok verimli ürünler kullanılması vasıtasıyla zincirleme reaksiyon ile hepimiz için  kazan-kazan politikasının gelişeceğine inanmaları,

– Proses/saha şartları paylaşılırken olabildiğince fazla teknik bilginin doğru olarak paylaşılmasına gayret edilmesi,

– Bu konuda sıkıntı yaşanıyor ise 40 yılı aşkın süreden bu yana sektörde olan bizlere güvenerek rahatlıkla bizlerden teknik destek alabileceklerini bilmeleri,

– Bizim veya başka firmaların temin ettiği ürünlerde yaşadıkları sorunları objektif olarak bizler ile paylaşmaları.

Sektörünüzde bugünlerde hangi trendi gözlemliyorsunuz? Pazarı domine eden trendler nelerdir?

Her ne kadar global pazar faaliyetlerinin maliyetleri düşürmek doğrultusunda bir eğilimin her dönem için geçerli olduğu savunulsa da sektörümüzde günümüz için gözlemlediğimiz en önemli eğilimin artık müşterilerimizin verimli, kaliteli ürünlerini tercih ettiklerini doğrultusunda olduğunu görüyor ve tecrübe ediyoruz. Yani en basit deyimiyle “ucuz malzeme alacak kadar zengin değilim” sözüne paralel bir gelişimin giderek arttığını bilfiil yaşıyoruz. Pazarı domine eden bu eğilimin giderek artmasının iki önemli avantajı olduğuna inanıyoruz. Öncelikle kaliteli ürün seçimiyle daha çok değil uzun dönemde daha az maliyetlere katlanmaktayız ki bu da ilkemize ciddi katkı sağlamaktadır. İkinci olarak ise birçok ürünü yurtdışından ithal etmek yerine bu tür yeni nesil ürünleri nasıl diğer ülkeler üretebiliyorsa Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları hızlandırılırsa, ki devletimiz bu konuda çeşitli teşvikler vermektedir, yerli üretim pazarı gelişecek, bu da ithalat değil, ihracat rakamlarına yansıyacak, dolayısıyla ülkemizin refah seviyesinin artmasına vesile olarak gelecek nesillerimize katkı sağlayacaktır.

Türkiye’deki pompa vana sektörü potansiyeliyle ilgili neler söylemek istersiniz? Değişimi nerede görüyorsunuz?

Türkiye’deki pompa vana sektörü potansiyeli olarak aslında gelişmiş ülkelere oranla daha kat edecek çok yolumuzun olduğunu düşünmekteyiz. Özellikle ithal ürünler yerine yerli üretimlerde kaliteyi artırmamız gerektiğini, bu sektörde bilimsel çalışmaların artırılarak çeşitli enstitüler, bilim akademileri, teknoloji parkları vasıtasıyla yapılan araştırmaların üretime yansıması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun temelinin eğitimde yattığını, özellikle şu anda yetişen gençliğin ülkemiz konjonktürüne bağlı bir güvensizlik nedeniyle yurtdışı ülkelerde okuma ve yaşama isteklerinin değişmesi için ise çaba sarf edilmesi gerektiğini vurgulamak isteriz.

Firmamız bu doğrultuda çeşitli üniversitelerde mesleki odalar veya dernekler ile bir bütün olarak üstlenmiş olduğu sosyal projeler vasıtasıyla kendi çapında katkı sağlamaktadır ve bu tür faaliyetleri de artıracaktır.

Firmamız değişimi tamamen bilimsel gelişmelerde görmektedir. Matematik evrenin en temel bilimi olduğu gibi, hayatımızın devam etmesi için su gibi en başta gerekli kaynağın, akabinde insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılayacak ürünler için üretimlerde kullanılan en temel pompa vana gibi ürünlerin gelişiminin teknolojiye paralel değil daha ilerde olması gerektiği kanısındayız.

Sürdürülebilirlik kavramı firmanız için ne ifade ediyor?

Sürdürülebilirlik kavramının SUNSAY Mühendislik için en başta “güven” değeriyle paralel bir kavram olduğuna inanıyoruz. Eğer tedarik sektöründe 40 yılı aşabilmiş isek bunun müşterilerimizin bizlere olan güveni sayesinde olduğuna inanıyoruz. Bunun ise tarafımızdan yenilikçilik, araştırma, paylaşma, doğru ürün seçimi ve tabii ki en önemlisi “satış sonrası hizmetlerde olan güven” vasıtasıyla sağlandığına inanıyoruz.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Vanalar

Vana – otomasyon serüveni

Yayın Tarihi:

on

Bilâl Aydemir, Makine Mühendisi (Ar-Ge Departmanı), Duyar Vana Makine Sanayi A.Ş.

İnsanoğlunun tarihsel serüveni ve yolculuğu her ne kadar sürprizler, acılar, savaşlar ve var olma mücadelesiyle dolu olsa da değişmeyen tek şey hayatını idame etmek için gösterilen gayret olmuştur. Bu gayretin temelini bugün de olduğu gibi “su” oluşturmaktadır. Piramitleriyle ünlü Eski Mısır medeniyeti gücünü Nil nehrinden almıştır, günümüzde varlığı devam etmeyen birçok ulus suyun gücüyle medeniyet kurabilmişken yok olma sebebi ise yine “su” yani suyu kaybetmeleri olmuştur. Biz Türklerin dahi Orta Asya’dan Mezopotamya’ya hatta dünyanın birçok yerine olan yolculuğunun temelinde yine su yok mu?

Medeniyetin suya ulaşma yolculuğunda su, insanı sürekli kendine çekti. Oğuz Kağan, destanında 700’lü yıllarda suyu, denizi işaret etmiştir. Osmanlı’nın Akdeniz’e, Karadeniz’e, Marmara’ya ulaşması da dedelerinin bu hayalini gerçekleştirme yolculuğudur. Oğuz Kağan dedemiz daha deniz, daha müren*… diye 700’lü yıllarda suyu hedef göstermiştir.  Suya ulaşma ve su sevdasıdır Türkleri Orta Asya’dan çıkaran, Anadolu’ya, Akdeniz’e, Marmara’ya ulaştıran. Tarihin birçok döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de İstanbul başta olmak üzere birçok yere su kemerleri inşa edilerek bir nevi suya yön verilmiş, böylece medeniyetin ve refahın devamı sağlanabilmiştir.

Biz Ademoğlunun su ile “duygusal” mücadelesi bugün dünden daha dramatik ve karmaşık bir hal alarak artmıştır. Suyun kaldırma gücü ile geçmişte/günümüzde gemilerimizi rahatça yüzdürürken gelişen teknoloji ile suyu çok daha farklı şekilde kullanabiliyoruz; örneğin, su jetleri ile çeliği mükemmel bir hassasiyetle kesebilmekteyiz. Isınmak için ihtiyacımız olan enerjiyi su ile taşırken yine bir güç üretecinin ürettiği atık ısıyı su ile ortamdan uzaklaştırmaktayız (bu atık enerjiyi faydalı iş olarak kullanmanın yolları sürekli aranmalı!). Suyun gücünden, nimetlerinden bu denli yararlanan insanoğlu suyu kontrol etmek için farklı cihazlar ve yöntemler geliştirmiştir. Vana dediğimiz cihaz grubu ise suyu/havayı kontrol etmek için geliştirilen ana ürün gruplarından sadece bir tanesi.

Vanalar, insanoğlunun başta su ve hava olmak üzere, çeşitli akışkanlara hükmetmek, bu akışkanların; geçişini veya durdurulmasını sağlamak, debisini ayarlamak, geri dönüşünü engellemek, akış yönünü değiştirmek, akış basıncını sınırlamak ve akış emniyetini sağlamak gibi amaçlara ulaşmak için kullanılan mekanik yönsel cihazlardır.

Diğer bir tanımlama ile vana; akışkanlara yol veren, onları durduran, karıştıran veya akışkanın yönünü ve/veya miktarını, basınç veya sıcaklığını değiştirebilen bir cihazdır.

Vanalar, borulama-proses armatürleri içinde ağırlıklı bir yer tutarlar. Günümüzde geniş bir yelpazede; basit açma, kapama musluklarından, aşırı karmaşık servo sistemlere uzanan ve akışkanların kontrolü için kullanılan çok fazla sayıda vana mevcuttur. Bunlar; uzay uygulamalarında kullanılan çok küçük ölçme vanalarından, çapı metrelerle, ağırlığı tonlarla ifade edilen boru hattı vanalarına kadar değişiklik gösterebilmektedir. Değişik amaçlı kullanımlarda, kontrol edilen akışkan; bilinen sıvılar, gazlar, buharlar, radyoaktif malzeme olabileceği gibi, katı partiküller içeren sıvılar ve gazlar da olabilir. Hatta çimento, un gibi katı tozlar da akışkan olarak dikkate alınabilir. Vanalar; vakum bölgesinden, 7000 bar ve üzerindeki basınçlara, -2000C soğuktan, ergimiş metal sıcaklıklarına kadar kullanılabilmektedir. Ömürlerine gelince; sadece bir kere açma/kapama yapabilecek vanalar olduğu gibi, bakım ve onarım gerektirmeden binlerce kere açma/kapama yapması beklenen vanalar da vardır.

Havacılık, madencilik, nükleer santral, denizaltı ve gemicilik alanlarındaki ilerleme vanalara olan bakış açısını bir hayli değiştirmiş durumda. Örneğin madencilik sektöründe yerin yüzlerce metre altındaki bir vanayı uzaktan kontrol edebilmek elzemken denizaltı sektöründe vananın çok yüksek basınçlara dayanım göstermesi beklenmekte, bunu yanında bir nükleer santralde kullanılan vanaya uzaktan kontrolün elzemliğinin yanında yüksek sızdırmazlık ve basınç-sıcaklık dayanımı da gerekmektedir. Aynı şekilde bir uçakta kullanılan vanada da benzer özellikler baş göstermektedir. Üstüne üstlük tüm bunlara ilaveten negatif yöndeki sıcaklık ve basınç dayanımları da eklenince sektör çalışanları olarak bizlerin önünde yol almamız gereken koca bir yol görünmekte.

Dünyamızı son yıllarda apayrı bir rüyaya sürükleyen dijital dönüşüm ile beraber gelen akıllı ev, konut, ofis, yangın kontrol vb. beklentileri karşılamak için yine vanalara ciddi bir iş yükü düşmekte.

Duyar ailesi olarak tüm bu değişimleri oldukça yakından takip edip değerlendirmekteyiz. En optimum-verimli atılımlarla ihtiyaç duyulan alanlara dönük çözümler gerçekleştirmekteyiz.

Bilgi çağında olduğumuz bugün her bilgiye kolayca ulaşabilmemize rağmen maalesef bilgiyi hayata geçirme konusunda, dünyanın geri kalanı gibi, elbetteki sorunlar çıkmakta ve bizler de bu sorunların üstesinden gelmek için çaba harcıyoruz. Söz, günümüz mühendislerinin çabasına gelmişken, akışkan kontrolündeki en temel kavram olan debi üzerindeki ilk sayılabilecek bilimsel çalışmaya değinmeden olmaz sanırım. Bunun için 22 Eylül 1791’de İngiltere’nin Outhgill kasabasının demircisi James ile bir çiftçi kızı Margaret Hastwell çiftinin (evlilikleri 1786) dört çocuğundan üçüncüsü olarak London Bridge’e yakın Newington Butts’da dünyaya gelen Michael Faraday’ın 1832 yılında Thames Nehri’nde gerçekleştirdiği deneye bir göz atalım.

Bilindiği üzere manyetik debimetrelerde kullanılan prensip Faraday’a dayanmaktadır. (B) manyetik alanına dik olarak (V) hızıyla hareket eden (Q) elektrik yükü, (F) kuvveti tarafından etkilenir.

F=QxVxB    (1)

Pozitif ve negatif yüklerin her ikisi de var olduğunda bu kuvvet, yüklerin ayrılmasına neden olur ve bu kuvvet, (E) elektrostatik kuvveti ile dengelenir.

F=QxE      (2)

1 ve 2 eşitlikleri Faraday’ın indüksiyon yasasını temsil eder

E=VxB

Bu yasa şu şekilde formüle edilebilir: (L) uzunluğundaki bir elektrik iletken, (V) hızı ile (B) manyetik alanının akış hatlarına dik olarak hareket ederse, iletkenin iki ucu arasında Ui   gerilimi indüklenir.

Ui = BxLxV

B: Manyetik indüksiyon

L: İletken uzunluğu

V: Hareket eden iletkenin hızı

Elektrik iletkeni çubuğu içinden iletken sıvı geçen bir boru ile yer değiştirdiğimizde manyetik alana dik düzlemde sıvı boyunca bir gerilim üretilecektir ve gerilim akış hızı boyunca orantılı olacaktır. Debi ölçüm teorisi şu şekilde şematize edilebilir:

Ui: İndüklenen voltaj

B: Manyetik indüksiyon

Di: Boru iç çapı

V: Ortalama akış hızı

Sıvı ile temas eden iki elektrot yerleştirilerek oluşan gerilim ölçülür. Elektrotlar, elektriksel olarak yalıtılmış bir boruya, (B) manyetik alanına dik olacak şekilde yerleştirilirler.

Ui elektrot voltajı manyetik alan ve akış hızı ile orantılıdır. Ancak sensörlerin kalibrasyonunun yapıldığı akış profili ile ölçümün yapıldığı akış profili arasında büyük farklar olduğunda alınan ölçüm değerleri hatalı olabilir. Genelde iyi tanımlanmış bir akış profili sağlamak için, ölçüm noktasından önce ve sonra belirli uzunlukta düz boru olması gerekir. Düz boru uzunluğu da dirsek, valf vs. gibi akımı bozucu elemanlara bağlıdır. Uygulamada düz boru uzunluğu; girişte 5xDi (iç çap) ve çıkışta 3xDi olarak hesaplanır.

ISO/TR 6817- 1980E standardına göre elektromanyetik debimetrenin yapısı şu şekildedir:

Prensip olarak açıkladığımız Faraday’ın kendisine ait olan bu teoriyi kendisi doğrulamak için 1832 yılında Thames nehrinde şöyle bir deney yaptı:

Yeryüzü sabit bir manyetik alan ürettiğinden, Faraday iki elektrot yerleştirip bunlar arasındaki voltajı ölçmenin yeterli olacağını düşündü. Ancak deney bu aşamada başarısız oldu. Faraday önemli bir pratik problem ile karşılaştı: Metal elektrot ile su arasında, şekildeki gibi bir elektrokimyasal voltaj oluşmaktaydı.

Debiye bağlı voltaj (Ui) ve elektrokimyasal voltajın (Uec) her ikisi de D.C. Voltaj olduğundan bunları birbirinden ayırmak imkânsızdır.

Faraday, elektrokimyasal voltaj sorununa bir çözüm buldu, akışkanın geçtiği boru etrafına manyetik bir bobin koydu ve bu bobini sinüzoidal bir manyetik alan oluşturan A.C. Voltaj ile besledi. Buna göre debi ile orantılı voltaj şekildeki gibi sinüzoidal olacaktı.

Sonuçta debi ile orantılı voltajı elektro kimyasal voltajdan ayırma olanağı sağlandı. Manyetik bobini A.C. Akımı ile beslemek elektrokimyasal hata voltajını yok etmişti ancak diğer bir hataya yani transformatik voltaja yol açmıştı.

Manyetik bobin ve elektrot kabloları bir transformatör oluşturur. Bunun sonucunda debi sinyali (Ui) ile 900 faz değiştirmiş bir hata voltajı oluşur. Diğer yandan, elektrik hattındaki salınımlar ölçme sinyaline etkirler. Üstüne üstlük 50 Hz’lik sinyal voltajı diğer elektrikli cihazlardan ölçme sinyaline etkiyen gürültüler (noise) yaratır…

1832 yılında kendi teorisini ispatlamak için bizzat Faraday tarafından yapılan ilk deney ve iyileştirmeler 186 yıllık hikâyesi süresince devam etti ve karşılaşılan her problem tek tek çözülerek günümüze gelindi. Hâlâ bu konudaki iyileştirmeler insanoğlunun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmek için devam etmekte. Bir nevi medeniyetin gücü denilen bilgi duvarını tek tek tuğlalar koyarak yükseltmenin ne kadar önemli olduğu bu örnek ile apaçık görülmekte.

Bu hikâye biz gibi teknolojiyi yakalama gayreti gösteren ülkelerin sihirli değnek arama gayretlerinin ne denli saçma olduğunun çok net bir göstergesidir. Teknolojik ilerlemenin daha anlamlı ve mümkün olabilmesi için bilgiye daha fazla değer verilmeli ve bu işlerle uğraşanların mümkün olduğunca “bence” ile başlayan cümlelerden kaçınmaları gerekir…

53 yıllık serüveni boyunca her gün yeni bir tuğla ile örüp yükselttiği bilgi duvarı ve hafızasını daha da büyütüp derinleştiren Duyar Vana, gelecekte daha saygın ve vurucu çalışmalarıyla varlığını daha etkili bir şekilde sürdürecektir. Duyar Vana’nın insanlık, bilim dünyası ve ülkemiz için nice güzel çalışmalar yapması dileğiyle…

Not: Bu yazıyı okuyanların tek kelime ile “okudum” notunu veya varsa görüş ve önerilerini e-posta (bilal.aydemir@duyarvana.com.tr) ya da mesaj ile bildirmelerini rica ederim.

Kaynaklar

  1. Gülbaz, Y. K., Endüstriyel Ölçme ve Kontrol, (1994), İstanbul, İ.T.Ü.
  2. http://www.tesisat.org/vanalar-ve-vana-secimi-ile-ilgili-hesaplar.html
  3. Topçu R.A., Su Medeniyettir, Medeniyet Su ile Yeşerir, (2016), İstanbul, Adell.

* Müren: Akarsu, dere, ırmak.

Devamını Oku

Vanalar

Yangın koruma sistemlerinde yerli güç: Duyar Vana

Yayın Tarihi:

on

Duyar Vana 1965’ten beridir sektörünün en kaliteli, en güvenilir ve en yenilikçi ürünlerini üretmeye devam ediyor. Yangın koruma sistemlerinde de geniş ürün yelpazesine sahip olan Duyar, Esenyurt’ta 15 bin metrekare kapalı alanda yer alan üretim tesisleri, Ataşehir’de bin metre kare alana sahip sprinkler üretim tesisi ve Gürpınar’da 8 bin metrekare üzerine kurulu, Türkiye’nin tam otomasyon ile üretim yapan sayılı dökümhanelerinden birinde üretim süreçlerini devam ettirmektedir.

Duyar Vana yangın koruma sistemleri grubunda 12 farklı ürün bulunmaktadır.

Duyar sprinkler, kullanımı kolay ve son derece güvenlidir. Sprinkler, özel olarak tasarlanan boru ağı üzerine korumaya ihtiyaç duyulan alanı kapsayacak şekilde yerleştirilir. Sızdırmazlık elemanının önemli parçalarından biri olan cam tüp içindeki sıvı yangın tarafından üretilen sıcaklık nedeniyle genişler ve patlar. Yangın esnasında ortam sıcaklığı beklenen maksimum ortam sıcaklığının 30°C üzerindeki sıcaklıklarda seçilmesi gereklidir. Yangın üzerindeki sprinkler cam tüpünün patlaması ile basınç altındaki su deflektöre (dağıtıcı) çarparak yangın üzerine püskürtülür. Sadece yangın esnasında sıcaklık artışı olan sprinkler patlar ve su akışı sağlanır.

Pendent Sprinkler: Duyar pendent sprinkler ürünü asma tavan olan veya aşağı yönlü sprinkler kullanımı uygun olan alanlarda tercih edilmektedir. Su aşağı yönlü konik olarak genişleyerek atış yapar. Rozet ile birlikte de kullanılabilen bu ürün hem standart tepkimeli hem de hızlı tepkimeli olarak üretilmektedir. Ürünün kullanım alanları; konut, otel, hastane, AVM, yurt ve iş merkezleridir. Pendent sprinkler ürünü sulu yangın söndürme sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE, CE, FM, UL ve LPCB sertifikaları bulunmaktadır.

Upright Sprinkler: Duyar upright sprinkler ürünü asma tavan olmayan alanlarda deflektör kısmı yukarı gelecek şekilde montaj yapılabilen bölümlerde tercih edilmektedir. Su deflektöre çarparak aşağı yönlü konik olarak genişleyerek atış yapar. Konut, otel, hastane, AVM, otopark, yurt ve iş merkezi gibi projelerde kullanılmaktadır. Islak, kuru ve ön tepkimeli sistemlerde kullanılırlar.

Ürüne ait TSE, CE, FM, UL ve LPCB sertifikaları bulunmaktadır.

Sidewall Sprinkler: Duyar sidewall sprinkler ürünü asma tavan olmayan ve borulamanın tavanda gözükmeyeceği yerlerde tercih edilmektedir. Montajları duvar üzerine yapılır. İleri ve aşağı yönlü atış yaparlar. Sadece ıslak sistemlerde ve düşük-orta tehlike sınıflarında kullanılır. Konut, otel, hastane, yurt, AVM gibi projelerde kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE, CE, FM, UL ve LPCB sertifikaları bulunmaktadır.

Islak Alarm Vanası: Islak alarm vanası suyun donma ihtimali olmayan uygulamalar için dizayn edilmiştir. Borular içinde basınçlandırılmış halde bekleyen su, sprinklerin yangın nedeniyle devreye girmesi sonucunda yangın bölgesine deşarj olur. Basınçlı su sistemi sürekli olarak beslenirken aynı anda geciktirme hücresini de doldurur. Hücre dolduktan sonra hücre üzerindeki basınç anahtarı tetiklenir. Basınç anahtarı yangın ihbar sistemine veya otomasyon sistemine alarm bilgisini ulaştırır. Basınç anahtarı tetiklendikten sonra su, su motorlu gonga ulaşır ve mekanik alarm verilmesini sağlar. Tüm ıslak borulu sistemler için özel olarak üretilmiştir.

Ürüne ait TSE, FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

Kuru Alarm Vanası: Kuru borulu sprinkler sistemi, boruların ve sprinklerin donma sıcaklığına maruz kalabileceği yerler, örneğin ısıtılmayan depolar, garajlar, otoparklar, çatı katları ve mağazalar için dizayn edilmiştir. Sprinkler tesisatında su yerine hava veya nitrojen gazı bulunur. Diferansiyel tip kuru alarm vanası özel klapesi sayesinde düşük basınçta hava ile yüksek basınçta suyun sisteme girişini engeller. Herhangi bir yangın anında patlayan sprinkler sebebiyle sistemdeki diferansiyel oran bozulur ve klapenin açılmasına sebep olur. Basınç anahtarı yangın ihbar sistemine veya otomasyon sistemine alarm bilgisini ulaştırır. Basınç anahtarı tetiklendikten sonra su motorlu gonga ulaşır ve mekanik alarm çalmasını sağlar. Tüm kuru borulu sistemler için özel olarak tasarlanmıştır.

İzlenebilir Kelebek Vana: Bölgesel kontrol vanası olarak tanımlanırlar. Mahal içi zonları birbirinden ayırmak (kontrol etmek) için, su besleme hatları üzerinde kesme vanası olarak kullanılırlar. Kesme veya kontrol amaçlı olarak kelebek vana veya yükselen milli vana kullanılır. Yangın sistemlerinde kullanılan tüm vanaların konumu görülebilir ve elektriksel olarak izlenebilir olmalıdır. Kelebek vanalar dişli kutulu volanlı tiptedir. Kelebek vanaların izleme anahtarı vana içindedir ve üzerinde açık kapalı konum göstergesi bulunur. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.  

Test & Drenaj Vanası: Sprinkler sistemlerindeki test ve bakımların yapılabilmesi amacıyla kullanılan vanalardır. İçindeki değişik ölçülerdeki orifis sayesinde sadece bir sprinklerden geçen akışa eşit akış oluşturarak, bir sprinkler su akışı durumunda hatlardaki alarm cihazlarının kontrol amaçlı testlerinin yapılması sağlanır. Sistemdeki en küçük sprinkler ve test drenaj vanasının orifis çapları eşit olmalıdır. Vana konumu değiştirilerek drenaj vanası olarak borulardaki suyun boşaltılması için de kullanılırlar. Akışın gözlenebilmesi için üzerinde gözetleme camı bulunur. İçindeki değişik ölçülerdeki orifis sayesinde sadece bir sprinklerden geçen akışa eşit akış oluşturarak, bir sprinkler su akışı durumunda hatlardaki alarm cihazlarının kontol amaçlı testlerinin yapılması sağlanır. Sistemdeki en küçük sprinkler ve test drenaj vanasının orifis çapları eşit olmalıdır. Vana konumu değiştirilerek drenaj vanası olarak borulardaki suyun boşaltılması için de kullanılırlar. Akışın gözlenebilmesi için üzerinde gözetleme camı bulunur. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

OS&Y Vana: Bölgesel kontrol vanası olarak tanımlanırlar. Mahal içi zonları birbirinden ayırmak (kontrol etmek) için, su besleme hatları üzerinde kesme vanası olarak kullanılırlar. Kesme veya kontrol amaçlı olarak kelebek vana veya yükselen milli vana kullanılır. Yükselen milli vanalar; tam açık konumunda düzgün akışı bozmayan, açık konumu milin yukarı aşağı hareketi ile gözle izlenebilen, izleme anahtarı takılarak elektriksel izleme yapılabilen sürgülü vana tipidir. Kelebek vanalara oran ile daha az hidrolik kayıp oluştururlar. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

NRS Vana: Ana hatlar ve hidrant sistemlerinde toprak altı su hatlarını kesmek ve kontrol etmek amaçlı kullanılan vanalardır. Açık/kapalı konumu görülebilen post indikatörleri ile birlikte kullanılabilir. Yer altında post indikatörü ile birlikte kullanılması durumunda vana odasına gerek duyulmaz. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Ürüne ait FM ve UL sertifikaları bulunmaktadır.

Akış Anahtarı: Sprinkler sistemlerinde, herhangi bir sprinklerin devreye girmesi durumunda, oluşan akış ile sisteme elektriksel bilgi göndermek amacıyla kullanılır. Yanlış alarmı önlemek için geciktirme üniteleri mevcuttur. 90 saniyeye kadar geciktirme yapabilirler. Tüm sulu yangın sistemlerinde kullanılmaktadır.

Yer Üstü Yangın Hidrantı: Yer Üstü Yangın Hidrantları, riskli alanlarda yangın durumunda yetkililerin su ihtiyaçlarını karşılamaları ve yangına hızlı müdahale edebilmeleri için tasarlanmıştır. Hidrantlar, iki çıkışa sahip döküm gövde, vana mekanizması ve bu mekanizmaya kontrol eden milden oluşmaktadır. Tüm sulu yangın sistemlerinde, yangın tesisatlarında kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE belgesi bulunmaktadır.

Yer Altı Yangın Hidrantı: Yer Altı Yangın Hidrantları, sulama ağızları zeminin altında ve kapağı yer üstünde olan hidranttır. Hidrant vanayı kumanda eden mil, otomatik boşaltma vazifesi gören yaylı çek valf ve ana gövdeyi oluşturan döküm parçalar ve hortum bağlantı rakorundan (kurt ağızı) meydana gelmektedir. Hidrant anahtarı yardımıyla mil kumanda edilerek açma kapama işlemi gerçekleştirilir. Gövde üzerinde bulunan yaylı çek valf su kullanımı olmadığı zamanlarda hidrant içindeki suyu boşaltarak soğuk havalarda donmayı engellemektedir. Tüm sulu yangın sistemleri, sulama sistemleri ve yangın tesisatlarında kullanılmaktadır.

Ürüne ait TSE belgesi bulunmaktadır.

Devamını Oku

Vanalar

Korozif akışkanlar için dizayn edilmiş PFA kaplı vanalar ve pompalar

Yayın Tarihi:

on

PFA (perfluoroalkoxy) olarak bilinen termo-fluroplastik kaplama malzemesi, pompa, vana ve tanklarda kullanılan, özel alaşımlı yüksek maliyetli malzemelere alternatif oluşturmaktadır. PFA; basınçlı sinterleme olarak işlenen PTFE’nin yerini büyük ölçüde almıştır. PFA; oldukça şeffaf bir malzeme olduğu için kalite-kontrol prosedürlerinin uygulanmasında büyük kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca PFA’nın yoğun bir moleküler yapısı olduğu için PTFE’ye göre geçirgenlik katsayısı daha düşüktür. Diğer bir deyişle, bazı kimyasalların malzemeye nüfuz ederek korozyona yol açmasına karşı, PFA malzeme PTFE’ye göre daha dayanıklıdır. Bu özellik bariyer etkisi olarak adlandırılabilir.

PFA’nın Bariyer Etkisi

Klor, brom ya da flor içeren ürünler malzemeye nüfuz ederler ve korozyona sebebiyet verirler. PFA; her ne kadar yüksek bariyer etkisine sahip olsa da 3 mm kalınlığına sahip kaplamalarda başarılı bir servis ömrü gösterememiştir ve malzemede zamanla korozyon oluşmuştur, dolayısıyla ekipmanın metal kısmının hasarlandığı gözlemlenmiştir. Yapılan çeşitli çalışmalarda/deneylerde 5 ya da 6 mm kalınlığındaki kaplamalarda çok daha uzun servis ömrü gözlemlenmiştir. Bu genel bir durumdur ve küre vanalar için bu kalınlık değeri geçerlidir. Pompa gövdelerinde standart olarak 5-6 mm kalınlığında kullanılan PFA kaplamalar da gözlemlenebilir. Pompa mili, izolasyon kovanı, manyetik taşıyıcıları gibi pompalarda kullanılan ıslak yüzeylerde fonksiyonel nedenlerden ötürü malzeme kalınlığı arttırılamamaktadır.

Yüksek Geçirgenlik Direnci

Geçirgenliğe / nüfuza karşı daha dayanıklı malzeme temin etmek için birçok çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaktadır. Malzeme mühendisleri, -60°C ile +200°C arasında PFA ile aynı kimyasal ve sıcaklık dayanımlara sahip, PFA’ya göre nüfuza karşı daha dayanıklı ve ayrıca erime sürecine de uygun bir malzeme bulmaya odaklanmışlardır. Sonuç olarak da PFA-P (P, permeation yani nüfuz anlamına gelmektedir) malzemesinin bu amaçlı kullanıla bileneceğini bulmuşlardır.  Taşıyıcı polimer olan PFA, malzemeyi korozyona dirençli dolgu malzemesiyle zenginleştirir. PFA-P malzemesinin elektrik akımına karşı yüzey direnci PFA’ya benzemektedir. Saf PFA, pompa, vanalarda kaplama malzemesi olarak kullanıldığında -60°C ile +200°C arasında ve vakum ile 25 bar arasında çalışma olanağı vermektedir.

Geçirgenlik direncini test edebilmek adına, klorin gazı ile 7 bar ve 150°C’de bir test yapılmıştır. Testte farklı et kalınlıklarına sahip PFA-P ve saf PFA karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak; PFA-P malzemesinin, saf PFA’ya göre nüfuz oranı yaklaşık yarısıdır. Bu durum kritik, yüksek sıcaklıklarda çok daha net görülmektedir.

Bazı Örnekler

150 °C sıcaklıkta, monoklorasetik asit çözeltisi ile özel malzemeden imal vanalar ve DN25 ölçüsünde PFA-P malzemeli Richter Pumps & Valves üretimi KN/F-P modelindeki vana test edilmiştir. 18 ay boyunca sürekli kullanım sonrasında, KN/F-P modelinde vananın problemsiz şekilde çalıştığı gözlemlenmiştir. Dahası PFA-P malzemeli vananın maliyeti özel malzemeli vanaya göre çok daha düşüktür. PFA-P kaplı KN serisinde vanalar geniş kullanım alanlarına sahiptir ki -60°C ile 200°C, 1 mbar’dan 16 bar’a kadar kullanılabilirler.

KN serisi vanaların ölçüleri DN15’ten DN200’e kadar ya da ½” ‘den 8” ‘e kadar değişmektedir. Flanşlar ISO 5752-1/7005-2 ve ANSI B16.10/B 16.5 Cl.150 standartlarına uygun üretebilmektedir. PFA, FEP, anti statik PFA-L ve PFA-P malzemeleri kaplama malzemesi olarak piyasada bulunmaktadır. Richter, yaşanan sorunları analiz ederek PFA-P malzemenin uygulama bazında gerekip gerekmediğine karar vermektedir. Birçok uygulamada, PFA ya da PTFE kullanmak yerine PFA-P kaplı parçalar kullanılırken ana parçalarda PFA malzemesi tercih edilmektedir. Uygulamaya bağlı olarak, KN serisi vanalar PFA ya da Al2O3 küre ile kullanılabilmektedir.

Pompalarda Kullanımı

PFA-P, kaplama malzemesi olarak pompalarda da kullanılır ve bu şekilde pompaların ömrünün uzamasına katkı sağlar. Örnek vermek gerekirse; 50 °C’de trifloroasetik asit çözeltisi ile çalışan PFA kaplı manyetik bir pompada, 3 ay sonunda çözeltinin kaplamaya nüfuz etmesinden kaynaklı sorunlar çıktığı gözlemlenmiştir. Pompanın kaplı iç metalik aksamı korozyona uğramış ve döner kısımda sıkışma meydana gelmiş. Aynı pozisyonda PFA-P kaplı MNK pompa 12 aydır problemsiz şekilde çalışabilmiştir. MNK serisi, 1 ile 375 m3/saat debiyi ve maksimum 145 metre basma yüksekliğini karşılayabilmektedir. Bu serideki pompalar akuple ya da kaplinli şekilde -60°C ile 200°C sıcaklık aralığında ve 16 bar’a kadar ya da bazı ilave aksesuarlarla 25 bar’a kadar çalışabilmektedir. PFA/PTFE, antistatik PFA/PTFE, yeni PFA-P ve PP/PE-UHMW kaplama malzemesi olarak kullanılabilmektedir. Akışkan ile temas eden ıslak yüzeylerin hepsi, metalik olmaya